Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '07

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
452
 

Aklımız için verilen savaş

Aklımız için verilen savaş
 

Büyük ödüllü, bir yarışma programında, sunucunun düşünceli, her duruma standart yüz ifadesine anlam veremeyen yarışmacı, başını monitörden kaldırıp cevabı verdi; “B, enola gay”.. “Hiroşima’ya atom bombasını atan bombardıman uçağının adı?” Kaç milyarlıktı, şimdi hatırlamıyorum ama yarışmanın çok da zorlaşmamış sorularından biriydi.. Yarışmacı soruyu doğru bilmenin verdiği sevinci yaşarken, sunucunun yüzündeki anlamsız ifadeye yine standart bir tebessüm eklenmişti..

Bir çoğumuzun doğru cevap verebileceği bir soru gibi geliyor aslında.. 350.000 kişinin ölümüne yol açan kitle kırımı ile ilgili belleğimizde en fazla yer işgal eden ne yazık ki, bu en gereksiz ayrıntı.. 6-9 Ağustos tarihlerinde Hiroşima ve Nagazaki katliamının 62. yıldönümünde gazeteler zihnimi şu ana kadar koruyabildiğim daha ne gereksiz ayrıntılarla doluydu.. Bu iki şehre atılan bombaların isimleri, uçağın adının nereden geldiği..*

Evet bombaların isimleri varmış biliyor muydunuz!? 350 bin insandan bir tanesinin bile ismini bilmezken “ölümcül metal yığınlarının” isimlerini biliyoruz.. Zihinlerimiz 62 yıl önce yaşanan bu acıyı yeteri kadar algılayamaması için mi acaba gereksiz yere işgal ediliyor bu bilgilerle.. Ya da 62 yıl sonra bu dehşetin “Amerikan popüler imgelerinden” biri haline getirilip pazarlanmasına mı şahit oluyoruz.. İkisi de mümkündür.. İkincisi aynı zamanda küresel belleğin oluşturulma çabalarına hizmet etmektedir..

Özgürlük heykeli gibi, mc donald’s, coca cola, oscar, voltran, hollywood, las vegas, marlyn monroe, empire state, ikiz kuleler, blue jean gibi, hatta amerikan bayrağı, ulusal marşı gibi popüler birer imge haline getirilip, aynı zamanda ürün olarak da pazara sunulmuştur bu bombalar(internetten araştırırsanız rahatlıkla ulaşabilirsiniz “atomik oyuncaklara”).. Bazıları ölürken bunu paraya çevirmenin, bir çok yolunun, mucididir Amerika..

Jack Trout, Amerikan menşeili pazarlama teorisyenlerinden, “ürün konumlandırma” teriminin mucidi.. Bu kavram, bir ürün, marka veya şirket için hedef pazardaki zihinlerde bir imaj veya kimlik yaratma çabası olarak tanımlanır.. Her ürünün bir kişiliği, onu çağrıştıran ve birlikte anılan simgeler, isimler olmalıdır yani.. Trout bu tezini yayınladığı kitabına; “Konumlandırma: Aklınız İçin Verilen Savaş” adını vermiştir.. Her ne kadar ticari rakipler arasında hedef pazar için gerçekleştirilen bir mücadele vurgulansa da içeriğinde, bu savaşın aklımız için aklımızın özgürlüğüne karşı verildiği açıktır..

Amerikan karşıtlığının, anket sonuçlarına göre en yüksek boyuta ulaştığı ülkemizde bu karşıtlığın, aklımızın özgür kaldığını gösteren, somut bir yansımasının olduğuna inanmıyorum.. Öyle olsaydı yukarıda sıraladığım imgeler cirit atmazdı hayatımızda, “siyah gazozları” yıllık 600 milyon dolara yakın ciro yapmazdı(sağlık bakanlığımızın bütçesinden fazla), Hiroşima ve Nagazaki’de ölenler bu şekildeki çağrışımlarla anılmazdı medyamızda..

*Yukarıda bahsettiğim ilgisiz bilgileri buraya almakla bir merak uyandırıp hata ediyorum belki de, en azından “lütfen merak buyurup araştırmayın bu gereksiz şeyleri” demeliyim sanırım..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir felsefeci, dilbilimci " dünyanın sonunu görüyorum ama kapitalizmin sonunu göremiyorum" diyerek tehlikeyi ne güzel vurgulamış. Frederic Jamesson idi sanırım. Küresel pazarın insanları getirdiği konumu vurgulaması açısından önemli yazdıklarınız. Nesneler kişileştirilecek ki size daha tanıdık ve sempatik gelsin. Bence yazın hep. yaralı oluyor. selamlar.

Ezgi Umut 
 11.10.2007 22:47
Cevap :
Tesadüf, bu akşam 7 yaşındaki "kızıma hamburger yemeğe gidelim mi" dedim.. "Hamburger değil börgır king yiyelim" dedi. Hamburger de bizim değil ama her şeye karşı olmak gibi bir niyetimiz olamaz tabii.. Yurtdışında o denli çok döner kebapçı gördüm ki bu kültürlerin karşılıklı transferi gibi.. Ama ille de m.donalds, b.king, pepsi demek sakat bir durum işte.. Sonuçta kızımın istediği oldu.. Çocuklarımızı bu küresel saldırıdan koruyamıyoruz ne yazık ki.. Hep yazı demişsiniz ya.. Benzer bir yaklaşımı işlediğim "zaman ve uzam içinde haydarpaşa garı" başlıklı(blogno=51333) okuyun lütfen.. Bu eski tarihli yazımı okuyup yorumladığınız için teşekkür ederim sevgili Ezgi hanım..  11.10.2007 23:20
 

herkes bunu okumalı çok hoşuma gidiyor...eline sağlık...sevgiler...zadig

Zadig 
 11.10.2007 19:46
Cevap :
Hocam, şimdi tekrar okudum.. Ben de gerçekten okunmalı diyorum:) Teşekkürlerimle..  11.10.2007 21:36
 

Daha doğrusu bir ad koymanın ne anlamı var? Sonuçta bir bombaya kişilik vermeye mi çabalanılıyor? 350 000 kişinin ölmesine sebep olan bir bombayı sıradanlaştırmak böyle oluyor olsa gerek. Sizin bu duyarlı yazılarınızı büyük bir takdir ve meslektaşınız olarak da gururla izliyorum. Sevgilerimle...

Yeşim Özdemir 
 14.08.2007 14:08
Cevap :
"Sıradanlaştırma" çok doğru bir tespit.. Vietnam, Irak, Afganistan, tekrar Irak ve sıradakiler!! Bir meslektaşım tarafından gurur duyulacak bir şey yapıyor olduğumu bilmek gerçekten mutluluk verici.. Ne kadar teşekkür etsem az..  14.08.2007 20:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1453
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster