Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
383
 

Aklın yittiği yer...

Aklın yittiği yer...
 

www.milliyet.com.tr


Anayasa Mahkemesinin <ı>“İptal” kararı üzerine <ı>“Yetkisini aştı, hukuku ve anayasayı ihlal etti” tanımlamaları ile aslında Anayasa Mahkemesinin <ı>“Haddini aştığını” iması içinde hezeyanlarını ortaya koyanların, gözden kaçırdıkları bir durum var.

Atatürk ilke ve devrimlerini ve Cumhuriyeti, Laik, demokratik, sosyal hukuk devletini <ı>“Koruma” görevi, ne tek başına <ı>“Yasama” yetkisine, ne tek başına<ı> “Yürütme” yetkisine ve ne de tek başına<ı> “Yargı” yetkisine bırakılmayacak kadar önemli bir değerdir.

Dahası, ne de meclisteki oyçokluğuna bırakılabilir…

Öncelikle herkesin bunu kabul etmesi ve yorumlarını bunun üzerine oturtması gerekir.

Denildiği gibi, henüz Anayasa Mahkemesinin <ı>“İptal” kararının <ı>“Gerekçelerini” görmedik. Ancak, aldığımız ön bilgide <ı>“Anayasanın 2,4 ve 148. maddesine dayanılarak…” dediğine göre, olası <ı>“Gerekçe” de elbette bu maddeler üzerine oturacak ve genişletilerek, örneklenerek, geçmişe dayalı kararlara gönderme yapılarak yazılacaktır.

AKP Gurup Başkanvekil, <ı>“Anayasa değişikliği, önce TBMM Başkanlığında, daha sonra komisyonda ve en son olarak da mecliste görüşülerek, Anayasa’nın 2. maddesi ile ilgisi gözetilmiştir” demeye gelen bir ifade kullanıyor ve bu bakımdan da Anayasa Mahkemesinin <ı>“Yetkisini aştığını, sadece şekil yönünden” inceleyebileceğini anlatıyor.

Peki, TBMM Başkanı, komisyon ve meclis ardı ardına bunu atlamış ve yasa 2. maddenin ruhuna aykırı yasalaşmışsa, ya da bir başka ifade ile…

Eğer gerekli şekil şartları yerine gelirse, TBMM Anayasa’da her istediği değişikliği yapabilir mi?

Doğrudan değilse de, devletin “Cumhuriyet olan şeklini ve laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” özelliğinin içini boşaltabilir mi?

AKP Başkanvekilinin sözlerine geri dönersek; Anayasa Mahkemesinin önüne gelen <ı>“İptal” veya <ı>“Ret” edilen kanunlar, baştan savma mı meclisten çıkıyor, önceden Anayasa ile olan ilişkileri dikkate alınmıyor mu?

Belirttiğim gibi, konu <ı>“Özgürlüklerin genişletmesiyle ilgili anayasa değişikliği” değil, <ı>“Rejimin ve devletin şeklini” değiştirmekle ilgili…

İktidar, bu değişiklikleri <ı>“Adım adım” yapmaya çalışıyor, <ı>“Yargı” da her adımda önüne çıkıyor. olaya bir de bu açından baksak…

İşin tehlikeli boyutu, iktidar adımlarını atarken, oyçokluğunu dikkate alıyor, ama <ı>“Rejim” söz konusu olunca, uzlaşma gereğini dikkatten kaçırıyor. Oysa <ı>“Güvendiği” oyçokluğu <ı>“Sürekli” değil <ı>“Geçici”dir. Bir başka deyişle, millet bugün tercihini AKP yanında gösterirken, yarın bir başka şekilde tercih ortaya koyabilir. Bunu da bugüne kadar çokça yapmıştır. Önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin <ı>“Devletin şekli ve niteliği” itibariyle var olmasıdır, iktidar kim olursa olsun, bu temel ilkelerin korunmasıdır.

Eğer bu <ı>“Koruma”ya karşı duracak bir güç gösterisi ya da eylemi olursa, devlet gücünü ortaya koyacaktır. Bu gün <ı>“Yargı” bu kararı vermiştir.

Bakın… Dünyanın hiçbir yerinde, <ı>“Anayasa mahkemesi” görevini gören mahkemenin kapısına bir takım insanlar toplanarak <ı>“Allahın emirlerini kimse değiştiremez” gibi bir saptırma ile gösteri yapmaz, yapamaz. Ama Türkiye’de bu ne yazık ki <ı>“Cuma günü” görüldü, bir takım insanlar <ı>“Allahın emirleri” diyerek Anayasa Mahkemesinin üzerine yürüdü.

İşte size sözünü ettiğimiz tehlikelerin ayak sesleri…

Bir dönem de aynı girişimlerde bulunmuşlardı, onları da unutmadık daha…

Düşünebiliyor musunuz? Vatandaş, başbakan’a sesini duyurmak için avazı çıktığı kadar bağırarak derdini anlatmaya çalışırken yaka-paça götürülüyor. Ama bir takım insanlar <ı>“Yüksek yargı”nın kapısı önüne gelip gösteri yapıyor, ama kimse sesini çıkarmıyor.

Belli ki <ı>“Ne demek istediğimizi” anlatmakta zorluk çekiyoruz, bu açık…

Ancak bir kez daha söyleyelim. Kimsenin başını örtmesi ya da örtmemesi özgürlüğünün karşısında değiliz. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin oyulmasının da her zaman karşısında olacağız, uyanık kalmaya devam edeceğiz.

Şu anda, Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerinde, gerekçesini de görmeden yorum yapanlar ve hatta kibar kelimelerle <ı>“Haddini aşma” hezeyanı içinde olanlar…

Şu anda <ı>“duruyorsunuz…

Bir gün eğer milleti <ı>“Rejim tercihi” noktasına sürüklerseniz, tercih noktasına getirirseniz, sonucunun ne olacağına siz karar veremezsiniz.

O karar noktası, milleti de, ülkeyi de, sizleri de, bizleri de yok edecek kadar tehlikelidir.

Cevabını önceden kestiremediğiniz soruyu sormak, eğer bir de <ı>“rejimini tercih et” boyutundaysa…

İşte o zaman <ı>“Aklın yittiği yerden” kaçmaya çalışın…

Son sözü TBMM Başkanı sayın Köksal TOPTAN için söyleyeceğim.

Size birileri <ı>“Pas” verdi Sayın Başkan. Siz de yaratana kuvvet <ı>“Hacı burun” ile topa vurdunuz.

Ama…

Top, karşı kalenin direğine çarpıp geri döndü ve sizin kalenize doğru gidiyor, haberiniz olsun, bari kendi kalenişze girecek golü önlemeye çalışın…

<ı>07 HAZİRAN 2008

mamut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Madem öyle bana kısaca, Anayasanın 6/3, 148/1, 148/3 ve 153 maddelerinin izahını yapın. Bunları Anayasa Mahkemesi kararıyla ilişkilendirirerek beni bilgilendirirn. Ben de bilgsizliğimi yeneyim. Aslında bu konuda sizi zorlamamam gerekir. Çünkü çevremde de işine gelmeyeni görmeyen yeteri kadar insan var. Saygılar.

Hüseyin Atacan 
 09.06.2008 13:00
Cevap :
Sevgili ATACAN... Elbette... O zaman sizden ricam, bana e-posta adresinizi bildirin, size "Özel" olarak yazayım. Burada yazmam "Tekrar tekrar" yazmak olur ki, insanları sıkabilir, zaten sıkıyorum da... E-posta adresinizi bekliyorum... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  09.06.2008 13:07
 

Ne pelte bir laiklik anlayışımız varmış ki Üniversitelerde kılık kıyafet serbestisi hemencik de altını oymuş oluyor. Dünyanın medeni hiçbir üniversitesinde olmayan kıyafet zorunluğu bizde dayatmalarla sürdürülüyor. Ben koca koca Rektörlerin düştüğü trajikomik durumlara bilim adına üzülüyorum. Selamlar.

Mehmet Oyan 
 08.06.2008 18:56
Cevap :
Sevgili "eskhikafa" kardeşim. Kafası "Pelte" olan bizler değiliz. Bu duruma getirenler. Yıllarca üniversitelerde böyle bir sorun yoktu. Ne zaman ki "Namus" meselesi veya "Siyasi simge" olarak görülmeye başladı, o zaman bu duruma getiren "Pelte kafalıların "sayesindde "Sorun" oldu. Olaya bir de bu pencereden baksak!... Kaldı ki ben şahsım olarak "Simge" olarak tanımlanmayan örtünmeye de karşı değilim. Tabi "Kamu görevi verenler" dışında... Yorumunuzla katkınızdan dolayı teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  08.06.2008 20:02
 

Ne güzel! hiçbir yasa maddesini kayda geçirmeden, kafadan hukuk anlatımı. Kusuruma bakmayın ama biraz sert konuşacağım. Ülkenin bu hale gelmesinin altında, hiç bir yasa maddesini okumadan, aklına göre hukuku konuşturanların umarsızlığı yatmaktadır. Kazlardan biri ötünce hepsi öter. Ama ilkinin niçin öttüğünü ona katılanlar bilmez. Lütfen kafanızı kaldırın ve bir kez olsun anayasanın, 6. 148. ve 153. maddelerini, üzerine basa basa okuyun. Eğer normal bir insansanız yapılan yanlışı mutlaka göreceksiniz. Hayır, diyorsanız, siz bilirsiniz. Bir rejim tehlikesidir tutturmuş gidiyorsunuz. Bu, 50 küsür senedir her yetkiliden, bayram/seyran, her vesileyle dinlediğim artık midemi bulandıran, illallah dedirten cıvık bir laftır. Rejim, asıl sizin öncüleriniz tarafından kesintiye uğratılıyor. İhtilalleri ve muhtıraları görmek için gözlük takmak gerekmiyor. Korktuklarınızdan hangisi rejimi kesintiye uğratmıştır? El insaf yahu. Saygılar.

Hüseyin Atacan 
 08.06.2008 18:44
Cevap :
Sayın Hüseyin ATACAN... Anladım... Siz benim yazılarımı yeni okumaya başlamıssınız, o nedenle bu konuda günlerce yasa maddesinden söz ederek ve o yasa maddelerini de yazarak nedenlerini yazdığım yazılarım gözünüzden kaçmış. "Aklıma" göre hukuk konuşturmuyorum, onlardan televizyon kanallarında çokça var. Sözünü ettiğiniz maddelerden önce "Başlangıç" bölümünü okur da içinize sindirirsenizi, hukuk açısından doğru yorumu bulursunuz. Ancak kimileri israrla bundan kaçıyor. Ne yazık ki siz de öyle yapıyorsunuz. Ben "Çok normal" bir insanım. Okuduklarımı ve ülkenin bilmeden de olsa nereye götürüdüğünü görecek kadar (afıınıza sığınarak) olayların içinde yaşayan ve gören deneyimin de sahibiyim. Biraz da olsa "Çerçevenizi kırın" ve ortaya çıkın lütfen... Ayrıca, istediğiniz kadar "Sert" konuşabilirsiniz, hakaret ve küfür etmeyeceğinizden kuşkum yok nasılsa... Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  09.06.2008 12:40
 

demokrasi elden gitti diyorlar anlamıyorum! Şaka desem değil. Ne peki? Çok aptalım ben ya hu!..

mamut 
 08.06.2008 4:15
Cevap :
Sayın "Mahmut" kardeşim, estagfirullah... Her ne kadar Aizi Nesin dediyese de daha akıllımız çok, siz de bu soruyu kendşnize sorabildiğinize göre, demekki "Akıllı" tarafındasınız. Esas "Aptal" olanlar "Ram" olmayı kabul edenlerdir. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  08.06.2008 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster