Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
380
 

AKP'nin puzzle,oyun bozuyorum derken kendi oyununu kurmak...

AKP'nin puzzle,oyun bozuyorum derken kendi oyununu kurmak...
 

Gezi Parkı Direnişi


Gezi Parkı Direnişi üzerinden yaşananlar üzerine klavyeye sarılıp gördüklerimi, düşündüklerimi ifade eden yazılarım Milliyet ve Radikal Blog sayfalarında, artık benim olmaktan çıkmış; okurun değerlendirmelerine açık, kamuoyuna mal olmuş haliyle duruyor.

6 Haziran’daki yazımı “ Bırakın“dış mihraklar”, “terör örgütü”, “seferberlik tetkik kurulu”, “uyuyan hücreler” masallarını da, anlamaya çalışın ülkenin geleceğini!” diye devam edip; “Yıllardır “devlet aklı” Kürt sorununa “şaşı bakışı” ile ülke geneline yayamadığı şiddeti korkarım Tweet atan çocuklar üzerinden yaratacak/yayacak sanki.” diye bitirmiştim.

İktidar bir taraftan bela okuduğu sosyal medyayı organize bir biçimde kullanırken, bir taraftan da sözüm ona iktidarlarına(Erdoğan’a) kurulduğunu iddia ettikleri komploları boşa çıkarmak için(!) taşıma kalabalıklarla “Büyük oyunu bozmaya haydi tarih yazmaya” temalı mitingler düzenliyorlar.

“Eyvah! Ankara’nın tanıdık paronaya hali” başlıklı yazıda “Yıllardır uyguladığı politikalara yönelik eleştirileri dikkate almayan, on yıldır ülkeye çok şey yaptığına inanan bir Erdoğan; AKP’nin on yılı ile cumhuriyet hükümetleri arasında yaptığı kıyaslamalar, TBMM’de hiçbir koşulda uzlaşma aramayan… Erdoğan’dan AKP’ye oy verenlerde dâhil, Gezi Parkı protestosu ekseninde sokağa çıkıp taleplerini dile getiren halkı anlamasını beklemek fazlaca hayalperest olmayı gerektiriyordu.” Derken demokratik olgunluk beklemediğimi ifade etmiştim. Bizim memleketin makus talihi değişmez, Erdoğan Brezilya devlet başkanı Dilma olamazdı…

Görünen köy kılavuz istemiyordu Gezi protestolarını kast edip; “ AKP/Erdoğan yaşanan gelişmelerin bu noktaya gelmesinde rol oynayan AKP uygulamalarına dönüp bir bakmayı denese. İktidarından rahatsız olan toplum kesimlerini anlamaya çaba gösterebilse, giderek yayılan protestolar sonucunda ortaya çıkan olaylarda yaralanan, ölenlerde sorumluluğu olduğunu kavrayabilse…” diyerek eleştirmiştim.

Keşke derken yanılmayı isterdim, ancak  AKP iktidarı/Erdoğan  “mağdur edebiyatı” ile iktidar olmayı velinimet saymış olmasından olacak, geçmişte devlete egemen olan“üç tarafı denizlerle, dört tarafı  düşmanlarla çevrili” ezbere hızla geri döndü.

Ankara’ya egemen olan paranoyaya bakarsanız, tüm dünya bir araya gelmiş, Erdoğan’a karşı birleşmiş!

11 yıldır iktidar olan AKP;  Menderes, Özal,“Erdoğan’ı yedirmeyiz” diyerek ördüğü siyaset ile, yine mağdur edebiyatına soyunmuş, ülkede siyaseti yakından takip edenlere komik gelse de, Erdoğan, devlet/iktidar/belediye olanaklarını sınırsızca kullanarak “dört tarafını çevirmiş düşmanlar” a karşı taşıma kalabalıklarla gövde gösterisi yapmayı tercih etmişti.

Erdoğan, Gezi Parkı’na, alanlara çıkan halkı ‘işgalci güçlere’ benzetiyor!

AKP/Erdoğan, Gezi Parkı Direnişi ile haysiyetine sahip çıkan halkı anlayarak katılımcı demokrasi ile ortaya çıkan problemleri çözmek yerine, yürüttüğü politikalar nedeniyle meydanlara çıkan iktidarının mağdurlarına karşı “milli görüş gömleğine/söylemlerine sarılarak”  “Milli İradeye Saygı Mitingi” düzenleyip meydan meydan dolaşıyor;

“Camide içki içtiler!”

“Türbanlı kızımıza saldırdılar!”

“Vatandaşın malına zarar verdiler!”

“Türk Bayrağı yaktılar!”

Yetmiyor, “Evinize Türk bayrağı asın. Ama üzerinde herhangi bir sembol olmayan Türk bayrağı asın. Ama üç hilali de asarız derseniz o da Osmanlı’nındır onunla da gurur duyarız.”diye söylev çekiyor!

Hey gidi günler hey diyesi geliyor insanın!

2002’den başlayarak AKP mitinglerinde parmakla sayılacak kadar az olan Türk Bayrağı Erzurum Mitingi’nde adeta tavan yaptı.

Meydan Cumhuriyet Miting’lerine nazire yaparcasına gelincik bahçesi gibiydi.

 Cumhuriyet Miting’leri sonrası AKP’de gözle görülür bir biçimde Türk Bayrağı sevgisi su yüzüne çıktı(!)

Hafızam yanıltmıyor, 2007’de Erzurum mitingi ile göze çarpan AKP’nin Bayrak sevgisi(!) 2013’te zirve yaptı.

Özetin özeti; AKP/Erdoğan “Oyunu bozuyoruz” edebiyatı ile “kendi oyununu” kuruyor.

Oyunun en önemli argümanı da “Erdoğan’a kurulan uluslar arası komplo!

 “Eyvah! Ankara’nın tanıdık paronaya hali!” diye yüzeysel olarak söz ettiğim tespiti uluslar arası politika uzmanı Cengiz Günay  lafı dolandırmadan söylüyor! Alman Focus Dergisi’ne yaptığı AKP analizinde “Erdoğan korkuyor” diyor, nokta.

Günay, “Erdoğan döneminde Creme de la Crema (kaymağın kaymağı) denilen bir islami zengin zümresi oluştu. Bundan yararlanamayan geniş bir tabanı bunun farkında. Erdoğan bu kesimi tutmak için böyle sertleşiyor” yorumunu yapıyor.

‘Gezi Parkı Direnişi etrafında ortaya çıkarak Türkiye’de alanlara çıkan protestocular eski algı ve şablonlara sığmıyor.’ Diye devam eden  yorumunda Günay,”Protestocuların çıkış noktaları tamamen farklı, başka şeyler arıyorlar. Bu insanların derdi artık ‘başörtüsü’ ya da toplum inşası değil. Özgürlük…” diye tespitini yapıyor. “Recep Tayyip Erdoğan, kendini tehdit altında hissettiği için böyle davranıyor. Korkuyor.”diyor.

 iktidar/Erdoğan’ın Endonezya, Malezya, Somali, Mısır gibi ülkelerin dışında, çağdaş dünyanın tepkisini çeken Gezi Direnişi sürecindeki tutumu, yürüttüğü siyaset ile dünyanın hangi ligine ait olduğunu da adeta gözümüze sokuyor . Üstelik Erdoğan/AKP’nin eskiyi, eskinin vesayet sisteminin sahibi olduğunun da tescili olarak teyit ediyor.

Özgürlük taleplerini dillendirenleri işgal güçleri ile bir tutması, faiz lobisi vs.vs komplo teorileri ile toplumu germesi ve köklerine, “milli görüş gömleğine”adeta can simidi gibi sarılarak; tabanını yanında tutmaya çalışması  iktidarın/Erdoğan’ın  uluslar arası politika uzmanı Cengiz Günay’ın tespitinde ifade ettiği “korkuyor” dan da öte, siyasi istikbalini gerilime bağladığının da kanıtı sayılamalı.

İktidar/Erdoğan’ın elindeki gücü kullanarak meydanlara topladığı taşıma kalabalıkların karşısında onca şiddete rağmen sokağa çıkarak taleplerini dillendiren 2,5 milyon halk var!

Eski siyasi alışkanlıkları ters yüz eden, ezber bozan, iktidar ve muhalefet partilerinin adeta çağın gerisinde siyaset anlayışlarını mahkûm eden milyonlar var.

Televizyon kameralarına konuşan göstericinin Erdoğan’ı kast ederek dediği “Kral değil, padişah değil, sadece başbakansın” sözü, Cengiz Günay’ın dediği gibi her şeyin özeti.

Devam edelim; nöropsikoloji uzmanı Ian Robertson’ın makalesinde ifade ettiği tespit te çok önemli; “İktidar ve başarı, insan beyninde değişime neden olabilen en önemli iki uyarıcı olarak biliniyor. Hiçbir insan beyni bu iki uyarıcının, bu denli yoğun dozda alınmasından sonra sağlıklı ve rasyonel kalamaz.”

Yani Erdoğan/AKPrasyonel kalıp; başbakan olmayı içselleştirerek, sadece kendine oy verenlerin, alkışlayanların değil; ülkenin özgürlük talepleri ile alanlara çıkan yurttaşlarının da başbakanı olmayı seçmeli. Seçmeli  de, komplo teorileri ile yaşanan süreçleri geçiştirmek, ülkenin kolay manipüle edilebilecek seçmenlerinin duyarlılıklarına oynayarakoyun kurmak, başarısızlıkları örtmek daha kolay.

Neden mi?

ABD’de  FED’inTahvil alımlarının 2014 ortasında bitirilebileceğine dair açıklamaları yatırımcılar tarafından ‘bol para bitecek' şeklinde algılandı, borsalarda küresel satış dalgası geldi. Dünya borsaları çöktü, altın düştü, ABD doları yükseldi. Ekonomisi sıcak paraya dayalı, sıcak paraya en yüksek parayı veren AKP/Erdoğan Türkiye’si  bu durumdan en çok etkilenen ülke oldu.

İktidara göre suçlu Gezi Parkı Direnişçileri iyi mi tabi yersen!

AKP/Erdoğan meydanlarda Bahçeli’nin ifadesiyle “Teyyo Pehlivan” gibi savuruyor, yaşanan ekonomik çöküntüyü çapulculara(protestoculara) ciro ederek,  kelimenin tam anlamıyla “yırtmaya” çabalayıp güreşi minder dışına çekmeye çalışıyor fakat azıcık ekonomi bilgisi olanlar oynanan oyunun, daha açık ifadeyle AKP/Erdoğan’ın kurduğu oyunun farkında.

Mağdur edebiyatını artık kimse yemiyor, yemeyecek; iktidardan yemlenen köşe/yazar takımı ve de  Creme de la Crema (kaymağın kaymağı) tabakasından başka…

“Uluslar arası oyunu bozacağız, Milli iradeye saygı, faiz lobisi, telekinezi, uyuyan Ergenekon hücreleri, işgal güçleri, Vandallar vs.vs”  diyerek iktidar kendi oyununu kuruyor; müşterisi de bol!

Erdoğan sanki ana muhalefet partisi lideri gibi mağduru oynuyor! Sincan, Kazlıçeşme, Samsun, Kayseri, Sivas, Erzurum.. meydan, meydan gezip oyununu kuruyor, alıcısı çok…

 

 

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kurulan tezgahlarda satışa sunulmuş dini söylemlerin de pek alıcısı çıkmıyor artık,sayın Tüfekçi.Mağdur edebiyatına da kimse kanmıyor artık,Mera ve kemik peşinde koşturanlar hariç tabi...Dediğiniz gibi,bütün dünya bunlarla uğraşıyormuş gibi söylemler de bunları kurtaramayacak...Elinize yüreğinize sağlık.Eksiklerimi tamamlayıp,mevcut olan bilgilerimi de pekiştirdim.Saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 26.06.2013 13:34
Cevap :
Teşekkür ederim desteğiniz için Abdullah bey,selamlar saygılar...  26.06.2013 17:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 822
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster