Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
665
 

Akıl ve Şuur

İnsan, sahip olduğu şuur ve onun bir açığa çıkış modeli olan aklı ile yaratılan tüm mahlukata nispetle tüm varlıkların en üstünde bir mevkiye sahiptir. O; hiçbir şeyin ve hiç kimsenin ulaşamayacağı en derin bilgileri, ilham ve keşif yollu olarak açığa çıkarır. İlim ve şuur vasıtasıyla tüm kâinat İnsan'ın önünde eğilebilir duruma gelir. Düşünme, yaratıcılık ve şuur; insana sonsuz bir külliyet ve kapsamlılık verir. Bu yüzden ‘Vahdet şuurda yaşanır’ derken bu noktaya, Akl-ı Kül’e bir gönderme yapılır.

“Hep birlikte varlığınızdaki Esmâ hakikatine (uzanan) Allâh ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Üstünüzdeki Allâh nimetini hatırlayın. Hani sizler düşman idiniz de şuurlarınızda aynı idrakı oluşturarak sizi bir araya getirdi. O'nun sizde açığa çıkan bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz ateşten bir çukurun tam kenarındaydınız, kurtardı sizi o ateşten. İşte böylece, hakikate eresiniz diye Allâh size işaretlerini açıklıyor" (Alu-İmran, 103).

Akıl, pek çoğumuz tarafından çok farklı şuurlar gibi algılansa da yukarıda açıklandığı gibi aslında TEKtir. Varlık alemi ilk orijinde olduğu gibi suretli yaşamda da aynıdır. Biz bu yönlü bilgileri büyük Üstad Ahmed Hulûsi’nin yazdıklarından öğreniyoruz. Aktardıklarımız O’ndan bir kırıntı seviyesindedir.

Bu yüzden diyebiliriz ki Tevhid, birimlerin tek merkezden idare edildiği bir yaşam biçimidir. Aslında Altın Çağ'la beraber bu tarz düşüncelerin çok daha ilerisine geçmiş bulunuyoruz. Bu sayede birçok yeniliğe yaşamımızda bilerek veya bilmeyerek çok büyük bir yer açtık. Fakat hala daha birçok insan; inançlarına, geleneksel düşünceden ve köklerinden kopmadan bağlı yaşayabiliyor. Ne var ki Altın Çağ'ın bilgiye hızlı erişimi sayesinde eskiden mecaz yönlü anlatılan birçok değeri artık tüm çıplaklığıyla görebiliyoruz. Çünkü tasavvuf veya din adına kullanılan bazı terimler sadece başlangıç zamanlarına uygun sözcüklerdir.

Dolayısıyla birimin Allah'ın varlığıyla kaim olduğunun bilinmesi, aslında bizim varlığımızın olmadığına işaret eden bir gerçektir. Şayet düz mantıkla algılansa idi yani biz ve Allah, bu kez şirk olurdu.

Hz. Ebubekir demiştir ki “Sadece bir kere secde edilir, iki kere edilmez; sadece bir kere besmele çekilir, iki kere çekilmez”. Ortaya çıkış/varoluş tektir. İkinci bir ortaya çıkış/varoluş olamaz. Bir kere tecelli etmiştir ve an itibariyle her şey olmuş, bitmiştir. Bir kere secde edersin ve yokluğunu yaşarsın. Görülen, yaşanan, hissedilen, algılanan, hayal edilen her şey bu ortaya çıkışın yansımasından ibarettir.

Biz zaten Allah'ın kayyumiyet sıfatının özelliğini ortaya koyarken bunu idrak ediyoruz. Bu sebeple Hz. İbrahim’in Tevhid diye bahsettiği o nokta dahi aslı itibariyle vahdete dayanır. Eğer varlık/suretler aleminde; tek varlığın, değişik suretleri olduğunu kabul ediyorsak bu Vahdet-i Vücud' dur. Fakat suretlerin aslının hayal, illüzyon olduğunu kabul edersek ‘İlmini, ilmiyle, ilminde seyretmesi’ anlamına gelir ki tasavvuf terminolojisinde adı Vahdet-i Şuhud olur. Buna göre, otomatikman varlık alemi serap/hayal hükmüne düşüverir. Bu noktadan sonra Şuhud-u Zat yaşantısı başlar.

Bunları bilmek yetmez, hissetmek de gerekir. Yarın başımıza bir felaketin gelip gelmeyeceğini bilemiyoruz. Peki bilen var mı? Var. O halde sizce niçin söylenmiyor? Söylendiği taktirde, söyleyen kişi, bizlerin gözünde tanrı veya ilah konumuna gireceği için her şey sistemde dile gelmez, getirilemez.

Onun için de bir noktada örtülmüştür. Ancak Veli hiçbir zaman örtülmez, örtme bizim anlayışımızda vardır. Bu da Allah'ın beşer adı altında kendisini örtmesinden başka bir şey değildir. Allah, Veli olarak açığa çıkmasıyla ancak seni örter, O'nu örtmez.

Mum ışığından Güneş ışığına kadar spektrumlar olması misali, insanların akıllarında da mertebeler vardır. Uzaktan bir kıvılcımla tutuşan benzin gibi bir kısım akıllara uzaktan bir işaret verilmesi kafidir.

Ahmed F. Yüksel

Bodrum- Milas 16.08.2019

facebook.com/ahmedfevzi.yuksel

instagram.com/sufafy

twitter.com/sufafy

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evliya menkıbeleri olarak dinlediğimiz tüm olaylar mucizeler metaforlar kısmen bugün altın cağ özellikleri ile açılsada burda belirttiğiniz önemli bir kelime var ..HISSETMEK ... VE Sanirim bunu yazınızda belirttiğiniz gibi mum ışığından güneş ışığına kadar geniş spektrumda değerlendiren akıl sahipleri.. Bize ışık olan bu güzel yazınız için teşekkür ederim.

gönül adamı 
 18.08.2019 15:20
 

Altin çaga yakişir bu yazi vahdet şuur da nasil yaşaniri çok güzel bir üslupla ortaya koymuş. içimizdeki Resulü uyandiran bu bilgilerden dolayi teşekkür ederiz, emeklerinize sağlık...

Zeynep Z. Bodur 
 17.08.2019 22:58
 

Çok güzel bir yazı olmuş.

Bilmez 
 17.08.2019 13:26
 

Bu güzel yazı için çok teşekkür ederiz. Akıl ve şuur ilişkisi çok açıklayıcı anlatılmış. Vahdet-i vücud, vahdet-i şuhud ve şuhud-u zat bağlantısı çok çarpıcı betimlenmiş. Hayatımızda bu şekilde yol gösteren bir insanın olması dileğiyle...

Yâren 
 17.08.2019 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 580
Toplam yorum
: 1826
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10701
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster