Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
2498
 

AKP ülkeleri...

AKP ülkeleri...
 

Ekonomi ansiklopedisine girmiş bir terim..!

Almanca AKP Staaten, İngilizce ACP Countries...

AET (Avrupa Ekonomi Topluluğu) ülkelerinin oluşturduğu topluluğa Lome (v.s.) Anlaşmasıyla bağlı olan Afrika-Karaib ve Pasifik ülkelerinin kısaltılmış adı.

...

(…1963’te Yaounde sözleşmesi ile Afrika sömürgeleri etki alanı içinde tutulmuşlardır. 1971 de uygulamaya konan ARUSHA sözleşmesi ile de İngiltere’nin Afrika’daki sömürgeleri üzerinde denetim sağlanmıştır. 1975’deki LOME sözleşmesi ile Afrika, Karayipler ve Pasifik “ACP” bölgesini kapsayan çok geniş bir bölge AB’ne bağlanmış, bir diğer deyişle AB. himayesi altında tutulmuş oldu…. Erol Manisalı Avrupa Çıkmazı…sf..68 )

...

Arusha Agreement, Arusha Anlaşması...

1975 yılında AET ile 46 Afrika, Karaib ve Pasifik ülkeleri arasında imzalanan ticaret anlaşması, asıl adı Lome Konvansiyonu’dur. Daha önce imzalanan Arusha Anlaşmasının yerini alan Lome konvansiyonu ile AET ülkeleri, daha önce Afrika’nın sömürge ülkeleri ile imzaladıkları ticaret anlaşmalarını iptal etmişlerdir. Konvansiyon, tüm sanayi ürünleri ile tarım ürünlerinin büyük kısmının AET’ye gümrüksüz ihracını öngörmektedir. Aynı anlaşma uzantısında, Avrupa Gelişme Fonu aracılığıyla, bu ülkeler grubuna teknik ve mali yardım yapılması kabul edilmiş, kesintisiz uygulanmıştır.

Uygulamalar konvansiyonlarda alınan kararlar çerçevesinde, kesintisiz denilebilecek şekilde yürütülmüştür...

Lomé Konvansiyonları, (Lome conventions)

Lomé Konvansiyonları, AB’nin 70 Afrika, Karaib ve Pasifik ülkesiyle imzaladığı ticaret ve kalkınmayı desteklemeye yönelik çok taraflı anlaşmalar; Bu anlaşmalarla AB, söz konusu ülkelere mali yardım sağlar ve bu ülkelerin ihracat ürünleri için tavizler sunar...

Şimdiye kadar dört (1975, 1980, 1985 ve 1990) Konvansiyon yapılmıştır. 1990 tarihli dördüncü anlaşma on yıl sürelidir ve ilk beş yılı için 13, 2 milyar Euro tutarında bir malî yardımı kapsar; Amacı, demokrasi ve insan haklarının da giderek güçlenmesi koşuluna bağlı olarak, bu ülkelerin ekonomik kalkınmalarına yardımcı olmaktır.

23 Haziran 2000 tarihinde AB ile 77 Afrika-Karayip-Pasifik Ülkesi arasında imzalanan Cotonou Anlaşması, 1975-2000 döneminde AB (AET) ile AKP ülkeleri arasındaki ticari ilişkileri ve ekonomik yardımları düzenleyen Lome Konvansiyonlarının yerini almıştır.

Cotonou Anlaşması, (Cotonou Agreement)

Cotonou Anlaşması 23 Haziran 2000 tarihinde AB ile 77 Afrika-Karayip-Pasifik Ülkesi arasında imzalanmıştır. Cotonou Anlaşması, 1975-2000 döneminde AB ile AKP ülkeleri arasındaki ticari ilişkileri ve ekonomik yardımları düzenleyen Lome Konvansiyonlarının yerini aldı. Anlaşmanın temel hedefleri Afrika-Karayip-Pasifik ülkelerindeki yoksulluğun azaltılması, ekonomik ve ticari işbirliğinin artırılması, mali yardımların daha etkin kullanımının sağlanması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve AKP ülkelerinde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi şeklinde özetleniyordu...

AB / AET’nin kendisine baktığınızda; Topluluğun çalışmaları, başlangıçta altı kurucu üyesi (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg) arasında bir kömür ve çelik ortak pazarı kurulmasıyla sınırlıydı.

Savaş ertesindeki o günlerde savaşın galip ve mağluplarını, eşitler olarak işbirliğinde bulunabilecekleri bir kurumsal yapı içinde bir araya getiren Topluluk, temelde barışı güvence altına almanın bir aracı olarak algılanıyordu.

Burada hassas olan kelime “Eşitler” dir. Yani “Türkiye” nin dahil edilmekten her daim ayrı tutulduğu başlık...

Altılar 1957'de, Fransız Ulusal Meclisi'nin Avrupa Savunma Topluluğu projesini reddetmesinden üç yıl sonra, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler.

Altılar'ın başarısı Birleşik Krallık, Danimarka ve İrlanda'yı Topluluk üyeliğine başvurmaya yöneltti.

General "de Gaulle" yönetimindeki Fransa'nın 1961'de ve 1967'de iki kez veto yetkisini kullandığı çetin bir pazarlık dönemini takiben, bu üç ülke 1972 yılında üyeliğe kabul edildiler.

Fransa bizle ilgili değil, bir çok ülke ile takıntılı bir yaklaşım içerisinde olduğunu o zamandan beri gösteriyor...

A.B.D. 1970 başlarında, doların konvertibilitesi konusunda su koyuverince, AB ülkeleri arasında ekonomik yakınlaşma ve parasal birlik ihtiyacı açıkça ortaya çıktı...

1973 ve 1979'daki iki petrol kriziyle dünya çapında parasal istikrarsızlık en üst seviyeye ulaşınca, ihtiyacın doğruluğu kendini kanıtlamış oldu...

1979 yılında Avrupa Para Sistemi'nin işlerlik kazanması döviz kurlarının sabitleşmesini destekledi; Üye Devletlerin kararlara uyumu, ekonomik politikaları desteklemeleri, beraberinde süreci olumlu izler bırakır şekilde taşır halde idi...

AB, 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişledi...

Güney Akdeniz ile Afrika, Karaib’ler ve Pasifik (AKP) ülkeleri ile yeni anlaşmalar imzalayarak uluslararası düzeyde daha önemli bir rol oynamaya başladı; AKP ülkeleri birbirini izleyen dört Lomé Sözleşmesi (1975, 1979, 1984 ve 1989) ile AB’nin ayrılmazı yada komşusu (?) oluyordu...

Tüm GATT üyeleri arasında 15 Nisan 1994'te Marakeş'te imzalanan bir anlaşma ile dünya ticaretinin gelişiminde yeni bir aşamaya girildi.

Son 13 yıl gösterdi ki, pazarlıklar başarılı geçmiş, bu işlemi eksiksiz bir blok olarak sürdüren Avrupa Birliği, görüşmelerde istediğini almıştı...

Ekonomi Ansiklopedisine girmiş başka bir terim...!

Abonman Kredisi...

Resmi olmayan bir ifade olup, özellikle “Tarımsal Kredi” alanında kullanılır. Az gelişmiş ülkelerde, örgütlenmiş tarımsal kredi piyasası kurumlarından küçük çiftçilerin aldıkları çevirme (işletme) kredisine verilen addır. Devamlılık/Bağımlılık halini almış bir yapıyı eleştirmek anlamında verilmiş bir addır...

Terimin tanımı öncesinde aktarmaya çalıştığım içerik, yaratılan devamlılık/bağımlılık ilişkisi çerçevesinde, “Abonman Ülkeler/Komşu Ülkeler” halini almış durumdadır...

Yok ben “Abonman” istemiyorum; Sen bilirsin, ABD bu konuda çok katı, şartlar daha ağır, malum “Irak”...

Şartları belirleyen... Dünya petrol üretiminin %67’sinin ORTADOĞU bölgesinde bulunması, temel neden olmasın..?


Suudi Arabistan……………………261, 8 milyar varil

Irak………………………………….112, 5

Birleşik Arap Emirlikleri…….........97, 5

Kuveyt……………………………….96, 5

İran……………………………………89, 7

Katar………………………………….15, 2

Umman………………………………..5, 5

Yemen…………………………………4.0

Mısır…………………………………….2, 9

Suriye…………………………………..2, 5

Türkiye…………………………………0, 3

Bahreyn………………………………..0, 1

Birde nüfus ve tükettiklerine bakalım...Dediğimizde karşımıza çıkan tablo, dünya nüfusunun % 15, 1’i ; Petrolün % 59, 7’sini, Doğal Gazın % 60, 5’ini tüketiyor gibi bir durum ortaya çıkıyor ki...


ÜLKE……DÜNYA NÜF.%........PETROL TÜK.%...........DOĞ.GAZ TÜK.%

ABD………… 4, 5…………………….26…………………………24, 3

AB. ………… 6……………………….20…………………………14, 5

RUSYA F……2, 5………………………5, 2……………………….18, 7

JAPONYA… 2, 1………………………8, 5…………………… .....3, 0

AB, bu tüketim ihtiyacının belli bir kısmını AKP anlaşmaları ile kalan % 37 üzerinden diğerleri gibi karşılıyor, Rusya-Japonya izliyor, ABD “Ya abonman, ya bombardıman” diyor, öbürleri, “Yapma ayıp oluyor, sizde abonman oluverin canım...” deyip işi tatlıya bağlamaya uğraşıyor...

1957-2007 arasında dünyada bunlar olur gelişirken bizde neler oluyor; öncesinde yayınlanan yazılarımda mümkün mertebe değinmiştim, okuyan arkadaşlar bilirler...

Bizde ise bir siyasi parti kuruluyor, Adalet ve Kalkınma Partisi... A.K.P.

İsim benzerliği...

T.C. BAŞBAKANLIK DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI AB Genel Müdürlüğü 19 Haziran 2007

AVRUPA KOMŞULUK POLİTİKASININ GÜÇLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN DÖNEM BAŞKANLIĞININ İLERLEME RAPORU...(Yazının tamamı ektedir***)

AKP: AFRİKA-KARAİB PASİFİK Ülkeleri

AKP: ADALET VE KALKINMA PARTİSİ Türkiye- Siyasi parti

AKP: AVRUPA KOMŞULUK POLİTİKASI

İstediğinizde bazı şeyler nasıl bir araya getirilebiliyor değil mi..?

Bir dünya haritası alın; Türkiye’yi tutarak > hafif sola, kağıdı katlayıp biraz buruşturduğunuzda bir de bakmışsınız ki “Karaib” komşunuz olmuş... Benzer işlemi hafif sağa, kağıdı katlayıp biraz buruşturduğunuzda bir de bakmışsınız ki “Pasifik” komşunuz olmuş... Afrika’ da sorun yok, arada bir süveyş kanalı var, Müslüman karasalı ile bağlanıyor, zaten komşuyuz...

Kağıt üstünde komşuluk olur mu..?

Yunanistan komşumuz ama değil, Bulgaristan komşumuz ama değil, Rusya komşumuz ama kerhen, Azerbaycan komşumuz/karındaşımız arada Ermenistan olmasa, İran komşumuz ama takmış kafaya Atatürk Cumhuriyetini “Türban Tesettür” ihraç edip sırıtıyor, Irak malum, Suriye bir komşu bir değil, alt taraf hepten rezil, ABD stratejik ortak-müttefiklikten sebep komşu ama çöpünü bizim bahçeye döküyor...

AB, ne içinde ne dışında, ne dost ne komşu, bizim dışımızda “Afrika Kabileleri”, “Gerilla > Örgütleri”, “Aşiret Liderleri” ve sair hem dost hem de komşu...

Bize gelince..?

Ne ortak, Ne eş/eşit ülke, Ne dost...

Peki ne..?

Kağıt üstünde “KOMŞU”...

Saygılarımla

(***)

T.C.
BAŞBAKANLIK
DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI
AB Genel Müdürlüğü
19Haziran2007AVRUPA KOMŞULUK POLİTİKASININ GÜÇLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN DÖNEM BAŞKANLIĞININ İLERLEME RAPORU


Konsey tarafından 11 Aralık 2006 tarihinde zorunlu kılındığı üzere, bu rapor Avrupa Komşuluk Politikası (AKP) konusunda varılan konsensusu, son aylarda kaydedilen gelişmeyi ve politikanın başarıya ulaşması için alınması gereken önlemleri içermektedir.


1- Stratejik Amaçlar ve İlkeler


AKP AB’nin dış politikasındaki öncelikli yerini korumaktadır. Jeopolitik konumu bölgede istikrarın sağlanması, hukuk üstünlüğünün ve insan haklarının tanınması, daha iyi yöneyim ve ekonomik modernizasyon konularında AB’ye görevler vermektedir. Bu husus, stratejik hedeflerimize ulaşmayı, karşılaştığımız sorunları çözmeyi ve daha yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirmemizi gerektirmektedir.


İlk iki yılında AKP, gerek ortaklarına detaylı bir reform paketini hayata geçirmelerinde yardım etmesiyle gerekse daha çok ve etkin AB yardımı sağlamasıyla, belirgin başarılara imza atmıştır. Ancak, karşı karşıya olunan güçlükler göz önüne alındığında, AB’nin modernleştirme gücünü daha da etkin kullanmamız gerektiği aşikardır. Çevre ülkelerdeki siyasi çalkantılar ve başarısız idare yöntemleri AB’yi de etkileyebilir. Aynı zamanda, Avrupa’nın enerji kaynaklarının güvenliğine ilişkin riskler, çevresel tehditler ve artan göç kalkınmamız ve güvenlimizi tehdit eden pek çok unsurdan sadece bir kaçıdır. AB, AKP ortakları ile beraber çevresindeki bu sorunları çözmek için çaba göstermelidir.


AKP, hali hazırda ortaklarımıza imtiyazlı bir reform ilişkisi önermektedir. Şimdi, bu teklifi daha cazip, etkin ve güvenilir kılmanın zamanı gelmiştir. Ortaklarımıza, AB sınırları dışında, modernleşme, istikrarın sağlanması ve ortak değerlerin üzerine kurulu bir yönetim anlayışı benimsenmesi konularında yardım edilmesi karşılıklı çıkarlarımızın bir gereğidir. Bu nedenle, daha güçlü bir AKP AB vatandaşları içinde bir refah ve güvenlik politikasıdır. İlk olarak, şunu ifade etmek gerekir ki, AKP’nin AB’nin dış politikasının önemli bir parçası olduğu üye ülkelerce kabul edilmiştir ve bu nedenle AKP daha da geliştirilmelidir. İkinci olarak, AKP’nin kapsamlı, tutarlı bir politika için çatı oluşturduğu konusunda konsensusa varılmıştır. Bu nedenle, AKP’nin daha da yoğunlaştırılması konusu tüm üye ülkeleri ilgilendirmekte olup, Doğu ile Batı arasındaki genel denge korunmaya çalışılacaktır. Bu tutarlı yaklaşım tüm AB üyelerinin menfaatinedir.


Ancak, AKP’nin politik çerçevesi, ortaklar arasındaki kapasite, ihtiyaç ve performans farklılıklarını göz önüne alabilecek kadar esnek olmalıdır. Açıkçası, AB’nin ortaklarına sağlayacağı yardım ortaklarının göstereceği performansa, gelişime ve AKP politika araçlarına bağlılıklarına bağlıdır. AKP’nin üçüncü temel prensibi, büyüme sürecinden bağımsız tutulmasıdır. AB Anlaşmasından bağımsız olarak, AKP AB üyeliğinden bağımsız olarak ele alınmaktadır. AKP ortakların AB ile olan ilişkilerini etkilemez.


2. Kaydedilen Gelişmeler


Komisyonun Aralık ayında sunduğu teklifler sayesinde, AB son altı ay içerisinde somut ve siyasi olarak elle tutulur adımlar atmış, gelişme kaydetmiştir. Ukrayna ile Geliştirilmiş bir ortaklık anlaşması imzalanması için pek çok müzakere turu gerçekleştirilmiştir. Söz konusu Anlaşma, geliştirilmiş bir AKP için amiral gemi olarak değerlendirilebilir. Anlaşma diğer ortaklar için bir model teşkil edebilir ve AB’nin kararlığını diğer ortak ülkelere göstermek açısından önem taşımaktadır. Müzakerelerin başlatılması düğer ortaklara eylem planının hayata geçirilmesinin yanında belirli faydalar sağlayacağını göstermiş oldu.


Bunlara ek olarak, Fas’ın “gelişmiş statü”ye kavuşturulması için çalışmalara başlanmıştır. Ayrıca, Lübnan ve Mısır’ın yanı sıra Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan için detaylı AKP eylem planları uygulanmaya başlamıştır. Bu eylem planlarının, anılan ülkelerin iç reform çalışmalarına önemli katkılar yapacağı düşünülmektedir. Benzer şekilde, Beyaz Rusya’da yaşanan demokratikleşme yönündeki gelişmelere ve ülkenin AKP’ye tam üye olmasına yönelik girişimlere binaen bu ülke için de taslak bir eylem planı hazırlanmıştır. Bunun yanı sıra AKP ülkeleri ile gerçekleştirilen twinning ve TAIEX faaliyetleri artırılmıştır.

Kritik noktalardan biri olan enerji konusunda, Mart ayında Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Enerji Eylem Planı çerçevesinde, ortaklarla ilişkiler daha da derinleştirilmeye başlamıştır. Berlin’de Nisan ayında yapılan Bakanlar Konferansı ile enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konuları görüşülmüştür. Ukrayna ve Azerbaycan ile Enerji Sözleşmesinin uygulanmasına ilişkin gelişme kaydedilmiş, Cezayir’e stratejik enerji ortaklığı teklif edilmiştir.


Halen gözlemci statüsünde olan Ukrayna ve Moldavya’nın Güney-Doğu Enerji birliğine alınması konusundaki görüşmelere devam edilmiştir. Bu ortakların, amaçlarına ulaşmaları için aşama kaydetmeleri gerekmektedir; kaydedilecek aşama bir AB heyeti tarafından takip edilecektir. Alt yapı konusuna değinmek gerekirse, Konsey 7 Temmuz’da aldığı bir kararla Trans-Avrupa Ulaşım Ağını Güney ve Doğudaki komşularını da kapsayacak şekilde genişletme niyetin beyan etmiştir. Aynı şekilde, Birliğin deniz taşımacılığı politikasına da komşu ülkeleri dahil etmesi, özellikle Akdeniz ve Karadeniz kıyısında yer alan ortaklar için büyük önem taşımaktadır.


AB ülkelerine olan göçün daha iyi idare edilmesi ve kaçak göçmen sorunun önüne geçilmesi amacıyla Komisyon 7 Haziran’da, ortaklarla karşılıklı istişare mekanizmalarının ve işbirliğinin güçlendirilmesine dayanan teklifler içeren, AB’ye Komşu Doğu ve Güney Doğu Bölgeleri İçin Küresel Göç Yaklaşımı adı altında bir bildiri yayınlamıştır. Bu girişimle amaçlanan AB ortakları ile yasa dışı göçe karşı beraber mücadele edecektir. AB’nin komşularına pozitif yaklaşımına somut bir örnek olarak Ukrayna ve Moldavya ile vize işlemlerinin kolaylaştırılmasına ve hızlandırılmasına yönelik bir anlaşmaya ilişkin müzakereler tamamlanmıştır. Buna ek olarak, Doğu Avrupa ülkelerinden özellikle AKP faaliyetleri çerçevesinde gelecek gruplara, 2003 yılından beri Euro-Med ülkelerinden gelen gruplara uygulandığı gibi vize işlemelerinde kolaylıklar sağlanacaktır. Tüm bu önlemler, daha geniş perspektifli bir gelişimin küçük parçalarıdır.


AKP ülkelerindeki düzenleyici ve idari reformların teşvik edilmesi ve desteklenmesi amacıyla, AB Topluluk kurum ve programlarının AKP ülkelerine açılması yolunda adım atmıştır. Bu kurum ve programlara katılımın, AKP ülkelerinin AB politikaları ve yasalarına uyum sağlamada katalizör görevi göreceği düşünülmektedir. Konsey bu yaklaşıma verdiği desteği 5 Mart’ta açıklamıştır. Komisyon, Konseyden aldığı bu talimatla, gerekli protokollerin düzenlenmesi için müzakerelere başlamalıdır. Komisyon, Konseyden onay aldıktan sonra Akp ülkeleri ile tek tek iletişime geçip, bu ülkelerin AB kurum ve programlarına katılımları sağlayacak uluslar arası anlaşmaları imzalamayı hedeflemelidir. İsrail, Fas ve Ukrayna bu önlemlerden faydalanacak ilk ülkeler olarak gözükmektedir. Geçtiğimiz 6 ay içerisinde, 2005 Barselona Zirvesinde dile getirilen taahhütlerin yerine getirilmesi yönünde pek çok önemli gelişme kaydedilmiştir. Haziran’ın 18’inde Kahire’de Akdenizli Ortak ülkelerle beraber yapılacak olan “Yüksek Öğrenim ve Araştırma” konulu Bakanlar Konferansı ve Mayıs ve Haziran aylarında Berlin’de gerçekleştirilen 1. Euro-Med Gençlik Parlamentosu bu gelişmelere en güzel örnektir.


Bir diğer önemli gelişme, Güney Kafkas ülkelerinin tek tek Dış Güvenlik Ortak Politikasına ilişkin AB deklarasyonlarına, diplomatik girişimlere ve pozisyonuna uymaya davet edilmesidir. Benzer bir yaklaşım, AB’nin Akdeniz’deki ortakları için de düşünülmektedir. Bizim için önemli olan nokta, son altı ayda izlediğimiz politikanın olumlu sonuçlar verdiğini görmemiz olmuştur.


3. AKP’nin Önümüzdeki Dönem İçin Güçlendirilmesi


Yukarıda belirtilen prensipler ve gelişmeler ışığında AB, AKP’nin güçlendirilmesi için aşağıda yer alan kilit adımları noktaları göz önüne alacaktır:


Güçlendirilmiş AKP’nin esas amacı ortaklar için daha iyi teşvikler sunarak, ortakların reform çalışmaların hızlandırmaktır. AB pazarına girişte sağlanacak kolaylıklar AKP çalışmalarının yoğunlaştırılmasında en önemli teşvik olacaktır. Pazara giriş kolaylıkları sadece ikili ticareti geliştirmekle kalmayacak aynı zamanda, ortak ülkelerin iş ortamının düzeltilmesine, böylece reformların hızlandırılmasına ve bunun sonuncunda da siyasi istikrarın sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, daha derin ekonomik ilişkiler AB’nin kendi yararınadır.

Bu nedenle ortaklarımız için kolaylaştırılmış pazara giriş hususu halen değerlendirilmektedir. Genel olarak, sağlanacak pazara giriş imkanı ortak ülkelerin karşılaştırmalı üstünlükleri göz önüne alınarak asimetrik bazda olacaktır. Buna karşılık, ortak ülkeler de ekonomilerini açmaya ve AB’nin belirli mevzuatlarını üstlenmeye devam edeceklerdir. Bu düzenleme, ortakların hem yasal sistemlerini güçlendirecek hem de AB ile ticaretlerini artıracaktır.


Bu ekonomik entegrasyon için en önemli platform serbest ticaret anlaşmalarıdır. Anlaşmalara ilişkin müzakerelerin başlamasını, ortakların DTÖ’ye üye olmaları takip edecektir. Ukrayna ile yapılan ve kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması ihtiva eden anlaşma bu konuda en iyi örnektir. Ancak, benzer anlaşmalar yapılırken, diğer ortakların gelişmişlik düzeyleri ile başka kriterler göz önüne alınacaktır, bu da performansı göz önüne alan, farklılaştırmaya cevaz veren geliştirilmiş (esnek) AKP’nin doğal bir sonucudur. Moldavya’ya ilişkin olarak hazırlanan fizibilite çalışması sonucunda, anılan ülkenin henüz AB ile STA yapmaya hazır olmadığı tespit edildiği için, bu ülkeye otonom tavizler verilmesine yönelik çalışmalar bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Ayrıca, Ermenistan ve Gürcistan ile STA’ya ilişkin olarak hazırlanan fizibilite raporları da ivedilikle üye ülkelerin görüşüne sunulacaktır. Hizmet ticaretinde, kurulum hakkında, tarım ve işlenmiş tarım ürünleri ile balıkçılık ürünlerinde AKP Akdeniz ortakları ile sürmekte olan müzakerelere dinamik bir şekilde devam edilecektir. Son olarak, AKP ülkelerinin, özellikle Güney bölgelerinde, kendi içlerinde STA imzalamalarına yönelik çabalar artırılacaktır. Geliştirilmiş AKP’nin bir diğer önemli kilit noktası da Birliğin finansal gücünün daha etkin kullanılması olacaktır. Yeni Avrupa Komşuluk ve Ortaklık Aracı altında ortaklar için ayrılan fonların artırılması Birliğin konuya ilişkin kararlılığının en somut göstergesidir. Reformları daha da teşvik etmek için, Komisyon Yönetişim Düzeni kurulmasına yönelik çalışmaları başlatmıştır. İlaveten, Komşuluk Yatırım Fonu oluşturulmasına yönelik çalışmalarda ilerleme sağlanmıştır.


Daha ileri düzeyde ekonomik entegrasyon ile reform teşviklerinin artırılmasının ve daha etkili finansal desteklerin sağlanmasının yanı sıra, güçlendirilmiş AKP üçüncü kilit nokta olarak önemli sektörel konulara eğilerek, ikili düzeyde kurulan ilişkilere çok taraflı bir boyut kazandırılmış olacaktır. Bu konu bazlı yaklaşım, esas olarak yönetişim, hukuk, güvenlik konuları, ekonomik işbirliği, ulaşım, enerji ve çevre gibi konularda hali hazırda mevcut olan işbirliğinin daha da artırılmasını sağlayacaktır. AB’nin ulaşım ve enerji bağlantılarının komşu ülkelere genişlemeye devam edeceği düşünüldüğünde, özellikle sınırlarda bölgesel işbirliği, göç yönetimi ve enerji konuları özellikle önem kazanacaktır. TAIEX ve eşleştirme mekanizmalarının, gerek ortaklar arasında eşleştirme projelerinin paylaşılması gerekse AB kurum ve programlarının ortak ülkelere açılması ile ortakların kendi aralarında bilgi ve tecrübe paylaşımının artacağı düşünülmektedir. Son olarak, bu derinleştirilmiş sektörel işbirliğinin karşılıklı güven oluşturulmasında da önemli bit rol oynayacağını söylemek mümkündür.


Güçlendirilmiş bir AKP, ortaklar ile ve ortakların kendi aralarındaki politik işbirliğini hızlandıracaktır. Özelikle komşu ülkelerimizde yaşanan siyasi anlaşmazlıkların giderilmesinde büyük mesafe kat edilecektir. AB’nin Ukrayna, Moldavya, Rafah, Gürcistan ve Filistin’de yer alan sınır kontrolüne yardımcı birimleri bu konuda önemli rol oynayacaktır.

Son olarak, AB vatandaşlarının desteği olmadan güçlendirilmiş AKP’nin yürütülmesi mümkün değildir. Hükümetlerin yönetimdeki varlığı başarılı bir idare için gereklidir ama yeterli değildir. Bu yüzden, sivil toplumun AKP’ye destek olması son derece önemlidir. Bu ortak ülkelerdeki sivil toplumla, dinler arası, kültürler arası iletişimin artırılmasını ve AB’nin AKP hakkında sivil toplumu daha fazla bilgilendirmesini gerektirmektedir.

Daha sonraki aşamada ise, AKP ortağı ülkelerde kapasite artırımı çalışmalarına yoğunluk verilmeli, Erasmus Mundus çatısı altında bu ülkelerdeki öğrenicilere eğitim bursları sağlanmalıdır. Barselona süreci, Akdeniz bölgesinde şimdiden sivil toplum temsilcileri ile ve temsilcilerin kendi aralarındaki işbirliği faaliyetlerinin artmasını sağlamıştır. Son olarak, bir diğer önemli konu da AB’nin AKP ortaklarının vatandaşlarının özgürce seyahat edebilmelerini sağlaması, 2005 genel yaklaşımı çerçevesinde vize işlemlerini kolaylaştırmasıdır. Mobilitenin artırılması AKP’nin etkinliğinin yükseltilmesi için önemli bir öğedir.


4- Kat Edilecek Yol


AB’nin, komşu ülkelerdeki reformları hızlandırmak için AKP’yi ve ortakları ile ilişkileri daha da geliştirmesi gerektiği konusunda uzlaşılmıştır. Demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, yönetişim, ekonomi ve finans alanlarında AB’nin ortaklarına destek olmaktaki kararlılığı daha cazip ve hissedilebilir teşviklerle ortaklara gösterilmelidir. Bu nedenle, bu pozitif koşullanma ve yukarıda sayılan önlemlerin alınması, özellikle komşularımıza destek sağlanmamasının yakın dönemde ortaya çıkaracağı yüksek maliyetler göz önüne alındığında, hayati önem taşımaktadır.


Bu bağlamda, AB ve özellikle yeni gelecek Başkanlık ve Komisyon bu görevi ilgili birimlere havale edecektir. Komisyonu ilgili teklifleri ve müzakere talimatlarını ortaya koymalıdır.

Aynı zamanda, unutulmamalıdır ki AKP ortaklığa dayanan bir tekliftir. AKP ne soyut bir kavram ne de dayatılan bir oluşumdur, bilakis teşvike ve desteğe dayanan bir politikadır. Bu nedenle, ortak ülkeler de kendi üstlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmelidir.


5- Karadeniz Sinerji İnisiyatifi


Karadeniz, AB içini stratejik açıdan son derece önem taşıyan ve içinde olan gelişmelerin AB’yi doğrudan etkilediği bir bölgedir. İki kıyı ülkesi, Bulgaristan ve Romanya’nın Birliğe katılması ile AB’nin bölgenin refahı ve istikrarına verdiği önem daha da artmıştır. Bu nedenle, bölge için güçlendirilmiş, tutarlı ve tamamlayıcı bir birleşme programı başlatmanın zamanı gelmiştir. Bu programı gerçekleştirmenin en etkin yolu da güçlendirilmiş bir AKP olacaktır. Karadeniz’deki ülkeler, n de AB ile daha gelişmiş bir işbirliğine sıcak baktıkları da hesaba katıldığında, bölge ile bütünleşme AB’nin Merkezi Asya’ya yönelik stratejisinin doğal bir tamamlayıcısı olacaktır.


AB’nin Karadeniz Sinerji İnisiyatifi bölge ülkeleri ile her düzeydeki işbirliğini güçlendirecektir. Bu inisiyatif, sinerji yaratılması mümkün olan sınır ötesi faaliyetlerde pratik, sonuca odaklı sektörel işbirliğini artıracaktır. Bu bölgesel yaklaşıma konu olacak kilit sektörler: enerji, çevre, ulaştırma, iletişim, bilim ve teknoloji, özgürlük, adalet ve güvenlik ile demokrasi, insan hakları, uluslar arası hukuk ve sivil toplum arasında işbirliği.


Etkili olabilmek için, geliştirilmiş AB-Karadeniz işbirliği bölgedeki tüm ülkeleri kapsamalıdır; kıyı ülkeleri Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna, Rusya ve Türkiye, ile Doğuda yer alan AKP ortakları Ermenistan, Azerbaycan ve Moldavya bu sürece dahil olmalıdır. Bölgede yer alan olası bir ortak, Karadeniz Ekonomik İşbirliği’dir.


Değişik sektörlerde bölgesel işbirliğini kuvvetlendirmek amacıyla, Başkanlık ve Komisyon 11 Nisan 2007 tarihli Karadeniz Sinerji Bildirisinde kısa ve uzun dönemli bazı önlemler alınmasını tavsiye etmiştir. Komisyon’un 16 mayıs 2007 tarihli Doğu ve Güneydoğu Bölgelerine Göçe Küresel Yaklaşımın Uygulanması konulu bildirisiyle göçle ilgili yetkililerin, bölgedeki ve AB’deki, işbirliğine giderek ortak bir platform oluşturulmasını teklif etmiştir. Gelecek dönem Başkanlığında, bu önlemler/teklifler hayata geçirilmelidir. Konsey’in 14 Mayıs 2007 tarihli sonuç bildirgesinde belirtildiği üzere, 2008’in ilk yarısında AB’nin Karadeniz Sinerji inisiyatifine ilişkin şekillendirme ve uygulamaya yönelik gelişme, Konsey’in bölgeye yönelik birleşme çalışmalarının başarısının gözden geçirilmesi için bir kıstas teşkil etmesine binaen, değerlendirmeye alınmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster