Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1208
 

Akarken...

Akarken...
 

Hayatın serin bir yerinde, demlenmeye ihtiyacım vardı. Dalgındım... Kafamda bir dolu soru cümlesi... Orası tam istediğim yerdi. Meltemi, palmiyeleri, denizi ve güneşiyle, beni annem kadar severdi. Orası tam bana göre bir yerdi.

Bahçenin kapısından girerken hissettim onu. Kemerli burnu, köfte dudakları, yumuşak gözleriyle dal gibi bir gençti. 17-18 gibiydi. Buz gibi bir bira verir misin bana Levent diye seslendim. Telaşlandı, aceleyle kayboldu gözden, elinde buz gibi bir birayla geldi. Nerden tanışıyorduk… çıkaramadım abi dedi. Acı ve tatlı gülümsedim. Şakaklarımda gülümseyiş çizgileri. Hadi biraz otur yanımda dedim. Çekingen oturdu yanıma. Biradan kocaman bir yudum çektim.

Nasıl gidiyor hayat diye sordum. Can eriği gibi kütür kütür gülümsedi... Meltem, denizi ve saçlarımızı dalgalandırıyordu. Onun saçları sık, benimkiler seyrekti. Ama, meltemim okşayışından aynı hazzı aldığımız yüzümüzdeki tebessümlerden belliydi. Okuyor musun diye sordum. ÖSS sonuçlarını bekliyorum abi dedi. Eeee.. ne gelecek dedim. Ya tıp, ya hukuk ya da mühendislik dedi. Senin gönlün hangisinde dedim. Ben, avukat olmayı çok istiyorum abi dedi. Neden dedim… O an’a kadar, fark edemediğim melodiyi mırıldanmaya başladı: < ahh…="" ne="" olaydım…="" ne="" olaydım…="" okur="" yazar="" olaydım,="" deniz="" mahkemeye="" düşmüş…="" avukatı="" ben="" olaydım…=""> İkimizin de gözleri nemlendi…

Levent dedim ve durakladım birkaç saniye. Adını söylediğimde, içimi, 5 yaşımdan kalma bir kaymaklı dondurma ferahlığı sarıyordu. Belki de avukat olamazsın. Bunun hiçbir önemi yok. Hayatı ve insanları aşkla sevebiliyorsan eğer, yapacağın her iş güzel olacaktır. İyi bir doktor, buz gibi bir bira verebilen garsona benzer. Yaptığın işlerin sonucunda, senin gözlerinde hayat güzelse, sen de mutlusun demektir.

İkimiz de durulmaya başlamıştık. O’nun gözlerine baktığımda, benim kim olduğumu algılamaya başladığını anlıyordum. Yan masadaki aile, bakar mısınız diye seslendi. Onlarla ilgilenmeye başladı Levent. 3-4 yaşlarında, ışıltılı bir çocuğu kucağına aldı. İki yunus balığı gibi oynaşıyorlardı çocukla. İkisi de dolu dolu kahkahalar atıyorlardı. Ona şu an 41 yaşımda olduğumu, mutlu bir evlilik yapamadığımı ve hala baba olamadığımı söyleyemezdim. Ama o da biliyordu, baba olamamamız, çocukları sevmemize engel değildi…

Su gibi bir kadın sesi geldi kulaklarıma… Levent, hadi yemeğini ye oğlum… soğuyacak şimdi diye seslendi. İkimiz birden, tamam anne geliyorum şimdi diye seslendik. O an göz göze geldim kendimle tekrar… 24 yıllık bir zaman tünelinde kesiştik…

<şiirlerde romanlarda,="" gelmiş-geçmiş="" zamanlarda,="" tamburlarda="" kemanlarda,="" şarkılarda="" yaşıyorum.="" ismim="" mesut,="" göbek="" adım="" bahtiyar,="" yıllarca="" böyle="" bildiniz="" siz,="" mesut="" bahtiyar’dan="" şarkılar="" dinlediniz…="">

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

" ....evrenin kim bilir neresindeki bir koyunun bir çiçeği yemiş ya da yememiş olması çok önemli bir şeydir. Gökyüzüne bakın. Kendinize “Acaba koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi?” diye sorun. Bakın her şey nasıl da değişiyor. Ve bunun neden bu kadar önemli olduğunu büyükler asla anlayamazlar..."sevgimle...

sevtap özkahraman 
 19.12.2008 14:21
Cevap :
Sevgilerini aldım ve kattım tüm insanların içine...  20.12.2008 12:44
 

Şu dünyada bir tek şey olmaz, o da olmaz. Bana yazdığınız mesajdan ben bunu anladım. Evet, belki istediğimiz mesleği elde edemeyeceğiz, ama istediğimiz insan olabiliriz o da bizim elimizde. İstediğimiz insan olursak hedefimiz için çalışır. Amacımıza ulaşırız. Sizin mesajınızı ve bugün fırsat bulabildiğim için yukarıdaki yazınızı okuyunca, Haldun Taner'e ait bir söz geldi: Sahne olmazsa kahve de bir köşede, piyano olmazsa bir mızıka ile yine tiyatro oyunu yaparız. Evet önemli olan yaptığımız işin güzelliği değil, bizim onu güzel yapmamız. Biz güzel yapınca çirkin bile bize güzel gelir. Hayata bakarken hep yaşam dolu bakarsak. İçimiz mutlu ve hür olursa. Zaten her şeyi başarmışız demekdir. Geriye sadece teferruatlar kalır. Ruhumuz ve yaşamımız vatanımız ise, gerisi teferruattır. Önemli olan hayatı hayatta hayat dolu bir biçimde, yaşamak... Yazınız için yüreğinize sağlık...

Armağan Bayraktar 
 20.09.2008 21:33
Cevap :
Değerli bir Armağan ol hayata... Okuduğun için mutluyum...  21.09.2008 21:56
 

Ne muhteşem bir yazıydı bu...Yaz sıcağında buz gibi bira tadında...Daha önce niye okumadım diye kızdım kendime. Yüreğinize sağlık...

hemera 
 19.04.2008 12:49
Cevap :
Çeyrek asır geriye dönünce, ben de kendimi arkeolog sandım:-) Haritanın yarısı sende mi yoksa:-) Her şey gönlünce olsun...  19.04.2008 21:18
 

Yaşlanıyoruz galiba demişsin. Bence de:) Bu arada senin red mektupları nerede? Onu önerilerime almak için girmiştim bloğuna ama bir baktım, yerinde yeller esiyor. Mesut ve de... Adı Bahtiyar olan bey. Çabuk o yazıyı geri istiyorum. Ben ona yorum yapmıştım:)

Ayrıntıda gezinmek 
 10.12.2007 2:33
Cevap :
Ayrıntı; Ret mektuplarında, bir yerde harf hatası oluşmuş, onu düzeltmiştim. Eeee.. bendeniz güvenilir bir yazar olmadığımdan, bir düzeltme yaptığım zaman yarım gün yazım yayından kalkıyor:-) Ve ben Doğan Grubunun kriterlerinde güvenilir bir adam olmadığım için bahtiyar oluyorum. Yaşlanmaya gelince... keşke 33 yaşıma demir atabilseydim... Henüz böyle bir şansımız yok, önümüzdeki yüzyılda insanların ölümsüzlüğü bulacağına inanıyorum. Biz öldüğümüzle kalacağız:-( Sevgiler ve saygılar sana....  10.12.2007 17:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1468
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster