Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
697
 

Akciğer Kanseri ve Helmut Schmidt Sanrısı

Akciğer Kanseri ve Helmut Schmidt Sanrısı
 

Sabah erkenden, ilk iş olarak mide bulantısını engelleyen hapı aldı. Yarım saat kadar bekleyip, kahvaltı sofrasına oturdu.

Kahvaltı dediğim, iki lokma ekmek, birkaç zeytin. Onları da zorla yedi zaten. Bir hafta önce, damardan aldığı kemoterapi ilaçlarının etkisi henüz kendini göstermeden, biraz sahilde dolaşmıştık. Orada yediği hamburger ve aynı akşam mırın kırın ederek yediği balıktan bu yana, çorba ve meyveyle besleniyor.

Soğukta saklanması gerektiği için, eczaneden eve uçarak getirdiğim kemoterapi haplarından ilkini içtiğinde, hepimiz duvardaki saate baktık. Şu andan itibaren 15’er dakikalık aralarla üç hap daha içecek. Şifa olsun.

Bir haftadır başı, gözü, sırtı, karnı, eklemleri, kısacası her yeri ağrıyor, kafasını kaldıracak hali yok. Her kemoterapiden sonra aynı şeyler yaşandığı için, garip bir biçimde normal karşılıyoruz. İşin kötüsü bu sefer bütün bunlara bir de öksürük eklendi.

Bunca zamandır hastalık bulaştırmayalım diye üzerine titriyoruz. Tedaviye ara verilen dönemler haricinde, hiç sarılıp öpmedik diyebilirim. Kalabalık ortamlara girmek zorunda kaldığında maske takıyor. Kan sayımları ve rutin biyokimya tahlilleri hayatımızın bir parçası olalı beri, akyuvarlarla şaka olmayacağını öğrendik. Ve fakat sakınan göze çöp batarmış derler. Çocukça bir “Kazağını giy – Giymeyeceğim – Üşüyeceksin - Hava sıcak - Kaşınma bak - Birşey olmaz” inatlaşması yüzünden, göz göre göre soğuk aldı. Geçen sene, kemoterapi destekli radyoterapi aldığı sırada, yine böyle bir soğuk algınlığı yüzünden ateşi yükselmişti. Her tür enfeksiyon tehlikeli olabileceğinden, palas pandıras en yakın hastanenin acil servisine koşmuştuk. Neyse ki bu sefer ateşi yok. Sadece öksürüyor, ama çok fena öksürüyor. Hastalığı dolayısıyla zaten var olan nefes darlığı arttı, öksürürken bazen ciğerleri ötüyor. Gıcıkoğlugıcık özellikle geceleri yatırmıyor, uyutmuyor. Dinlenemediği için de hepten sefilleri oynuyor.

Babam akciğer kanseri.

Bütün bu zorluklara dayanıyor, direniyor, zira iyileşmek için daha iyi bir yol bulunana kadar en iyisi bu.

******

Bugünlerde ailemin bir başka üyesi akciğer kanseri şüphesiyle tetkikten tetkike koşuyor. Eğer meselenin bir genetik miras boyutu varsa, çanlar hepimiz için çalıyor demektir. Hakkımızda hayırlısı artık.

Genetik mirastan bahsederken, “varsa” diyerek ihtiyatlı konuşmamın bir sebebi var. Akciğer kanserine %90 gibi büyük bir oranla “çevresel faktörler”in neden olduğu biliniyor. Asbest, radon gibi nispeten marjinal maddelere, ya da mesela Çin’deki gibi hava kirliliğine maruz kalmayı saymazsak, elimizde bir adet olağan şüpheli var: Sigara.

Benim derdim sigara.

Benim dünyam, ortasına kocaman bir izmarit bastırılmış, pis kokulu bir kül tablasından farksız. İşin kötüsü o izmarit bana ait değil. Neredeyse tamamı sigara tiryakisi olan ailemin ve arkadaşlarımın kollektif bir ürünü.

Babam, kendisine kanser teşhisi konduğunda 12 senedir sigara içmiyordu. Arada bıraktığı 10 senelik dönemi de hesaba katınca, teorik olarak sigara içen birine göre kanser riskini azaltmış olmalıydı. Ve fakat maalesef mesele o kadar basit değil. Risk hesabı, sigaraya başlama yaşı, ne kadar süreyle ve günde kaç tane içildiği gibi değişkenlere bağlı olarak yapılıyor. Ne kadar sigara, o kadar risk. Özetle, sigara içenlerin aslında dün bırakmış olmaları gerekiyordu denebilir...

...de bunu kime söylüyorum ki ben?

Kanser, “The Shining”deki Jack Nicholson gibi elinde balta ile kapımıza dayanmışken, sevgili tiryakilerim o kapıya doğru, kırılacak kısımdan evimize girecek olan baltaya kafa atmak üzere koşuyorlar. Babamın yaklaşık bir buçuk senedir hem hastalıkla, hem de tedavinin yan etkileriyle (*) boğuşmasını izlemek bile, sigarayı bırakmaları için yeterli olmuyor. Sorduğum zaman aldığım cevaplar iki çeşit: “Bırakmam lazım, ama şimdi olmaz.” ve “Her sigara içen kanser mi oluyor canım?”  

“Şimdi olmaz”cıların, en azından sorunun varlığını kabul ettikleri ve yeterince güçlü olmasa da bırakma yolunda bir arzu duydukları söylenebilir. Hiç yoktan iyidir deyip, onlara destek olmak lazım.  

Diğer grubun hastalığı, “Helmut Schmidt Sanrısı”. Boşuna aramayın, tıp literatüründe yeri yok. Ben uydurdum.

Helmut Schmidt’in kim olduğunu hatırlayamayacak kadar genç olanlar için; kendisi 1974-1982 yılları arasında o zamanın Batı Almanya’sının şansölyesiydi. (**) –di’li geçmiş zaman kullanmam sizi yanıltmasın, Herr Schmidt bugün hâlâ sağ ve önümüzdeki ay 95 yaşına girecek. Almanya’da tüm zamanların en sevilen şansölyesi olması haricinde en bilinen özelliği sigaraya olan efsanevi düşkünlüğü. Kendi beyanına göre sigaraya 15 yaşındayken başlamış ve günde kaç tane içtiğini hiç saymamış. Bırakmayı da hiç düşünmemiş. (***) Tam 80 senedir birini söndürüp diğerini yakıyor. İşin daha da ilginç yanı, mentollü sigara içiyor olması. Belki hatırlarsınız, bundan birkaç ay önce, bazı gazete ve dergilerde Schmidt’in evine 200 karton mentollü sigara stokladığına dair haberler çıkmıştı. İddiaya göre Avrupa Birliği’nin çikolata, mentol gibi aromalı sigaralara yasak getirmeye hazırlandığını duyunca, kendini garantiye almış. (****) Öylesine iflah olmaz bir tiryaki ki, televizyon stüdyoları da dahil bulunduğu her ortamda sigara içiyor. Zaten sigara içmesine izin verilmeyen etkinliklere katılmıyor. Normalde yasaklar konusunda son derece katı olan Almanlar, konu Helmut Schmidt’in sigarasına gelince birer hoşgörü kelebeğine dönüşüyorlar. Hatta “tütsülenmiş olduğu için bu kadar iyi korunmuş” olduğuna dair espriler bile yapılıyor.

“Helmut Schmidt Sanrısı”, sigara tiryakilerinin çoğunda, “sigaraya rağmen 95 yaşına kadar yaşayacaklarına inanç” şeklinde tezahür eden hastalıklı bir aymazlık hali.

“Kaç tane Helmut Schmidt tanıyorsunuz?” sorusuna verilecek cevaba göre, tedavisi mümkün olabilir. Umarım.

(*) Radyoterapi de en az kemoterapi kadar zorluydu.
(**) Almanca “Bundeskanzler”, biz Fransızca’dan alıp “Şansölye” demişiz. Başbakan yani.
(***) http://www.zeit.de/2008/08/Zigarette-08
(****) http://www.spiegel.de/politik/deutschland/helmut-schmidt-hortet-angeblich-200-stangen-menthol-zigaretten-a-910182.html ve bu da aynı haberin Türkçesi: http://dunya.milliyet.com.tr/100-yasina-yetecek-kadar-sigara/dunya/detay/1734735/default.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Babanıza şifalar diliyorum. Biliyorsunuzdur, nefes aldıkça ümitler var olacaktır. Dilerim babanızın sevindirici sağlık haberlerini de okuruz burada. Selamlarla...

Yurdagül Alkan 
 26.11.2013 17:02
Cevap :
Yurdagül Hanım merhaba, ilginiz, desteğiniz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Selâm ve saygılarımla.  26.11.2013 20:09
 

Yazınızın özellikle giriş bölümü çok etkileyiciydi. Okul zamanları minibüse bindiğimde insanlar ayakta olmalarına rağmen, çoğunun ağzında emzik gibi sigara bulunurdu. Hiç sigara içmememe rağmen, pasif içici durumunda çok kaldım. Neyse ki son zamanlarda devletin sigara konusuna el atması, en azından pasif içicileri kurtarmış oldu. Aile içersinde de insanların bu konuya çok dikkat etmesi gerekir. Hastalık geldikten sonra ise, ne yazık ki iş işten geçmiş oluyor. Babanıza acil şifalar diliyorum. Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 26.11.2013 14:06
Cevap :
Erol Bey merhaba, tüm iyi dilekleri asıl muhatabına da iletiyorum, çok teşekkür ederim. Çocukken ben de az sigara içmedim, o zamanlar pasif içicilik diye bir kavram bilinmiyordu. Hatta o dönemi anlattığım bir blog yazmıştım, ilgilenirseniz http://blog.milliyet.com.tr/sigara-sagliga-zararlidir/Blog/?BlogNo=21775 adresinde bulabilirsiniz. İlginize tekrar teşekkür ederim. Selâm ve saygılarımla.  26.11.2013 15:08
 

Acil şifalar dilerim. Allah yardımcınız olsun. Sigaranın içinde neredeyse tütün bulmak zormuş. Roket yakıtında kullanılan maddeden, fare zehrinde bulunan maddeye kadar binlerce zararlı madde barındırdığını bile bile içmek. Umarım içenler akıllarını başına alırlar. Saygılarımla

E Ruhi YALÇIN 
 26.11.2013 0:22
Cevap :
Ruhi Bey, iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Kimsenin bu yazıyı okuyup da sigarayı bırakacağını sanmam, ama bırakmayı düşündürtse bile kârdır. Selâm ve saygılarımla.   26.11.2013 13:04
 

Sayın yazarım, öncelikle babanıza geçmiş olsun demek isterim. Umarım yazdıklarınız bir kurgudur ve babanız sağlıklı bir şekilde sizin yazdığınız yazıyı okuyup gülüyordur.Evet sigara çok zararlı ve bunu her fırsatta yineliyoruz ama öyle katı ki içenler. Ne kendilerini ne de etrafta solumak zorunda olan bizleri düşünüyorlar. Bizler de onlarla birlikte zehirleniyoruz. Size yazılarınızda başarılar dilerim. Saygılarımla

GOKOYA 
 26.11.2013 0:03
Cevap :
Merhaba, bu yazının kurgu olmasını çok isterdim, bu şekilde de algılanabileceği hiç aklıma gelmemişti. Düşüncesi bile güzel. Ben şanslıyım, benim tiryakilerim sigara içmek için balkona çıkıyorlar. Umarım sizin pasif içiciliğiniz de en kısa zamanda son bulur. İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Selâm ve saygılarımla.  26.11.2013 13:28
 
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1491
Kayıt tarihi
: 04.07.06
 
 

Kişinin kendini anlatması zor. Her şeyden birazım, her şeyim yarım.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster