Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
22
 

Aklı iki karış havada diyorsunuz! Peki ya kalbi?

Aklı iki karış havada diyorsunuz! Peki ya kalbi?
 

Hepimizin ağzında bir ergenlik dönemidir söylenip duruyoruz. Bunu yüksek sesle dile getirdikçe ergenler için de iyi bir mazeret üretmiş olduk bence. Elbette dile getireceğiz, elbette onlar da ergenlikte olduklarını bilecekler… Ama anlam veremediğimiz her davranışları, her duygusal tepkileri, sinir patlamaları için “Ergen işte” etiketini de kullandık mı işler herkes için sarpa sarıyor öyle değil mi? İşin aslı “ergen işte” tanımı içinde güvensizlik taşıyan bir tanım.

Anne-babalar, öğretmenler, çevredeki eş-dost olarak “sana  mesajı veriyoruz, farkında değiliz. Hem de beyni hala gelişmeye devam edenkendini sorgulayan, kendini bulmaya çalışan, hayatı keşfetmek isteyen o en çok sevdiğimiz kişiye… Onlara sadece anne-babalık değil koçluk da yapmak istiyorsanız, onların sadece öğretmeni değil destekçisi de olmak istiyorsanız size önerilerim var.

Gelin bakın, sorumsuz bulduğunuz, beceriksiz dediğiniz, “işte ergen değil mi?” dediğiniz o ergenin aklından neler gelip geçiyor aslında…

Hayatın anlamı ne?

Hayatımın amacı ne olmalı?

Dünya için ne yapabilirim?

Kendimi kimlere gerçekten bağlı hissediyorum?

Korkularım ve şüphelerimle nasıl baş edebilirim?

Onun aklı fikri mesajlaşmada demeyin… Bir geçiş döneminde ve tüm bu fırtınaları içinde yaşıyor. Hem de o inşaat halindeki beyniyle bunları çözmeye çalışıyor. Üstelik kafalarını bulandıracak reklam bombardımanı arasında. Belli bir markayı kullanırlarsa bir imaja sahip olacağını, arkadaşları arasında kabul göreceklerini gözüne gözüne sokan tüketim toplumu reklamları arasında bu soruların cevaplarını gerçekten bulmaya çalışıyorlar. Ama istediğini elde etmekle kendini bulmak arasında gidip gelmeleri de çok normal.

Yetişkinliğe geçiş dönemindeler ancak henüz yetişkin değiller. Ama yetişkin gibi davranmaları bekleniyor. Yazarken benim gözüm korktu, siz okurken kendinizi nasıl hissettiniz? Kendinizi onun yerine koyabildiniz mi? Anne-babalık yanında adeta bir öğrenci koçu gibi yaklaşabilecek misiniz?? Onlarla yetişkinlik arasında bir köprü olabilecek misiniz?
 
Eğitim söz konusu olduğunda, tüm gelişmeleri, yenilikçi yaklaşımları takip etmeye çalışıyorum. Rachael Kessler’in Soul of Education (Eğitimin Ruhu) kitabına da böyle rastladım. “Ruhuna hitap etmek” diye bir deyim vardır ya… Özetle onu diyor Kessler da. Öğrencilere, gençlere mekanik yaklaşmayın, onlarla bağ kurmak için iç dünyalarına sızın diyor.
 
Birçok ergenle ve öğretmenleriyle yaptığı görüşmeler sonrasında iç dünyalarına sızabilmek için de tam yedi adet “giriş kapısı” bulmuş!  O bir türlü iletişim kuramamaktan şikayet ettiğiniz çocuğunuza ulaşabileceğiniz tam yedi anahtar… Eğer duyduğu bu 7 özlem ve ihtiyaçları doyurabilir, korku ve kaygılarını giderebilirseniz, bu zorlu süreci daha kolay ve verimli geçirmesine destek olabilirsiniz. Bu özlem ve ihtiyaçlar şöyle:
 
Derin bağ kurmaya duyulan özlem
Sessizlik ve kendiyle baş başa kalma ihtiyacı
Mana ve amaç araması
Neşe ve sevinç açlığı
Yaratma dürtüsü
Aşkınlık dürtüsü
İlk adımı atma korkusu

Biraz daha detaya girelim mi?

AİDİYET: Derin bağ kurmaya duyulan özlem
 
Burada bir gruba ait olmaktan çok bir topluma ait olmaktan bahsediyorum aslında. Onlara popüler kültür ile körüklenen maddiyatın yanında maneviyatı öğretmek önemli. Şöyle bir düşünün. Topluma faydalı olup, topluma ait hissedebileceği, manevi değerlerin tadına varacağı neler yapabilir, ne gibi gruplara girebilir? Gönüllü çalışabileceği sosyal yardım kurumları, farklı çevrelerden yaşıtlarıyla bir araya gelebilecekleri kamplar,  kendinden küçüklere destek olacağı oluşumlar… Bu geçiş döneminde kuracağı manevi bağlar oldukça önemli.
 
“BEN” ZAMANI: Sessizlik ve kendiyle baş başa kalma ihtiyacı
 
Bırakın bazen kendi kendine kalsın. Gündelik hayatın yüküyle belki de böyle baş edebiliyor. Bu yalnız kalmalar normal bir seviyede kaldığı sürece endişe etmenize gerek yok. Siz de zaman zaman yalnız kalmak istemiyor musunuz?
 
AYNA OLMAK: Mana ve amaç araması
 
Size nasihat verilmesini, “anne/baba olunca anlarsın” sözlerini sever miydiniz? Kimse nasihatlerden bir şey öğrenmez. Bir kulağımızdan girer, diğerinden çıkarlar. Yaşadığı duygusal gerilimi anlamaya çalışın. Nasihat vermeyin. Gerekirse bırakın sevdiği, saydığı, güvendiği başka biri onunla konuşsun.
 
EĞLENCE HAYATIN BİR PARÇASI OLMALI: Neşe ve sevinç açlığı
 
Eğlenmeyen bir ergen mutlu olabilir mi? Hep ders, hep kurs, hep test! Bu hayat böyle çekilmez. Kendini tehlikeye atmadığı eğlencelerin hiçbir sakıncası olmaz. Aksine büyümesine, hayattan keyif almasına yardımcı olur. Çocuk oyunla öğrenirse, ergen keyif aldığı şeyleri yaparak öğrenir.
 
YARATMAK ANLAM KATAR: Yaratma dürtüsü
 
Bir şeyler yaratmak ruhen rahatlatır, manen tatmin eder. Ergenlik dönemine bir anlam katar.
 
BÜYÜK RESMİ GÖRMEK: Aşkınlık dürtüsü
 
Aynaya baktığında gördüğü kişi değil, içine baktığında gördüğü kişi olduğunu anlamasına yardımcı olun. Potansiyelini anlamasına destek olun. Kendine sınırlar koymasına izin vermeyin. Yapamadıklarına değil, yapabildiklerine odaklanmasını sağlayın. Ona ilham verecek kişileri örnek olarak gösterebilirsiniz.
 
GEÇİŞ DÖNEMİNİ KOLAYLAŞTIRIN: İlk adımı atma korkusu
 
Bu dönemin yetişkinliğe hazırlık dönemi olduğunun farkına vardığında anlamını da keşfedecektir. Bu köprüyü el ele geçin demiyorum ama elini uzattığında tutabileceği mesafede olduğunuzu bilsin. Bu köprünün onu nereye götürdüğünü, yoldayken ve sonuna vardığında beklentilerin neler olduğunu bilmek emin adımlarla ilerlemesine yardımcı olacaktır. 
 
 
Aslında bu yedi anahtar, genç ya da yetişkin hepimizin ilacı! Sürekli neden, niçin, nasıl sorularıyla, rakamlarla, rasyonel açıklamalarla zihnimizi beslerken, iç dünyamızı aç bırakıyoruz. Onun ruhunu da beslemeyi unutmayın! Çünkü  “Harika şeyler hep içeriden olur.” 
 
 
 
Kaynak:
http://passageworks.org/about/remembering-our-founder/soul-of-education/
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 264
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster