Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
437
 

Aile

Aile
 

Aile denen ve sözlük tanımı ile anne baba ve çocuklardan oluşan topluluk, ilişkiler yumağı...

Günümüzde artan boşanmalar, ana-babasız kalan çocuklar, yalnız kalan kadın ve erkekler...

Geçmişte aile kurulduğu zaman ne pahasına olursa olsun ayrılıklar çok kolay gerçekleşmiyordu. Peki neden günümüzde aile parçalanmaları yaşanmakta ve sayıları günden güne artmaktadır?

Aile nedir? Ne olması gerekir? Olmalı mıdır?

Bu soruların cevabı galiba değişti günümüzde.

Eskiden aile denen topluluk, belli bir yaşa gelen-ki şimdi çoğumuza göre çocuk yaşı sayılan bir yaş- kız ve erkeğin aile büyüklerinin gözetimi ve hatta denetiminde başlayan ve çoğu kez de gerek aile baskısı gerekse çocuklar yüzünden ve sosyal baskılar yüzünden devam eden bir sosyal kurumdu bence.

Kadının adı yokken, kadının benliği, istekleri, kimliği yokken devam etmesi çok kolaydı galiba.

Aslında bu konuda tam da emin değilim. Yani boşanmaların, çocukların anasız babasız kalmalarının nedeni o zaman kadınlar mı oluyor?

Belki çok kişiye göre aptalca, basit bir başkaldırı olarak da algılanabilir bu durum.

Ama işin gerçek yüzü bu kadar basit değil bence...

Kadınların belki de maddi imkan bulmaları, belki de okumaları, erkeklerle aynı sıralarda aynı şeyleri öğrenmeleri, aynı şeyleri yapmaları, öğrenebilmeleri, yapabilmeleri, kendine güvenlerini getirmiş ve ben de bu hayatta yaşıyorum, ben de bu hayatta en az erkekler kadar başarılı oluyorum, sadece karnımı doyurmak, diğer erkeklerden korunmak için KOCA denen ve beni bir aşağılama makinesi olarak gören insana ihtiyacım yok dedirtmiştir.

Ya da aldatılan ama "kol kırılır yen içinde kalır" lafının boşa söylendiğini düşünmeye başlayan kadın sayısının artmasına neden olmuştur.

Ya da dışarı çıkan kadın, diğer erkeklerin diğer kadınlara davranışlarını ve kendi kocasının davranışlarını karşılaştırma imkanı bulmuş ve bu nedenle ben de varım ve yeter demiştir.

Ya da geçmişte saklanan, toplumdan dışlanma nedeni sayılan cinsel tercihi olan bir erkekle evlenmiş ve belki de o koca denen adamdan başka bir erkekle merhabalaşmamış bir kadın; ve erkeğin günümüz serbestliğinde bunu iyice dışa vurması nedeniyle ayrılmak zorunda kalmıştır.

Belki de ... Belki de...

Acaba erkekler için ayrılık nedeni nedir?

Aldatılmak?

En başlı başına bir neden galiba. Kadınların artık dayanamıyorum dediği kaçıncı aldatılmadır acaba?:)

Kadının evi ile ilgilenmemesi mi?

Eeee kadın olur da evi ile ilgilenmez mi? Çocuklarına iyi analık yapmaz mı? Erkeğine iyi kadınlık yapmaz mı? Erkeğini her an ve her şartta güler yüzlü karşılamaz mı?

Tabi ki bunların hepsini yapmak zorunda bir kadın. Yoksa kadın olmaz ...

Yoksa evdeki kadının bakımsız olması mı?

Nedir bu bakımsızlık lafı bir türlü anlayamadım ama.... Bu tiplemeye giren bir kadınla evlenen erkekler, evlenirken akılları nerdeydi acaba? Diye de hep düşünmüşümdür.:)

Aklıma bu konu takıldığında, şu gazetelerde gördüğümüz makyajsız şöhret yüzleri gelir ve şunu düşünürüm: " Bu şöhretlerle bakımlılıkları, güzellikleri, fizikleri için birlikte olan erkekler, onların makyajsız ve sahne kıyafetleri olmadan göründükleri hallerine nasıl tahammül ediyorlar acaba?"

Karısını, sevgiisini bakımsız olarak gören, düşünen erkeklerin, bu makjajsız fotoğrafları gözlerinde canlandırmaları çok zor olmasa gerekli:)

Bu nedenlerden hangisi acaba boşanma nedenidir? Kadın için veya erkek için.

Boşanmanın yaşandığı her ailede, öncelikle neden bir arada olmaları gerektiğinin cevabı bulunamıyor galiba...

Ya da bir ilişkinin bitirilmesinde de aynı soru cevapsız kaldığı içindir.

Geçmişteki evliliklerde bu soru mu sorulmuyordu acaba?

Toplumların geleceği için aile olmak zorundadır. Karekteristik özelliklerin yaşayabilmesi kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için aile topluluğunun yaşaması gereklidir.

Ailenin sorumluluğu sadece kadınların veya sadece erkeklerin üzerinde değildir. Aile, her iki tarafın da paylaşması gereken ağır bir yük, çok büyük bir sorumluluk olduğu kadar, birlikte çok büyük mutlulukların yaşanacağı bir ortam olmalıdır.

Aile bir sevgi ve güven yumağı olmalıdır ki, bu güven ve huzur ortamında yetişen çocuklar da sağlıklı bireyler olsun.

Aile, çocukların insan gibi yetiştirilmesi, insan soyunun devamı için gereklidir.

Aile, sosyal yaşantının düzeni için gereklidir...

Aile, insan onuru için gereklidir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...da denilen; doğaya ve insan doğasına aykırı, gittikçe büyüyen tüketim, gelir ve servet uçurumları boyunca yüreklerde de derin uçurumlar açan, neoklasik-küresel-militarist ve müdahaleci iktisadi sistemin bir bütün olarak geçmişin bu " kutsal kurumunda " yaptığı tahribat da kanımca çok önemli! Peki nereye kadar? Herkes önce evlenip sonra ayrılana kadar mı? Hem evlilik aşamasında hem de ayrılık sonrası bağımsız yaşamların finansmanından kazanma hırsı hiç geri tepmez mi? Bu değerli ve sorgulayıcı paylaşımın için içten teşekkür, sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 26.06.2008 12:52
Cevap :
Merhaba. Evlilik sadece maddi boyutta değildir bence. Hem bu bir evlilik de değildir bu açıdan bakıldığında. Yani evlilikleir yıkan temel neden kadının para kazanması değildir. Bu kadına sadece cesaret verebilmiştir. Bu çok zor birşey bence. Yani bir de kadın cephesinden bakmak lazım. Dediğim gibi sadece "karın tokluğuna" hizmetçilik, kadınlık, analık, bakıcılık, ve bir dünya da aşağılanma çekilmiyor. Anlatmak istediğim buydu... Diğer açıdan siz de haklısınız. Bağımsız yaşam da insana özgü ve insanca bir tarz değil bence de. Ama inanın ayrılıklar da o kadar kolay olmuyor. O kararı vermek de çok zor. Neys mal olursa olsun demek çok zor... Katkınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Sevgilerimle....  26.06.2008 19:36
 

Çatırdayan evliliklerde her sorunun temeli bakımsızlıktır,monotonluktur,değişimlere kapalı olmaktır yani!İşine gelirse ben buyum,beni tercih ederken aklın neredeydi demek kadar yalnış bir söz olamaz!Bir çok kişi olabilmeli insan,hatta evinin sınırları içerisin de bir hayat kadını tavırlarını bile sergilemeli,eşine sahip çıkmak adına,saygı,sevgi ve dostça paylaşımlar sınırları ölçüsünde!Çok güzeldi teşekkürler..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 25.06.2008 14:29
Cevap :
ne yani üstad, her akşam eve geldiğinizde yeni, heyecanlı, hafif delimsi, kuaförden yeni çıkmış, alışveriş yapmış, entari, göynek falan almış bir eşiniz mi olsunnnn:)))) Bu o kadar zor ki bence de.... Hem birşey daha söylemem lazım. Şu hayat kadınları gibi davranmak konusunda. Ya kızmayın ya da saçmaladığımı falan düşünmeyin ama, o zaman biraz ders almak mı lazım bu bayanlardan? Nerden bilelim ki onlar nasıl davranır? Ya olmaz bu dediğinizzzzzzzz..... Unutunnnnnnnn!!!!!!!! aaaaaaaaa.............Gene sinirlendim ve vıyyak vıyyak bağırdım gördünüz mü...:)))) Sevgilerimle....  25.06.2008 18:57
 

aslında belki de feminist hareketin kadına böylesi bir yardımda bulunduğu söylenebilir. Ne var ki kadın denen "adamın ötekisinin" bizim gibi toplumlarda "adamın gerisi" gibi algılanması adamı, "kadının ötekisi" gibi tanımlamasını engelliyor. Ne dedim ben şimdi. Şunu dedim: Aile olmalı, adam, kadın ve çocuk da olmalı. Herbiri kendi içinde birey olmalı. Araya aşk, sevgi, sadakat ve tabi güveni de koyarsanız ne dediğim ortaya çıkacak gibi... sevgilerimle...

Mustafa Tayfun 
 25.06.2008 12:15
Cevap :
eee bunlar olduğunda tabi ki adam gibi bir evlilik olur. Hatta olmasa da olur:)))) Galiba anlatmak istediklerimi tek tanımlama ile dile getirdiniz: "adamın-kadının ötekisi" ... Katkılarınız için teşekkürler...sevgilerimle...  25.06.2008 19:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster