Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
424
 

Akrep Dövmeli Kadın (5. Bölüm)

Basel….Fransa ve Almanya’ya sınırı olan İsviçre’nin en zengin şehri.  Şehrin içinden geçen Ren nehri, bu endüstri kentine ayrı bir hava vermekte.  Şehirde olan 40 adet müze turistlerin en önemli uğrak yerleri.  Zuhal  hanım Ren nehrini gören Adalet binasındayken, aldığı telefonla şok olmuştu.  Kardeşi bir cinayete kurban gitmişti.  Selin’in cenazesi adli tıpta olduğundan ancak  ertesi günü kaldırılacaktı. Haberi aldığı anda uçak şirketlerini aradı. O gün için hiçbir uçakta yer yoktu. Ancak ertesi gün 6.40 da Swiss uçağına yer ayırttı. Uçak Zurich’ten aktarmalı olarak kalkacaktı. Cenazenin ikindi namazından sonra kalkacağını öğrenmişti.  Uçak 13.20 de İstanbul’da olacaktı. Rötar olmazsa cenazeye yetişecekti.

Cenaze namazına ise son dakikada yetişmişti. Hemen kardeşi Yurdagül  hanıma sarıldı. İki kardeş, bir süre birbirlerine sarılmış vaziyette kaldılar. Kardeş acısı hiçbir şeye benzemiyordu. Gözyaşlarına mani olamıyorlardı.

Onları uzaktan izleyen Cem , Zuhal hanımın farkına varınca hemen oradan uzaklaşmaya başladı. Kaçar gibi….

&&&&&&&

“Cemile  hanımla görüşmek istiyordum”

“Kim diyelim?”

“Adım Erol, Selin Yılmaz cinayetiyle ilgili görüşmek istiyordum. Önceden telefon etmiştim”

“Evet, kendisi sizi bekliyordu. Buyrun”

&&&&&&&

“Merhaba Cemile hanım”

“Hoş geldiniz Erol bey.”

“Öncelikle sizin de başınız sağ olsun.”

“Teşekkürler. Hepimiz çok üzgünüz. Kocasını göz altına almışlar galiba”

“Şüpheli olarak şimdilik göz altında tutuyorlar ama ben Selin’i kocasının öldürdüğüne inanmıyorum.”

“İnşallah öyledir. Bizim Mor çatı sığınma evindeki kadınların çoğu koca mağduru.”

“Çok başvuru oluyor mu size?”

“Olmaz olur mu? 2014 yılının ilk 6 ayında Mor Çatı’nın dayanışma merkezine başvuran kadınların %71’inin gördüğü şiddetin failleri, resmi nikahlı eşleri ya da boşandıkları eski eşleri oldu. Kendilerine şiddet uygulayanlarla ilgilli bilgi veren 331 kadının %66’sı eşinden, %5’i ise eski eşinden şiddet gördüğünü paylaştı. Yapılan görüşmelerde, kadınların %89’unun tanıdıkları erkeklerden şiddet gördüğü belirlendi.”

“Selin hanımı da tanıdığı biri öldürmüştür diye düşünüyorum. Üstelik bana sorarsanız,  bu kişi avukatlığını yaptığı kadınlardan birinin kocası olabilir. Bu konuda sizden yardım isteyecektim.  Selin hanımı tehdit eden kimse var mıydı?”

“Selin hanım son zamanlarda özellikle iki kadının boşanma davalarını üstlenmişti. Tabii o kadınların kocaları boşanmak istemiyor, eşlerinin evlerine dönmelerini istiyorlardı. Bir taraf boşanmak istemeyince ilk celsede de dava sonuçlanmıyordu doğal olarak.”

“Kendisi size hiç tehdit edildiğinden söz etmiş miydi?”

“Boşanmak isteyen kadınların kocalarından tepki aldığını söylüyordu ama, bunun boyutunu tehdit olarak algılamıyordu.”

“Bana o kişilerin isimlerini verebilir misiniz? Ev adresleriyle birlikte tabii.”

“O kişileri sorgulayacak mısınız?”

“Benim yasal olarak sorgulama yetkim yok. Ben sadece Tarık beyin avukatlığını yapıyorum. Onların isimlerini Emniyet’e bildireceğim. Sorgulamayı onlar yapacaklar. Özellikle cinayet saatinde nerede olduklarını bilmemiz gerek.”

“Anlıyorum. O isimleri size vereyim.”

“Bu arada bir şeye soracağım. Buradaki kadınların gereksinmeleri nasıl karşılanıyor?”

“Mor çatı kadın sığınma vakfı, adından da anlaşılacağı gibi bir vakıftır. Mor Çatı, kadın dayanışma ağı ve Mor Çatı dostlarının maddi ve manevi destekleri sayesinde 24 yıldır  erkek şiddetine maruz kalan kadınlara destek vermeyi ve kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele mekanizmalarını izlemeyi sürdürüyor.  Hukuki konularda gönüllü avukatlarımız bize yardımcı oluyor. Selin hanım da aynı şekilde gönüllü avukatlarımızdandı.  Sonuç olarak vakfımız, bağışlar ve gönüllüler sayesinde ayakta duruyor. “

“Vakfınıza yardım etmek isteyenler nasıl bir yol izlemelidirler?”

“Ben size internet sitemizin adresini vereyim. Yardım etmek isteyenler, internet adresine giriş yapıp, daha fazla bilgi alabilirler. Örneğin güncel ihtiyaç olarak, GİYSİ: Pijama, İç çamaşırı, Eşofman Takımı, Terlik (kadın ve çocuklar İçin), EŞYA:  Yatak bazası (tek kişilik), Battaniye (tek kişilik), Çalışma masası ve sandalye,  Koltuk  takımı , Türk Kahvesi ve Filtre Kahve Makinesi,  Ütü Masası, Yazıcı, YİYECEK: Çay, Türk Kahvesi, Filtre Kahve, Hazır Kahve, Uzun Ömürlü Süt, Şeker, Bisküvi, Salça, Sızma Zeytinyağı, TEMİZLİK MALZEMESİ:  Çöp Poşeti, Islak mendil, Kağıt Havlu, Tuvalet Kağıdı, Deodorant, Şampuan, Saç Kremi, Vücut Kremi, Bebek şampuanı, Bebek yağı, Bebekler için Islak mendil, 2,3 ve 4 numara çocuk bezi, Hijyenik ped, KIRTASİYE MALZEMELERİ: A4 Kağıt, Kalem, Dosya, DİĞER: Ulaşım için "İstanbul Kart", Cep Telefonu gibi malzemelere gereksimimiz oluyor. Ayrıca nakit bağış da kabul ediyoruz. 

“Tamam Cemile hanım. Ben internet adresinizi yazacağım yazı içerisinde arkadaşlarımla paylaşacağım. Umarım yardımlarını esirgemezler.”

“Teşekkür ederim Erol bey. Ben bu arada Selin hanımın müvekkilleri ve onların kocalarının isim ve adreslerini vereyim. Buyrun.”

“İsimleri Hasan ve Ahmet demek ki.  TamamTeşekkür ederim Cemile hanım. Ben artık gideyim. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.”

“Bir dakika Erol bey, şimdi aklıma geldi. Selin hanımı tehdit eden biri daha vardı. Adı Serhat’dı. Ayşe hanımın eşi.”

“Ayşe hanım burada mı şu anda?”

“Hayır, onun çocukları yetişkindi. Kadın 52 yaşında, kocası 61 yaşındaydı. Kadın çocuklarıyla birlikte ev tuttu.  Selin hanım onları boşatmıştı. Serdar da Selin hanımı birkaç kere tehdit etmişti. Kadının adresi bende var ama, kocasının onu bilmemesi gerek. Galiba bir yaralama olayı olmuştu. Kocası cezaevine girmişti ama oradan çıkıp çıkmadığını bilmiyorum.”

“O zaman bana Ayşe hanımın adresini verin, ben bir konuşayım.”

“Tamam ben önce kendisinden izin alayım, sizinle görüşmek isterse sizi ararım.”

“Ortada bir cinayet olduğunu söylerseniz, sanıyorum görüşür. Ben zaten polis değilim. Sadece bilgi almak istiyorum. Aslında kendisini şu anda arayamaz mısınız? Çünkü zamanımız çok kısıtlı. Selin hanımın kocası Tarık bey gözaltında.”

“Peki bir deneyeyim.”

Vakfın müdürü Cemile hanım, Ayşe hanımı arayarak biraz zor da olsa Erol beyle konuşmaya ikna eder,  ve adresini Erol beye verir.

&&&&&&&

Erol gitmeden önce Ayşe hanımı telefonla arar, ancak Ayşe hanım Erol’la bir parkta görüşmeyi tercih eder. Belli ki evinin kimse tarafından öğrenilmesini istememektedir. Ayşe hanımın yanında yetişkin kızı da vardır.

“Ayşe hanım biliyorsunuz sizin avukatlığınızı yapan Selin hanım geçen akşam bir cinayete kurban gitti. Bu konuda çok yönlü bir araştırma yapıyoruz. Daha önce kocanız Serhat tarafından da kendisi tehdit edilmişti.”

“Allah o Serhat’ın cezasını versin. Eğer bu cinayette onun parmağı varsa ömrünün sonuna kadar hapislerde sürünsün inşallah.”

“Bana kocanızı anlatır mısınız? Kendisi cinayet işleyebilir mi? Galiba daha önce bir yaralama olayına karışmış.”

“Bakın Erol bey. 30 yıllık evliyiz. Kocam çok iş değiştirdi. En son etrafındaki eş dost,  aralarında para toplayarak bir minibüs aldılar. Halasının oğlu da kendisine ait şirketinde ona iş verdi. Aldığı araçla fabrika servislerinde çalışıyordu. Halasının oğlunun adı Metin’dir. Metin ona o kadar iyilik yapmasına karşılık o tuttu şirketten birkaç elemanla Metin’in şirketine rakip olmaya kalktı. Ancak bunda başarılı olamadı. “

“Sonra?”

“Sonra o araçla okul servisleri yapmak istedi. Ancak araç eski model olduğu için onu satıp, bankadan taşıt kredisi almak suretiyle yeni bir minibüs aldı. Oğlumla birlikte o araçta çalışıyorlardı. Ancak ücret tahsilatları istediği gibi gitmiyordu. Minibüste ağırlık olarak oğlum çalışmaya başladı ama o da deneyimsizdi.”

“Peki Serhat o arada ne yapıyordu?”

“Evde bilgisayar başında takılıyordu. Özelilkle şu Facebook’mudur nedir? Ona dadanmıştı. En sonunda oradaki bazı kadınlarla arkadaşlık kurduğunu duydum. Bunu da bana kızım söyledi. Ben bunu onun yüzüne vurunca beni dövmeye başladı.”

“Peki sizi aldattı mı?”

“Aldatmaz olur mu? Oradaki kadınlara babacan tavırla yaklaşıyor, sonra da kadınların evlerine gitmeye başlıyordu. Bunu bir gün açık kalan mesajlarından okumuştum.”

“Bu sırada işler de iyi gitmiyordu. Servis aracının getirdiği para banka taksitlerini bile ödeyemez hale gelmişti. Ama bu Serhat’ın umurunda bile değildi. O her akşam içiyordu.”

“Peki yaralama olayına gelin. O nasıl oldu?”

“Bir akşam yine sarhoştu. Kendisine sana bu o…pulardan hayır gelmez dedim. Birden ayağa kalkıp bana vurmaya başladı. O arada oğlum araya girdi. Masanın üzerindeki bıçağı alıp, çocuğa saldırdı. Bağırış çağrış arasında sesimize komşular geldi. Ben araya girmiştim. Kolumdan da hafifçe yaralandım. Oğlum da boğazından bir yara almıştı. Daha sonra polisler geldi onu karakola götürdüler. Ben de çocukları alıp, kardeşlerimin evine gittim. Bir daha da o eve dönmedim. “

“Peki kocanız tutuklandı mı?”

“Tutuklandı ama, şikayetçi olmaktan korktuk. Buna rağmen eğer benden boşanırsa şikayetçi olmayacağımı söyledim. O da kabul etti.  Bu yüzden cezaevinde fazla yatmadı. ”

“Siz sonra  ne yaptınız?”

“Yine eş dostun yardımıyla uzak bir semtte kiralık bir ev tuttuk. Çocuklar birer iş buldu. Zaten minibüse banka el koymuştu. Selin hanımın sayesinde de kendisinden bir celsede boşandık.  “

Annesi bunları konuşurken araya kızı girer.

“İşin acısı nedir biliyor musunuz? Ağabeyime bıçakla saldırdıktan sonra facebook hesabına şöyle bir şey yazmıştı.”

“Ne yazmış”

“Oğlumu kestim, karımı evden kovdum. Çok mutluyum diye ve o cümlesinin altında 30  kişi beğendi yazmıştı.”

“Aslında bizim yuvamızı yıkan şu Facebook oldu Erol bey. Allah bu sosyal medyayı kahretsin”

“Sosyal medya amacına uygun yararlı da kullanılabilir, sizin olayda olduğu gibi yuva da yıkabilir. Ne yazık ki böyle durumlara çok tanık oluyoruz.”

“Serhat’ı nerede bulabilirim?”

“İşsiz güçsüz ortalarda dolaşıyordur. Kim bilir şimdi kimlere yük olmuştur. Para istemek için oğlumu arar. Oğlum sizi görüştürür. “

“Siz telefonunu bana verin. Ben emniyete bildireyim. Elimde iki şüpheli daha var. Onlarla birlikte Serhat’ın da ifadesi alsınlar.”

“İnşallah öyle bir hata yapmamıştır. Ne de olsa çocuklarımın babası.”

“Tamam Ayşe hanım. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.”

&&&&&&&

“Ali_Haydar , Selin hanımın telefon kayıtları gelmişti. Oradaki numaraları incelettiniz mi?”

“Evet, Ayşegül  amirim . En son Ayşen  hanım aramıştı.  En sonunda kendisine ulaştık. Selin hanımı neden aradığını sorduk. Tatile giderken  kendisini de  davet etmek istediğini, onun için aradığını söyledi. Ayrıca Selin hanıma zeytinyağlı pırasanın tarifini vermiş. “

“Selin hanım zeytinyağlı pırasa yapmasını bilmiyor muymuş?”

“Ben nereden bileyim komiserim?”

“Doğru sen nereden bileceksin?  Hiç yemek yapmamışındır herhalde.Zeytinyağlı pırasa yapmak için, önce pırasaları güzelce keseceksin.  Soğanları kesmeden bütün koyacaksın….Hay Allah neler söylüyorum ben….Ya aklımı karıştırdın Ali Haydar.”

“Peki Ayşen hanımdan başka kimler aramış Selin’i”

“Aslında cinayet günü en çok Selin hanım bir numarayı aramış.”

“Aradığı numaranın karşısında bir isim var mı?”

“İsim yoktu. Biz de 118 80 den numaranın kime ait olduğunu sorduk.  Bize bir isim verdiler. Bu arada o bilinmeyen telefon numarası da çok kazık komiserim. Dünya kadar para yazmıştır şimdi. “

“Bırak bunları Ali haydar. O ismi araştırdınız mı?”

“Araştırdık. Bağlı bulunduğu GSM şirketine sorduk.”

“Vatandaşlık numarasını aldınız mı telefon sahibinin?”

“Aldık tabii komiserim. Vatandaşlık numarasıyla birlikte ismini de aldık. Telefon Vahit Ekmel adına kayıtlıymış.”

“Peki bu adamı araştırdınız mı? Ev adresi, iş adresi…”

“Araştırdık komiserim.  Adamı da bulduk?”

“Getirseydiniz buraya?”

“Getiremezdik komiserim.”

“Neden?”

“Çünkü adam Zincirlikuyu mezarlığında. 2 yıl önce ölmüş.”

&&&&&&

Selin hanımın aradığı  numara şu an cevap vermiyordu. Cinayetin bu telefon numarasına sahip olan kişiyle bir ilgisi varmıydı acaba? Belki de katil o numaranın sahibiydi.  Bu konuyla ilgili GSM şirketine bir ekip gönderilmiş ve şirketten bilgi istenmişti.  Verilen bilgi şu şekildeydi:

Ne yazık ki bazı bayilerimiz kendilerine verilen kotaları dolduramayınca kendilerinden hat alan diğer abonelerin kimlik fotokopilerini çoğaltarak bu kişiler adına hat tesis etmek suretiyle ölü hat diye satıyorlar. Böylelikle kendilerine verilen kontenjanları doldurduklarında yeni kontenjan almaya hak kazanıyorlar. Son zamanlarda bize gelen şikayetler üzerine bu bayilerle ilişkilerimiz kesilmiştir. Abonelerimizin şüpheli durumlarda https://www.turkiye.gov.tr/mobil-hat-sorgulama   adresinden sorgulama yapmaları menfaatleri icabıdır.

Devamı için tıklayınız

NOT: Her ne kadar bir cinayet öyküsü yazıyorsam da, öykünün içinde günümüzde yaşananları da  belirtmek istedim. Mağdur kadınların başvurduğu Mor çatı vakfı hakkında yazdıklarımın hepsi doğrudur. Daha fazla bilgi almak isteyenler yazının içindeki siteyi inceleyebilirler. Diğer taraftan kurgu gibi anlaşılan Serhat’ın hikayesi de gerçektir. Çünkü o ailenin yaşadıklarına da  yakinen tanık oldum. Facebook yüzünden yuvaları dağılan birçok aileden birisi de o aileydi.  Son olarak adınıza  kayıtlı bilginiz haricinde bir GSM hattı olabilir. Sorgulama sonunda öyle bir GSM hattına rastlarsanız, o hatları iptal etmeniz gerekir.

Birinci bölüm için tıklayınız.

Bir önceki bölüm için tıklayınız.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hababam sınıfındaki müfettiş geldi aklıma Erol abi. Hani İnek Şaban'ı kazanın içinde görünce yahni tarifi veriyordu ya. :) Şüpheli Serhat herhalde blogdaki Serhat Tuna değildir. Bazen hırsızlk ve cinayet olaylarında deliller yanlış kişileri gösterebiliyor.

Asi Güvercin 
 21.11.2014 1:51
Cevap :
Evet, bizim zeytinyağlı pırasa tarifi de o müfettişin yahni tarifine benzemiş gerçekten. Serhat Tuna sanıyorum sayfasını silmişti hatırladığım kadarıyla. Öyküde söz ettiğim kişinin adını değiştirerek kullandım. Kesinlikle Serhat Tuna değil. Cinayet romanlarında zaten birçok şüpheli ortaya çıkar, içlerinden biri ise gerçek katildir. Bakalım bizim öyküdeki katil kim çıkacak? Teşekkürler, sevgiler...  21.11.2014 16:18
 

Sosyal sorumluluk, aktüalite, gerçek hayatla paralellik, günlük hayatın olağan akışına uygunluk, heyecan,sürükleyicilik, sıkıcı olmayan ayrıntılar, gerçek hayatta karşılaşılabilecek kadar doğal roman kahramanları, olağanüstü akıcılıkta bir anlatım... Başarılı bir romanda olması gereken tüm özellikler var bu çalışmada. Emeğinizin mükemmel bir kitapla taçlandırılmasını dilerim sevgili Erol bey. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 19.11.2014 22:11
Cevap :
Bu öyküyü yazarken sizin gibi değerli blog yazarları da yorumlarıyla katkılarda bulunuyor Cem bey. Blog yazarı arkadaşlarımın kendi sayfalarında paylaştıkları bloglar da bana öyküyü yazmamda fikir veriyor. Övgüleriniz için ayrıca teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar...  20.11.2014 16:13
 

Aralara böyle hayırlı reklamlar almanız çok güzel dostum:) Mor Çatı dışındakileri de bekliyoruz. Başından beri hiç ilgimi çekmeyen ve kayıt olmadığım Facebook konusunda ne kadar haklı olduğumu siz de yazmış oldunuz! Minik not: Artık Swissair yok, Swiss var:) Zeytinyağlı pırasanın konumu müthiş dostum:) Güzel mesajlar da var: “Ne de olsa çocuklarımın babası.” Her şartta biatkar Türk kadınını mükemmel tarif ediyor! Eminim 24 saatiniz bu öyküyü kurgulamakla geçiyordur. Ufkunuz açık olsun dostum. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 18.11.2014 19:45
Cevap :
:) Swiss air konusunda ben masumum dostum. Biletler gerçek olsun bir sitenin tarifeli uçak listesine baktım. Orada Swiss air yazıyordu. Ya o eski bir siteydi veya uçak ismi yanlış yazılmıştı. Uyarınız üzerine uçak ismini değiştirdim. Nükleer tıp olduğu gibi nükleer bomba da var. Ben bu yüzden sosyal medyayı bunlara benzetiyorum. Yanlış kullanıldığı takdirde insanların yuvası yıkılıyor. Zeytinyağlı pırasanın mucidi Ayşen hanım. Selin hanıma telefonda yemeğin tarifini vermiş. Siz roman yazdığınız için çok iyi bilirsiniz. Uyurken bile kurgu yapıyor insan. Teşekkürler dostum. Sevgiler, selamlar...  18.11.2014 20:37
 

Mor Çatı ve kimliğimiz kullanılarak telefon hatlarının bilgimiz dışında başkalarına verilmesi konularında bilgilendirmeniz yararlı olmuş. Yetiştirmek zorunda olduğunuz için karşılıklı konuşmalara daha çok ağırlık veriyorsunuz sanıyorum. Yine de çok zaman alan bir uğraş olduğuna eminim. Selamlar, saygılar.

Güz Özlemi 
 18.11.2014 16:46
Cevap :
Diyalog şeklinde yapılan konuşmaların yayınlanmasının konuyu takip açısından daha kolay olduğunu düşünüyorum Yunus bey. Tek paragraf halinde yayınlandığında hem okunması zor oluyor, hem de bana göre göze hoş gelmiyor. Konunun gidişine göre günümüzde yaşanan sorunları da mesaj halinde vermeye çalışıyorum. Konunun çerçevesini çizdikten sonra yazmak pek zor gelmiyor. Kurgulamak daha çok vaktimi alıyor. Teşekkürler. Saygılar, selamlar...  18.11.2014 17:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3210
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster