Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1505
 

Akıllı hasta olmayı öğrenin!

Akıllı hasta olmayı öğrenin!
 

Yıllardır Amerika’da yaşayan, Türkiye’ye de sık sık gelen yüzümüzün akı, gurur duyduğumuz Türklerden biri olan Prof Dr. Mehmet Öz bir kitap yazmış Amerika’da. En çok satanlar listesinde başlardaymış bu kitap. Bir başka profesörle birlikte yazmışlar. Kitabın adı THA SMART PATIENT yani AKILLI HASTA. Nisan 2006’da Türkçe’ye tercüme edilmiş hali de basılmış.

Prof Mehmet Öz, Türk asıllı ama Amerikan vatandaşı. Amerikan halkına hitabeden bir kitap. Bu kitabın Türkçe’ye çevrilmesinin bizlere ne faydası olur anlayamadım. Neden mi anlayamadım? Bizim Sağlık Sistemimiz bozuk da ondan.

Kitaptan bazı konu başlıklarını ve düşüncelerimi yazıyor, sizin yorumlarınızı da size bırakıyorum.

* Hayatınızı uzatacak doktorunuzu nasıl bulursunuz?
Biz ülkemizde hayatımızı uzatacak doktor aramıyoruz. Hasta olduğumuz zaman iyileşmemize yardımcı olan doktor bulalım yeter. Ülkenin yarısının sosyal güvencesi yok. Büyük bir çoğunluğu da yeşil kartlı. Nerede Türkiye düşmanı, bölücü varsa hepsinin yeşil kartı var. Çünkü bunların belediyelerde filan hemşehrileri dolu. Ülkeye zarar vermek için her türlü faaliyete katkıda bulunuyorlar bu ülkede kötü muamele gördüklerini söyleyip AİHM’ne filan başvuruyorlar ama bedava yakacak yardımı, yeşil kart, belediyenin maddi yardımları hep bu insanlara akıyor. Bunlar işi biliyorlar.

• Çocuğunuz için en ideal doktor nasıl seçilir?
Bizim insanlarımızın çoğu ya köylerde ilkel bir şekilde yaşıyorlar, ya da şehirlere göç edip köy yaşantısını buralara taşımışlar. 10-15 çocuğu olanlar çok. Bunlar inançlı kimseler. Çocuğu veren Allah’ın rızkını da vereceğini düşündükleri için onları zaten Allah’a havale ediyorlar. ''Saldım çayıra Mevlam kayıra'' felsefesiyle büyüyor çocuklarımızın çoğu. Düşe kalka sokaklarda büyüyorlar. Oynarken düşüp bir yerlerini incitirlerse bir de anneleri babaları tarafından dövülerek bir daha düşmemeleri, üstlerini başlarını kirletmemeleri tembih ediliyor. Çocukları hasta olunca doktordan evvel hocaya götürerek okuyup üfletenler mi ararsınız, kocakarı ilaçlarıyla konu komşunun tavsiyesine uyarak kendi kendini tedavi sistemleri uygulayanları mı? Bunlardan yeteri kadar var.

Doktora götürenlerin çoğu da ideal doktor değil doktor ararlar. Doktor olmayan yerleşim birimlerimizdekiler bu aramada en önde koşanlardandır.

• Neden bir doktorun ilk randevu saatini almak önemlidir?
Abi, bu ne yaw? Yani doktorun ilk muayene ettiği kimse biz mi olacakmışız? İyi olalım. Ama nasıl? Bizde aile hekimliği sistemi var mı? Bu sistemin gelmemesi için uğraşan hekimler ve politikacılar var. Benim çocukluğumda İzmir’de bilhassa Beyler Sokağında bir sürü doktor muayenehanesi vardı. Herkes o doktorlara gidebiliyordu. Vizite ücretleri de pek pahalı değildi. Hatta hali vakti yerinde olanlar hastayı doktorun muayenehanesine götürmezler, doktoru eve çağırırlardı. Eski Türk filmlerinde böyle sahneleri görebiliriz.

Ama artık böyle bir durum yok. Hastalar hep hastanelere gidiyorlar muayene olmaya. Parası olanlar özel hastanelere, fazla parası olmayanlar ve sözüm ona sigortalılar da Devlet Hastanelerine gidiyorlar. Devlet Hastanesine gidenlerin çoğu ''Çile bülbülüm çile'' şarkısının sözlrini ezbere biliyorlar. Refakatçıların büyük bir bölümü kendileri de hasta olmamak için hastalarını bir an önce hastanelerden uzaklaştırıyorlar. İnsan, insan olduğunu unutur bu hastanelerde. Bir de hemşirelerin azarlamaları var. Haklı olabilirler. Çalışma koşulları ağırdır, vatandaşın birçoğunun davranışı onları çileden çıkarabilir. Daha birçok nedenleri olabilir sinirli olmalarının. Ama hiçbir neden hastaları azarlamalarına mazeret teşkil etmez. Kimse kimseyi azarlama hakkına sahip değildir.

• Cerrah seçerken neden önce anestezi uzmanı ile görüşmeniz gerekir?
Bir kere anestezi uzmanının ne demek olduğunu kaç tane hasta biliyor da ameliyat gerektiğinde doktoruna ‘’Kardeş sen şöyle kenara çekil bakalım, ben önce bir anestezi uzmanıyla görüşeyim.’’ diyecek. Hasta ameliyat olma mecburiyetinde ise zaten onun telaşı içinde. Bir taraftan ameliyat masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyor, bir taraftan da sigortalı ise, doktora rüşvet verip özel hastanede ameliyat olmanın yollarını arıyor. Bu arada ''anestezi uzmanı ne menem şeymiş'' diye kafa yoran pek olmuyor tabii.

* Akıllı hasta olacaksınız.
Hangi birimiz akıllı hasta olmayı düşünüyoruz acaba. Herkesin tek düşüncesi bir an önce sağlığına kavuşmaktır. Hastanın akıllısı aptalı mı olur? Hasta, hastalığıyla ilgili doktora tezi mi hazırlayacak, kendi kendini mi muayene edecek? Doktor akıllı olsun yeter. Biraz da namuslu ve ahlaklı olursa daha da iyi.

• Doktor nasıl seçilmeli?
Hayatınızı kolaylaştıracak ve uzatacak pırlanta gibi bir doktor bulabilirsiniz. Bizim başbakanımız yurtdışından doktor ithal edecekmiş. O bile Türkiye’de doktor bulamıyor da yurtdışından getirme planları yapıyor. Biz istediğimiz biçimde doktoru nereden bulacağız. Elimizdekilerle yetinme mecburiyetindeyiz. Şansımıza kim düşerse razıyız. Bizim ömrümüzü filan uzatmasın. Yeter ki hasta olduğumuzda ufacık sebeplerden ölmeyelim. Ecelimiz gelinceye kadar sağlıklı yaşamamıza yardımcı olsun. Fazla yaşayıp da daha fazla çile mi çekelim? Normal ömrümüzü tamamlayalım yeter. Fazlası bize haram.

NOT: Prof. Dr. Mehmet Öz'ün bu kitabını herkese tavsiye ederim. Okuyun da okuduktan sonra akıllı hasta olun.
Mustafa Mumcu 07 Mart 2006 Saat: 01:33

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun yıllar çileli yurdumuzdan ayrı olmanıza rağmen, sade vatandaşların üstlendiği hayat formatını özleliklede sağlık formatımızı çok iyi değerlendirmişsiniz.. Ellerinize sağlık.. Size hoşgeldiniz demeliyim..Kitabı okmak neyi değiştirir ki hayatımda diye düşündümde bilmiyorum demişim... Esenlik dilerim..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.04.2007 18:23
Cevap :
Sevgili Serap İnce, güzel yorumunuz ve ''Hoşgeldin!'' dileğiniz için teşekkür ederim. Ben de güneşşiz ve denizsiz yaşamayı pek sevmem ama 27 yıl bu nimetlerden çok az istifade etmek zorunda kaldım. Adana kadar güneşli olmasa da İzmir'in güneşi ve denizi ile mutlu oluyorum. Saygı ve sevgiler.  01.05.2007 11:41
 

Mustafa Bey,yazınızın birçok bölümüne katılmakla birlikte,ülkemizde sistemden kaynaklanan birçok sorunla boğuşmak,hem hizmet üretmek hem de yeri geldiğinde bu hizmeti talep etmek durumunda olan yüzlerce doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarına fazla yüklendiğinizi düşünüyorum.Sağlık sisteminin nasıl olacağı ve olması gerektiği siyasi iradenin tercihleri doğrultusunda şekillenir.Özellikle son 20 yıldır devletin bu konuda hem finansal hemde örgütsel anlamda bir çaba göstermediğini hepimiz biliyoruz.Sonuçta tüm sağlık çalışanları günah keçisi durumuna getirilmiş,devlet bu işi beceremiyor , özelleştirelim kurtulalım noktasına gelinmiştir.Aile hekimliği Türkiye için tercih edilebilir bir örgütlenme şekli değildir.Bu konuda,Sağlıkta Dönüşüm Programı, Aile hekimliği, ve Tükenmişlik sendromu yazılarımı okumanızı önerebilirim.Bunun haricinde yazılarınızdaki samimiyeti,içtenliği hissedip, keyifle okuduğumu söyliyebilirim.Sevgi ve saygılarımla

tijence 
 28.04.2007 16:24
Cevap :
Sevgili Tijhal, değerli yorumunuzla bloğuma katkınız için teşekkür ederim. Ben ülkesini çok sevdiği için eleştiren bir tipim. Fertlerle ve meslek gruplarıyla bir problemim yok. Sistemi ve politikacılarımızın çoğunun basiretsizliğini konu ederken ister istemez fertler üzerinden örnek veriyorum. Burada çok daha geniş kapsamlı açıklama yapmam imkansız. Hem okuyucuyu sıkar, hem de editörü. Hemşirelerimizin ve doktorlarımızın da sistemin bozukluğundan dolayı daha iyi hizmet veremediklerinin bilincindeyim. Buna rağmen sağlık personeline yüklenmiş bir görüntü vermişsem özür dilerim. Maksadım sizleri üzmek değil, gerçekleri hivcetmek. Saygı ve sevgilerimle.  28.04.2007 16:32
 

aci gercekleri cok hos anlatmissiniz. Ama ardindan aglanacak halimize gülmenin ne kadar aci verdigi ve icimizi burdugunu hissetmekte hic hos degil. Bu ve benzeri müzminlesmis ülke sorunlari; caresizlik icinde kalmis ülkesini seven insanlari cok üzüyor. Sikayetler, sorunlar dile getirilirken kisisel alternatif cözüm önerilerini de sunmak;düsünnemeyen, veya kendi kendine düsünmekten cözüm aramaktan usanmis insanlarin girisimcilik duygularini destekleyecegine inandigim bu paylasimlarin yarari elbet bir gün olacaktir. Sevgiler-saygilar

mine objektif 
 28.04.2007 16:20
Cevap :
Sevgili Mine Hanım, yazılarıma ilgi gösterip, yorum yapma nezaketinde de bulunduğunuz için teşekkür ederim. Acı gerçekleri mizahi bir tarzda da dile getirsek, içimizdeki burukluğu dışa atamıyoruz. Gülerken sanki ağlıyoruz. Ama gerçekler acı da olsa dile getirilmeli. ''Kafamızı kuma sokarak devekuşu taklidi yapmamalıyız'' diye düşünüyorum. Türkiye'de ''Aile Hekimliği Sistemi''nin gerçekleşemeyeceğini savunan vatandaşlarımızı anlamakta zorlanıyorum. Neden acaba? Hastane kapılarında sürünmek alışkanlık mı yarattı bizlerde? Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum İzmir'den.  28.04.2007 16:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3175
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster