Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
126
 

Akademik Mesâil

Akademi, bir disiplin değil. Disiplinlerin içinde çalıştığı bir mecra. Disiplin ismi, bir çalışma alanının kendini sınırlaması, disipline etmesi nedeniyle konulmuş bir isim. Klasik felsefede her ilmin bir mevzusu, meselesi, maksadı ve mebdesi olduğu düşünülürdü. Çalışma alanı bunlarla belirlenirdi. Bugün de bilim felsefesi açısından bu belirlenimin geçerli olduğu söylenebilir.

Bünyesinde barındırdığı ilimlere, kendi sıfatını veren akademi, bu –akademik- sıfatını, belirli şartların yerine getirilmesi  sonucunda verir. ‘Bu akademik bir düşünce değil’ denildiğinde, geçersiz ve ilmi değeri olmayan bir düşünce ortaya attığınız söylenmiş olur. Akademik mührü olmayan ifadeler, safsata ve sübjektif değerlendirmeler olarak görülür.

***

Tek bir akademi yoktur. Farklı ekoller vardır akademide. Bunların her birinin farklı kıstasları olduğundan neyin akademik olduğuna dair tartıştıkları da vakidir. Ama bu ender bir durum. Akademinin her dönem bir modası vardır. Modaya aykırı çalışmalara, bunlar hangi kıstaslara göre akademik olursa olsun, itibar edilmez. Akademinin gündemini yakalayamazsanız, neyi, nasıl, ne kadar çalıştığınızın hiçbir önemi yoktur.

İşin tuhaf yanı, akademide fikirleri gündem olan kişilerin akademik takıntılarının olmaması. Akademi gündem yaptığı fikirleri bazen çok geç tanır. Büyüklüğe karşı bu körlük, akademik gündeme sadakat kaygısından kaynaklanır. (Ya da akademi ve burjuva ilişkisi gibi nedenlerden kaynaklanır bu gecikme ama bu başka bir yazısının konusu.)

Mesela ben bugün otursam, Aristoteles ve Hegel’in felsefesiyle boy ölçüşebilecek bir kuram ortaya koysam ve bu kuram özcü ve telolojik olsa, üstüne üstlük bir de Türkçe olsa;  bu kuramın keşfedilebilmesi için yıllarca beklemek gerekecektir. Allah’tan bunu başarabilecek kabiliyette değilim!

Oysa akademinin mevzusuna, meselesine, maksadına ve mebadisine riayet eden başarılı bir çalışma kısa zamanda popüler olabilecektir. Böylesi bir çalışmanın mevzusu, gündemde olan ve neden gündemde olduğu sorgulanmayan bir konu olmalıdır. Tıpkı bir üst-disiplinde ispatlanmış bir mevzunun bir alt disiplinde mevzu olması gibi. Burada ölçüt, mevzunun ispatlanmış olması değil; moda ve gündemde olmaktır. İspatlandığı varsayılan bir mevzu, nasıl sorgulanmadan kabul edilirse, moda mevzular da sorgulanmazlar. Mesele de yine bu bağlamda konuya ilişen sorulardan oluşacaktır. Konuya ilişen soruların belirlenimi, güncel akademinin saptadığı yönden olacaktır. Postmodern bir konuya metafizik bir sorgulama yaparsanız, bu demodedir, postmodern mevzular, herhangi bir metafizik sorgulama geçiremezler. Kaldı ki böyle bir sorgulama yaparsanız, akademik çalışmanın maksadı hasıl olmaz. Akademik çalışmaların yegane maksadı popülerlik olduğu için muteber(!) bir çalışma bu amaçtan sapamaz. Mebdeye gelirsek, eski bir tabir olduğu için postmodern akademi anlayamamış olabilir bu kavramı. Çoğulu mebâdî olan bu kavram, bugünkü akademi için yöntem anlamına gelir. Hemen söyleyeyim; tarihe hakkıyla mal olmuş her kuram, çalıştığı mevzunun açtığı yolda kendi yöntemini oluşturmuştur. Bu yüzden, bir ilmin yöntemi, o ilmin iktiza ettiği şekilde kendiliğinden oluşur. Bugünün akademisi için yöntem de belirlidir: İyi kötü bir önerme haline getirmiş tezin; diğer tezlerle ve görüşlerle anlık ve yüzeysel olarak kıyaslanması. Bir sayı, hangi sayılara bölünebilir diye işlem yapan bir ilkokul öğrencisi düşünün. Ona bir bölünen sayı verdiniz; bir de bu sayının bölünmesini istediğiniz sayılar. Öğrenci her bir işlemi tek tek yapıp, bölüm, kalan vs. hesaplıyor. İşte bugün başarılı addedilen bir akademinin yöntemi…

***

Kadim sorulara yeni cevaplar aramak, akademin modası olmadı hiç. Kimseye para da kazandırmadı zaten böyle bir mesai. Akademik mühür ve unvan, size para ve şöhret kazandırabilir ama İnsan olmanın manasını asla kazandırmaz. Yitik hikmeti Çin’de bile arayın ama tezler çöplüğünde aramayın. Sahici bir düşünce akademiden teberrâdır. Sahici düşünceyi, kadim soruların peşinde ömrünü tüketen insanlara sorun! İsminin başında akademik unvan var ve ya yok, buna takılmayın…

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 311
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster