Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '18

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
85
 

Akıllı Telefon Kullanımı Yaygınlaşmasıyla Sosyal Medya Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

Akıllı Telefon Kullanımı Yaygınlaşmasıyla Sosyal Medya Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?
 

Akıllı Telefon Kullanımı Yaygınlaşmasıyla Sosyal Medya Yaşamımızı Nasıl Etkiliyor?

Bireylerin bir olaya veya nesneye gereğinden fazla, zaman ayırması, bağlılık sergilemesi bir tür bağımlılık olarak değerlendirilebilmektedir.

Sosyal medya, yeni ve daha önce görülmemiş biçim, içerik ve iletişim alt yapısı sayesinde kullanıcıların günlük programlarının önemli bir kısmını kapsamaktadır. Bu bakımdan sosyal medya, yeni bir bağımlılık unsuru olarak değerlendirilebilir.

Yapılan araştırmalara göre, günümüzün ortalama 3 saatini sosyal medya hesaplarımızı kontrol ederek geçiriyoruz. 3 saatin içerisine başka neler sığdırabileceğimizi düşününce, bu durumun ne kadar da korkutucu olduğunu anlayabiliyoruz. İş yerinde, yolda yürürken, hatta bazen uyku aralarımızda… Her daim bir endişe ve merak haliyle sosyal medya hesaplarımızı kontrol ediyoruz. Bu durumun sebebi sosyal medyaya olan bağımlılığımızdır

Sosyal medya bağımlılığında neler olur; Günde bir saatten daha fazla zamanınızı sosyal medyada geçirme, sürekli sosyal medya sayfasını güncellemek ve kontrol etme, aşırı paylaşım yapma, sosyal medyayla ilgilenmekten dolayı aile ve arkadaş ilişkilerinde zedelenme,iş veya okul performansında düşme, sosyal medyada geçirilen zamanı azaltmaya çalışmaya rağmen başaramama. Sosyal medyada takipçi sayısını artırmak için aşırı çabalama,sosyal medyayla ilgilenmekten dolayı uyku zamanında azalmalar olur . Uyumadan beş dakika sosyal medya hesaplarıma bakayım dediğimizde anda sonra gecen zaman oldukça fazla olabiliyor. Sosyal medya bağımlılığının tedavisinde, sosyal medyadan tamamen uzak kalmak oldukça zordur.

Gençler ve Çocuklar için sosyal medya tehlike yaratmakta
Sosyal medya kullanımı gençler ve çocuklar arasında daha yaygın olduğundan, sosyal medyanın belki de en tehlikeli durumu cinsel istismardır. 11-18 yaş aralığında olan çocuklar; tehlikenin nereden geleceğini bilemeyen, hiç tanımadığı insanlara bile güvenecek yaşta olan bu çocuklara sosyal medya açık bir tuzak durumuna dönüşmüştür. Normalde çoğu ebeveyn çocuğunun kimlerle arkadaşlık ettiği hakkında genel anlamda bilgi sahibi olurken sosyal medya  nedeniyle ebeveynlerin denetimi ciddi derecede azalmıştır. Günlük yaşantısında küçük yaşlardaki çocuklar için kurulması mümkün olmayan gönül ilişkilerinin oluşumu sosyal medya aracılığıyla kolay ve cazip duruma gelmesi, gizli olması ve esnek olması gibi faktörler nedeniyle çocukların art niyetli kişiler tarafından kandırılmaları daha da kolaylaşmaktadır.

İkili ilişkiler zarar görüyor
Sosyal medya kullanımının etkisi çocuklar ve gençler için toplumsal ilişkilerin zarar görmesi yönünde olsa da ebeveynlerde bu durum daha farklıdır. Eşler arasında sosyal medyanın etkisi boşanma yüzdesini yükseltici yönde etki etmektedir. Eşlerin sosyal medya kaynaklı birbirlerine ayrılan zamanın kısalması, sosyal medyada yapılan paylaşım, beğeni, etkileşim gibi benzer durumlar zaman zaman tartışmalara sebep olmakta hatta bu tartışmaların sonucunda boşanma durumuna kadar gidilebilmektedir ya da ilişkiler bitmektedir.

Normal hayatta insanların aldatma ortamı sosyal medya ortamında olduğu kadar kolay olmadığı için önceki yıllara göre sanal âlemde başlayan ilişkilerin gerçek hayata yansımasıyla aldatma oranlarında artış yaşanmıştır. Burada belirtmemiz gereken önemli bir konu eşlerin aldatışında tek etkenin sosyal medya olmadığıdır. Bu konularla ilinti olarak Facebook ve buna benzeyen sosyal medya siteleri, eşiyle mutlu olmayan bireyin içinde bulunan aldatma dürtüsünü rahatça uygulamaya geçebileceği bir saha olarak ve aralarında güven problemi olan eşlerin bu şüphelerini daha fazla tahrik eden etken olarak tehlikeli görülmelidir.

Sosyal medyada paylaşılan lüks yaşamlar depresyona neden olmakta
Depresyon çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldi.
Her yıl dünyada 1 milyonu geçkin kişi intihar ederek yaşamına son veriyor. Sosyal medyadaki lüks hayatlar gençlerin yaşamlarını fazlasıyla etki altına alıyor.
Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre, Türkiye’de yılda yaklaşık olarak 9 milyon kişi ruh ve sinir hastalıkları nedeniyle doktora başvuruyor. Gerek bu başvurular gerekse antidepresan kullanımı her yıl gittikçe artıyor.

Durgunluk tek belirti değil
Dünyada son 45 yılda intihar nedeniyle ölümler yüzde 60 arttı. Her yıl 1 milyondan fazla kişi intihar ederek ölüyor. İntihar edenlerin 70’inde depresyon olduğu biliniyor. Depresyon hastalarının yüzde 15’i yaşamına son veriyor.

Bu rakamlar depresyonun ciddi ve tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunun en önemli kanıtı. Depresyon kişinin duygusal, bilişsel, davranışsal ve bedensel alanlarını etkiliyor.

Hastanın aile içi ve diğer sosyal yaşantısına da olumsuz yansıyor. Sosyal becerileri azalıyor. Kişiler arası ilişkileri aksıyor. Psikolojik alanda kişisel doyum, özgüvenle performans gösterme becerisi, özgüven duygusu, girişkenlik de azalıyor.

Davranış alanında yavaşlama, içe kapanıklık, durgunluk ortaya çıkıyor. Bu duruma bazen de gereksiz telaşlanma, huzursuzluk krizleri ekleniyor. Ayrıca depresyon kişinin zihinsel faaliyetlerini etkileyerek dikkatini, belleğini, öğrenme yetilerini olumsuz etkiliyor.

Böylece zihinsel sorun yaşayanlar mesleki yaşamında başarılı olamıyor, performans kaybı yaşayabiliyor.

Mutluluk pozları ve gösterişli yaşamlar gençlerin başını döndürüyor
Sosyal medyada sıkça mutluluk pozlarıyla dolu paylaşımlar, her anında mutlu, neşeli kişileri görüyoruz. Bu durumun çok normal bir hal olduğu, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde toplumu özendiriyor. Özellikle gençler şık mekânlar, güzel yemekler, zengin ve her daim mutlu gözüken insanlardan, beğeni toplayan etkinliklerden, elit tabakanın katıldığı partilerden oluşan fotoğraflara, paylaşımlara bakıp kendi yaşantısıyla kıyas yapabiliyor.

Kendi yaşadığı dünya ile sosyal medyada gördüğü yaşamların yaşadığı dünya ile hiçbir benzerliğinin olmadığını görerek mutsuzluğa kapılabiliyor. Bunun sonucunda yetersizlik, değersizlik düşünceleri, hayattan zevk alamama, enerji kaybı, sosyal içe çekilme, karamsarlık, alınganlık, dikkatte azalma ve odaklanma güçlüğü gibi depresif belirtilerin ortaya çıkması kaçınılmaz bir gerçek oluyor .


Sosyal medya bağımlılığından nasıl kurtulabiliriz?
    Kişi bunun bir sorun olduğunu fark etmelidir. Bunuda gün içerisinde geçirdiği zamanı not etmekle başlamalı..
     Sosyal medya bildirimlerinin sessiz moda alın.
    Telefonda ana ekranda sosyal medya bildirimlerinin görünürlüğünü kapatın.
    Gün içerisinde sosyal medyaya bakma zamanını belirleyin. Bu günde 30 dakikayı geçmemeli. Süre dolduğunda mutlaka kapatın.
    Sosyal Medya kullanımınızı azalttığınızda ne kadar kazançlı çıkacağınızı düşünün.
    Birileriyle iletişimi yazılı olarak değil, sözel olarak yapın. Yani birisiyle konuşmanız gereken bir şey varsa telefon açın veya yüz yüze görüşün.
    Arkadaşlarınızla dışarıda görüşmelerinizi sıklaştırın.
    Kendinizi ilgili olduğunuz bir aktiviteye yönlendirin.
    Bunlara rağmen çözüm bulamadıysanız, psikiyatrist ya da bir klinik psikologdan yardım alın.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 71
Kayıt tarihi
: 19.11.18
 
 

Kıbrıs Ruh Sağlığı Enstitüsü- Psikolog. YDÜ Üniversitesi- Research Assistant (Araştırma Asistanı)..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster