Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '19

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
83
 

Aile Sırları: Yalanlar Kuyusu

İstanbul Devlet Tiyatrosunda sergilenen Aile Sırları oyunu, bu sezonun en iddialı oyunları arasında yer alıyor. Orijinal adıyla August: Osage County olarak bilinen Aile Sırları, Aslı Önal'ın çevirisiyle tiyatroya taşınıyor. Oyunun yönetmenliğini Bilge Emin üstleniyor. Oyuncu kadrosunda ise Hülya Gülşen, Mine Tüfekçioğlu, Engin Delice, Şamil Kafkas, Zeynep Köse, Esra Yaşar, Sibel Yıldırım, Begüm Mısırlı, Emre Yeşilöz, Tuba Gürzumar, Cem Sergit, Ömer İvedi yer alıyor. Bir ailenin yaşamından izlenim sunan Aile Sırları, kalabalık oyuncu kadrosuyla ön plana çıkıyor.

Babalarından haber alamayan üç kız kardeşin, aile evinde toplanmasını ve akabinde gelişen olayları konu alan oyunumuz, iç içe geçen hikayeleriyle seyircinin dikkatini çekiyor. İlaç bağımlısı ve ağız kanseri olan Violet (Hülya Gülşen), aksi ve depresif bir anne rolüyle bütün dikkatleri üstüne çekiyor. Oyunumuz bizlere bir ailenin sırlarla dolu geçmişini gözler önüne seriyor. Oyunun iyi ve kötü yönlerinden bahsedecek olursak şunları söyleyebiliriz:

İyi yönleri

- Oyunun dekor tasarımı oldukça başarılıydı. Özellikle sahneyi doğru şekilde kullanmanın inceliklerini yerine getirmeyi başarmışlar. Sahnenin bu yapısı seyircinin oyuna olan ilgisini de çekiyor aynı zamanda. Sahne tasarımındaki detaylar ilgi çekici özellikler barındırıyor. Çatı katına kadar ele alınan dekor büyük bir emeğin ürünü olduğunu ispatlıyor.

- Işık kullanımı doğru zamanlarda kendini iyi şekilde belli etmiş. Sarı, Mavi, Kırmızı tonların yer yer hakim olduğu sahne büyüleyici bir atmosferi çağrıştırıyordu. Sarı renk normalde sahnede çoğu zaman göz yorar. Ancak bu oyunda sarı renk göz yormuyor aksine ailenin sahip olduğu renklerden birini ifade ediyor.

- Hülya Gülşen tam anlamıyla bütün alkışları hak ediyor. Oyunu neredeyse tek başına göğüsleyip toparlayan, mizahi unsurları en iyi şekilde seyirciye yansıtan usta bir oyuncu kendisi. Oyundaki ani çıkışları, anlık duygu değişimleri şaşırtıcı derece başarılıydı. Sözünü kimseden sakınmayan, deli dolu, sert mizaca sahip bir karakter olan Violet'i iyi bir şekilde yansıttığını söyleyebiliriz.

- Evin büyük kızı Barbara (Zeynep Köse), annesiyle birlikte girdiği tartışmalarla evdeki otoritesini ön plana çıkarıyor. Barbara'nın annesine meydan okuması, evliliğinde yaşadığı sorunlarla baş etmeye çalışması, babasına duyduğu özlemi onun güçlü yönlerinden birkaçı sadece. Oyunun sürükleyiciliğine destek veren karakterlerden biriydi Barbara. Bu açıdan başarılı olduğunu düşünüyorum.

- Oyundaki mizahi unsurlar da dikkat çekiciydi. Özellikle Violet ve kız kardeşi Mattie Fae'nin (Mine Tüfekçioğlu) mizahi yönleri birbiriyle oldukça uyumluydu. Steve'in (Cem Sürgit) mizahi açıdan oyuna katkısı oldukça büyüktü. Karen (Sibel Yıldırım) ile bu konuda birbiriyle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz.

- Enstrümanlı müziklerin oyuna olumlu bir katkı sağlamış. Duygu yoğunluğunu yansıtma açısından doğru bir seçim olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sözsüz rock müzik oyunla hiç uyumlu değildi. Bu yanlış müzik tercihi göze batıyor ne yazık ki.

- Merdiven metaforu çok hoş bir detaydı. Annenin sürekli merdivenden inip çıkması aslında ailedeki sorunları işaret ediyordu. Merdivenleri inip çıkarken takılmaları, sürekli düşecekmiş gibi yürümesi aslında aile içindeki sorunların gelgitli yapısını ifade ediyor bence. Annenin sürekli sigara içmesi aynı şekilde sorunlarından kaçmak istediğinin altını çiziyor. Violet'in sürekli sigara içmesinin sebebi bağımlılığından kurtulamadığını ve bu bağımlıktan keyif aldığının işareti aynı zamanda.

Kötü yönleri:

 - Hizmetçi Johnna (Tuba Gürzumar) çok gereksiz bir karakterdi. Oyunda neden vardı, var olma amacı neydi cevabını bulamadık. Çok tatlı, sempatik bir yönü vardı aslında oyuncunun ancak oyundaki konumu bana çok anlamsız geldi. En azından kaybolan babanın neden bu hizmetçiyi işe aldığını açıklamaları gerekirdi. Ben oyunda daha işlevsel olmasını beklerdim ama beklediğimi bulamadım. Sesini de iyi bir şekilde kontrol edemedi. Yine de karakterinin o sabırlı yönünü iyi bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Keşke Johnna karakterini böyle başıboş bırakmasalardı. Bu açıdan yetersiz bir imaj yaratmışlar.

 - Ivy kesinlikle olmamış bir karakter. Yani bu karakteri oynayan oyuncu o kadar acemi ki karşılıklı konuşmaları bile toparlayamıyor. Oyunda önemli bir yere sahip aslında ancak bu önemini bir türlü seyirciye aktaramıyor. En azından bana o oyunculuk duygusu geçmedi. O kadar düz, mimiksiz oynadı ki hayret ettim doğrusu. Keşke sesini daha düzgün kontrol edebilseydi. Yaşadığı gizli aşkı ve ailesinden gizlediği hastalığını ifade ederkenki duygu halleri çok zayıf geldi bana. Bunları açıklarken daha iyi bir performans sergilemesini beklerdim kendisinden. Oyunun ikinci perdesinde annesine ve ablasıyla girdiği tartışmada da kendini gösteremedi ne yazık ki.

- Sahnede tabak kırma sahnesinde daha dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle en ön koltukta oturan seyirciler için tehlike barındırıyor. Tabakları seyirci yönünde değil de sahnenin diğer tarafında kırmaları daha doğru olur. Çünkü çok ani şekilde kırılan tabaklar, parçalarıyla birlikte birinin gözüne gelebilir. Bu tehlikeyi gözardı etmeleri hiç hoş değildi.

- Oyun gereğinden fazla uzatılmıştır. 1 saatlik bir oyunu iki saate uzatmalarına hiç gerek yoktu. Zaten ikinci perdede oyunun temposu gittikçe düşüyor. Annenin duygusal iniş çıkışları oyunu toparlıyor sadece. Sakız gibi uzattıkça uzatmaları oyunun heyecanını söndürüyor bazı noktalarda. Babalarının durumuna hiçbir kızı doğru düzgün tepki vermiyor mesela. O acılı matemi gösteremediler sahnede.

- Bill, Charles, Charlie, Jean, Karen çok gereksiz karakterlerdi açıkçası. Yani hikayede olmasa da olurdu. Mesela Bill karakterini oynayan Şamil Kafkas'ın teknik oyunculuğu irrite edici. Karakterin kimyasıyla bütünleşemediğini gözlemledim. Engin Delice de Charlie karakterinin içine girememiş ne yazık ki. Bir baba figüründen çok aileye yabancı birini andırıyordu. Charles'in klişe gitar solosuna hiç gerek yoktu açıkçası. Charles ve Ivy arasındaki uyumsuzluk da çok dikkat çekiciydi. Karakterlerin bu konuda daha fazla çalışmaları gerektiğini düşünüyorum.

- Jean'in sürekli bir yerlere gitmesi, oyundaki varlığıyla bağdaşmıyordu. Ailesine karşı oldukça uzak ve soğuk bir karakterdi. Steve ile yaşadıkları dışında çok da önemi olmayan bir karakterdi bence. Vejetaryenliğe yaptığı vurgu da çok gereksizdi. ''Ne gerek vardı yani şimdi buna?'' diye düşünmeden edemedim. Karakterine daha fazla çalışması gerekiyor.

- Sahneden birden fazla kişi farklı işlerle meşgul olması da bir problem teşkil ediyor. Seyirci hangi birine odaklansın, poker oynayanlara mı, babaları hakkında konuşan kardeşlere mi yoksa tavan arasında uyuyan hizmetçiye mi? Bu açıdan bakıldığında çok göz yoran bir kompozisyon var diyebiliriz. Daha derli toplu bir oyun olması gerekirken bu yönüyle çok dağınık bir yapı sergiliyor.

 - Barbara ve kocası Bill'in sorunları iyi şekilde yansıtılmadı. Çok havada kaldığını düşünüyorum bu sorunların. Özellikle oyunda söylenen küfürler çok gereksiz ve bayağı bir tablo çıkarıyor karşımıza. Bu küfürler, oyunun çeviri olduğunu çok belli edilmesine olanak tanıyor. Bu da doğru bir şey değil elbette.

 Yukarıda ele alınan iyi ve kötü yönler kişisel bakış açısıyla yazılmıştır. Oyunumuz bizlere aile olgusunun önemini sorgulatıyor. Yalanlarla gizlenen gerçeklerin açığa çıkması oyunu şaşırtıcı bir noktaya getiriyor. Bozulan evlilikler, sorunlu aile ilişkileri bizlere çürüyen bir toplum yapısını ifade ediyor aslında. Sorunsuz hayatların olmadığını, her yalanın bir gün açığa çıkacağını ve yalnızlığın sürekliliğini belirtiyor. Violet'in yalnızlığa mahkum edilmesi aslında her insanın aşina olduğu bir durum. Sonuç olarak Aile Sırları, aile bağlarının ne derece önemli olduğunu izleyiciye sorgulatması açısından önem arz eden ve birtakım sıkıntıları olmasına rağmen izlenmeye değer başarılı bir oyun.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 83
Kayıt tarihi
: 31.08.12
 
 

Okumayı, yazmayı, dinlemeyi, izlemeyi seven ve bunları sevdikleriyle paylaşmaktan büyük bir keyif..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster