Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '12

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
605
 

Akıl Hastası ya da Deli

"Delidir, ne yapsa yeridir!"

Atasözü

*

Türkçe sözlükte akıl; “düşünme, anlama ve kavrama gücü” ; akıl hastası ise “ruh hastası, deli” diye tarif ediliyor…

Tıp sözlüğünde;

Akıl: İnsanlarda bilgi depolayan, uyarıları algılayan ve yeniden çağrışım yapan beyin bilgi işleme sistemi. Normal insan aklı kodlama, depolama ve geri çağırma basamaklarına sahiptir…

Akıl hastası: Kişinin zihinsel işlevlerinin bozuk olduğu ve ruhsal (psişik) ya da davranışsal belirtilerin görüldüğü hastalık durumu. Psikoz. (örnek: şizofreni, paranoya)... diye tarif ediliyor...

Mesela sokaklarda (eskiden) çöp kutuların başında  duran, onları uzun uzun seyreden, yollarda anlamsız anlamsız ve pejmürde dolaşan, kendi kendine konuşan (ama hepsi değil), üstü başı batık, pis kirli kişiler… Bunlar çoğu tedavi görmeyen, genelde doğru dürüst bir sahibi olmayan akıl hastalarıdır…

Ama artık günümüzde bu hastalara eskiden olduğu gibi her köşe başında rastlamıyoruz… Çünkü şimdilerde akıl hastaların önemli bir kısmı tedavi edilmektedir.

Akıl hastalarının özellikleri:

Yalan söylemezler, söyleyemezler!

Genelde yoksul, fakir ve gariban ailelerden çıkarlar!

Normal insanlardan daha tehlikeli değildirler!

Bilerek, tasarlayarak cinayet işleme potansiyelleri çok düşüktür, yok gibidir!

Toplumda cinayetleri daha çok antisosyal, sadist-mazoşist, borderline (sınırda) kişlik bozukluğu olanlar işlemektedir.

Kendilerine dokunulmadığı sürece kendi haline yaşarlar ve zararsız kimselerdir...

*

"YAZ DOSTUM!"

*

Dr. Atanur Yıldız

2012

Kocaeli.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çalıştığım şirketin yan tarafı park, orda burda anlattığınız gibi hasta gencimiz var, çöp kaplarının içini çıplak elleriyle karıştıryor, sigara izmaritlerini alıp içiyor, küçük radyosu var elinde onunla direksiyon yapıyor daha neler. Her gün yardım ediyorum, ama hep korkuyordum acaba bana saldırır mı diye, yazınızdan sonra ferahladım...Bugün ilk kez MB girdim ve yazınız ilgimi çekince yazdım ve üye oldum. İşlerimiz çok yoğun, fırsat buldukça okuyup-yazarım inşallah. Benim memlekette Kars, hemşehriliyiz... Saygılar ve sağlıklı günler...

doğrular söylensin 
 02.04.2012 16:14
Cevap :
Bu samimi ve içten yorumunuz için çok teşekkürler. Yine de delileri kendi hallerine bırakmak ve onlarla pek de sıkı fıkı olmak doğru olmaz.... Şen ve esen kalın...  03.04.2012 8:47
 

Elinize sağlık Atanur Bey.. Hele şükür bu konuda yazılmış doğrudürüst bir bloğa denk geldim sayenizde. Yoksa ortalıkta neler görüyoruz neler, maydonozlu köfteler:) Dinden haberi bile olmayanlar kalkar hocalığa soyunurlar, bıraktım psikolojiyi, kendi psikolojisinin bile p'sinden haberi olmayan kimi kalkar ruh sağlığı konusunda yazar, kimi alır seneler önce mailbox'ımızda bile dönüp duran bayat bir japon hikayesini sadece aktarır ama yazı yazdım sanır, bir de evirir çevirir işine geldiğince bir sonuca bağlayıp kendi küçük müdür büyük mü onu bile karıştırır, kimi kendi bozukluğuna, çürüklüğüne bakmadan ahkam üstüne ahkam ya da yumurtayla tavuklarla yemiştir kafayı, terelelli terelelli dolanır durur orda burda cılızdan tavuktan itten başka laf bilmez ama bir de şair sanar kendini, okudukça basarsın kahkahayı. Onun için vesselam, özellikle de aşağıdaki yoruma verdiğiniz yanıtta geçen bir tanımınız var ki, hele de ona bittim bayıldım, tam da budur işte: karakteröpat!! Ömrünüze bin berekât.

Filiz Alev 
 30.03.2012 6:59
Cevap :
Filiz Hanım merhaba. Yazdıklarınızın hepsine katılıyorum. Aslında herkesin bildiği bir şey var, onu yazsak ne güzel olur! Tıp konusunda bazı teorik bilgileri bilmemiz yetmez, illa ki pratik de lazımdır! Onun için benim arkadaşlara tavsiyem aman kendi deneyim ve yaşantılarını, gözlemlerini yazsınlar ama din, psikoloji, psikiyatri gibi konuları uzmanlarına bıraksınlar ne olur... Yorum ve katkınız için çok teşekkür ederim... Şen ve esen kalın...  30.03.2012 15:44
 

"Yaz dostum" bilmeyenler öğrensin. :) Mesleğinizi konuşturuyorsunuz yani Atanur Bey. Aslında bu konuyu hemen herkes bir kere olsun yazmıştır (!) Bu durum çok göreceli ve bir o kadar da cazip olmaya başladı gibi. :) MB ta da var mı bunlardan? :) Mesleğiniz çok riskli be doktorum. Tabi "üzüm üzüme baka baka kararır" atasözünü hatırlayınca. Ha ha ha Şaka tabi. Saygılar doktorum...

M.Talip Girgin 
 26.03.2012 21:34
Cevap :
Talip kardeşim, yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim. İçimizde yani MB'de var mıdır diye soruyorsunuz: Bu anlatılan haliyle olması imkansız ama tedavi olan, kontrol altında olan, tahsil görmüş hastalar olabilir; bunların da uzun süre yazı yazması, burda sebat etmesi olanaksızdır. Mesleğimiz riskli ama akıl hastaları yönünden değil de kendilerini sağlam sanan karekteröpatlardan (bunlar akıl hastası değildir!) dolayı... Üzüm üzüme baka baka kararır sözü doğrudur: sürekli karamsar ve hasta insanların içinde bulunmak insanı yıpratır... Onun içimn ben 27 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Şimdi mesleğimi böyle yazı yazarak icra ediyorum. Dediğiniz gibi bu konuda yazı yazan çok var ama melsekten olmayanların şöyle düzgün bir yazı ortaya koymaları imkansızdır. Ben de çok basit olarak ve sadece "deliyi" anlattım... Ne yazık ki bizde olumsuz her şeyin altında bir deli ya da akıl hasası arayanlar var! bunun çok yanlış olduğunu anlatmaya çaılıştım... İnşallah anlamışlardır!  27.03.2012 7:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 2906
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 317
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster