Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

29 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
782
 

AK ordu mu kuruluyor?

AK ordu mu kuruluyor?
 

AKP İktidarı, AB üyelik müzakerelerinde yer alan, “Entegre Sınır Yönetimi” konusunda yeni bir adım daha attı.

AB üyelik müzakereleri kapsamında “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” faslında yer alan “Entegre Sınır Yönetimi” ile ilgili karar Başbakan’ın 26.05.2010 tarihli genelgesiyle resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Başbakan tarafından yayımlanan bu genelgeyle Türkiye’nin sınır güvenliği İçişleri Bakanlığına bağlı profesyonel birliklere bırakılması ön görülmektedir.

Kısacası TSK sınırlardan “elini ayağını” çekecek, sınırların korunması ise oluşturulacak yaklaşık 50 bin kişilik sivil bir güce bırakılacak.

AB uyum Yasaları kapsamında alınan bu karar, Türkiye’nin jeopolitik durumuna bakıldığı zaman oluşturulmaya çalışılan yeni sistemin uygulamada büyük aksamalara neden olacağını göstermektedir.

AB dayatmaları kapsamında karşımıza çıkan ve başbakan tarafından genelge yayımlanarak yürürlüğe konulmak istenilen yeni uygulamanın daha şimdiden açıkça görülmektedir.

AB Türkiye’ye bu dayatmayı yaparken, kendi ülkelerindeki sınırlarla Türkiye’nin sınırları arasındaki çok farklı uçurumları görmek istememiş, ya da “görmemezlikten” gelmiştir.

Türkiye’nin özelliklede doğu ve güneydoğu sınırlarının AB ülkelerinin sınırlarına hiçte benzememektedir. Türkiye’nin bu bölgelerinde ki sınırları AB ülkeleri sınırlarında olduğu gibi sıfır tehdit konumunda değildir.

Türkiye’ye sınır güvenliğini sivillere devredilmesini dayatan AB Yunanistan- Bulgaristan arasındaki bizim sistemimize benzer uygulamayı ise görmemezlikten gelmekle, çifte standart uygulaması yapmaktadır.

Türkiye’nin sınırları özelliklede doğu ve güneydoğu sınırları otuz yıldır PKK terör örgütünün tehdidi altında bulunmaktadır.

TSK nın bugüne kadar bu bölgelerde sınır güvenliğini sağlamak için aldığı tüm tedbirlere rağmen bu tehdidi tamamen ortadan kaldıramamıştır.

Terörün sınırlarımızı yıllardır tehdit etmesinin ve önlenememesinin nedenlerinin başında ise bu bölgelerimizin coğrafi yapısı gelmektedir.

Doğa şartlarının çok zor olması, bölgenin dağlık olması sınırlarımızın güvenliğini zorlaştırmakta, çevrede bulunan binlerce mağara ise teröristleri saklamaya elverişli bir ortam yaratmaktadır.

Diğer bir önemli durum ise Kuzey Irak meselesidir. PKK terör örgütünün Kuzey Irakta yapılanmasına, bu bölgelerde yuvalanmasına yıllardır olduğu gibi halen göz yumulmasıdır.

Türkiye’nin sınırlarına yakın onlarca terör kampının buralarda yapılanması, Irak yönetiminin ise bu yapılanmaya el altından destek olmasıda Türkiye’nin sınırlarını tehdit etmektedir.

Ülke sınırlarına yönelik bu tehditleri çok iyi bilen TSK, sınırları sivil profesyonellere devredilmesine ve silahlı kuvvetlerimizin sınırlardan geri çekilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır.

TSK bu karşı duruşunda da haksız değildir. AB uyum yasalarını bahane ederek ülkenin sınır güvenliklerini riske atmak, kendilerine “yandaş bir ordu yaratmak” değilse bu çılgınlıktan öte bir şeydir.

İlk etapta 50 bin kişilik bir sivil ordu oluşturulacağı anlaşılan bu yeni yapılanmanın nasıl yapılandırılacağı ise “muamma” olarak gözükmektedir.

Şimdilik tek bilinen oluşturulacak bu sivil gücü “Entegre Sınır Yönetimi Koordinasyon Kurulunun” yöneteceğidir.

TSK gibi muhalefet kanadı da bu yeni uygulamaya karşı çıkmakta “AKP ağır silahlarda donatılmış 50 bin kişilik kendi yandaş ordusunu, Ak orduyu yaratma çabasındadır” diyerek tepkilerini ortaya koymaktadırlar.

AB uyum yasaları kapsamında Türkiye’ye dayatılan, iktidar tarafından da alel acele uygulamaya konulmak istenilen bu konu daha birçok zeminde tartışılmaya devam edecektir.

AB bahane eden hükümet, AB yapılmasını istediği toplumun menfaatine yönelik birçok fasılı görmemezlikten gelmesi ve “sınırların sivil güçlere devredilmesi” dayatmasını uygulamaya sokma çabası ise düşündürücüdür.

AB istediği; İLO sözleşmelerinin hayata geçirilmesi, seçim barajının düşürülmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması, milli gelir paylarının adilce dağıtılması… vb. talepleri sümen altı eden iktidar, çok tartışılacak, sınırlarımızı “yol geçen hanına” çevirecek bir kararı ise uygulamaya koymak istemesi ister istemez AKP kendisine yandaş AK Orduyu mu kuruyor sorusunu akıllara getirmektedir.

Sonsuzluk ( Osman Özeker) 29.05.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türk siyasi tarihini, Yassıada duruşmalarının safahatını ve gerçekleştirilen katliamı,1950 de Demokrat Parti iktidarının daha 40'ı dolmadan meydana gelen 9 subay olayını, talat Aydemir'in hatıratını ve tüm darbe teşebbüs ve nakıs teşebbüsleri ile ilgili anıları inceleme fırsatı bulursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.Yukarıda andığım süreçlerin canlı tanığıyım.At gözlüklerini kimlerin kullandığı daha somut bir biçimde anlaşılmış olur.Saygılarımla Av.Yenal Ünseli

Yenal Ünseli 
 04.06.2010 23:54
Cevap :
Sevgili avukatım 60 ihtilalini ve sonrasını çocuk yaşta olmama rağmen yaşayanlardanım. Tabii ki geçmişin bir çok yanlışı olmuş, demokrasimiz bir çok yaralar almıştır. Günümüzde de geçmişten ders alınarak yeni hatalar yapılmamalı, özellikle sivil darbe sevdalılarına fırsat verilmemelidir.  21.06.2010 11:16
 

Oligarşik ve ezbere dayalı 1925 model siyasi ve ideolojik saplantılarınızda ve at gözlüklerinin ardına saklanmakdan vazgeçin de dünyadaki siyasi ve ekonomik entegrasyonların ve yeni dünya düzenini algılamaya çalışın.1924 modeli ulusal devlet modeli ve baas partisi benzeri yapılanmalar biteli çok yıllar oldu.Elbetde Türk Silahlı kuvvetleri klasik yapısından ve darbe kültüründen soyutlandırılarak teknolojideki hayal sınırını aşan gelişmeler esas alınarak yeniden yapılanacak,donanacak ve ülke bütcesi üzerindeki aşırı yükleri ve israfları mutlaka azaltılacak ve harcamaları denetim altına girecek efendiler. Av.Yenal Ünseli Av

Yenal Ünseli 
 30.05.2010 16:58
Cevap :
sayın Ünseli, öncelikle eleştirilerinize saygı duyuyorum. Ancak, kullandığınız ifadeleri size hiç mi hiç yakıştıramadım. Ben burada yeni yapılanma ile ilgili görüşlerimi belirtiyorum, katılır yada katılmazsınız. TSK sizin ifadenize göre 1924 de kalmış oligarşik bir yapı gibi algılamanızı kabuletmek mümkün değil. TSK her zaman teknolojik ve bilimsel gel,işmelere açık olan bir kurumdur.Çıkarılan genelgeyle ise TSK yı yerden yere vurmak, stotükocu ilan etmek ise bu kuruma yapılmış en büyük haksızlıktır. Yeni kurulacak 50 bin kişilik güçün ortaya çıkabilecek sakıncalarını herkes tartışıyor. Kanımca "at gözlüğü" takınanlar önce bu gözlüklerini çıkarıp, biraz gerçekleri görmeli.  02.06.2010 17:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 286
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3023
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster