Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
459
 

Aklın gerçeklikten kaçış için oyunları

Aklın gerçeklikten kaçış için oyunları
 

Aklın filtreleri


İnsan bir önceki yazımda bahsettiğim gibi olayları ve kişileri oldukları gibi değil kendi zihin haritasına göre anlamlandırarak yorumlar ve yargılar. Bu şekilde var olanı, hakikati kendince algılar.

Peki, zıtlıkların ışığında kıyaslama, anlamlandırma, sınıflandırma, genelleme ve duygusal özdeşleşme ile bunu yapan insan aklı hangi akıl oyunları ile bunu yapar?

Aklımız...

Olayları kendi duygusal yüklerine ve deneyimlerine göre gereğinden fazla büyütür. Pireyi deve yapabilir. Panik yaratabilir.

Olaya duygularını katarak kendince yorumlar.

Zıtlıkların hakim olduğu evrende aklın da zıtlıklar arasındaki kıyaslamalar ile çalışması neticesinde kendine uygun bir taraf seçer ve o tarafa sımsıkı yapışır.

Bilemediği şeye inanarak bağlanır ve konfor alanı yaratarak kendisi rahatlatır.

Kendinde olmayan onu rahatsız edince kendisini başkalarıyla kıyaslar ve kendini mutsuz eder.

Kendine uymayanı ve hatta zor geleni görmezden gelerek kendini rahatlatmaya çalışır. Hiç olmadı reddeder. Bazen de bilinemezci bir tavırla konuyu aklından bile uzaklaştırır.

Kendine göre etiketleyerek olanı sınıflandırır ve hafızasına kazır.

Hatta sorunlardan kaçmak için bolca uyur.

Kendi sorunlarından kaçmak için gündüz düşleri kurarak dünyada tesis edemediği cennetini hayal dünyasında kurgulayarak rahatlamaya çalışır.

Kendi fikrini ve düşüncesini anlatmak adına dinleyemez bile ve durmadan söz keser, araya girer, kör bir şekilde kendini ortaya koyar.

İç dünyasındaki duygusal ve bilişsel dalgalanmalar yüzünden AN’da ve AKIŞ’ta kalamaz, aktif dinleyemez.

Maymun zihin ile tabir edildiği gibi akıl berrak bir su gibi olmadıkça birkaç saniyeden fazla bir şeye odaklanamaz genellikle ve bir maymunun daldan dala sıçraması gibi konudan konuya dışarıdan aldığı tepkiler ve uyarılarla zıplar durur.

İnandığı şey üstüne bildiği konfor alanın rahatlığının bozulmaması adına araştırma yapmaktan imtina eder.

Kendisine örnek olanı da ters getirerek tehdit olmasına izin vermemek için eleştirir, yargılar, suçlar, eleştirel sorularla onun eksikliklerini kanıtlayarak güçten düşürmeye çalışır.

Geçmiş duygusal travmaları bir dış uyarıcı ile tetiklendiği an içindeki egonun zehrini dışarı akıtarak, kendini korumaya alır ve rahatlar. Geri bildirim verildiğinde de kabul etmez. Hatta geri bildirim vereni arıza yaparak pasifize eder ki bir daha konuşmasın.

Elindeki makam, mevki, para, paye vs gibi güçleri kullanarak algıyı yönetir ve farklı düşünenler üstünde otorite kurarak rahatsız edilmemesini garanti etmeye çalışır.

Çözülmemiş sorunları halının altına tozları atar gibi kendi bilinçaltına atarak bastırır. Ama bilmez ki denizin altına itilen deniz topu bir süre sonra yukarı çıkacak ve suratına tepecektir.

Tek bir şeye bakarak, olanı genel geçer bir kural olarak tanımlar ve kabul eder. Bunu yaparak kendini bir şeye inandırarak konfor alanına çekilir.

Kendi inandığı bir şeyi sadece inanarak kendini rahatlatmak ve dünyevi sorunlarından kaçmak adına veri olmadan kabul eder, batıl inanç oluşturur.

Hayatını bu doğrulanmamış kabulleri üstüne inşa ederek yaşar ve farklı düşüneni, davrananı sadece onun gibi düşünmediği ve davranmadığı için eleştirir, suçlar, yargılar ve agresif, pasif veya pasif-agresif yöntemlere bertaraf eder.

Bertaraf edemezse de kendisi gibi düşünmeleri için baskı kurar, arıza yapar. Yeter ki kendisi gibi düşünüp ona sorun çıkarmasın diye.

Hatta inandığı şeye körü körüne saplanarak dogma ve tabular yaratabilir.

Bu dogma ve tabuları için savaşıp, elindekileri cahilce kaybetmeyi göz önüne alabilir.

İnsanız işte. Topraktan var edilmişiz. Bunlardan daha birçok akıl oyunlarımız var. Ben şimdilik bu kadarını düşünebildim, gerisini sizler tamamlarsınız ve hatta yorum yaparak feyz almamı, sizlerden öğrenmemi sağlarsanız daha çok memnun olurum.

Bu yüzden aklımızın özgürlüğünü sağlamadıkça gelişemeyiz. Zira özgür olmayan akıl, köledir ve çapası boşta gezen bir gemiye benzer. Rüzgardaki yaprak gibi olmamak için aklımızın özgürlüğünü tesis etmek hepimize nasip olur inşallah.

Sevgiler,

Kenan

 

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1135
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster