Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
618
 

AKP nereye?

AKP nereye?
 

Kuşbakışı...

Halkın her tercihine saygı duymak gerekir mi? Genelde, halkın eğitim durumu ile kararları arasında ters orantı olduğu söylenir. Bu çok haksız sayılmaz dimi?

Ama halka ilişkin şu da bir gerçek değil mi: İnsanoğlunun, milyonlarca yıllık bir evrimin kendi bütün iç mükemmelliklerine sahip olarak, doğuştan gelen yetkinlikleri vardır.

Demek ki insan dediğimizde iki yapıdan bahsediyoruz:

1- Eğitim, kültür ve fikir ötesi bir salt insan olmaktan gelen doğamız var.
2- Bu doğanın üzerinde, bizim şekillendirdiğimiz, şekillendirdikçe biz olduğumuz, bir kültürel varlık var.

Aynı insan, bir insan olmanın bütün yetkinliklerine sahip olan bir varlık olduğu halde aynı zamanda, o beden üzerinde bir kültürel varlık olarak gelişmiş olan benden oluşur.

Bu ayrıma katılıyorsanız, kültürel benimizden geçecek, ama insan doğamızın yetkinliğe toslayacak dış etkileşimler olacağını kabul etmeniz gerekir.

Bir betimleme yaparsam: Diyelim dağdaki çoban, ile, hacettepedeki bir profosör arasında birinci anlamda hiçbir fark yoktur. Ama ikinci anlamda, prof doğuştan gelen yeteneklerine içerik, deneyim, malzeme kazandırmış, motorunu açmıştır. Ötekisi ise daha boğuktur. Ama prof nereye kadar açmıştır çoban nereye kadar boğuktur?

Bu iyi bir sorudur. Açılma ile boğukluk arasındaki teorik olarak çok da önemli bir fark yoktur. Ama gündelik yaşantımız açısından bakarsanız, o zaman aşağılık kompleksleri devreye girdi mi, bu fark çok önemli boyutlara gelir, ama bu konu dışı.

Bu farkın çok da kemiksel bir yapısı olduğu söylenemez. Çünkü, insanın beyni az malzemeyle de beyindir. Az malzemeyle de iyi çalışır. Aslına bakarsanız, beynin bir çalışma hacmi vardır, çok okumuşlar illa beyinlerini daha iyi kullanıyorlar demek değildir. Bir öğütme makinesi olarak düşünelim beyni.. habire bu makinenin haznesine malzeme koyuyoruz, istediğimiz kadar koyalım, makinenin bir işlem hacmi var. fazlasını öğütmeyecektir. O açıdan baktığımız zaman, çoban ile prof arasındaki beynin öğütme hacmi bakımından olan fark çok daha azalır. Çobanın da beyni vardır ve o da, çalışır. Bağlantılar kurar, sonuçlar çıkartır, kır ortamında da gün 24 saattir ve hiç boş an yoktur.

Geldiğimiz nokta karmaşık değildir umarım. Bunlar, bazı, güya eğitimsiz insanların nasıl kafalarının iyi çalıştığını, bazı eğitimli insanların da neden kalın kafalı düşündüklerini bize izah ediyor.

Ama, istatistik gerçeklik, eğitimlilerin motorunun daha açık olduğunu bize kanıtlar. Çünkü insanların doğası aşağı yukarı aynıdır. Aynı olmasaydı zaten, doğasından bahsedemezdik değil mi?

Bu ana fikir ile, bir insanın kararlarında doğasal yanı ile kültürel yanının nasıl çalıştığı, birbiriyle ilişkileri çatışmaları ve hangi alanlarda daha baskın ya da güçsüz olduğunu göstermeye dönük bir inceleme yapılabilir.

Şimdi sadede gelirsem.. Şu Akp, halk bu Akp'ye oy verdi. Elbet bir bildikleri vardı. Ne kadar saçma bir seçimdi diyecek halimiz yok. Çünkü, insanlarımızın eğitim ortalaması ilkokul seviyesi olsa da, milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu olan kendi iç bütünlükleri mükemmellik taşıyan birer yetkin parçası her biri. Bu yetkinliğin verdiği bir doğru karar gücü vardır diyelim. Ya da yanlışını algıma ve düzeltme gücü de.

Ben ikincisinin yaklaştığını umuyorum.. Çünkü, şöyle bir bakınız.. sizce gerçekten bu kişiler, evrensel düzeyde dürüst mü?

Yoksa, foyaları er ya da geç çıkacak, el çabukluğu ile bir şeyler yapmaya çalışan ideolojileri kadük bir grup insan mıdır?

Neden evrensel dürüst değiller diyorum? Şu türban meselesi bunu bütün apaçıklığı ile ortaya koyuyor. 5 yıl hiç devreye sokulmaması, arkasından hasbelkader bir şekilde bir anda, anayasa tasarısı haline getirilmesi, kısa sürede yasal hale getirilmesi ve artık kanunun uygulanabilr olduğunun ilan edilmesi.. Biz dağda yaşamıyoruz, Türkiye gibi koskoca bir ülkede ve toplumda yaşıyoruz. Bir anayasal değişiklik, bir toplumsal düzenlemenin, hele hele böyle hassas konularda, yapılması geniş tartışma, asgari müştereklerde buluşma, düzenlemeyi en mükemmel şekilde ortaya koyma, tekil bir konu olmaktan çıkarma gibi, evrensel dürüstlüğün kurallarının hiçbirine uymuyor.

Peki, sizce, bu yaptıklarına, insanoğlunun milyonlarca yıllık evriminin bir sonucu olan mükemmel yetkinliklerin izin vereceğini düşünüyor musunuz? Kesinlikle hayır! Bu duygusal bir hayır değil, mantıksal bir hayır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okurken gelen telefonlarla çok bölünmüştüm. Parça buçuk okumuştum. Cevabınızdan sonra tekrar okudum. Gereksiz eleştiride yaptığı fark ettim. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Akif Parlatan 
 26.02.2008 22:09
Cevap :
Ne demek efendim, olabilir, kolay gelsin.  27.02.2008 0:14
 

Cahillerin AKP'yi desteklediği ima etmişsin. Her zamanki gibi sizler araştırmadan boş konuşuyorsunuz. AKP'nin meclisteki vekilleri ile hiç bundan öncekileri karşılaştırma zahmetinde bile bulunmamışsınız. Eğitim seviyesinin cumhuriyet tarihindeki en yüksek meclislerinden biri olduğunu görürsün. Oy verenlere gelince benim etrafımdaki ilkokul mezunları genelde CHP'ye oy verdiler. Akıllı olan takım tutar gibi hizplikten başka bişey yapanları savunmaz. (Zamanında bende aynı hatayı yaptım) Atatürkçü geçinip, Atamızın baştacı yaptığı köylü cahillikle itham edersiniz. Atatürkçü geçinip "Kayıtsız şartsız egemenlik milletindir" sözünü yok sayarsınız. Gerisini söyelemeye gerek yok. Saygılarımla.

Akif Parlatan 
 26.02.2008 21:09
Cevap :
Tamam eleştirinizden ders çıkartayım ama, yazımı lütfen yeniden okuyun.. Çünkü, Akp'ye cahillerin oy verdiğini savunmuyorum.. hatta tam tersine, insanlar cahil bile olsa, önemli bir sağduyuları vardır diyorum. İkinci nokta ise, Atatürkçü olduğumu bu yazıda belirtmiyorum ki nasıl eleştiriyorsunuz. Yanlış anlamayın ama, duygusal bir anınıza geldi belki okumanız. Bir savunma durumunda, yazıda sizi korkutan ya da kızdığınız şeyi görmeye meyletmişsiniz. Ben kendi yazımı sizden sonra bir daha okudum, siz de okuyun.  26.02.2008 21:46
 

Temsili bile denemeyecek demokrasi artığı bir sistemin uygulandığı bir ülkede yapılan seçimler; hayatta her daim kolayı tercih edip kendini geliştirmemiş, teorik ve pratik tembellerin çoğunlukta olmasından dolayı elbetteki kendilerine benzeri seçmek için sayısal üstünlükleri olacaktır. Ama çoğunluğun yaptığı doğrudur diye bir şey yok. Ve tarihimiz de göstermiştir ki, bilinçli azınlığı yaptıkları, mücadeleleri(sonrasında çoğunluğu katmış olsa da, lokomotif hep o azınlıktı) hiç yoktan bir cumhuriyet var etmiştir. Temsili bile denemeyecek demokrasi artığı bir sistemin uygulandığı bir ülkede yapılan seçimler; koyunların kendilerini yönetecek koyunu seçmelerinden başka hiç bir şey değildir. Ayrıca eğitim, sadece okulda alınan akademik veriler değil, yaşamın her alanında zihnin aydınlatılmasıdır.

turgenyev 
 25.02.2008 22:04
Cevap :
You are absolutely right, man..  26.02.2008 11:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 465
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 937
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster