Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
472
 

Aile hekimliği kimin işine yaradı ?

Aile hekimliği kimin işine yaradı ?
 

AİLE HEKİMLİĞİ BİMECESİ


Yaklaşık iki yıl önce pilot uygulamalarla başlayan ''Aile Hekimliği '' kurumu, bugün, içinden çıkılamaz bir hal almıştır.

Sağlık Bakanlığınca kişiye yönelik özel sağlık proğramlarını uygulamak için görevlendirilen doktorların bazılarında, para kazanma hırsıyla gelişen olumsuz olaylar, hastaları zor durumda bırakmaktadır.

Aysbergin görünmeyen yüzünü teşhir etmeden önce aile hekiminin asli görevlerini hatırlatmakta yarar vardır.

Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek, hizmet içi eğitimlerini sağlamak ve Bakanlıkca yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.

Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp, kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir ekip anlayışı içinde sunar.

Aile hekimi,

''Çalıştığı bölgenin sağlık planlamasının yapılmasında İlçe Sağlık İdaresi ile işbirliği yapmak,
Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları İl/İlçe Sağlık İdaresi birimine bildirmek,
Kişiye yönelik rehberlik, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini vermek, kişilerin periyodik muayenelerini (meme kanseri, rahim kanseri taraması vb.), ruh sağlığı hizmetlerini ve yaşlı sağlığı hizmetleriniyerine getirmek,
İlk kayıtta ev ziyareti ile kendisine bağlı kişilerin sağlık durumlarının tespitini yapmak ve Bakanlığın öngördüğü sıklıkta ev ziyaretlerini tekrarlamak,
Çalıştığı mekanda ve gerektiğinde evde birinci basamak kişiye yönelik koruyucu sağlık, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek,
Kişiye yönelik Bakanlıkca yürütülen özel sağlık programlarını yürütmek,
Birinci basamakta tanı ve tedavisi yapılamayan hastaları sevk etmek, sevk edilen hastaların geri bildirilen muayene, tetkik, tanı, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirmek, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde bakımın koordinasyonunu yapmak,
Temel laboratuar hizmetlerini vermek veya verilmesini sağlamak,
Aile sağlığı uygulamaları ile ilgili kayıt tutmak ve gerekli bildirimleri yapmak,
İlk yardım ve acil müdahale hizmetlerini vermek veya verilmesini sağlamak,
Gerektiğinde kişiyi kısa süreli gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapmak,
Gerektiğinde aldığı uzmanlık eğitimi ve bu eğitim sırasında yaptığı rotasyonlar çerçevesinde hastayı yatırarak tetkik ve tedavisini yapmak, Kronik hastalığı olan kişilerin gerekli sıklıkta takibini yapmak,
Özürlü kişilere yönelik sağlık hizmetlerini yürütmek,
Doğum öncesi, doğum sonrası loğusa ve bebeğe beraber izlem yapmak, İle yetkili ve görevlidir.''
Denilmektedir.Ancak, bir hafta önce ''Aile Hekimi''ne başvuran bir yakınımın başından geçen olayları incelediğimizde madalyonun diğer yüzünün hiç de öyle olmadığı anlaşılmaktadır.

Hasta, kendi insiyatifi dışında belirlenen mahallesindeki sağlık ocağı bünyesindeki aile hekimine (?) belirli dönemlerde yaptırması gereken, kolestrol, şeker, romatizma gibi labaratuvar tetkikleri için başvurur.

Hastayı daha önceden de tanıyan ve sorunlarını bilen doktor, sadece bir adet tetkikinin yapılabileceğini söyler.

Hasta, itiraz etse de hiçbir makul açıklama getirilmeden azarlanır ve yalnız kolestrol tetkiki için kanı alınır, evine gönderilir.

Bu durumu hazmedemeyen mağdur, Sağlık Bakanlığının 184 nolu şikayet telefonunu arayarak derdini anlatır. Konuyla ilgili açılan soruşturma safhasında şu ilginç saptamalar ortaya çıkar :

1-Sözü edilen hekimler, ''Aile Hekimliği'' uygulaması başlamadan önce, normal sağlık ocağı pratisyen doktoru olarak aylık: 1.250 Ytl almaktaydılar.

Uygulamaya,
kendi istekleriyle katılarak ve ilgili sorumlu sözleşmeleri imzalayarak aile hekimi olduktan sonra ise, aylıkları:6000 Ytl'civarında bir rakama ulaşmıştır.

2-Bu yükselen maaşları karşılığında, yukarıda sayılan görevleri full-time çalışmak koşuluyla kabul etmişlerdir.

3-Hasta sayıları belirli bir limitin üzerine çıkınca da ek ödeme almaya başlamışlardır.

4-Mağdur hastayı, sadece bir adet labatatuvar tetkiki yapmaya zorlamalarının nedeni de ''Tetkik limitini''aştıklarında, gelirlerinden küçük bir meblağ kesilmektedir.

5-Yüksek maaşı almalarının ''velinimeti ''olan hastalarına küçük çıkarlar uğruna ''Tetkik'' işkencesi yapılmaktadır.

7-Bu maddi çıkarlarını açıkca ifade edemediklerinden, çözüm yolu olarak hastayı ''Azarlayıp'' evine göndermekte bulmuşlardır.

Hastaların daha önce hak etmiş oldukları muayene hakları da böylece ''Gasp edilmektedir.''

Devlet hastanelerinde yatan hastaların ''İlaç sıkıntısı'' gündemdeyken adına ''Devrim '' denen yeni bir ''Üvey Aile Hekimliği'' faciası hasıl olmuştur.

Sağlık Ordusunun da içinden çıkan bu çürük yumurtaların kokuşmuşluğu dürüst ve Hipokrat yeminine sadık doktorlarımızı da yaralamakta ve incitmektedir.

Yeterince olgunlaşmadan, bir telaşla ortaya atılan bu naylon devrimler nedeniyle insanımız kobay gibi kullanılmaktadır.

Şikayetler had safhaya ulaşmış olup Sağlık Bakanlığımızın kanayan bu yarayı ne zaman onaracağı da merak edilmektedir.

Unutulmamalıdır ki bugün, insanımızın en büyük sorunları, sağlık ve eğitim alanında yatmaktadır.



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

buradada bizler aile hekimliginden yararlaniyoruz ancak hic bu sekilde sorunlar yasamiyoruz hersey yerli yerince ve rayinda ilerliyor.Ama nedense TR de bir kargasa bir problem olmus gitmis.Bence bizler getirilen hizmetlerin aslinda ne oldugunu tam olarak bilmiyoruz.Bundan kaynakli olacakki insanlarin onlerine bir hizmetin nasil kullanilacagini ogretmiyorlar ve ogretmeyede calismiyor.Bence uygulamaya alinacak olan isin ilk once egitmi verilmeli tanitimi yapilmal sonrada o uygulamaya gecilmeli .Hayir birde pilot sistemlere baktigimiz zaman genelde egitim duzeyi yuksek sehirlerde butur uygulama yapiliyor.bu hicbir zaman dogru bilgi vermez

sekerpinari 
 20.01.2008 2:29
Cevap :
Tesbitin çok doğru ...Pilot il Denizli seçilmiş.Bunun yerine Siirt,Arhavi olamaz mıydı ?..Önce ahlak ve erdem gerekir...Para hırsından soyutlanmış doktorlar böyle yapmıyor...Onlar da azınlıkta...Vatandaşın tepkisi şart...Sevgilerimle...  20.01.2008 14:12
 

Hastalara potansiyel müşteri gözüyle bakıldığı müddetçe bu sorun çözülemez.Hipokrat yemini eden tüm doktorlara sesleniyorum.Hastalarınıza müşteri gözüyle bakıp onların hakkını yiyiyorsanız,gereken müdahaleleri yapmıyorsanız inşallah bunun hesabını cehennemde verirsiniz.Ağabeyim olanların hepsinin başı aslında eğitim.Biz millet olarak bunu göremiyoruz.Eğitime gereken önem verilmiyor.Gereken önem verilmeyincede topluma saygılı ve faydalı kişiler yetiştiremiyoruz.Saygıarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 20.01.2008 0:12
Cevap :
Sevgili kardeşim,MB'de bile dikkat ederseniz halkın eğitimine yönelik konular okuyucu bulamıyor...Tepkisiz ve nemelazımcı toplumlar layık olduğu biçimde yönetiliyor.Sizin gibi duyarlı insanlar da ''ah edip vah etmekle ''ömrünü tüketiyor.Her köşede açılan para tuzağı dersanelerin iflasa gidenlerin yerine özel poliklinikler;uyduruk özel hastaneler (?)açılıyor.Vatandaşımız ''Hastalık hastası olmuş''Nerede beleş oraya yerleş hesabı,sahte yeşil kartlılardan geçilmiyor...Bizler yazmazsak,insanlar tepkisiz kalırsa daha kötü günler bizleri bekler...Teşekkürler...Sevgiler...  20.01.2008 14:18
 

Çok önemli bir konuyu buraya taşıdığınız için teşekkürler. Biz de henüz uygulama başlamadı ve başlamasını da istemiyorum. Hiç tanımadığım bir doktora özellikle çocuğumun sağlığını emanet edebileceğimi sanmıyorum. Doktor vaaaar, doktor var. En azından hasta olarak doktorumu seçmek isterim ve bu benim hakkım diye düşünüyorum. Saygılarımla...

moonlight1 
 19.01.2008 23:48
Cevap :
Uzmanlık sınavlarında başarısız olmuş ve yıllardır sağlık ocakların ''Demir Atmış'' ilaç tüccarlarının direktifleriyle sözümona sağlık dağıtan (bazı )dr.'lara teslim edilemeyecek kadar hassas bir konudur sağlık...Sağlık Bakanlığı da ne yaptığını bilemez bir durumda...Denetim yok !..Tepkisiz koyunlaşmış toplum katmanları nedeniyle de istedikleri gibi at oynatıyorlar...Susmak çözüm olamayacak...Sustukça sıra, kişinin kendisine de gelecek...184 no'lu telefona şikayet ederek ve yazarak bu duruma tepkimizi dile getirmeliyiz.Teşekkürler...Saygılar öğretmenim...  20.01.2008 14:37
 

Hastayı azarlamak, aşağılamak, dinlememek, hafife almak... bütün bunlar, bir çok olumsuz nitelemeleri aşan ve kanaatimce "İnsanlık Suçu" olarak nitelenebilecek bir meslek hastalığıdır... Hızla yayılmaktadır. Bu hastalığın kaynağı; maddi tatminsizlik değil, ruhen, psikolojik bakımdan, değerler sistemi bakımından... insanlıktan nasiplenememedir. Keçinin insandan daha değerli olduğu bir toplumsal yapıdan gelmiş insanlara insanı ve insanlığı teslim ediyorsunuz... Daha ne bekleyebiliriz ki? Bu güzel yazınıza yorum fırsatı verdiğiniz için teşekkürlerimle saygılar sunuyorum.

Kaliteli Yaşam 
 19.01.2008 14:58
Cevap :
Utanmadan bir de adına AİLE hekimliği demişler...Kurnaz tüccarların yönettiği ülkemizde,''uyanık '' olmayanın işi zor !..Toplumun yüzde doksanı bu sıkıntıları yaşıyor...Bu tür yazıları okumak ve yazmak ve de tepkisini dile getirenlere destek vermekten aciz ''Güruhlar'' sürünmeye mahkumdur....Saygılarımla...  19.01.2008 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1570
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster