Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
424
 

Akçakale'ye toplar düşerken (1)

Akçakale'ye toplar düşerken (1)
 

Beşinci bölgedeki hizmetimin ilk yılını, Gürbulak’ta, son iki senesini ise, Akçakale’de tamamladım ve görevimden geçen Cuma günü itibariyle ilişik kestim. Aradan geçen bu zaman zarfında güzel hatıraların yanı sıra, ağzımın tadını bozan, keyfimi kaçıran, neşemi yok eden olaylar da yaşadım.

Yaz sıcaklarında, toz fırtınalarında sahada görev yaptım.

Arkadaşlarımızla birlikte, psikopat, arsız, uslanmaz tiplerle mücadele ettik, günübirlik nizalar meydana geldi, Yaralamalı kavgalara maruz kaldık.  Olayların sıklığı zamanla kanıksama meydana getirdi, muafiyet fazlası eşya getirdin-getirmedin, ticari eşyaydı-değildi, eşyamı ambara neden aldın – almadın, eşyayı muayeneden kaçırdın-kaçırmadım, şeklinde cereyan eden hadiselerden, darplı-ezalı kavgaların ancak onda biri adliyeye intikal etti.

Bazı arkadaşlarımızın görevleri sırasında, suç ve suçlulara karşı vurdumduymaz ve pişkin davranarak söz konusu tiplerin affedilmeyecek davranışlarını sineye çektikleri yada gereken hassasiyeti göstermedikleri anlamında eleştiriler yapıldı, ancak bu doğru değildi.

Her sosyal kesimdeki insanla yüz yüze geliyorduk, diğer taraftan bölgenin sosyo-kültürel ve toplumsal ilişkiler düzeninden kaynaklanan ve geçmişin günümüze bıraktığı tortuları yok etmek kolay değildi, bölgedeki sosyal yapının biraz çaresiz, birazda cahil bıraktığı sosyal kesimle de muhatap kılınmıştık. İnsan kaynağımızın bu olguyu bir anda değiştirecek yeterli donanımı yoktu, bu itibarla personelimizin, değil görevlerini savsaklama aksine görevlerini yapmada son derece azami gayret gösterdiklerini de iddia edebilirim.

 

***   ***  ***

2012, Ağustos’un ilk haftasının sonunda, personel tayinleri açıklandı, on gün sonra iptal edildi, ilk açıklanan tayinlerden memnuniyet duymayanlardan itiraz edenler, ikinci açıklanan tayinle memnuniyete erişti, İkinci defa açıklanan tayinle de, on gün öncekine göre, görev yeri yeniden değiştirilenlerden memnun olmayanlar memnun olmadıkları hususları içeren dilekçeler vererek beklemeye koyuldular.

Bu sırada, komşu gümrüğü ele geçirmek için harekete geçen muhaliflerden esinlenerek, tayininden memnuniyetsizlik duyan bazı arkadaşlarımıza, “muhalifler” adını taktık. Çünkü yukarılara doğru yüksek sesle bağırıp çağırıyor, atıp tutuyorlardı. Baro başkanlıklarına elektronik mektup gönderiliyor, memur sendikalarına istifa mektupları gidiyor, basına ulaşılmaya çalışılıyordu.

Ortamı yumuşatmak mümkün olmuyordu. Tayinlerimizin bu şekilde sulandırılması, atama yönetmeliğindeki doğal prosedüre göre olumlu beklenti içine giren arkadaşlara ardı ardına yaşanan tayin iptalleri hayal kırıklıkları oluşturmuş, morallerin bozulmasına yol açmıştı. Bu durum memnun olanlara da memnuniyetini yaşamayı haram ediyordu. Dolayısıyla arkadaşlarımızın zihinleri rahat değildi. Bu nedeniyle yapılan basit şakalar bile kaldırılamıyor ve kırıcı tepkiler, sözlü kavgalara dönüşüyordu.

Ayrılmadan bir hafta önceki Perşembe günü, Sayın Müdürümüz Ökten ATAY’ın tayininin İskenderun’a çıktığını öğrendik, “İskenderun” tercihen gitmek istediği bir yer değildi, buna rağmen o akşam Aşçımız Hakkı ile Eşref arkadaşımızı gönderip, daha evvel söz verdiği şekilde, bir koyun satın aldırdı. Cuma günü Daireye geldik, öğleden evvel aldığımız ikinci bir haberde üzüldük… Müdürümüzün de tayini durdurulmuştu! Bu garabet, yapılan yemek hazırlığı ve planlarımızı bozmuştu, ancak öyle olmadı, Müdürümüz verdiği sözü tuttu, kendi tayininin durdurulması, akşamdan sonra yapılan ayrılış yemeğinde,  yaptığı konuşmasında espri konusu oldu,

 Küçükbaş hayvanın baş ve iç organları alınarak bütün olarak büyük kazanda pişirilip haşlama şeklinde yapılan yemek, katılan personele ikram edildi.

Söz konusu gecede,  yaptığı konuşma da Sayım Müdürümüz yaklaşık olarak şöyle dedi;

“ Sevgili arkadaşlar; Perşembe günü çıkan tayinlerde, İskenderun Gümrük Müdürüydüm, Cuma günü tekrar Akçakale Gümrük Müdürü oldum. Neyse, bunlar büyüklerimizin takdiridir, tensibidir. Biz bir şey söyleyecek durumda değiliz. Arkadaşlar! Gerçekten şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim, hakikaten, kamu görevi önemli bir görevdir, üstüm bir görevdir. Ben otuz beş yıllık devlet hayatımda, Hopa’dan Habur’a çok farklı yerlerde çalıştım, bunları tek tek saymama gerek yok, çok güzel görev yaptığımız yerlerde oldu, zor yerlerde oldu. Buna İstanbul dâhil.

Ben burada şunu gördüm, bunu Habur’da yaşamadım ama burada yaşadım. Burada görev yapan arkadaşları, birbirine daha fazla sarılmış, samimi ve saygılı olduklarını gördüm. Bu çok önemli bir şeydir. Dayanışma çok ciddi bir sorumluluk duygusudur… Burada şartların ağırlığının farkındayım, şartları karşılamak gerçekten zor, belli bir yaştan sonra daha da zor. Akçakale, görev ve şartlar itibariyle zor bir yer. Ben bu zorluğu yaşamadım, ancak bunu yaşayan arkadaşlarımız var, bunların konuşmalarından anlıyoruz, tuttukları tutanaklardan anlıyoruz…

Bütün bu zor ve ağır şartlar altında, alnının veya yüzünün akı ile buradan ayrılmayı Allah herkese nasip etmez.. Bu konuşmam bir ayrılık konuşması olacaktı, kısmet değilmiş. Burada kalmaktan çok üzülmedim, gitseydim üzülecektim, seneye Allah kısmet ederse ağlayacağımı biliyorum, arkamdan da üzülenler olacaktır. Ben gittiğim her yerden ağlayarak ayrıldım, peşimden de ağlayanlar bıraktım. Bu vesile ile görevini tamamlayıp, buradan ayrılan, gittikleri yerlerde görev yapacak arkadaşlarımıza, daha başarılı görev yapmalarını diliyorum. Bu fedakârca görevden ötürü hepinizi kutluyorum hakkınızı helal edin ben de hakkımı helal ediyorum.

Müdürümüzün yaptığı bu duygu yüklü konuşma ile sonlanmış olan ayrılış yemeği de “Akçakale hatırası” olarak zihnimizde yerini koruyacak.

Değerli Müdürümüz Ökten ATAY, hayrı, ikram etmeyi, yardım etmeyi seven, merhametli, yediren içiren, dost canlısı güzel bir insandır. Ramazan boyunca oruç tutan, misafirhanede kalan memurlarına, diğer günlerde de dâhil olmak üzere, kendi kesesinden -parasını vererek- ve bizzat kendi elleri ile yaptığı yemekleri ikram edip personelin teşekkürünü, teveccühünü ve minnettarlığını kazanmıştır.

***   ***   ***

Komşu ilçedeki çatışmalar ayrılışımdan bir hafta evvel başladı. Gümrük binamızın karşısında bulunan Komşu ülke Gümrük binasını ele geçirmek isteyen Suriye Özgür Ordusuna mensup mücahitlerle, Esed askerleri arasındaki çatışmaların ikinci günüydü, öğleden evvel saat 10 sularında, patlayan bir bomba ile komşu ülke gümrük binasının dördüncü katı çökmüş, hemen akabinde de mücahitler esed askerlerini etkisiz hale getirerek binayı ele geçirdiler.

Biz de bu çatışmalara şahit olduk, olayları gümrük binamızdan olduğu gibi apaçık-çıplak gözle- gördük,  Daha sonra, Esed askerleri şehrin dışından tank ve top mermileri ile Telebyad ilçesini bombalamaya başladılar.

Son iki gece ve gündüz silah ve top mermileri çok yakınımıza düşmeye başlayınca, tedirginliğimiz arttı, uyuyamadım… Uykusuzdum. Son gece sabaha yakın zoraki bir iki saat uyudum, sabahleyin, CNN TÜRK TV ‘nin bayan muhabirinin verdiği haberleri izlerken, muhabir sanki Esed askerlerine istihbarat verir gibi haber yapıyordu! Söz konusu haberde, “Eski gümrük kapısından(Güzergahından) muhalifler su ve erzak temin ediyorlar, yaralılarını hastaneye taşıyorlar” deniyordu, tedirginliğim daha da arttı, bu haber üzerine, bavulumu topladım ve eski gümrük kapısına çok yakın mesafede bulunan misafirhane olarak kullanmakta olduğumuz eski gümrük binasını terk ettim,

***   ***   ***

Otobüsle Gaziantep’e geldim, kolej tepe’de bulunan, Bölge Müdürlüğümüzün üst katındaki Misafirhaneye çıktım. Beşinci bölge hizmetimin son gecesinde Gaziantep’teyim. Top seslerinden uzağım, şehir sükûnet içinde, Eylül ayının ılık bir gecesi, pencereden büyük şehrin siluetini seyrettim, mehtabı izledim, sabah erken uyandım, seher vaktinin dinginliğini ruhumda hissettim, Savaşın, çatışmanın, kaosun, karmaşanın olmadığı bir Dünya’nın özlemini duydum, Vatanımızın, milletimizin sulhu ve süküneti için Allaha şükrettim ve dua ettim. Ertesi gün İstanbul’a gidecek ve aileme kavuşacaktım, bu güzel duygular içinde yatağa girmiştim… Güzel bir uyku uyuduğumun farkına vardım.

Ertesi günü Tahakkuk servisinde değerli arkadaşım Metin SALMAN tarafından ayrılış işlemlerim tamamlandı, Bölge Müdür Yardımcımız ve Bölge Müdürümüz Fikret EROL bey’le vedalaşıp ayrıldım, Defterdarlıktaki işlemleri de öğleden evvel saat on bir’e kadar tamamlayıp, otobüsle İstanbul’a hareket ettim.

O günden bu yana bir hafta geçti, TV’den haberleri izliyorum, çatışmalar sürüyor, tank ve top atışları komşu İlçede hala devam ediyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ali bey, güzel bir paylşaım olmuş sizi kutlarım...yeni görevinizde başarılar dilerim... selam ve saygılarımla...

Dr Atanur Yıldız 
 29.09.2012 12:31
Cevap :
Atanur bey,bilmukabil selam ve saygılarımı sunarım.  30.09.2012 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1309
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster