Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
3324
 

Alaturka'nın Pop Starı

Alaturka'nın Pop Starı
 

Televizyonların 'şarkıcı yarışması' sıfatlı, alaturkanın pop starı mı, pop star'ın alaturkası mı olduğu belli olmayan program nihayet Pazar günkü finali ile bitti. Yakın zamanda yeni yüzüyle tekrar ekranlarda olacak. İyisi ile, kötüsüyle her yönü ile tartışılabilecek bir programdı.

Yayınlandığı ilk günden beri pazar akşamlarına damgasını vurduğu, en çok izlenen, en çok konuşulan program olduğu söylenen, yazılıp çizilen 'Pop Star Alaturka'da artık bir sonraki yarışmaya kaldı. Kaybedenler evlerine döndü, kazananlar ödüllerini alıp yollarına devam edecekler. Bir süre, o program senin, bu program benim deyip stüdyo stüdyo gezecekler. Daha doğrusu, yaptıkları anlaşma gereği gezmek zorunda kalacaklar. Bu gezmelerinden belki herhangi bir ücret bile almayacaklar ama gidecekler. Sonra belki bir albüm yapacaklar? Ya sonra? Eğer kalıcı olabilecek bir şeyler yapamazlarsa, programda olduğu gibi sırf eleştirmek için jüri koltuğuna oturan zat-ı muhterem gibi sürekli eleştiriye tutan magazin basını tarafından sindirilecekler ve kaybolup gidecekler.

Final programında, şarkılar, türküler güzeldi. Finalistler ellerinden geleni yaptılar ama benim bu tür yarışmalar başladığından beri sıkıntı duyduğum bazı noktalar var. İlki, yarışmacıların yaptığı hataları, jürinin acımasızca eleştirmeleri. Bu bence çok yanlış. Zira bu kişilerin çoğu, hayatlarında ilk defa sahneye çıkıyorlar. Armağan Çağlayan bey gibi acımasızca ve yarışmacıları utandıracak derecede eleştirmeleri o kişilerin performanslarına katkıda bulunmaz. Bilakis, olumsuz yönde etkiler. Özellikle bu arkadaş, yarışmacıların kıyafetlerine pek bir takmış. Neredeyse donlarına varıncaya kadar eleştirecek. Ama onların giyinmesini sağlayan sponsor firmalar var, onlar bu çocukları giydiriyorlar, yani bu da organizasyonun bir parçası, eleştirilerin onlara yapılması lazım.

Bir diğer konu, gerek yarışmacıların, gerekse jüri üyelerinin, şarkı-türkü-musiki tanımlamalarını yanlış yapmaları. Bir Türk Halk Müziği eseri ise söylenen Türkü (bu dalın alt kategorilerini de bilmeliler, hoyrat, uzun hava, kısa hava, bozlak, vs.), bir Sanat Müziği eseri ise Şarkı yada Musiki eseri, formatı arabesk motiflere sahip olarak bestelenmiş müzik eserleri de arabesk şarkı, pop tarzında söylenen eserlerde, pop müzik yada şarkı olarak adlandırılır. Şarkıya türkü, türküye şarkı, arabeske pop muzik deyip bunların hepsinin adına da popüler müzik deyip, 'Pop Star Alaturka 'isimli bir yarışmada yarışmacılara söyletiyorsan, aradaki farkı da, sayın Orhan Gencebay gibi anlatacaksın, bilerek yorum yapacaksın, eleştireceksin.

Diğer bir konu, yarışmacılara, ses terbiyesi ve kültürünün yakın olduğu türde eser okutmanın haricinde farklı bir türde eser söyletip performans beklemek. Yarışmacının ses rengi arabeske yatkın, zaten kendisi de Roman kökenli. Fakat siz ona Türk Sanat Musikisi eseri okutuyorsunuz. Birisi, konservatuarda klasik Türk müziği ve sazı eğitimi almış, ona arabesk okutuyorsunuz. Okuyamam dediğinde de yarışmacıyı tükaka yapıyorsunuz ve elenmesine katkıda bulunuyorsunuz.

Yanlış!.. Ama yanlışın neresinden dönülürse kardır. Mademki böyle bir yarışma düzenliyorsunuz, bunu kategorize edin. Türkü - Şarkı - Pop - Arabesk şeklinde kategorize edeceğiniz yarışmayı farklı renklerde ve ses kalitesinde yarışmacı katılsın, ona göre de jüri ekibini kurun. Yarışmaya katılan herkes de neyi söylemek istiyorsa onu söylesin. Sesini Arabesk söylemeye göre terbiye etmiş birinden Pop yada Sanat Müziği tarzında bir performans beklemeniz haksızlık olmuyor mu ?

Bir diğer konu, yarışma içinde jüri üyelerinin alakasız konuşmaları. Birileri buna renk katmak diyorsa da, ciddi bir yarışmada, üstelik canlı yayınlanıyorsa, jüri üyelerinin mantı tarifi yapmalarını doğru bulmuyorum. Canlı yayınlanmasının haricinde orada bir halk zümresine hitap ediyorsanız, elinize, dilinize, belinize, giyinmenize, saçınıza, başınız dikkat edeceksiniz. Sayın Bülent Ersoy gibi, bir gün mini etekli, bir gün transparan, bir gün başka bir görüntüde geldiğinizde, ilgi odağı oluyorsanız, bu yarışmanın ciddiyetine gölge düşürür.

Bir diğer konuda, jüri üyelerinin farklı söylemler de söyleyebilmeli. Bakın Orhan Gencebay'a, yıllardan beri herkes onun yaptığı müziğe 'arabesk' dedi. Ama Halk müziği eserleri icra edildiğinde, ne kadar da aydınlatıcı bilgi verdi, sıkmadan, bunaltmadan. Bu alanda boş olmadığını, arabesk bir sanatçı olmadığını ispatladı. Bülent Ersoy'un da, bilgi dağarcığını yabana atmayalım ama arasıra nükseden fevri davranışları göze hoş gelmiyor. Jüri üyelerinin, harikaydı, güzeldi, fevkaladenin fevkinde, lezzetli, tatlı, iç gıdıklayıcı, iştah açıcı gibi söylemlerin dışında yeni şeyler söylemeleri lazım. Sonra, müzikten anlayan biri olarak, şarkı söylemenin nasıl lezzetli olduğunu hala anlayabilmiş değilim.

Bir diğer konu hakkında da ufak bir fikir yansıması yaptıktan sonra yazımı bitireyim. Internet sayfalarında dolaşırken, yarışmayı kazanan kızcağız ile Bülent Ersoy arasında geçen bir diyalog dikkatimi çekti. Haberi aynen italik yazıyorum: Pop star Alaturka yarışmasında birinci olan Hasret, Bülent Ersoy "O ve annesi yarışma boyunca para için duygu sömürüsü yaptılar" deyince hüngür hüngür ağladı." Bakın ne kadar yanlış bir durum. On yedi yaşında bir kıza, "yarışmayı kazanırsan parayı ne yapacaksın" diye soruyorlar, o da "kazanırsam aileme verip, bir ev almak için kullanacağım" diye yanıtlıyor. Bana sorsalar, daha farklı cevap verirdim ama o yaşta bir insan, jüri karşısında, halk karşısında ve canlı yayında olmanın verdiği heyecanla böyle dürüstçe bir yanıt verdi. O zaman Bülent Ersoy "bu paraya ev alınabiliyor mu evladım?" deyince, yanındakilerden "bazı yerlerde alına biliniyor" cevabını aldığında küçümser bir tavırla suratını buruşturdu. Şimdi asıl mesele bu değil, asıl mesele, bu kız duygu sömürüsü mü yapmıştır. Siz soruyorsunuz, dürüstçe cevap alıyorsunuz, sonra da bunun adına 'duygu sömürüsü' diyorsunuz. Çok ayıp ve çok yanlış.

Eğer o davranış bana yapılsaydı, götürüp para ödülünü geri verirdim. Hatta Bülent Ersoy'a iade ederdim. Zira canlı yayında 'bende kendilerine yardım ettim" gibi bir ifade kullanmış. Şimdi hangi vatandaş, hangi kural ve hukuk ve hangi miktarda ödül bu on yedi yaşında kızın onurunu düzeltebilir, kırılan kalbini onarabilir ? On yedi tane yarışma da kazansa, her birinden yüz bin ytl de alsa değeri olmaz bence. Bu yapılmamalıydı, B.Ersoy ekranlara çıkıp, kendini bu kadar küçültmemeliydi.

Daha ayakları yere sağlam basan, daha düzeyli ve farkındalık yaratacak yarışmacılar ve jürinin olduğu yarışmalar izlemek istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hatta bu konuda bende bir yazı yazdım. Bütün söylediklerinizi katılmakla beraber ben bu kızın bu sözleri hak ettiğine inanıyorum. Minareyi yapan kılıfını hazırlar misali bu kızımızda bu senaryoları anası ile birlikte hazırlarken böyle sözleri de duyacağını hesaplamalıydı. 17 yaşında olması cahilliğini ortaya koyuyor elbet anasının tuzağına düştüğü bariz ortada.. Annesinin sırf para uğruna bu senaryoları hazırlayıp 17 yaşında henüz çocuk yaşta birini alet etmesi bence abesle iştigal bir durum. Bundan Sn. Bülent Ersoy değil bence annesi utanmalıdır. Dökülen gözyaşları da bana birazcık timsah gözyaşları gibi geliyor. Çalışmadan hazır lop bir anlayışla hareket edip insanların duygularını istismar ederek duygu sömürüsü yaparak bu sözleri hak etmiştir diye düşünüyorum. Eğer okumadıysanız aşağıda linkini verdiğim bu yazımı okursanız ne demek istediğimi daha net anlayabilirsiniz. Güzel yazınız için ayrıca tebrik ederim. Elinize sağlık. Teşekkürler. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo

Zeynep Gülay 
 13.01.2007 1:12
 

Sevgili Tansel,yazdıklarının her satırına katılmakla birlikte, özellikle şu cümlen beni çok etkiledi; “Şimdi hangi vatandaş, hangi kural ve hukuk ve hangi miktarda ödül bu on yedi yaşında kızın onurunu düzeltebilir, kırılan kalbini onarabilir?”.. Bülent Ersoy’ un o gurur inciltici sözlerine karşılık Hasret’ in gözyaşlarına canlı yayında seyrederken tanık oldum.. İçim acıdı, ben de gözyaşlarımı tutamadım.. Yarışma ve Hasret isimli yarışmacı hakkında yapılan bütün polemikler bir yana, hayatının başında genç bir insanın gururunun böylesine acımasızca yerle bir edilmesi benim de yüreğimi sızlattı, insanlığımdan utandırdı.. Kırılan o kalbin hiçbir şekilde tamiri olacağını sanmıyorum. Teşekkürler güzel yazın için, sevgiler..

Sevgi rüzgarı 
 12.01.2007 13:56
Cevap :
Teşekkürler yorunumun için. Ben gerçekten çok etkilendim o manzaradan. Biran kendimi o kızın yerine koydum da, hiç yaşamak istemezdim. Dünyanın hiçbir ülkesinde fakirlik ayıp değildir ama birilerini toplum önünde küçük düşürmek çok ayıp ve hatta günahtır.Bazı insanlar konumlarını ve halktan aldıklarını hazmetmeliler.. Sevgiyle kal..  12.01.2007 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2526
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster