Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kaygı Terapisti ve NLP Uzmanı Burcu Polatdemir

http://blog.milliyet.com.tr/yasamsenin

05 Ağustos '19

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
28
 

Aile İçi Paylaşımlar

Hepimizin bildiği gibi aile kavramı iki kişinin kurduğu akitle başlar. Çoğu günümüz evliliğinde; eşler evlendikleri andan itibaren ortak karar alarak dünya evine girerler. O andan itibaren de hayat arkadaşı denir çiftlerden her birine . Aileye yeni bireyler eklendikçe hayatın müşterek görünen tarafları  gitgide daha bir görünür olmaya başlar. Gelin görün ki hayat bazen tahmin ettiğimiz müşterekliğini  çiftlere  göstermeyebilir.. Örneğin;  Öncelikle beylerden başlayalım.. Eğer küçük bir çocuğunuz varsa anne çocukla 24 saatini geçirirken siz ona nasıl destek olabiliyorsunuz bir baba olarak? Anneye yardım mı ediyorsunuz yoksa babalık görevini mi yerine getiriyorsunuz?

Genelde aileye yeni bir birey katıldığında hormonel olarak anneler çocukla nispeten babadan daha fazla zaman geçirir bebeği besleyebilmek , güven ve sevgi bağlarını kuvvetlendirmek için.Fakat bu süreç geçtikten sonra babalar genelde bunun normal bir süreç olarak ömür boyu devam edeceğini düşünebilir.Hatta anneye iyi yardım ettiklerini,işlerini kolaylaştırdıklarını söylerler.Bu elbetteki güzel  bir paylaşım . Burada şöyle bir soru çıkıyor? Babalar annelere  yardım mı ediyor  yoksa zaten babalık yapmak demek bu görevin bütünü desek daha mı doğru olur. Anneye yardımda bulunan erkek ,annenin iyiliği için mi yapar bunu yoksa zaten baba olduğu için mi? Biraz karmaşa var bu konuda  kültürümüz tarafından bize dikte edilen taraflar da var elbetteki. Çocuğa anne bakar anlayışı.. Kesinlikle bebeğin belli bir dönemi  için tartışmasız bir gerçektir .. Peki ya sonrası?

Bazı babalar belki bunu okuyunca tepki verebilirler..  Anne zaten bebekle evde biz tüm gün çalışıp eve geliyoruz zaten yorgun oluyoruz vs vs .. Evet ama ebevenliğin de sadece anneye yüklenilmesi için oldukça ağır bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Üstelik anne bir de çalışmaya başladıysa doğumdan sonra çok kaçacak bir yerde kalmıyor babalara.. Çocuğun;  ister kız çocuğu olsun ister erkek;  anneye olduğu kadar babaya da  ihtiyacı var.(Bunu var olan aile düzeni için söylüyorum tek başına çocuk yetiştirmeye çalışan  annelere de değineceğim) Anneden öğrendikleriyle babadan öğrendikleri aynı olmaz olamaz. Ortak kural ve davranış biçimlerinden bahsetmiyorum çocuğa düzen konusunda anne ve babanın ortak kullandığı bir dil olması ; gereken bir husustur. Bunun için babanın da çocuğa iyi bir model olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir.

Doğduğumuz andan itibaren fiziksel beslenmeye ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgiye de ihtiyaç duyarız. Emzirme ve fiziksel ihtiyaçları karşılanırken anneyle çok sık zaman geçiren çocuk sosyalleştikçe babadan da çok şey öğrenir. Sosyal tarafımız ,hayata karşı kazanılan iktidar ,iç kuvvetimiz babadan aldığımız modelle şekillenir.Şefkat ve sevgi ihtiyacımız da sağlıklı anne-çocuk ilişkisiyle şekillenir.Kız çocuğu sadece anneden anne rolünü öğrenmez örnek erkek olarak da babayı görür. Erkek çocuk için de ileride karşılaşacağı tüm kadınlarla ilişkisinde bu ister iş ister duygusal ilişkisi olsun kadınlara olan bakış açısının belirleyicisidir. Tüm sevgi alışverişi anneden aldığı ne varsa bu ilişkiyle sevgide alma-verme dengesini oluşturur.

Çocuğunu tek başına büyüten annelere de buradan seslenmek isterim. Onlar çoğu zaman normal düzendeki durumdan çok daha çaba sarfeden bu durumda daha yorgun taraf oluyorlar iki tarafın görevini de sağlıklı şekilde yönetmeye çalışıyorlar o yüzden de çoğunu buradan emekleri için tebrik ediyorum  çocukları için  güçlülükle ayakta kalabildikleri için. Dolayısıyla çocuk büyütmek ne anneye verilen bir yük ne de babanın arada bir ‘anneye yardım’ etmesidir. Hepimiz kendimizin bir parçası modeller bırakıyoruz bu dünyaya.. Ne kadar faydalı parçamız kalırsa ne mutlu..

Mutlu günler..

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 142
Kayıt tarihi
: 12.04.15
 
 

Merhaba, İstanbul Üniversitesi mezunuyum. NLP  (Sinir Dili Programlaması) ile önce kendi hayatımı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster