Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1089
 

AKP Antalya'da başkanlığı neden kaybetti?

AKP Antalya'da başkanlığı neden kaybetti?
 

Antalya'da yaşayan pek çok blog yazarı, AKP'nin Antalya'da neden hezimete uğradığını kendilerince yazmışlar. Yazan arkadaşlar Antalya'ya sonradan yerleşmişler. Ben ise 8 kuşak ötemin bile Antalyalı olduğunu bilen bir Antalyalı'yım. Bu yüzden, ben de kendi görüşümü yazmak istedim, siyasetle ilgili tek blog yazmak istemememe rağmen.

En başta, rantı yüksek olan her boş arsaya bir bina dikmenin, bir şehri modernleştirmeyeceğini bilemedi eski yönetim. Onbinlerce yılda oluşan, dünyada sadece 2 örneği olan falezlerin canına okundu yıllardır. Çocukluğumda Konyaaltı'ndan şehre baktığımız zaman büyülenirdik falezlerin güzelliğinden. Şimdi ise taş yığınlarını seyrediyoruz içimiz kanaya kanaya.

Artık Konyaaltı sahili demek bile köylülükle eşdeğer algılanmaya başlanmıştı. Beach Park denince şehrimiz modernleşmiş oluyordu. Böyle denmekle kalsa gam yemezdik. Beach Park denen yere arabamızla girerken para ödemek zorunda kalmaya başladık. Hani şöyle ' Deniz havası alalım arabanın camını açarak ' bile diyemez olduk yıllardır. Ancak parkın bitimindeki yoldan gidebilirdik. İyi de, biz çocukken kıyılar halka açıktı? Yasalara göre, şimdi de açık?

Benim ilkokulumla, babamın öğretmenlik yaptığı okulun yerinde yeller esiyor şimdi. İkisinin de adı ' İnönü ' idi. Babamın okul arkadaşları toplu halde gidip yalvardılar yönetime, okulumuzu yıkmayın, adı yüzünden mi yıkıyorsunuz diye. Kimse oralı bile olmadı. Benim okulumdan geriye 6 tane palmiye ağacıyla, duvar kenarındaki lüküstürümler kaldı. Diğerinde ise sadece molozlar ve dozerler var şimdi.

Bu iki okulun yanındaki Antalya'nın ilk doğumevi, son zamanlardaki Vakıf Hastanesi de yıkıldı. Neden? Rant için elbette.

Alt geçitler ve hafif raylı sistemin trafiği rahatlatmak bir yana, arap saçına döndürdüğünü görmek için arabanızla yoldan geçmenize bile gerek yok. Yaya kaldırımında yürüyerek şahit olabilirsiniz bu duruma. İşin en komik yanı ise, şehrin merkezine, yani Kale Kapısı'na inen yollardan birinin kapatılması, diğerinin ise ancak bir otobüs geçecek genişlikte tek şeritli yol haline getirilmesidir.

Şu anda şehrin en güzel yerinde, bütün körfezin ayaklar altında olduğu bir yerinde üstelik, büyük bir ayıp tablosu durmaktadır; 30.000 kişilik stad ve spor kompleksleri için parçalanmış falezler...Şehrin manzarası en güzel yerine stad yapmak nasıl bir şehircilik mantığıdır? Bütün meslek odaları, mahalle sakinleri, muhalefet yapılmaması için ayağa kalkmışken hem de? Bu kazının ve stad inşaatının ruhsatının da olmadığını eklemeliyim. Ben yaparım, olur mantalitesinde bir yönetim yapar bu kazıyı ancak. Antalya'yı seven bir yönetim gözünden bile kıskanır bu araziyi.

Müze önü, Migros alt geçidi yanındaki yollar hatalı yollardır. Bu hatalar yolun yapımından sonra farkedilmiş, yerlere plastik kukalar çakarak, mühendislik ayıpları kendileri tarafından onaylanmıştır.

Halkın ve muhalefetin Rantkart dediği Antkart'lar yüzünden kimin zengin olduğu henüz kesinlik kazanmamıştır. Umuyorum ki Prof. Mustafa Akaydın, aydın kişiliğine yaraşır bir şekilde bulacaktır bu ayıpların sahiplerini.

Yukarıda saydığım her şeyi, ama her şeyi bir yana bırakıyorum farzedin. Bütün bunlardan daha da üzücü olan, şehrimizdeki binlerce ağacın kıyıma uğramasıdır. Değerli Fikret Otyam yerel bir televizyon kanalında bas bas bağırmıştı; Kesilen ağaçlar yerine 3000 ağaç dikeceğiz diyenler 30 ağaç diksinler, sakalımı keseceğim, diye. Sevgili Otyam'ı son gördüğümde sakalı duruyordu. Eskiden ağaçları ve denizi seyrettiğim balkonumdan şimdi tuvaletleri seyrediyorum diye de çektiği fotoğraflarla bu durumu belgelemişti.

Hep dedim, bir kez daha diyorum; Antalya'yı sevmek, güzelliklerini korumakla olur. Vilayet binasını yıkıp, Gazi M. Kemâl ilkokulunu restore edip, burası yeni vilayet binamız demekle olmaz.

Çocukluğumuzdaki Altın Portakal Film Festivali halkın arasında yapılıyordu. Ayşecik oyun arkadaşımız bile olmuştu. Yıllardır bol yıldızlı otellerde sözüm ona festival yapılıyor. Ve festivale bırakın halk, festivali hayata geçiren eski başkanın ailesi ve diğer Antalyalı film sanatçıları davet bile edilmiyor.

Geçenlerde yaşlı bir teyze ' Antalya deve oldu ' demişti. Neden diye sorduğumda ' Her yeri eğrildi artık, neresini düzeltecekler? ' diye yakınmıştı.

Saat Kulesi'nin karşısındaki Attalos heykeli ağlıyor olmalı. Gidip teselli etmeliyim. Ata'm zaten bir zamanlar kendi adını taşıyan okulun karşısında ağlıyor aylardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 2404 kez görüntülenmiştir

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2125
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster