Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
915
 

AKP’ ye maya çalsak tutar mı? Emine Erdoğan muhterem de, Güldal Mumcu değil mi?

AKP’ ye maya çalsak tutar mı? Emine Erdoğan muhterem de, Güldal Mumcu değil mi?
 

Resim: Alıntı


Geçenlerde mecliste yaşanan evlere şenlik olayı biliyorsunuz. Skandalların prensi Bülent Arınç, “belki biraz kaba, abes olacak ama manzaraya daha uygun bir tanım bulamadım peşinen okuyacaklardan özür dilerim" ringonun ahırına girer gibi Güldal Mumcu’ nun odasına girmiş, çocuk azarlar gibi Güldal Mumcu’yu azarlamış ve adeta senin ne işin var buralarda, gidip evine pastanı böreğini yapsana (!) demiştir. Bunun Türkçede de, Farsçada da, Arapçada da açılımı saçılımı budur. Başka bir tanımı yoktur bana göre.

Neden mi?

Çünkü olaydan sonra açıklama yapan Güldal Mumcu’nun titreyen dudakları ile yaptığı o tarihi konuşma, yüz ifadesi, mimikleri, ses tonu, başka hiçbir açıklamaya gerek bırakmayacak kadar açık ve netti. Olayın her iki muhatabını da yalan makinesine soksanız, makine kırmızı alarma geçer, kırmızı bültenle arama çıkartır andım olsun. Güldal Mumcu girdikten sonra değil tabii, Bülent Arınç çıktıktan sonra. “Makine çakma değilse tabii”. Ne de olsa eski motorları gümüş soba boyası ile boyayıp, yeni diye piyasaya sürenlerin ve de yutturanların boynuz kulağa geçmiş başarılı timsali bunlar.

Oysa aynı çevreler, belki içeriğini çok da fazla bilmedikleri ve aslında pek de tasvip etmedikleri halde, bazı özel günlerde “dünya emekçi kadınlar gününde mesela” sahneye çıkıp, cennet annelerin ayağı altındadır diyenler, diyebilenlerdir. Demek ki bu söylemlerinde pek de samimi, pek de gönüllü değillermiş. Çünkü Güldal Mumcu’ ya yapılan, bırakın nezaket kurallarını, AB ye girmek için, AB üç gün uyuma dese uyumayacak olanların; AB medeniyetinden pek de haberi olmadığı gösteriyor. Çünkü içlerine girmeye çalıştıkları ülkelerde, değil bir kadının, bakan ya da milletvekilinin odasına, kendi çocuklarının odasına bile kapıyı tıklamadan girmez, giremez ebeveynler. Demek ki tüm engelleri aşsalar bile görgü engeline, medeni insan olma engeline takılacaklar.

Peki, kimdir Güldal Mumcu?

Güldal Mumcu kocam eve ekmek getirsin de ben yiyeyim diyen, kocasının eline bakan bir kadın değil öncelikle. Kendi yaşamını kendi planlayan, kuran, kurmaya çalışan, üreten, kısacası hazineden geçinmeli değil, “üstelik kendi hazinesi de değil milletin hazinesi"! kendi kimliği, kişiliği, etiketi olan çağdaş bir kadın. Üstelik de iki çocuk annesi. Yani İslam hukukuna göre ayaklarının altı öpülesi, daha bir korunası, kollanası, gözetilesi bir kişi. Kadın. Ve de kocası bakan ya da başbakan olmayan (!) kişi.

Biyografisine baktığımızda. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletmecilik Bölümü mezunu olup, Devlet Yatırım Bankası'nda Proje Değerlendirme Uzmanı olarak görev yapmış olduğunu, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nı kurduğunu ve Vakfın Başkanlık görevini yürüttüğünü görüyoruz. 23. Dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili olmuş. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde ise CHP' den İzmir milletvekili seçilerek meclise girmiştir. İyi düzeyde İngilizce bilir. Dul ve 2 çocuk annesidir.

İşte muhteremlerin kadına saygısının ibretlik belgesiydi o tartışma. İşte söylemlerinin ne denli sahte, ne denli yüzeysel olduğunun göstergesiydi o tartışma. E kolay değildir tabii… Mayanızda yoksa (!) … teoriyi pratiğe geçirmek.

İşin daha kötü, vahim olanı ise böylesi bir olaydan, yardımcısı adına üzüntü ve esef duyması gereken başbakanın üzüntü duymak yerine, çıkıp yardımcısı Bülent Arnç’ ı savunan bir konuşmaya imza atmasıydı. Oysa bırakın Arınç’ın üst düzey kimliğini, sıradan bir insanın bile yapmaması gereken bir davranıştı Mumcu' ya yapılan.

Ardından kürsüye çıkıp nerdeyse yaşlı gözlerle sayın başbakanımızın muhterem eşi diye söze başlayan ve odasına girerek, Güldal Mumcu’ yu sadece CHP militanı gibi davranmamaya davet ettiğini söyleyen Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ ın konuşması ise ibret-i alemlikti. Sayın Elitaş, muhterem olmak için, başbakanın eşi mi olmak gerekiyor illa. O zaman, Türkiye’ nin nüfusunu 100 milyon, kadın nüfusunu da onun yarısı, 50 milyon saysak, Emine Erdoğan dışında kalan 49 milyon, 999 kadına hangi nitelemeyi yapacaksınız? Böyle bir anlayış, böyle bir bakış, böyle biat örneği olamaz. Yazıktır. Siz er kişisiniz. Size bu kadar eğilip bükülmek yakışmaz. Kısacası… O kadar yaraladı ki beni bir kadın olarak Güldal Mumcu’ ya yapılan saygısızlık, bunu kelimelerle ifade etmek zor. Oysa AKP yi iktidara taşıyan en önemli etken kadınlardı. Bari onların hatırına böylesi bir davranışa imza atmamış olsaydınız.

Yani, her ne kadar Mumcu’ dan özür dilemiş ya da diler gibi olmuşsa da Sn: Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, ne Arınç' ın yaptığı o seviyesizlik, ne de Güldal Mumcu’ nun kendine yapılandan sonra kürsüye çıkarak yaptığı o tarihi konuşma ve yüz ifadesi asla aklımdan çıkmayacak. Onuruna düşkün bir kadın olarak! İşte onun için Bülent Arınç seni asla affetmeyeceğim. Seni ve olaya karışan, olayın arkasında duran tüm AKP milletvekillerini…

Sana gelince Güldal Mumcu. Sakın üzülme Sonuna kadar yanındayız, arkandayız. En azından kendim ve kız kardeşlerim adına. Ve inanıyorum ki; kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, onuruna düşkün birçok kadın da benimle aynı düşünceleri paylaşacaktır.

Son olarak diyorum ki; Mustafa Kemal Atatürk’ ün bir sözünden de esinlenerek.

Belki bakan, başbakan, milletvekili olabilirsiniz ama basit bir görgü kuralını bile öğrenememiş kişi, zat olarak adam olmanız zor gözüküyor. Kusuruma bakmayın.

Sağlıcakla

Mumcu' dan Arınç' a özür yanıtı.

http://haber.gazetevatan.com/Mumcudan_Arinca_ozur_yaniti/286902/1/Gundem

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu çok kafa yorduğum bir konu. Sonuçta siyasi bir akım, ama kadının eşyalaştırılması nedense bu akımda çok önemli bir yer tutuyor. Neden? Kadını eşit gören farklı bir siyasi islam olamaz mıydı? Bir neden, temelde siyasi islam akımlarının Arabın petrodolarlarıyla desteklenmesi. Arabın geleneksel olarak kadına bakışı bu. İkinci bir neden ise İslam’dan bağımsız olarak dini bağnazlık. Hristiyan Orta Çağ Avrupası’nda da kadın ikinci sınıftı, ama bu soyluların kadına karşı klasik kibarlık ve centilmenlik anlayışlarıyla daha estetize olmuş bir ikinci sınıflıktı. Dini yobazlık ve bununla ilgili cinsel tabular, erkeklerin büyük bir bölümünde cinsel yönden aşırı aktiflik veya pasiflikle beraber cinsel paranoyalara da neden oluyor. Cinsel paranoyalar da kadınları sürekli kontrol altında tutma dürtüsünü canlandırıyor. Bugün birer tarikat üniforması haline gelen türban ve çarşaf gibi örtünme şekilleri büyük ölçüde erkeklerin cinsel paranoyalarından ve kadınları kontrol etme dürtüsünden kaynaklanıyo

Mustafa Tümener 
 11.02.2010 22:37
Cevap :
Haklısınız. Bir de estetize edilmiş, üstü örtülü davranış biçimi var. Kadını kara çarşafların altına tıkan, başkasının namusuna yan gözle bakandır. Kapalı kapılar ardında her türlü istismarı yapıp, kapıların önünde namus timsali show yapandır. Oysa aslolan, karşısındaki kadın çıplak olsa bile nefsine hakim olan, olabilendir. Kadını gerektiğinde, işine geldiğinde öne sürmek, işi bitince onu layık gördüğü yere, ikinci plana itmek bu ikiyüzlü adamların her daim yaptığı iştir. Onlar kadını sevmez. Onlar insanı sevmez. Çıkarlarına ters düşen hiç bir canlıyı, varlığı, objeyi sevmez. Çıkarları içinse kullanamayacakları şey yoktur. Allah kullarını onların gazabından korusun. Sağlıcakla  15.02.2010 2:56
 

Zorun zoru bir olay. Öyle şeyler gözlemliyorum ki içim acıyor. Kadınlarımızın eğitimli veya eğitimsiz olmaması fark etmiyor haksızlığa uğramamaları için. Sanki doğuştan günahkarlar. Gürdal Mumcu'nun yerinde bir AKPli kadın olsaydı Bülent Arınç odasına baskın yapar mıydı? Zannetmem. Hatta ne durumda olursa olsun övgüler yağdırırlardı. AKP'nin huyudur. Kendisinden olmayanı sevemez. Ya kuyruk takar ya da kendisine çeker. Şifreleri belli: "Beraber yürüdük biz bu yollarda." Saygılarımla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 11.02.2010 20:55
Cevap :
Şimdilik üstlerle uğraşıyorlar. Ellerinden gelse, daha doğrusu hapishanelerde yer olsa kendilerinden olmayan, kendilerine oy vermeyen % 70' i içeri atacaklar. Gerçi yarısını atsalar yeter. Gerisi korkudan kıpırdayamaz ki; yapılmak istenen de bu zaten. Teşekkür eder, sevgilerimi yollarım.  17.02.2010 22:04
 

A. Şener, bayan Erdoğan'ın o tarihte GATA'ya girdiğini söylüyor... En iyi bildikleri mağduru oynamak. Saygıyla.

Sadi ÖZBAY 
 11.02.2010 18:02
Cevap :
Evet okudum. Deyim yerindeyse malı götürdüler. İyi oyuncularmış... Saygılar  19.02.2010 13:08
 

Muhalif olmayan her kişi muhteremdir! Fıkrayı duymuşsunuzdur. Temel'in Amerika'da zenci ayrımcılığına yaptığı gibi... "Artık siyah, peyaz yok. Şimdi hepinuz yeşilsunuz, eşitsinuz.... Açık yeşulllar öne, koyu yeşullar arkaya!":))) Yani ne derlerse desinler zihniyet aynı değişmiyoooor. Esen kalın.

TC kaan kartal 
 11.02.2010 12:03
Cevap :
Bilirim o fıkrayı. Durumu da oldukça güzel ifade ediyor. Teşekkür ederim hatırlattığınız için. Sağlıcakla  11.02.2010 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1456
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster