Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '10

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
733
 

Ailece görüştüğümüz örnek dostluk

Sevgili Dostum,

Birbiri ile gerçek manada dost olan insanlar eğer evli ve iş sahibi iseler, tanıştıktan sonra da ailelerini, varsa çocuklarını tanıştırıp kaynaştırarak, acı ve tatlı günlerde yardımlaşma, bilgiyi ve yaşama prensiplerini birbirlerinden öğrenme yollarını öğrenerek dostluğun daha çok kaynaşmasına vesile olurlar.

Sevgili dostum,

Ben dostlukların kaynaşılan bir dostluk olmasını isterim. Sadece siyasi parti mitinglerinde ya da sivil toplum kuruluşlarında konuşulan, sonradan ailece konuşulmayan, kaynaşılmayan, cemaatleşme ayırımı yapılmayan bir dostluk istemekteyim. Ne yazık ki bizi sevdiğini söyleyen, bizi dost kabul eden, öyle iddia eden insanları eve davet ettiğin , ailece kaynaşalım dediğin zaman ret etmeleri de ret gerekçelerinin bizi tatmin eden bir gerekçe olmayışı da gerçek dostluğu benimseyen bana dokunur.

Sevgili dostum,

Bazen kitaplarda, insanların ailece katıldıkları güzel dostlukları okuyunca, biz de neden böyle dostluklar kuramıyoruz? Diye düşünmüşümdür her zaman.

Biricik dostum,

Toplumun sadece maddiyata bakması ve sadece siyasete bakması, sadece olumsuzluklara bakması, kalbini ve beynini geniş tutan insanların az olması benim üzülmeme sebep olmakta. İnsanlar dindar olduklarını iddia etmekte ama sadece namaz, oruç gibi ibadetlerin, yeterli olmadığını, dostluklar kurmanın, bu dostlukları sevgi ile büyütmenin de büyük ibadet olduğunu anlamadıkça, bunu toplum kesimlerine de anlatmadıkça, dostlukları yaşamadıkça, bizim için sevdiğimiz dostlarımızı ailemiz içinde severek onları da birbiri ile tanıştırmadıkça dostluktan bahsetmeyelim değil mi?

Sevgili dostum,

Dostluklara önem vermekteyiz ama, insanlara baktığımız zaman gelişmediklerini, kiminin sadece sempati duyduğu parti penceresi dışında dünyaya bakamadıklarını, kiminin de sadece maddiyat penceresinden baktıklarını, bu durumda da büyük resmi, insanların gelişimini göremediklerini, insanlara ve hayata hakkında sağlıklı düşünceler üretemediklerini görerek üzülmekteyim.

Canım dostum,

Bir insanın ailesini ihmal etmesini, ailesini bilgili, kültürlü ve sevgi dolu iş arkadaşları ile tanıştırmamasını, sadece siyasi görüşüne paralel, sadece dini görüşüne paralel olan insanlarla tanıştırmasını yadırgarım. İşte insanlar sadece kendi görüşlerine yakın insanlarla dostluklar kurduklarından insanlar dostu az insanlar olarak yaşamaktalar. Dostlukları sağlam kuran, bunu da ailesi ile paylaşan insanlar daha rahat ve hayattan zevk alarak yaşamaktalar.

Canım dostum,

Kim ne derse desin, dini cemaatlerden olsun sivil toplum kuruluşlarından olsun, siyasi partilerden olsun toplumun geniş kesimlerine hitap etme kaygılarının olmadıklarını görmekteyim. İnsanlar sadece kendini tatmin eden çevrelerde yaşamaktalar. Başka tanımadıkları insanlar onlar ile işbirliği yapmak isterse, “Ne güzel insanlar iş birliği yapmak için bize müracaat etmekte, bize el uzatana biz da kalbimizi uzatalım, bir şu adamı tanıyalım, kaynaşalım” diyecek yerde Bu adam neye bize aradı? Bir çıkarı mı var ? Aman bizim arkadaşlara zarar vermesin” diyerek olumsuzluklar ile hayatlarını şüphe, desise , yeislerle sürdürmekteler. Kısaca hayatı zorlaştırmaktalar.

Can dostum sevgili Kardeşim,

Bunun yanında el uzatan insanları sevmek, dostluk kurmak, insanların sadece vücuduna, değil insan olduğu için insanca değer vererek, ondan faydalanma, onu aile ile tanıştırma, sonrasında ona gereken değeri vererek ikramlarda bulunma yollarını da arar. Çünkü olumlu düşünmeyi öğrenmiş ve sevmeyi de hakiki manada bilmiştir.Hakiki manada seven insanlar da maddi şeylerde huzur aramazlar. Maddiyatta huzur bulduğunu söyleyenler yaşlanıp da güçten düştükleri zaman sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini görürler.

Canım dostum,

Maddiyata değer veren, evi ve arabası olunca kendisini dünyanın en büyük adamı olarak görerek, milleti aptal yerine koyarak, kendisini haklı çıkarmak için olmadık yalanlarla komik duruma düşen insanlara her zaman midem bulanır. Ne yazık ki çevremdeki insanların çoğu böyle insanlar. Karşısındaki insana değer vermeyen, değer veriyormuş gibi onu yalancı çıkaran küçümseyen insanlara bizim nasıl değer vermemizi beklerler acaba?

Canım dostum,

Bizler sevebildiğimiz kadar dostuz, ama gerçek manada sevebildiğimiz kadar. Akrabalık kan bağı ile olan akrabalık ise akrabalarımızı sevmeliyiz. Ama akrabalarımız gerçek manada bizi sevmez ve durmadan bizde olmayan şeyleri sanki varmış gibi isterse ve veremediğimiz zaman da adımız cimriye çıkarsa ne yapalım? O zaman kan bağı olmayan ama gönül bağı ile senin gibi bizi hakiki manada seven insanları dost bilmek ailece onlarla sohbet etmek kaynaşmak bize zevk vermekte. İşte bende bunu yapmaktayım. Akrabalık demek kan bağı olan demek değil insanı anlayan hakiki manada seven demek.

Can dostum,

Koskoca kurumda çalıştım. Yüzlerce kişinin içinde sadece ailece görüşeceğimiz 2 kişi ile dost oldum. Sonrasında , sadece siyaset ve maddi şeylerin konuşulduğu 10 kişinin de hep bir ağızdan vücut dili ile “ Ben yatarım , ben yatarım. Ben milliyetçiyim, ben milliyetçiyim , ben seni sevmem ben seni sevmem ben dalga geçerim. Ben borcumu ödemem . Ben .. ben … “ diyen insanların arasına düştüm. Herkes az insan arasında mutlu olduğumu zannederken ben gerçek manada dostluğu bulamamanın sancısını yaşadım ve halen de yaşarım.. Bilgi sunan insanları insanlardan uzak tutan, onları gençlerden uzak tutan, sonra da “ biz milliyetçiyiz, biz gerçekten ülkemizi severiz” masalları ile avunan ülke ne kadar kalkınabilir?

Sevgili dostum,

Beni seveni, ama gerçek manada beni seveni ben her zaman sevmeye gayret ederim. Ama benim boş boş söylenen “Seni seviyorum” laflarına ise karnım tok. Mesela beni sevdiğini söyleyip de, ona güzel fikirler anlattığım arkadaşım benimle alay ederse, buna da şaka derse ben nasıl severim o insanı. Çok parası varken bize yardımcı olmuyorsa ben nasıl severim? Çok istememe rağmen çocuklarını da benim çocuklarım gibi sevmek, onları da çocuklarım gibi aydınlatmak istememe rağmen bundan kaçınan dostuma ben nasıl dost derim?

Sevgili dostum,

Dostlukları severim ben. Akrabalık gibi zorunluluk yoktur. Yani seversen seversin, sevmezsen uzak kalırsın. Ama akrabayı atmak zor oluyor. Dostluklar ise sadece gönül bağı ile bağlı olduğundan ben severim. Gönüle çok önem veren insan olarak bunu, gönül bağını severim. Ailece dostluklar kurmak da benim hoşuma gider. Çocuk çoluk etkileşim ve fark etmeden insanların birbirine güzellikleri aşılaması ve kaynaşmaları ne müthiş duygudur. Dostluklarını sadece kahvehanelerde yaşayan, partilerin toplantılarında yaşayanlara işte bu yüzden sempati besleyemem.

Can dostum,

Dostluklar ne kadar candan, içten yaşanırsa, o dostlukların içinde yer alan topluluklarda mutluluk ve gelişim vardır. Sevgi vardır. Sevginin hakiki manada yaşandığı yerlerde zorluklardan asla yılmak yer almaz. Çünkü dostluk duygularının samimiyetinden şeytan da dahil kötülükler korkar kaçar.

Can dostum,

Sen benim ailemi seven, ben de senin aileni seven insan olarak uzak şehirlerde de olsa birbirimizi ailemizi ziyaret etmemiz beni çok duygulandırmakta. Sana dostlukların her zaman daim olmasını dileğiyle kucak dolusu sevgi ve saygılarımı sunmaktayım sana.

TURAN YALÇIN-TOKAT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dostluk kolay oluşmuyor ve kolayda dagılmıyor dostluk özeldir benim için severek okudum yazınızı başarılar emine zaimoglu yapıcıer

Emine Zaimoğlu 
 25.03.2010 14:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1067
Toplam yorum
: 338
Toplam mesaj
: 293
Ort. okunma sayısı
: 1500
Kayıt tarihi
: 28.12.07
 
 

1967 Tokat'ın  Pazar ilçesi doğumluyum. İşitme engelliyim. İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster