Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna

http://blog.milliyet.com.tr/ebruzorlutuna

25 Şubat '19

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
22
 

Ailelerin Beklentileri

Okul öncesi dönemde bir çok anne baba profiliyle karşılaşırız... Henüz kayıt aşamasında her anne babanın beklentilerini de saptarız. Kimisi “yeter ki mutlu olsun” diye isterken kimisi de akademik olarak okulun çocuğuna ne kazandıracağına odaklanırlar.  Korumacı anne babalar daha çok özbakımları ile ilgilenirken geçmişte akademik yoğunluk içerisinde boğulan anne babalar ise çocuğunun “sosyal bir birey” aynı zamanda da “çok yönlü” olmasını isteyebilirler. Mükemmeliyetçi anne babalar ise çocuklarının başarısıyla, okulun akademik olarak hedefleriyle ve çocuğunun sınıf içerisindeki başarı ortalamasıyla ilgilenebilirler.

Okul öncesi çocukların yaşına uygun becerileri yapabilmesi önemlidir. Bir çocuktan yaşının üzerinde beklentiye girdiğinizde “yetersizlik duygusu” da beraberinde gelebilir. Her çocuk kendi hızında ilerler. Elbette her anne babanın istekleri, hayalleri ve çocuğunda görmek istedikleri vardır.  Önemli olan bir anne babanın çocuğunu iyi tanımasıdır. Gerçekçi beklentiler üzerinde durulmalıdır. Beklentiler, kötü değildir. Çocukları harekete geçirir. Fakat beklentinizin ne olduğu çocuğunuzun davranışlarını, duygu durumunu ve kendiyle ilgili inançlarını etkileyebilir. Çocuğunuzla ilgili olumlu ve yaşına uygun beklentileriniz olsun. Çocuğunuzun davranış problemlerine “bu çocuk düzelmeyecek” diye bakarsanız çocuğunuzun problemleri daha da artabilir. Çünkü çocuklar, anne babaların beklentilerini gerçekleştirmek için çaba sarfederler. Çocuğunuzun yaşına ve yapısına uygun beklentiye girdiğinizde çocuğunuz da bunu başarmak için harekete geçecektir.

Mükemmeliyetçi ebeveynler genellikle yaşının üstünde beklentiler içerisinde olabilirler. Bu ebeveynlerin çocukları anne babalarının beklentilerini yerine getirmek uğruna kaygılı çocuklar haline gelebilirler. Anne babalar çocuğu kontrol ettikçe çocuklar daha da kaygılanıp akademik olarak beklentilerinin daha da altına düşebilirler.

Çocukların ödevlerine, derslerine kısacası akademik başarısına o kadar çok odaklanılıyor ki duygusal süreci arka planda kalabiliyor. Okul ve aile çocuğun duygusal yarasını göremedikçe o da sesini daha kötü puanlar alarak ya da ödevlerini yapmayarak duyurmaya çalışabilir. Aslında böyle yaparak “beni görün, duyun ve yardım edin” demek istemektedir. Bazı okullar çocuğun akademik performansına daha çok odaklanabiliyor bununla birlikte kendi kaygılarını aileye de yansıtabiliyor. Bunun ardından aileler “ödevini yapmıyor ya da kaydırma yapıyor” diye okulun uzmana yönlendirdiğini söyleyebiliyorlar. Bu süreçte elbetteki bilişsel alanda problemin olup olmadığı araştırılarak yol alınmalıdır. Bilişsel alanda bir problem olmadığında genellikle altta yatan nedenlerden birisi kaygı problemi olabiliyor.

Zeka, dikkat,vs. Gibi bilişsel alanlarda inceleme yapıldıktan sonra sorun hala devam ettiğinde duygusal alanının da incelenmesi oldukça önemlidir. Bu süreçte sadece çocukla çalışarak kalıcı bir çözüm bulunması çok zordur. Aile tutumlarının da incelenmesi ve çocuğunun gelişmesi için katkıda bulunmaları gerekmektedir. Bu bir süreçtir ve hızlı çözüm alınması beklenmemelidir. Aileler genellikle ödev sorunlarının hemen çözülmesini isteyebilirler. Çocuğun terapi almasıyla ödev yapması arasındaki ilişkiyi değerlendirebilirler. Önemli olan çocuğun baş edebileceği kaygı düzeyine gelene kadar çalışılmasıdır.

Akademik kaygılar söz konusu olduğunda aileler de çocukları üzerinde daha kontrolcü olabilmektedirler. Çocuklar, tüm gün okulda öğretmenler içerisindeyken eve geldiğinde iki öğretmenle daha karşılaşır. Öğretmen rolüne giren anne babalar ile çocuklar arasındaki ilişki git gide zedelenebilir. Hiç bir çocuk anne babasını öğretmeni olarak görmek istemez. Bu süreçte ebeveyn-çocuk ilişkileri de kopabilir. Anne babalar dersleriyle ilgili olumsuz geribildirim vermek isterken çocuğun kendine olan inancını olumsuz etkileyecek yaklaşımlarda bulunabilirler. Çocuğa özgürlük alanı bırakmadan sadece derslere boğmak zamanla istenmeyen davranışlar olarak kendini gösterebilir.

Ailede ve okulda herkes çocuğun akademik alanıyla, ödevleriyle ilgilendiğinde çocuğun bunları yapmaması da çok anlamlıdır. Bu çocuklar tüm ilgiyi bir şeyi yapmayarak üzerinde toplamayı keşfetmişlerdir. Eğer bu çocuklar hepsini yapsa her şey yolunda olacaktır. Bu durumda çocuğun ödev yapmaması işlevseldir. Çünkü yaptığında kimse onunla bu kadar ilgilenmeyecektir. Örneğin, evde anne babası sürekli başında olmayacaktır. Bulaşık yıkama, dizi izleme, spor yapma, kardeşiyle ilgilenme vs. Yerine herkes onun dersleriyle ilgilenmektedir. Bu ilişki örüntüsüne göre çocuk haklıdır.

Bir aile de denge çok önemlidir. Akademik olarak da dengeli bir yaklaşımda bulunun. Çocuğunuzu ödevlerine göre değerlendirmeyin. Kaygısını anlamaya çalışın. Çocuğun kaygısını görmezden gelip sınıfın en iyisi olsun diye diretirseniz açık yaraya tuz basmış olursunuz. Çocuğunuz şu an sınıfın sonuncusu olabilir. Bunun nedeni psikolojikse onun ruhuna yatırım yapın. Ruhuna yaptığınız yatırım onda ömür boyu kalıcı olacaktır. Bir gün ödev yap demeyen biri olduğunda da harekete geçmesini sağlayacak temeller atın. Çocuğunuzun problemi kaygı ise enerjinizi ve zamanınızı ilk önce bunu çözmek için harcayın. Okul dahil herkes çocuğun akademik başarısıyla ilgilenirken ve yol alınamazken odak noktanızı duygusal alanına kaydırın.

Kaygı temelli akademik problemlerde önce çocuğunuzu anlamaya çalışın. Kaygısıyla baş edemezken bir de sizin yüksek beklentiniz daha da hata yapmasına ya da direnç göstermesine neden olabilir. Tutumlarınızı gözden geçirin. Kaygınız tutumlarınızla mı ilgili ya da okulun size yansıması mı fark edin. Başarmasını sağlayacak olumlu temel inançları ya da kaynakları zayıfsa ilk önce onları güçlendirme yoluna gidin. Benzini olmayan bir arabayı arkadan ittirdiğinizi fark edin. Çocuğunuzun yakıtını sağlayacak şeyleri bulmaya çalışın. Bu yakıt; bilişsel olduğu kadar duygusal da olabilir. Bunun için bir uzmandan yardım almayı da ihmal etmeyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 236
Kayıt tarihi
: 07.04.17
 
 

  Psikoloji Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini Maltepe Üniversitesinde tamamlamıştır.  Çalışma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster