Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '07

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
3734
 

Ajanda katletme uzmanıyım

Ajanda katletme uzmanıyım
 

Yılbaşı kurbanlıkları; Ajandalar


Ajanda kullanabilenlerden misiniz? Öyle ise, rica edeceğim, yazımı okumayınız. İki sebepten dolayı bu isteğim. Ancak bir tanesi daha da öncelikli, hani yazımı okuyup da, birde kendi beceri öykünüzü anlatacak bir yorumda bulunursanız, istediğim amaca ulaşamadığım gibi, aksine kendimi toplumun beceriksiz bir azınlığından hissedeceğim. Çünkü ben bu yazıyı, kendim gibi ajanda kullanım özürlü insanların, aslında bu toplumda çoğunlukta olduğunu ispatlamak için yazıyorum.

Aslında çok severim ajandaları. Yeni yılın benim zihnimdeki en temel simgesel ürünüdür. Noel baba figürü dahi bende bu kadar yeni yıl imgesi yaratmaz.

Yeni yıl dediğimiz şeyin bizde yarattığı esas hissiyat, yaşamımıza yeni bir sayfa açabilmek değil midir? İyi işte, bu yeni sayfanın en somut hali yepyeni bir ajandadır. Artık yaşamımız daha organize ve kontrollü olacaktır. Bu işin sırrı da, iyi bir ajanda kullanabilmekten geçer. Hayatım dakika dakika kayıt edilecek, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlenecek, hedefler plana dökülecek, planlar günlük programlarla netleşecektir. Ve her gerçekleşen hedef, plan ve program, özel bir çentik işareti ile zaferin mührüne dönüşecektir.

İlk gün, ah o ilk gün, aynı okuldaki ilk eğitim gününde boş sayfaya yazılan yazısı gibi, tane tane, inci dizisi misali yazma çabası, o el titrekliği, yeni bir yaşamın müjdecisidir. Bilirsiniz, her mükemmel eser, acemi adımların atılması ile temellenir ama kısa bir çaba sürecinde ustalaşacağınızdan şüpheniz yoktur.

Ancak, ilk merhaba cümlesinden sonra başlar sıkıntı. Bu ajandayı nasıl kullanacaksınızdır? Güne dair bir iki not düşmek istersiniz. Ama ne kötüdür ki, yılın ilk günü hep boş ve içeriksizdir. Yapılabilecek veya yapılmış hiçbir iş bulamazsınız notlara dökülecek.

Aynı sayfayı hem geleceği planlamak, hem de günlük yaşanmış notları almak için kullanmak tercihi arasında da bocalarsınız önce. Sonrada, bu planların ya da notların hayatınızın hangi dalıyla ilgisi olması gerektiği konusunda kararsızlık başlar. İşinizle ilgili notları almak çok teknik kaçar size. Sosyal ve kültürel hedeflerinize odaklanırsınız. Hobileriniz, dostlarınız, beğenileriniz üzerine de bir şeyler karalamak istersiniz. Okuduğunuz makalelerden, köşe yazılarından, haberlerden notlar almak hoş bir uğraş olacaktır. Hani ilerde sohbet konusu olurda, ajandamı elime alıp, belgeli konuşurum diye düşünürsünüz.

Yılın ikinci günü hayatın çarkı yavaş yavaş dönmeye başlar. Girdabın henüz çok kenarındasınızdır ve ajandanız hala elinizin altındadır. Ufak tefek karalama çabanız devam etmektedir. Zihninize daha garip bir şey takılır. Siz kâğıdı ve kalemi elinize aldığınız anda, kalemin elinizden kayıp, kâğıt üzerinde kendiliğinden ve kendine ait özel bir dans figürleri ile hareket edeceğini ve aklınızdan geçen her şeyi kağıda yansıtacağını zannedersiniz. Sanki beyninizdeki tüm düşünce pınarlarının, kalemin mürekkep deposunu beslermişçesine, kalem kaydıkça kendiliğinden kağıda döküleceğini ve giderek harflere, kelimelere, cümlelere ve edebi metinlere dönüşeceğini hayal edersiniz.

Ancak, ilk cümleden bir terslik olduğunu anlamaya başlarsınız. Kalem size ilk andan ihanet etmeye başlamıştır. Başkaları için gürül gürül akan kalemler, sizin önünüzde takoz işlevi görmeye başlamıştır. O güzelim beyaz sayfalar ise, verimli yeşil çayırlardan, kurak bozkırlara dönüşmektedir gözünüzün önünde.

İki – üç gün ara verirsiniz, zihninizi toplamanız gerekmektedir. Her yazının bir hazırlık aşaması gerektirdiğini anlamışsınızdır. Ancak zaman, yani yeni yıl, yavaş yavaş vites yükseltmeye başlamıştır. İlk günlerde her an gözünüze çarpan ajandanız, gitgide daha az gözünüze ilişmeye başlar. İlk başlarda çok da önemsemezsiniz bu ayrılığı, iki – üç günde bir ya da sırf hafta sonları bile elinize alıp bir şeyler döktürseniz yeterlidir sizin için aslında. Hatta biraz faaliyet raporu gibi bir şey olur sizin için. Bu şekliyle kullanımını da zihninizde netleştirmiş olursunuz.

Ancak, tembel ruhlar için çok kolay bir iştir bu. Çünkü en kolay iş, iş yapmamaya teşvik etmektir. Zaten artık ajandanızın masa içindeki konumu da yavaş yavaş değişmeye başlamıştır. Üzerinde yeni yeni dosyalar, evraklar, faturalar, gazeteler, dergiler eklenir. Kâğıt katmanlarının arasından onu ayırt etmek zorlaşır. Heves kırılmış, sayfaların bir kısmı boş kalmaya başlamıştır.

Sizin zamanı kontrol altına alma çabanızın en önemli silahı, doğrudan zamanın yıkıcılığının kurbanı olmuştur. Yeni yılınızda yavaş yavaş eski yıllara benzemeye başlamıştır zaten. Bir sürü uğursuzluk, densizlik, şansızlık, kısmetsizlik gelip sizi bulmuş ve yaşamın kendisi bir var olma savaşına dönüşmüştür.

Ara sıra, yaşamın size soluklanma fırsatı verdiği anlarda, aklınıza yeniden yazma isteği de gelse, arada sırada bir iki not düşeyim de deseniz, unutkanlığın senin kötü bir özelliğin olduğunu hatırlatacak darbe gelmekte gecikmeyecektir.

Esas, birkaç yıl sonra ajandanla karşılaştığında, gülümseyecek, zamana diklendiğin o cahil cesaretini hatırlayacaksındır. Ta ki yeni bir yılbaşı gelip, yeni bir ajanda elde edene kadar.

Ajandaya, esas insanın beyninde sahip olabileceğini, elindeki kağıt nüshanın ise beyindeki basiretin basit bir yansıması olduğunu ise asla öğrenemeyeceksin.

Aynen benim gibi.

Yazımın başındaki, ajanda kullanabilenlerin, bu yazıyı okumamasını istememin ikinci nedeni ise şudur; bu yazı asla kendilerini anlatmamaktadır ve okurlarsa vakitlerini boşa harcamış olacaklardır. Ama geç kaldım galiba.

NOT: 09.03.2007 tarihli yazımın yeniden sürümüdür. Severek yazmıştım, yılbaşı gündemini fırsat bularak yeniden yayınlamak istedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında toplumsal bir yara değil belki bu ama toplumumuzun genelinde benzer davranışlar olduğunu söyleyebiliriz. Belkide başımıza ne geliyorsa bundan geliyor başımıza. Ne geleceğe yönelik bir plan yapıyoruz ne de geçmişte yaptıklarımız ve sonuçlarına ilişkin bir belgemiz olmuyor. Anlık yaşayıp tüketiyoruz. Bizden daha doğulu toplumlarda ise ajanda bile yok belkide fark bu. Sevgi ve saygılarımla...

kartal0634 
 01.01.2008 11:37
Cevap :
Sevgili eagle, matematik kökenli rasyonel işleyişinin ifadesidir zaman kavramını kendisi. Ve by işleyiş zihinde ne kadar yerleşirse, onun ihtiyaç duyduğu malzemelerin kullanımı da artar. Ajanda dediğimiz ürün insanın zamanla kurduğu bağın ifadesidir. Zamanı yıl, ay, gün, saat ve dakika olarak matematiksel bölümlere ayıran ve her bir hücresini anlamlandırmak isteyen kişilerin kullanabileceği bir bu araçlar. Bir yıl içinde yalnızca ekim, dikim, hasat zamanları ile, bayram günlerini takip eden, güneşin konumun göre de namaz vakitlerini belirleyen bir toplumda ajanda kullanımı da söz konusu olamaz. Ben toplumumuzun bir geçiş aşamasında olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar tahminimizden uzunda sürse ve ağır aksakta gerçekleşse de zamanı kontrol altına almaya çalışan modern topluma bir geçiş söz konusu. Umarım akılcı bir toplum olmayı en kısa zamanda başarırız Bu arada konu ile alakası olmasa da Milliyet'te Taha Akyol'un bugünkü yazısını okumanı öneririm. Katkın için teşekkürler, saygılarımla  02.01.2008 9:40
 

ben de ajanda kullanamayıp katledenlerdenim. Hep birkaç tane olur. Gideceğim yerleri saatleri tarihleri düzgünce yazmaya başalarım önceleri. diğer bir yararı da karşılaşıp tanıştığım kişilerin adlarını telefon numaralarının kayıt etmektir. derken bir gün bi toplantıya katılırım. Çantama bakarım eyvah kağıt yok defter de almamışım. ondan sonra ajanda sayfaları başlar not defteri gibi dolmaya. ondan sonra da kullanılamaz hale gelir. yani ben de sorunluyum bu konuda. Bu yüzden 2007 de senenin ortasında defterimi tükettim. Bir de avucu-ma kadar bi şey mi alsam da bazen cebime koysam ya da daha geniş yaprakları olan bi defterimsi mi alsam diye epey düşündürür beni. Ama bu yıl ajandamı güzel kullanacağım. Mutlu yıllar diliyorum.

Ezgi Umut 
 31.12.2007 12:05
Cevap :
Aaaaa evet haklısınız, aslında ilk kararsızlık ajandayı seçme anında başlıyor. Kada Defteri tarzı bir ajanda mı, yoksa günlük ebadında mı, avuçici kadar olandan mı, karınca duası sığacak kadar olanda mı sorusu tahminen bir önbeş gün meşgul ediyor. Satın alınca da peşinden yazıda aktardıklarım. Düzenli olmak zor zenaaat. Dediğim gibi zihin düzenli olmayaınca alet edavatta ondan etkileniyor. Son iki yıldır omuz çantama sığacak ebatları tercih ediyorum. Yıl boyunca yanımda taşımayı da beceriyorum ama hala işlevlendiremiyorum. Oysa beynimi çöplük gibi kullanacağıma herşeyimi not alabilsem bende rahat edeceğim ama olmuyor işte, umarım bu sene olur, değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim, mutluluğunuzu paylaştıkça arttırdığınız, üzüntülerinizi paylaştıkça azalttığınız bir yıl olsun, sevgi ve saygılarımla  31.12.2007 12:32
 

Ajandalar beynimizin yansıması galiba. Düzen tutmayan bir zihnim var ve bu zihin asla düzenli bir ajandaya sahip olmama izin vermiyor :) Çok güzel bir yazıydı. Yeni yılda size mutluluklar diliyorum.Sevgi ve saygımla...

Fulya 
 31.12.2007 11:32
Cevap :
Sevgili Fulya, hayatta üç uktemden birisidir diyebilirim düzenli ajanda kullanma isteğim için. (Diğer ikisi karikatür çizebilmek ve saz çalabilmekti :-)) Ama olmayınca olmuyor işte, bazende kadere boyun eğmek gerekiyor :-)) Bir önceki yorumumda da söylediğim gibi bu tip alışkanlıkların temel eğitimde kazandırılması gerekiyor bence, ya da aile ortamında. Belirli bir yaştan sonra oldukça zor bu tip alışkanlıklar kazanmak. Belki küçük yaşta bu alışkanlığı kazansa idik, zihinlerimizde daha derli toplu olabilirdi belki, yeni yılın sana ve sevdiklerine torpilli davranması dileği ile saygı ve sevgiler  31.12.2007 11:55
 

Ben de ajanda kullanamayanlardanım.Kaç defa denedim olmuyor.Seniz de yazdığın gibi beynimi böyle bir şeyle uzlaştıramıyorum.Ama şimdi yazdığımdan beri not defteri taşıyorum.Yazını beğenerek okudum.Mutlu Yıllar.

serifsoner 
 31.12.2007 11:26
Cevap :
Sayın ÖmerŞerif, garip birşey ama toplumumuzun çoğunun ajanda kullanımı konusunda bir özrü var gibi geliyor. Bu tip düzenli işlemlerin temel eğitimde kazandırılması gerekiyor gibi geliyor bana. Sonradan ne kadar zorlasakta bir türlü kalıcı bir alışkanlık kazanamıyoruz. Elbette mücadeleden vazgeçmemek lazım. Hatta her yılbaşının bizlere yeniden bu umudu veriyor olmasıdır ilgimizi çeken, değil mi? Umarım bu sene ajanda kullanma konusunda hepimiz başarılı olabiliriz. Katkınız ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim,  31.12.2007 11:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1744
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster