Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
72
 

Akçakale'ye Toplar Düşerken (2)

Bu başlık altında ilkyazımı 27 Eylül 2012 tarihinde yazmıştım, anılan tarihte, görevim nedeniyle Akçakale’deydim. Suriye’ye ait Telebyat ilçesine açılan Akçakale Kara kapımızın paralelinde bulunan Suriye Rejiminin asker ve polis güçlerine karşı mücadele eden ve bugün Suriye Milli Ordusu olarak adlandırılan Özgür Suriye Ordusu (OSO) ile bunların sivil taraftarları arasında günlerce devam eden şehir çatışmaları sonunda bir kamu binası olan Gümrük binasınında ele geçirilmesi sırasında meydana gelen çatışmalar gözümüzün önünde cereyan etmiştir.

Bu yazımda; Türkiye-Suriye arasındaki 900 kilometre uzunluğundaki kara sınırının bulunduğu gerçeğinden hareketle, Ülkemizle Suriye arasında meydana gelen ekonomik, siyasal toplumsal gelişmelerden yüzeysel olarak bahsedeceğim.

2011 yılında başlayan ve sekiz yıldır devam eden Suriye iç savaşının hangi Saiklerle başladığını, ittifaklarından, müttefiklerinden, aktörlerinden, finans ve silah sağlayıcıları her gün yazılıp çızılıyor.

Sadece ülkemizin bu bölgesinde kaçakçılık, günübirlik yolcu giriş-çıkışları ve sınır ticareti adı altında gelişmeler yaşanırken, terörün de etkisiyle bölgenin üretim, istihdam, sosyal ve ekonomik gelişmesini nasıl etkilediği hususlarını vurgulamak isterim.

Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesinin gelişmesine yönelik olarak hükümetçe sağlanan sübvansiyon ve devlet teşvikleri yoluyla özen gösterilen ve emekleyen yöresel ekonomi, kaçakçılık ve kara para ekonomisinin yıllar içinde büyümesi sonucu bölgenin kalkınma hamleleri ve ekonomik gelişmeleri olumsuz yönde etkilenmiştir.

+++                                                               +++                                  +++

Bütün Dünya’da Diplomatlarımızı öldüren ve 1980 yılına kadar varlığını sürdüren Ermeni Tedhiş Örgütü ASALA’nın yerine ikame edilen PKK Terör Örgütü ve onun lideri APO yıllarca Suriye rejimi tarafından başkentleri Şam’da barındırılmıştır.

Ülkemiz devlet adamları ve siyasetçileri bu düşmanı koruyan, kollayan ve barındıran Suriye ülkesine karşı tek bir laf etmemiştir. Türkiye, Suriye Rejiminin PKK ve Lideri APO’ya verdiği desteğe yıllarca sessiz kaldı.

APO; Türkiye’de gerçekleştirdiği bütün canice eylemlerin emrini Başkent Şam’dan verdi. Türkiye Yıllarca PKK’ya verilen desteğin kimler tarafından verildiğini çözemedi. Anlamaya çalıştı.

1998 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in TCMM açılış konuşmasında Suriye konusuna değindi, akabinde Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanımı Hatay Reyhanlı’dan Suriye’yi tehdit etmesinden sonra, yapılan görüşmelere müteakip APO Suriye’den çıkarılmıştır.

Yıllarca, 900 kilometre uzunluğundaki sınır hattındaki vilayetler terörün tehdidi altına baskı altına tutuldu, sınır hatlarından geçerek diğer doğu ve güneydoğu vilayetleri de aynı şekilde baskılanarak dolayısıyla bölge insanları yıldırılarak askeri ve siyasi hedeflere ulaşılmaya çalışıldı.

Terör örgütü, sınırda insan, eşya ve silah kaçakçılığına da el attı, kaçak geçişlerden köylüden vergi adı altında haraç alarak örgütüne finansal faydalar sağladı.

Hükümetlerin geçmişten günümüze, sınırda aslında uygulanmayan fiziki güvenlik önlemlerinin yetersiz kaldığının anlaşılması üzerine Türkiye; 2015 yılında, yeni bir Sınır Güvenlik Stratejisini yürürlüğe koydu. Bu anlayışa göre İran, Irak dâhil olmak üzere Suriye’nin tamamı Modüler Beton Duvar Bloklarıyla örülerek fiziki güvenlik uygulamasında daha ileri- modern-, güncel önlemlerle ‘sınır güvenliğimizi’ daha ileri seviyeye taşıdı.

 Bu yeni uygulamaya göre; eski tel çitlerin yerine modüler beton duvarlar yerleştirilmesine karar verildi. Türkiye-Suriye sınırının tamamına 2 metre genişliğinde 3 metre yüksekliğinde, her biri 7 ton ağırlığındaki beton bloklar yerleştirdi. Üzerine tel konularak boyu 4 metreye yükseltilen duvarlarla kapatılan sınır hattı, 24 saat zırhlı araçlar ve teknolojik gözetleme sistemi ile de izlenmeye başlandı. Yaklaşık 350 kilometre kafes tel yapılan sınır hattının 600 kilometrelik bölümüne de geceleri kaçakçılık yapılmaması için aydınlatma sistemi kuruldu.

Tamamen yenilenen Nöbetçi kuleleri de modern anlayışa göre yapılan roket ve havan saldırılarına karşı güçlendirilen sınır hattında alınan önlemler sonrasında kaçakçılık ve kaçak geçişler sonlandırıldı. Türkiye’nin düzenlediği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile de terörist saldırılar önlenmiş oldu. Alınan önlemler ile kaçakçılığın önlenmesiyle terör örgütlerinin finans kaynaklarına da darbe vurulmuş oldu.

Suriye Rejimi,  PKK yı yıllarca ülkesinde barındırdı, koruyup kolladı, ülkemize terör eylemleri gerçekleştirmesini sağladı, sınır hatlarından girerek ülkemize cinayetler gerçekleştiriyordu, Bugün ise dış destekçilerinin yardımıyla kuzey Suriye de devlet olma hayallerini karşı Türk Ordusu operasyona başlamıştır,

Suriye rejimi bir çıbanbaşı olarak, Teroristbaşı APO’yu yıllarca ülkesinde koruyup kollamıştır, Suriye Rejimi Ülkesini, terör yuvası haline getirmiştir. Yıllarca ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgesinde Türkiye’nin gerçekleştirmek istediği gelişme hamleleri terörün bölgede oluşturduğu kaos ve asayış-sızlığın etkisiyle sonuçsuz kalmış, Devletimizin yöre ekonomisini geliştirmek amaçlı olarak uygulamaya koyduğu ekonomik gelişim ve girişim programları başarısız olmuş, kaçakçılık yoluyla ülkemize pompalanan sağlıksız, kalitesiz, standart dışı, barkodsuz ürünler, piyasada dolaşımda bulunan,  yörede pazarlanan ve üretilen ürünlerle birlikte yerli üreticilerin hâksiz rekabete uğrayarak zarar görmesine, üretim ve istihdamın önünün kesilmesine, terörle ilçelerin, köylerin, mezraların, yaylaların boşalmasına, yuvaların dağılmasına neden olmuş dolayısıyla iç göçle birlikte bölgeler yaşanmaz hale gelmiştir.

…….

Türkiye, Sadece yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde;  Suriye rejiminin ülkemize karşı cinayetler işlemeye devam eden bölücü terör örgütü PKK liderini yıllarca ülkesinde barındırmış olması, koruyup kollaması, yeni ittifakları ile terörle yakın ilişkisi, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu vilayetlerinde, ülkemizin başlattığı ekonomik hamleleri durdurma geriletme ve mahvetmek üzere kurgulanan kaçakçılık operasyonların merkezinde yer alan bir ülke olması,  her türlü insan hakkı ihlalleri vb. sebepler yüzünden müdahaleyi gerektirecek yeterli gerekçelere sahip olduğumuz düşünülebilir.

Bugün gelinen noktada, rejimin gazabına uğrayarak, ülkemize göç eden 3,6 milyon Suriyelinin sınır hattında, 32 km eninde oluşturulacak olan “güvenli Bölge’ye” yerleştirilerek Dünya barışına katkı sağlama yönündeki devlet, millet ve ordumuzun elbirliğiyle gerçekleştirdiği karşı operasyonun hayırlı şekilde sonuçlanmasını bekliyorum.

 

16.10.2019

Ali Emir KARAALİ

Samsun

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1307
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster