Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '12

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
841
 

Akupunktur, ozopunktur, karboksipunktur

Vücudumuzda bulunan her hücre (-90) mili-voltluk bir pil gibidir. Hücre zarı ise hücreyi çevreleyen, elektrik gerilimini koruyan, yalıtım gücü yüksek  bir yapıdır. Hücre; tıpkı bir pil gibi pozitif (+)  ve negatif (-) yükler içerir. Sakin dinlenim halinde olan bir hücrenin içi (-) enerji ile doludur; bunu hücre içindeki Potasyum iyonu (K) ile sağlar. Hücrenin dışı ise Sodyum (Na+) iyonları sayesinde (+) yüklüdür. Hücre içi ve dışı,  sodyum ve potasyum sağlıklı bir hücrede hep denge halindedir. Sodyum ve Potasyum, hücreyi çevreleyen hücre zarı üzerindeki, ancak oksijen (O2) ve enerji (ATP) varlığında çalışan Na-K pompa kanalları ile giriş çıkış yaparlar. Hücre zarının her milimetre karesinde 100-200 Na-K kanalı bulunur. Herhangi bir uyaran olduğu zaman, bu kanallardan içeri   hücre zarı üzerindeki bu sodyum potasyum pompaları çalışır.

Na hücre içine girip K dışarı çıktığında yani oksijen ve enerji gerektiren hücre depolarizasyonu denen olay gerçekleştiğinde hücrenin (-90) mili-voltluk enerjisi (+30) a yükselir. Ortaya çıkan elektriksel fark tıpkı bir domino gibi hücreden hücreye iletilir. Böylece mesaj diğer hücrelere ulaştırılır. Bu elektriksel mesaj boğumlu sinir hücrelerinde atlayarak gittiği için çok daha hızlı iletilir. Normal şartlarda, depolarizasyonun (hücre içine Na girişi) ardından hemen hücre zarı kanalları sodyuma karşı geçirgenliğini yeniden kaybeder. Böylece potasyum iyonları yeniden hücre içine girerken sodyum tekrar hücre dışına akar (Repolarizasyon). Böylece hücre tekrar dinlenme potansiyeli kazanır.
 
Sonuç olarak her hücre kimyasal değişikliklerden elektrik üreten minik bir pil gibi çalışır. Üretilen elektrik sinyalleri hücreden hücreye aktarılır. Her hücre gelen sinyalin, mesajın ne anlama geldiğini bilir ve gerekli yerlere ulaşmasını sağlayarak bir faaliyet başlatır. Tüm vücudumuzdaki nöro-vegetatif sistem bu düzen içinde varlığını sürdürür.
 
Nöro-vegetatif  işleyiş; kimyasal – fiziksel - travmatik her hangi bir olayın varlığında bozulabilir. Bu olayların yarattığı irritasyon, enflamasyon gibi durumlar vücutta patojen  bir alan (locus minoris resistentiae) oluşturabilir. Herhangi bir olay vücudumuzda biyo-elektrik potansiyellerde farklılaşmaya yol açıp hücresel düzeydeki elektrik iletisini kesintiye uğratabilir. Hücrede sodyum-potasyum dengesi bozulduğunda, hücre (-90) mili-volt enerjisini kaybederek sürekli ritmik deşarja uğrar. Kimyasal düzeyde bozulan hücre, fonksiyonlarını yerine getiremediği için vücuttaki genel bilgi akışına katılamaz. Diğer hücrelerle mesajlaşması, sinyal iletimi bozulduğu gibi elektrik dengesinin değişmesiyle diğer hücrelerin de bozulmasına neden olur. 
 
Yara izleri (scatris), iç organ hastalıklar birer bozucu alan etkisi oluşturabilir. Herhangi bir bozucu alanın ya da bir odağın varlığı yani elektrik iletiyi sağlayan kimyasal yapının değişmesi o alanın, o dokunun oksijen konsantrasyonlarını, termoregülasyon dengelerini de değiştirmesi demektir.  
 
AKUPUNKTUR
 
Akupunktur noktaları hücreler arası elektrik iletiminin trafo merkezleri gibidir. Bir akupunktur noktasının elektrik resistansı 50.000 ohm (volt/amper) iken diğer cilt alanları 200.000 ila 2.000.000 ohm arasındadır. Elektrik direncinin düşük olması demek elektrik akımının daha fazla iletilmesi demektir. Akupunktur noktaları cilt altında veya kas içinde bulunurlar. Akupunktur noktaları 5000 yıldır bilinmesine rağmen, düşük elektrik potansiyeline sahip olduklarının tespiti ilk kez 1976'da Becker, daha sonra 1984'de Chan S ile olmuştur. 1989'da ise Darras tarafından radyoaktif bir madde olan Technetium' un (Tc) akupunktur medridyenleri boyunca ilerlediği saptanmıştır. 
 
Bozulmuş odağa uygun akupunktur noktalarına verilen uyarılar o noktada bulunan hücrelerin  Sodyum (Na) ve Potasyum (K) dengesi değiştirir. Sinyalleşmeyi sağlayan odak noktalar olan akupunktur noktalarına batırılan akupunktur iğneleri bozulmuş hücre zarı eletriğini repolarize ederek hücre zarınının stabilizasyonunu yeniden sağlar. Yani akupunktur, bozulmuş hücre elektriğini düzeltir ve bunun tüm nörovegetatif (sinir organ bağlantılı) sinir sistemine yayılmasını sağlar. 
 
Sonuç olarak akupunktur nöro-vegetatif düzensizliğinin yani bozulmuş sinir organ iletişim dengesinin düzelmesini sağlar. Akupunktur noktaları vücutta ve kulakta bulunur. Akupunktur noktalarının çoğu damar sinir (dermatom) yakınlarındadır. Birçok akupunktur noktası kasların motor nöron plaklarına isabet eder. Bu noktalar iğne, ısı, Ozon (O3) ya da Karbondioksit (CO2) ile uyarılabilir.
 
OZOPUNKTUR  KARBOKSİPUNKTUR
 
Akupunktur noktaları, geleneksel olarak iğne, laser veya Uzakdoğuda Moxa denilen bitkinin ısısıyla uyarıldığı bilinir. Bunların hepsi hücrenin Sodyum-Potasyum (Na-K) dengesini düzenleyerek bozulmuş  hücre elektrik iletisini normalleştirir. Düzeltilmiş elektrik iletisi, akupunktur noktalarından akupunktur meridyen hattı denilen yollarla dağılır ve tüm vücudun nöro-vegetatif sisteminin doğru sinyalleşmesini sağlar.
 
Akupunktur noktalarına Ozon (O3) ya da Karbondioksit (CO2) gazlarının verilmesi son yıllarda yeni gelişen yöntemlerdir.  O3 ve CO2 çok hızlı ve etkili emilmeleri sayesinde hızlı etki gösterirler. Her ikisi de saf halde değil %97-98 Oksijen (O2) karışımıyla beraber verilir. Bu yöntemlerde diğer akupunktur yöntemleri gibi hücresel elektriği düzenleyen Na ile K arasındaki hücreler arası dengeyi sağlarlar.  O3 ve CO2 aynı zamanda, hücre oksijenizasyonunu ve hücre enerjisini (ATP) artırdıklarından, enerji gerektiren Na-K giriş çıkışları (pompa aktivasyonu)  için de  extra enerji sağlamış olurlar.  Bu da hızı artıran bir durumdur. 
 
Akupunktur, Ozopunktur ve Karboksipunktur ağrı tedavisinde çok etkilidirler ağrı yollarındaki bozulmuş elektrik iletisini düzenlerler. Ayrıca bu yöntemlerin hepsi verilen uyarılar sonucu beynin hipofiz bezinden beta endorfin, santral sinir sisteminden ise serotonin salınmasını sağlarlar. Endorfinler ağrının daha yukarıda ağrıyı duyan merkezlere geçmesini önlediği gibi  Beta endorfin morfinden 50 kat daha güçlü bir ağrı kesicidir. Akupunkturu ağrı kesici etkisinin ispatı, analjezik (ağrı kesici) etkisinin Naloksan adlı morfin antagonisti (morfine zıt etkili) ilaçla geri döndürülmesidir. Akupunktur ile serotonin miktarının kanda arttığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Serotonin de güçlü bir ağrı kesicidir. Ağrı kesici etki migren, fibromyalji, bel fıtığı, gonartroz (diz kireçlenmesi) ağrıları gibi farklı ağrı tiplerinde rahatlıkla kullanılabilir. Ayrıca eklem içine yapılan ozopunktur ile TGF B1 gibi maddeleri açığa çıkararak bozuk diz eklem kıkırdağını onarması mümkündür.
 
Akupunktur, Ozopunktur ve Karboksipunktur zayıflama tedavilerinde de çok etkin kullanılırlar. Vücudun bozulmuş enerji alım ve kullanım dengesini tekrar ayarlar. Kulak ve vücuttaki (çene altı, kollar, karın, bacaklar) bazı akupunktur noktalarına yapıldığında genel zayıflama sağlarlar Bu tedavi yöntemleri, belli sıra ve değişik miktarlarda yapılırak özel bir şifreleme oluşturulur. Özel noktalara yapilan islem, o bölgedeki ozel şifreleme noktalarının dolaşımını tetikleyerek, bozulan koordinasyonu, iştah ve doyma merkezini düzenleyerek, vücudun çok daha verimli çalışmasını sağlar. Mutluluk hormonu olan serotonin artımı sağladığı için strese bağlı yeme isteğini bloke eder.
 
 Her iki tedavi bölgesel yağlanmalarda da başarılı sonuçlar verir. Akupunktur noktalarından geniş bir alana dağılarak enerji yayılımını ve metabolizma hızını artırırlar. Ayrıca, O3 ve CO2 ciltaltı doymamış yağ asitleriyle  etkileşerek depo yağların parçalanmasını (Lipoliz) sağlarlar. Daha derine yapıldıklarında fibroblast uyarımı ile kollojen sentezi artırıldığından sarkmış ciltleri toparlarlar, çatlak tedavisinde de yarar gösterirler. Oksijenasyon ve enerji artımı sağladığı için sellülit tedavisinde de yarar sağlarlar.
 
                               Uzm. Dr Sevda Tan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 1202
Kayıt tarihi
: 25.12.09
 
 

1968 Erzurum doğumluyum. Tıp öğrenimi ile Anestezi-Reanimasyon-Algoloji (ağrı bilimi) ihtisasımı U.Ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster