Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
668
 

Akdeniz'in dudağında otururken

Akdeniz'in dudağında otururken
 

Dün akşam Akdeniz'de mehtaba çıktık, şairin dediği gibi. Ama teknede değil, sahildeydik; Denizin dudaklarında...

Antalya'nın belki de en büyük şanssızlığı, aklınıza estiğinde deniz kıyısında yürüyememenizdir. Bu yazdığımı saçma bulanlar olacaktır, ama yanılıyorlar. İzmir'de dört mevsim deniz kıyısında yürüyebilirsiniz. Sevdiğinizin eli avcunuzda, ya da omzunuzda uzun uzun yürüyebilirsiniz denizin dudaklarını seyrederek. Antalya'da bunu yaşamak için ya Yat Limanı'na inmeniz gerek, ya da mayonuzla sahilde olmanız gerek. Kara kışta bunu yapmanız da pek akıllıca sayılmaz ya. Antalya'da yaz dışında denize sadece yüksekten bakılır. Belki de Akdeniz, kendi güzelliğinin farkına varıp, bize tepeden bakıyor olabilir, kim bilir?

Denizi her an görmemize karşın, dün leb-i deryada, denizin dudağında olmak istedik bu yüzden.

Leb-i derya dendiği zaman çoğu insanın gözünde deniz kenarında muhteşem bir ev canlanır. Benim gözümde canlanan ise; akşamın dinginliğinde çakıl taşlarını usulca öpüp geri çekilen, sonra tekrar gelip öpen, tekrar geri çekilen köpüklü dalgalardır. Leb-i deryanın anlamı da budur zaten; denizin dudağı...

Deniz her daim dudak dudağadır sahille. Ama mehtap olunca bambaşka bir anlam taşır bu büyülü öpüşme. Ahmet Hamdi'nin dizelerindeki gibi; Bir masal meyvesi gibi paylaşırsınız, mehtabı, kırılmış dal uçlarından...

Ya da Ahmet Haşim'in dizelerindeki gibi; Denizlerden esen o ince hava saçlarınızla eğlenir...

Deniz, dudağını ay ışığında daha bir işveli dokundurur sahile. Hani; ay ışığında çamurlu su bile güzel görünür derler ya? Güneşin gün boyu yorduğu sahil, bir anda o büyülü ışıkla romantizme teslim oluverir.

' Mehtaba bakıp hep seni andım ' cümleleriyle dolu şarkılar geliverir dilinizin ucuna. ' Deniz ve mehtap, sordular seni, neredesin? ' diye seslenilir yüzü bile unutulmaya yüz tutmuş eski sevgililere.

Böyle akşamlarda ne kadar romantik şarkı sözü varsa, yerli - yabancı, üşüşüverir beyninize. Düşünceleriniz bir melodidir artık; deniz kokusu ve ay ışığı eşliğinde, çakıl taşlarının dalgalarla sürüklenirken çıkardığı seslere karışır...

Geçmişten bir şarkı, sadece melodisi ve bildiğiniz tek dizesiyle düşer gönlünüze, ay ışığının denize düşüşü gibi;

Nights in white satin / Beyaz satenler içinde geceler

Dün akşam Akdeniz'in dudağında; minik bir balıkçı taburesinde mehtaba karşı oturuyor, o ince hava saçlarımla eğleniyor, deniz kokusu nikotine duyduğum o kahredici özlemi aklıma getiriyor ve buna rağmen bütün gücümle direnebildiğim için kendimi bir kez daha seviyorken, ruhum kanatlanıp gençliğime doğru koşuyorken...bütün bunlar geçiyordu bir yandan, aklımdan. Sanki ay ışığı sihirli dokunuşlarıyla ruhumu yıkamıştı. Öyle bir hafiflik duydum benliğimde.

Akdeniz'in dudağında otururken, hayata yeni gülümseyen bir çocuk kadar arınmış buldum çünkü ruhumu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2129
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster