Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '08

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
6906
 

Alaylılar yüzünden iş bulamayan mektepliler!

Alaylılar yüzünden iş bulamayan mektepliler!
 

Hem alaylı hem de mektepli Ertuğrul Sağlam


Alaylı mı mektepli mi? İş dünyasında bu iki kavram sık sık çatışır durur. Yıllardır kullanılan bu deyimler nereden çıkmıştır?

Tarihe baktığımızda 2. Meşrutiyet’in muhafazası için, Selanik’den İstanbul’a gelen Avcı taburlarının küçük rütbeli zabitlerine, kıtadan yetiştiklerini anlatmak maksadıyla “alaylı” diyorlardı. Bunlar, geleneklerine bağlı, padişahı seven kişilerdi. Yüksek rütbeli ittihatçı subaylar ise (mektepli), iyi eğitim görmüş, pozitivist dünya görüşüne sahip kimselerdi. “Alaylı-mektepli subay” tartışması ve değerler çatışması daha o zamanlardan başlamıştı. Günümüzde ise askerliğini jandarma çavuşu yaptıktan sonra profesyonel olarak orduda kalanlar uzman çavuş adını almakta ve bunlara alaylı denmektedir. Astsubay okullarını bitiren astsubaylar ile harp akademilerini bitiren subaylar ise mektepli sayılmaktadır. Ancak burada rütbeler farklı olduğundan askeri disiplin içersinde bir çatışma yaşanmamaktadır.

Günümüzde, askerlik dışında mesleğiyle ilgili diploma sahiplerine mektepli, çıraklıktan başlayarak o mesleği öğrenenlere de alaylı denilmektedir.

Bazı meslekler vardır ki çıraklıktan öğrenilemez, bunlar için mutlaka mesleki eğitim almak gerekir. Örneğin, doktorluk, diş hekimliği, avukatlık gibi.

Bazı mesleklerin de okulu yoktur. Berber, terzi , bakkal, kasap, ayakkabı tamirciliği gibi işler çıraklıktan başlayarak öğrenilir.

Yukarıda meslek gruplarında kendi aralarında kesin sınırlar olduğundan bir çatışma yaşanmaz. Ancak bundan sonra söz edeceğim meslek gruplarında hem mektepliler hem de alaylılar olduğundan bunların arasında çatışma kaçınılmazdır. Bu iş kollarının bazıları şöyledir:

Turizm sektörü: Günümüzde bu sektörde alaylı olarak bir yere gelebilmiş kişilerin bazılarının komilikten yetiştiğini görüyoruz. Mesleğe 14 yaş gibi çocuk yaşlarda başlamış, mesleğin inceliklerini öğrenmiş, bugün yönetici durumuna gelmiş kişiler ile Turizm yüksek okullarını bitiren mektepliler. Okulu bitiren mekteplinin bir turizm sektöründe işin başında müdür olma gibi bir lüksü olamaz. Ancak o kişilere de komi görevi veremezsiniz. Aslında burada önemli olan kişinin kendisini yetiştirmesi olmalıdır. Eğer okul mezunu kişi kendisine verilen işi küçümsüyorsa bu sektörde başarılı olması zordur
Basın yayın, medya: Bugün basınımızda muhabirlikten yetişmiş bir çok alaylı eleman görev yapmaktadır. Günlük gazete tirajlarının 2 milyon adedi geçmediği ülkemizde iletişim fakülteleri ile basın yayın yüksek okulları her yıl mezunlar vermektedir. Bu okulları bitirenler ise iş bulmakta zorlanmaktadırlar.
Geçtiğimiz günlerde gözlükçü mağazaları açma yetkisinin üniversitelerin optisyenlik bölümü mezunlarına verilmesi, ancak 4 yıldan beri gözlükçülük yapanlara dükkan açmaları için ruhsat verileceği belirtilmişti. Böylelikle bu iş kolunda da mektepli-alaylı rekabeti oluşmaktadır.
Sinema, tiyatro sanatçıları ile, nota bilmeyen şarkıcılar, mankenlikten veya artistlikten şarkıcı olanlar ile konservatuardan mezun olan sanatçılar arasında da her zaman rekabet olmaktadır.
Spor akademilerinden mezun olan mektepli antrenörler ile, faal sporculuktan antrenörlüğe geçen alaylılar arasında ise şu andaki durum alaylılar lehinedir.
Aslında bu yazıyı yazmamın bir amacı Spor akademisini bitiren oğlumun bu piyasada karşılaştığı zorlukları anlatmaktı. Ülkemizde faal olarak 40 tane spor akademisi bulunmaktadır. ÖSS sınavlarında belli bir puanı tutturan adaylar bu okullara girişlerinde özel yetenek sınavlarına girmektedirler. Okulların yıllık kontenjanları genel olarak antrenörlükte 20 erkek 20 kız, spor yöneticiliğine de aynı şekilde 20 erkek 20 kız olmak üzere 80 kişidir. Müracaatların çokluğuna göre bu okullara girmek pek de kolay değildir. Burada okunan dersler ise İngilizce, mesleki İngilizce, spor anatomisi, spor fizyolojisi, spor felsefesi, ulusal ve uluslar arası spor organizasyonları, biyomekanik, antrenman bilgisi, sporda performans testleri, kondisyon ve antrenman tekniği, sporcu sağlığı, sporda beslenme ve doping, spor sakatlıklarından korunma ve rehabilitasyon, spor hukuku, arama kurtarma ve ilk yardım, sporda yetenek seçimi ve kinantropometri, sporda araştırma teknikleri ve istatistik, insan anatomisi, spor psikolojisi, ve seçilen branş dersleridir. Bunlar da, futbol, basketbol, tenis, yüzme gibi seçmeli derslerdir. Burada da en az 1 i asıl olmak üzere 2 ders seçilmektedir. Bütün bu dersler 4 yıllık eğitim içersinde alınmakta ve son sınıfta da bir kulüp de staj yapılmaktadır.

Bu okuldan futbol antrenörü olarak mezun olan oğlum kulüplere müracaat ettiğinde durum şöyleydi. Bütün bu yerler kısa bir antrenörlük kursunu bitiren eski futbolcular tarafından parsellenmişti.

Bildiğim kadarıyla teknik direktörler içersinde Yılmaz Vural, Koln spor akademisi mezunu, Ersun Yanal da aynı şekilde spor akademisi mezunudur. Beşiktaş teknik direktörü Ertuğrul Sağlam da hem spor akademisi mezunu hem de eski futbolcudur. Liglerimizde görev yapan teknik direktörlerin çoğu da eski futbolculardan oluşmaktadır. Bu futbolcular aynı şekilde yardımcılarını ve alt yapı antrenörlerini de eski futbolcu arkadaşlarından seçmektedirler. Eski futbolcular dediğimiz alaylıların arasına ise spor akademisi mezunu olan mekteplilerin girmesi zor görünmektedir.

Genel olarak basın yüksek okulu, iletişim fakülteleri ile spor akademisinden mezun olup kendi alanlarında iş bulamayan mezunlar böylelikle başka alanlarda iş aramak durumunda kalacaklardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizde kimse diplomasının gerektirdiği işi yapmaz ki! En başta gönlünüzdeki okulu okuyamaz, tutturduğunuz puana göre bir yere girersiniz. Sonra da diplomayı alır, duvara asar ve başka bir iş aramaya gidersiniz. Umarım oğlunuz gönlündeki arslanı bulur ve çok mutlu bir hayatı olur.

vakayinüvis 
 11.01.2008 14:42
Cevap :
Haklısınız. Türkiye'de maalesef sistem böyle çalışıyor. İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Bu dileklerinizin de herkes için geçerli olmasını temenni ederim. Saygı ve sevgiler...  11.01.2008 14:46
 

Kısaca ne işe yarar Sayın Işık! Seçtiğiniz konu inanın harika! Mektepli alaylı ikisi bir arada ideal amma, yeni mezun bir genç evde oturarak nasıl tecrübe edine bilir? Bence onlara ilk başta asistanlık görevi verilmeli, doçent doktorlar gibi! Yetiştirmek mecburiyeti kanunda olmalı! Sonra tıkanır kalır sistem! Yeni yeni okulların kurdelesini kesmenin bir anlamı kalmaz! Kutlarım hem sizi, hem de Allah bağışlasın oğlunuzu! Selamlar!

Alev Meisel 
 08.01.2008 17:15
Cevap :
Çok teşekkürler Alev hanım. Düşüncenize katılmamak mümkün değil. Maalesef Türkiye'de durum böyle. Sizin yaşadığınız Almanya'da herhalde bunlara bir çözüm bulunmuştur. Sevgiler... Esen kalın.  09.01.2008 11:39
 

gerekli şimdi, hem tecrübe hem diploma

Dilek Fuçucı 
 07.01.2008 12:54
Cevap :
Bir işe müracaat edildiğinde, istenilen c.v. de daha önce çalıştığı yerler sorulur. Aslında herşeyin de bir ilki vardır. Sevgiler... Esen kalın.  07.01.2008 17:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3315
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster