Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
82
 

Ak/saraydan Ayvan/saraya 7. Bölüm

Ak/saraydan Ayvan/saraya 7. Bölüm
 

Alıntı


Babam, anneme, tebessüm ederek - Bebeğimiz, gece deliksiz uyusun, sende bu gün fazlası ile yoruldun canım, alışkın olmayanı otobüs yorar, neyse artık yarına kendini fazla yormayıp dinlenirsin.
 
Akabinde babam bana dönüp - Kız cimcime, senin hakkını da inkar etmemem gerekmiş,kardeşlerine benden iyi baktığını, hem ev sahibesi, hemde annen diyordu da, abarttıklarını sanıyordum. Hafta sonu sana benden, orta çaplı kağıt para var, ne dersin? -  Oley, teşekkür ederim, okul için kullanırım, gramofon kağıdı, sulu boya defter kalem, en sevdiğim şeyler, sağ ol babacığım deyip, sevincimden babişiko mu öpücük yağmuruna tutmuştum. Babam, anneme dönerek - Bu tatlı cadı, kardeşlerinle oyuncaklarla oynuyormuş gibi onlara bakmasın hanım? Daha annem cevap vermeden - Evet, ne olacak, naylon bebekle canlı bebek bir olur mu, hem onların hepsini seviyorum. Hem ben biliyorum, kağıt para vereceğim diyorsun ya! Kardeşlerime iyi baktığım onları hiç üzmediği m için veriyorsun biliyorum. Babam yerinden kalkarak - Senin kardeşlerinin üzerinde hakkın olacağını, acaba onlar bilecek mi dediğinde! Yaşımın gereğinden, babamın anlamlı söyleyiş tarzından, o zaman yarı yarıya anladığı mı, kardeşlerimin en büyüğünden bundan beş yıl önce yediğim darbe ile çok iyi anlamıştım.
 
Babam, anneme - Çocuk konusunda doğrusu, çok haklıymışsın, çamaşırlar birikmiş, sakın yarına yıkama. Hafta sonu ben çocukları parka götürürüm, merak etme, sen sakin, sakin yıkarsın, hava güzel nasıl olsa, Gülsen'le birlikte biz bahçeye asarız. Senin hakkını nasıl öderim Fethiye hanım bilmem diyen babama. Ben - Annemi üzmezsen, Allah'ta seni üzmez, annemin 4 çocuk, ev işleri ve terzilikle ilgilenmesi, tüm bunlara yetişememesine üzülüyorum, ne annemden ne de senden kardeşlerime bakmak için, sizlerden para umduğumu sanmayın, seni çok seviyorum ama!
 
 Babam, saçlarımı okşayarak - Ama ne? Anlat, anlat ki, sana cevabını vere bileyim, söz  kızmak yok, tatlı cadı. - Tamam baba, hani sen Taksime her gün gidip çalışıyorsun ya! Bize, anneme dikiş için gelen teyzeler, anneme - Ah Fethiye hanım, İstanbul gibi yerde 4 çocuklu olmak, onlara nasıl yetişiyorsun, dediklerinde annemin istenilen cevabı verememesine önceleri bir anlam veremiyordum, ne zaman ki 5. sınıfa geçtim, olayı yavaş, yavaş da olsa çözmüştüm, öğretmenim Hacer hanımı sen görmedin baba,  o beni çok sever, benimle olduğundan da fazla ilgilenir ve bana - Gülsenciğim, çocuklara bakmak senin görevin değil, derslerine ilgin mi azaldı, yoksa yetişemiyor musun? Baban ve annenle konuşmam gerek, dediğinde! Ben - Babamla konuşun öğretmenim demiştim, okuldan adresimizi alarak bize geleceğini, özellikle de seninle konuşacağını söylemişti.
 
Beni uzun, uzun dinleyen babam - Neden özellikle ben? - Çünkü annem yalnız, yardımcısı yok, burası gurbet, kalabalık yerden çıktım, kimim kimsem yok deyip, bizlere sarılıp ağlıyor, sen sabah gidip akşam geliyorsun, geldikten sonra da annem sana - Sitem edip kızmıyordu, ama ben kızıyordum baba diyerek ağlamaya başlamıştım. Babam - Kızım, ne içkim var ne kahve alışkanlığım ne de kumarım, varsa yoksa anneniz ve sizler! Elimden geldiğince çalışıp rızkımızın peşinde koşuyorum, daha ne yapayım, tek hatamın ne olduğunu ise merak etme, biliyorum. İstanbul'a geldiğimizde hemen çocuk sahibi olmamızdı, her canlının rızkını Allah cc verdiği gibi, kardeşinizin rızkını da verir sen merak etme diyen babam - Patronumla konuşayım da, eve iş getireyim, bu benim işime de gelir doğrusu diyen babama, annem - Biz böyle nasıl düşünemedik, gerçekten de iyi fikir diyerek, memnuniyetini belli etmişti.
 
Ben - Baba, birde aklıma gelmişken, Evliya! Benim rüyama ne zaman girse hep söylüyor, bu ev yıkıldığında O, burada kalacakmış, biz buradan taşındığımızda, Allah bizi hep koruyacakmış, taşınacağımız yerde de evliya varmış, bunu da kendisi söyledi. Babam - Hmm, diyerek - Evliya mı? Peki, ne kadar sıklıkla rüyana giriyor, bakalım? İyi de baba, ben size neden yalan söyleyeyim ki, yalan söylememeyi ben kimden öğrendim? Eee, sizden! Neden yalan söyleyeyim ki! Çocuk aklı ile haklılığı mı savunuyor ve devam ediyordum.
 
- Anne, hani ben daha küçükken, buraya taşındığımız ilk sıralarda, hatırlıyorsun değil mi? Sen bana ve kardeşlerime; Sakın mutfağa çişinizi yapmayın, evliya hazretleri görünce sizleri çarpar, veya alır götürür demiştin ya! Ben mutfağa çiş yaptığımda beni elimden tutup, bana kızmadan yukarı çıkardı, bana evimizi, sizleri gösterdi, mavi bulutların üzerinden bakarken tüm evlerin çatıları yoktu, insanlar içinde oyuncak gibiydi. Seni, babamı kardeşlerimi gösterdiğinde, ben hastalanmış yatıyordum, sonra ev sahibi ve kızını gördüm, yoğurtlu pirinç çorbası yapıp getiren teyze - Doktora götürün kızı dediğinde.
 
Evliya - Bak, çok ateşin var, hastasın yatıyorsun, şimdi burada benimle kalırsan seni Cennetin kapısına bırakacağım, ama ben, annemi, babamı ve kardeşlerimi bırakamam dersen de doktora gitmeden de iyileşeceksin demişti, ben rüyamda Evliya hazretlerinin bu kesin söylemleri karşısında bir daha sizleri hiç göremeyeceğimi düşünerek çok ağlamıştım, Hz. tekrardan bana dönerek - Hadi artık, ağlama tamam seni evine geri bırakacağım ve gözlerini açacaksın! Gözlerimi açtığımda benim küçük yastığımın nasıl ıslandığını görmemiş miydin. İşte beni Evliya o saatte beni normal hayata geri getirip yatağıma bırakmıştı.
 
Ayvansaray'a gittiğimizde de Kemal amcanın kız İnciye - Bizim taşınacağımız yerde Evliya var mı? İnci - Evet var, hemde sizin taşınacağınız evin köşe başında, istersen oraya beraber gidip, şimdi sana göstereyim, hem dualar ederiz dediğinde! Size dahi haber vermeden o yatır'a gidip dua bile etmiştik. Ben Evliya hazretlerine bulutların üzerindeyken söz vermiştim! Elin, dilin dualı olsun demişti, hep dua etmeye gideceğim, söz veriyorum demiştim. Babam - Tamam kızım, tamam inanıyoruz tabi, dokunsam ağlayacaksın. Nerede olursan ol, sen yeter ki dualarını et, etme diyen mi var Allah aşkına deyip, üzerime daha fazla gelmek istemeyen sevgili merhum babam, daha sakin konuşmamı sağlıyordu..
 
NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Tunçkal! Aksaray'dan Ayvan Saraya yine çok güzel akıcı üslupla devam ediyor kutlarım canım, devamını bekliyoruz.Sevgilerimle öptüm.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 10.06.2015 20:29
Cevap :
Elimden geldiğince, yazmaya gayret ediyorum. Ama ne PLAYBOY ne de diğer öyküme uzun zamandır ara verdim, bu elimde olmayan bir nedenden; Laptop'umdan kaynaklanıyor :( Her iki öykümde o laptopta bir kaç bölümüyle kilitli kaldı. ne yazık ki halen tamirde , bakalım ne zaman geri gelecek? Yoksa üzerine sıkı bir şekilde düşüp tekrar yazmak zorunda kalacağım hocam. Sevgilerimle her daim, sizi öpüyorum, iyi geceler dilerim.  12.06.2015 20:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 833
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 398
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster