Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1729
 

Aklıma gelenleri söylemem lazım

Aklıma gelenleri söylemem lazım
 

Olur ya bazen bir insan görürsünüz yahut dinlersiniz ya da yazdıklarını okursunuz da o an kanınız ısınır bu insan evladına. Hakkında çok fazla şey bilmeseniz de yüzündeki ve gözlerindeki ışık yahut bir kaç satır ya da paragrafından bilirsiniz ki ondan size zarar gelmez, güvenilir, dost canlısı sıcacık bildiğin insandır işte. Hissedersin. Şanslı addedersin kendini.
Şanslıyım.

* * *
Uzun zaman sonra bu sabah kendime yeni bir çift ayakkabı aldım... Uzun zaman önce aldığım son ayakkabıyı da buradan satın almıştım. Kemal Abi'den. Diğer satıcılara hiç benzemiyordu. Nedense satıcı kelimesini yakıştıramıyorum kendisine..
Senin gibiler kalmadı artık dünyada diyorum..
Havadan sudan konuşuyoruz. Anadoludan. Bu koca şehrin adamı yorduğundan, tükettiğinden... Kaçmalı diyoruz artık..
Gitmeli...
Ama nereye?
Ama nasıl?
Giresun’da kalmış bir hafta. Anlata, öve bitiremiyor...
Hayat orada diyor. Kuş sesleri... Yeşil, mavi. Tertemiz hava.
İnsanlar dinç, insanlar sıcak, insanlar hayat dolu.
Evet gitmeli. Mutlaka. Ama nasıl... Teslim etmişken kapitalizmin vahşi kollarına her bir yanımızı?

Akşam 19:30. Telefonum çalıyor...
-Baba kaçta geleceksin?
-Onda geleceğim kızım, ben de seni özledim...
Kendisine patron denilmesinden hoşlanmayan patronum yanımda.
-Ne istiyor kerata diye soruyor..
-Babasını özlemiş diyorum...
Gülüyor...
İçim kan ağlıyor...
Ama gitmeli.
Bir yolunu bulup terketmeli....

* * *

Ama bazen kapatıyorum gözlerimi işe gitme-eve dönme ritüellerimde uzun bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorum kendimi. Nereye gittiği meçhul bir trenin içinde olmayı diliyorum açtığımda gözlerimi. Fakat olmuyor hem senle ben farklı yönlere giderken aynı istasyonda karşılaşan iki trenin içersindeki birer yabancı gibiyiz. Artık eminim bir çemberin içindeyim lakin kafam dışarıda. Mut-lu-luk tam sekiz harf. Keşke hiç keşke demek zorunda olmasaydım. Bu yüzden kimseyi suçlayamam. Tek taraflı bir duygu bu benimkisi hem de en karşılıksızından. Bir insan ömrünü kendine acıyarak geçirebilir mi ya da buna ömür denir mi? Kalbim hiç bu kadar açık olmamıştı haykırmak istiyorum konuşamıyorum.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Nereye gittiğimi bilmiyorum...''cümlesi çoğu insanda benzer duyguları tatlandırıyor doğrusu.Gitmek ama nereye?Aslında kafamızda ve yüreğimizde var olan her neyse nereye gitsekte yanımızda.Önce onlarla barışık olmakta sanırım; güzellik ve sekiz harflik mutluluk.sevgilerle...

HATİCE GÜRBÜZ 
 27.03.2008 16:00
Cevap :
teşekkürler değerli katkınız için.  27.03.2008 18:04
 

çemberler, çıkılamaz şeyler mi? güzeldi gene.

bol yıldızlı gece 
 26.03.2008 15:24
Cevap :
ya içindesindir ya dışındasındır diyor ya candan erçetin mükemmel ses ve yorumuyla... işte ben de hem içindeyim hem dışında. teşekkürler.  26.03.2008 16:33
 

İnsan kendine en çok yapabileceğini bildiği ama yapmadığı şeyler konusunda acıyor. Yine de hiçbir şey için geç değildir. Çok samimi bir yazıydı, elinize sağlık.

ROSEMOON 
 26.03.2008 9:52
Cevap :
ya da yapmaması gerektiği halde yaptığı. teşekkürler ilginize.  26.03.2008 11:25
 

Şu kaçmak meselesi her insanın aklında bir şekilde yer ediniyor kendine galiba. (En azından benim öyle :) Kaçıp gitmek dünyadan, hayattan, insanlardan ve bizi yoran herşeyden saklanmak ve hayat boyu arayıp durduğumuz huzuru bulabilmek umuduyla aklımızın içinde koşup duran, arkasına bakmadan kaçıp giden adamlar/kadınlar taşıyoruz. Geçen gün ne kadar çok "yapmam lazım"la biten cümleler kurduğumu farkettim. İşte bizi kaçmaya iten bütün bu zorunluluklar galiba. O zorunluluklarla öyle bir çevrelenmiş hayatımız var ki sanki özgürlükten yoksun köleler gibiyiz. Ve her köle kaçma hayalleri ile yaşar... Değil mi?

Fulya 
 26.03.2008 9:02
Cevap :
sabah her zamanki gibi trenle işe giderken yine her zamanki gibi müzik var kulağımda. cem karaca'ya sardırdım bu aralar. "çok yorgunum beni bekleme kaptan- seyir defterini başkası" yazsın diyordu. halet-i ruhiyemi bilirmişcesine! sorunun cevabına gelince, kesinlikle evet.  26.03.2008 11:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 752
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Özel biri değilim. Sıradan bir yaşam süren sıradan bir adamım. Çok geçmeden adım unutulur. Tuzluk...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster