Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
352
 

Akil İnsanlar şehit anneleri karşısında ne diyecek?

Akil İnsanlar şehit anneleri karşısında ne diyecek?
 

Giriş

Gözü yaşlı bazı Şehit Aileleri sanki başka dünyalardan gelmişler.

Hiç korkuları yok!

Onca ölüm kalım savaşına rağmen hiç korkmadan içlerini döküyorlar.

Oysa Çanakkale Şehtileri ile Kurtuluş Savaşı Şehitleri yakınları bu kadar cesur, bu kadar 'vatan', 'millet' düşkünü olmamışlardı. O çağlarda herkes mütevekkil, herkes gelecekten umutlu, herkes kazanılacak zaferden dolayı olduğu kadar kutlanan zaferden dolayı da çok mutluydular. Çünkü bütün cephelerde yenilmiş ya da geri çekilmiş olan Osmanlı Ordularının 30 Ekim 1918 günü imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte terhis edilmesinin peşinden bütün ülkenin kent kent işgal edildiği günlere gelip dayanmıştı toplum. O günlerde altı yaşlarında olan babam Gök Hüsne Nenemin omuzunda yaşadığı o çocuksu coşkuyu anlatmaya başladığında mavi gözleri sulanmaya başladı. Çünkü kırklı yaşlarında Çanakkale Savaşı Seferberliğine katılarak evine hasta dönen babasını görememiş. Mençik Ali dedem geldiğinde ise ancak on günlük olan babam onun ölmeden önce, o güne kadar adı konmayan babam için,  'İnşallah vatana millete faydalı olur. Adını Mehmet koyun' diyerek göçer gider.

'Akil İnsanlar' nasıl doğdu?

O yıllardan önce olduğu gibi o yıllardan sonra yaşanan nice savaşlar ve isyanların peşinden Müslüman Toplumumuzu sarsan acı günlerden sonra ilk olarak otuz yıl kasar süren bir terör belası yüzünden yine acı günler yaşanıyor. Ne yazık ki 'dâhili ve harici' pek çok sebep yüzünden bu toprakaların kanı bir, imanı bir, özlemleri bir ancak doğdukları yerler bakımından kaderleri kötü milyonlarca evladı bu süreçte göz yaşı döktü. Kaderin oyununa bakınız ki bugüne kadar gelmiş geçmiş hiç bir iktidar 'uluslararası'' olduğu da söylenen arkadan adam vurmaya dayalı vur kaçlı bu terör oyununu bozamadılar. Çok zor da olsa AKP İktidarının giriştiği 'silahların susması' ya da 'terörün bitirilmesi' gibi bir süreç, şimdilik mahut terör örgütü yönünden pek de açık seçik bir 'silah bırakma' ya da ''silah bırakarak bir yerlere gidilmesi' gibi bir gelişme olmasa bile belirli bir 'ateşkes' yaşandığı açık.

Oysa terör örgütünün Dağ Kadrosunun 'bir yere doğru gitmesi' mi yoksa 'baba ocağına' mı dönmeleri gerektiği konusunun da enine boyuna tartışılmasına gerek var iken İmralı kaynaklı olduğu öne sürülen 'Akil İnsanlar' aracılığı ile bir 'barış süreci' yaşanılmasına karar verilmiş bulunuluyor. Gerçekten geçen ay bu konu gündeme geldiğinde terör Örgütünün bir yetkilisi TBMM'de kurulması olası bir heyette kadınların da bulunması gerektiğinden Akil Adamlar yerine 'Akil İnsanlar' denilmesinin 'daha doğru' olacağını açıklamıştı.

'Helâlleşme zamanı' ya da her söze inanmak gerekir mi?

İşte oğlunu terörle mücadele sırasında rahmete yollamış olan ‘Samsunlu Astsubay İlhan Hamlı’nın annesi Bedriye Hamlı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Dolmabahçe Sarayında Akil İnsanlar Heyeti ile yaptığı toplantıda ’helalleşme çağrısı’ yapmasına kaşı, ‘Şimdi ayrıştırmanın değil, bayramlaşmanın, el sıkışmanın zamanı. Hesaplaşmanın değil, helalleşmenin zamanı’ sözlerine tepki’ göstermiş.                                                                                 

Oysa Türkiye Cumhuriyeti daha ABD ya da İNGİLTERE olamadı ki anacığım.

O kadar kolay mı adaleti sağlamak?

Adil bir gelir dağılımı yanında topraksızlara toprak, işsizlere iş vermek kolay mı?

Ne olur sen de kimi tuzu kurular gibi:

Düşlerin gerçekleştiğine de

Herkesin mutlu ve müreffeh yaşadığına da

Çağ Atladık, sözüne de inanma.

Daha yüzlerce, binlerce alanda yerlerde sürünüyoruz.

Hayat nasıl da değişiyor değil mi?

Birileri kendi konforları ile Sırça Kümeslerindeki altınları ve eşyaları için çağ atladıklarını sanıyor.

Oysa toplumun çok büyük bir bölümü kırk kanaat yaşamıyor mu?

O yüzlerce suçlular neden çoğaldı, neden karı kocalar kanlarına susamış gibi anlıyor muyuz?

Birkaç Hızlı Tren, %5'lik zamlar, Asgari Ücret, atanamayan öğretmenler, kentlerin alt yapılarının gerçekleştirilmeye başlanması, çarpık kentleşmenin bazı çarpıklıklara karşılık önlenmeye çalışılması, dört yılda bir değiştirilen protezler bunun göstergesi olabilir mi?

'Türkiye'nin brüt dış borç stoku, 2012 yılı üçüncü çeyreği sonu itibarıyla 326,3 milyar dolar, net dış borç stoku ise 191,9 milyar dolar olarak' gerçekleştiğine göre bugün yakllaşık 340 milyar ABD Doları olmuştur. Peki soralım bu paralar nereye gidiyor? Yollar, binalar yapılıyor, hızlı trenler yola çıkıyor diyelim peki İşsizler Ordusu için neden bir tek fabrika açımıyor? Neden terör örgütüne katılması muhtemel yüz binlerce genç için meslek kursları düzenlenmiyor, fabrikalar açılmıyor dersiniz? Askerden dönen ana kuzuları ile yedek subaylar ve yüksek okul bitiren gençler liyakate göre hangi işe girebilecekler dersiniz?

Akil İnsanlar nasıl bir yol izleneceğini bir araya gelip oturarak çözemeyecekleri için geze geze, toza toza uzlaşarak öğrenecekler. Bu işler o kadar da kolay değil. Başka devletler oturdukları yerden kafa kafaya vererek sabırla çözüm yolları arayıp bulsalar da bizde böyle olmuyor:

Her şeyi zamana havale etmeyi severiz. O süreçte kafa göz yarılmış, kardeş kanı akmış, soysuza güvenilmiş, şehitler verilmiş, terör örgütüne köylerden işsiz, mesleksiz, topraksız, eşsiz, parasız binlerce genç katılmış kim takar? Ayrıca onları yönetenler (!) oturdukları mağaradan ya da yanıbaşımızdaki bir evde veya pek de uzak olmayan bir şehirden kim bilir hangi devletler ile hangi istihbarat örgütleri ile sıkı fıkıdırlar, bilemeyiz. Özellikle silah ticareti ile uyuşturucu ve kaçakçılık işlerini nasıl yürüttükleri de birer muammadır.

Bedriye Hamlı, 'Mavi gözlü paşamı şehit ettiler.'

Kalkıp da, 'Sayın Başbakan şimdi helalleşme zamanı diyor. Biz kimsenin kanını akıtmadık, kimsenin de canını almadık. Kiminle neyi helalleşmemiz isteniyor? Sanki evimizin camını kırdılar, sanki bahçemizden habersiz erik çaldılar. Bu neyin helalleşmesi? Benim ciğerimi söktüler, beni ciğersiz bıraktılar. Mavi gözlü paşamı şehit ettiler. Biz kimseye bir şey yapmadık, biz kimseye düşman olmadık' diye söylenirsen diğer şehit ailelerine y o l yolak göstermeye kalkışıyorsun diye başın derde girerse karışmam.

Görüldüğü gibi devir terörcüler ile onların siyasi uzantılarının devri. Sen ya da ben ne demiş olursak olalım faydası yok. Terör elebaşları da terör örgütü üyeleri de arkalarındaki korkunç maddi ve manevi destekler ile çok mutlullar artık. 

Diyarbakır'daki Gövde Gösterilerini görmedin mi anacığım? O gösteriler h e p o şehit kanları üzerinden yapılan siyaset ile ayrımcılık üzerinden değil midir? Eğer soruna sadece senin sarı saçlı mavi gözlü dal boylu kınalı kuzun (Ki ALLAH gani gani rahmet eylesin) açısından bakarsan Başbakanın da danışmanlarının da onlara bağlı anlı şanlı Akil İnsanların da işi daha da zorlaşacak demektir. 

Şehit annesi Samsunlu Bedriye Hamlı, ‘Kürtleri her zaman kardeş bildik. Terör örgütü içerisinde Kürtler çoğunlukta olduğu halde hiçbir Kürt için kötü düşünmedik, ayrıştırmadık. Dün de bugün de Kürtleri kardeş gördük. Kürtler kardeşimizdir dedik. Kürtler komşumuzdur, Kürtler akrabamızdır. Bunu kabul etmeyen kalleştir. 21 yıldır buz gibi bir mezar taşına evladım diye sarılıyorum’ dedikten sonra sözü yine Akil İnsanlar aracılığı ile:

‘Hesaplaşmanın değil, helalleşmenin zamanı’ demesine tepki olarak, ‘Kucaklaşmanın ve helalleşmenin zamanıdır’ diyorlar. Herkes duysun diye tekrarlıyorum. Öcalan bizim ciğerlerimizi söktü, canımızı aldı. Bir anne için ciğersiz kalmak nedir bilen var mı? Anaları ciğersiz bırakan teröristlerle helalleşin diyenler, hiç şehit verdiler mi? Hiç kara toprağın, kara bağrına terör kurşunuyla yaşamını yitirmiş bir ana kuzusunu bıraktılar mı? Kimse benim şehidimin kanıyla helalleşmeye kalkışmasın. Bu hak kimsenin değil. Ne akil insanlar, ne de başkası bu hakkı kendisinde görmesin. Şehitlerimizin kanı ile kimse helalleşemez. Kimse şehit annelerinden helallik beklemesin. Kimseye hakkımızı helal etmiyoruz' açıklamasında bulunuyor.

Peki bu gibi gelişmelerin yıllardır bazı Şehit Cenazelerin de de yaşandığını bildiğimiz için şunu soramaz mıyız:

Akil İnsanlar şehit anneler karşısında ne diyecek?

İşte Bedriye Hamlı’nın iç döküşünü anlatan o haber:

http://gundem.milliyet.com.tr/sehit-annesinden-helallesme-tepkisi-/gundem/gundemdetay/07.04.2013/1690450/default.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eyvallah!

baybars 
 08.04.2013 18:19
Cevap :
Sayın Baybars bütün noksanllıklarına rağmen yorumuma karşı göstermiş olduğunuz içten ilgi için teşekkürlerimi sunnarım. Eleştirileriniz ve katkılarınız için beklerim. Şimdilik esen kalınız.  12.04.2013 16:01
 

Düşmeyen,ne bilsin düşenin halinden" sözünü değiştirelim. "Çocuğu ölmeyen ne anlasın,çocuğu ölenin halinden." Selamlar sevgiler.

Ş ODABAŞI 
 08.04.2013 9:15
Cevap :
Sevgili Odabaşı ne güzel özetlemişsin başımıza gelen bu işleri. İnşallah bir çıkış yolu bulunacaktır.İnşallah eller birlik olurken 1071'den bu yana daha çok Türk kanı dökülerek muhafaza edilmeye çalışılan bu kutsal topraklar özellikle emperyalist siyasetler yanında terör örgütü ile onun desteklediği siyasi uzantılarınca istenildiği gibi parçalanmayacaktır.Bu bağlamda ne yazık ki Kürtlerin çıkarının Türklerin yanında olduğu ve İslam Kardeşliği çatısı altında kurda kuşa yem olmadan;geçmişimizde de olduğu gibi yine hiç bir ayrı gayrı olmadan bir arada yaşamaya devam edeceğiz.Sorun Terör Örgütünün ortadan kaldırılması ise bugüne kadar bu uğurdaki mücadelenin de pek çok nosanları bulunduğunu bu yazımda olduğu kadar bazı yazımlarımda da açıklamaya çalışmıştım.Bir kişi silahını almadan gider mi?O silahlar dağda kimin eline geçecek?Silahlı eski terörist Kandil'de neyi bekleyecek?Ya Peşmergeye katılacak ya da Suriyeye geçecektir.Bu kumpası durdurmak için umarım geç kalınmış değildir.Ya sabır...  12.04.2013 16:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster