Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1075
 

Alçak gönüllülüğün ve mütevaziliğin simgesiydi

Alçak gönüllülüğün ve mütevaziliğin simgesiydi
 

Onu ilk kez yakından gördüğümde, ne de çok gülmüştüm. 1991 genel seçimlerinden sanırım bir hafta kadar önce idi. Zülfü Livaneli, İstanbul Taksim meydanında bir halk konseri düzenlemişti. Konseri izlemek üzere bir grup arkadaşla Taksim meydanına saatler önce gitmiştik. Ne varki meydanın hayli kalabalık olması sebebi ile, meydandan ayrılıp, kurulan platformun hemen arka tarafındaki çay bahçesinde bir masada o güzelim Livaneli bestelerini dinledik. Seçim olması sebebi ile konser düzelenmiş ve Erdal İnönü eşi Sevinç hanımla konser alanına gelmişti.

Biz arkadaşlarla hem o güzelim besteleri dinliyorduk, hem de çay içip sohbet ediyorduk. Seçimler üzerine bir şeyler konuşuyorduk yanılmıyorsam. Ve ne oldu ise işte o anda oldu. Bir anda yüzlerce insanın can hıraş bağırışlarla, sloganlar atarak, tozu dumana katıp üzerimize doğru koşturarak geldiklerini fark ettik. Aman tanrım o ne gürltü patırtı idi öyle. Bir anda yanı başımızdan hızla geçerken kalabalık, düşenler, ortalığı birbirine katanlar falan derken omuzlarda Erdal İnönü ve eşi kendilerini kurtarmanın mücadelesine girmişler ama ne mümkün, sanki kıtlıktan çıkmış insanların saldırısına uğramış gibiyiler. Garibim Erdal İnönü kendisini, o kalabalığın elinden kurtarmaya çalışıyordu. Ne yapacağını şaşırmış bir şekilde, zar zor insanların omzunda duruyor, ama insanlar onun derdini anlamıyor ki. Almışlar omuzlarına Divan oteli yönüne doğru koşturarak gidiyorlar ve bağırıyorlar. “Başbakan İnönü” diye.

Ne de üzülmüştüm Erdal İnönü ve eşinin haline. Hem üzülmüştüm, bir o kadar da onların şaşkın ve çaresiz hallerine gülmüştüm. Yıllar vardır ki bir kez bile bu olay gözümün önünden gitmez. Ne zaman aklıma gelse gülerim.

1991 seçimlerden hemen sonraydı sanıyorum, ara yerel seçimler yapılyordu. O zamanlar Bakırköy’e bağlı olan semtlerden Güngören, Bahçelievler ve Bağcılar ilçe olmuştu ve belediye başkanlığı seçimi vardı. Erdal İnönü seçim gezisi için bölgeye gelmişti ve miting yapılacaktı. Miting alanı Haznedar meydanı idi. Kendisini dinlemeye gitmiştik yine bir grup arkadaş. O dönemler gözaltına alınan insanların haber alınamadığı yıllardı. Faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların sürekli yaşandığı bir dönemdi. Ve miting alanına gelen tutuklu yakınları, seçim otobüsünün hemen yanında yerlerini almışlar ve Erdal İnönü’nün konuşma yapmasını bekliyorlardı. Erdal İnönü, otobüsün üstüne çıktı ve konuşmasını yaptığı bir sırada,
Bir tutuklu annesi
-"Çocuğumdan haber alamıyorum sayın İnönü" diyerek feryadı figan ediyor.
Erdal İnönü sol elinde mikrofon, sağ elini çaresizce açarak
- “Ben nereden bileyim senin çocuğunu. Yasa dışı işlere bulaşırken bana mı sordu?” diyerek bir siyasetçi üslubunun dışında, son derece yalın ve sıradan bir yanıt veriyordu.

Bir gün bir grup arkadaşla dolaşıyoruz. Öğrencilik zamanlarımız. Yine sanırım 1994 yılının bahar aylarındandı. Beyazıt’tan yürüyerek Eminönü’ne inmişiz ve elimize balık ekmek iştahla yiyerek yürüyoruz. Galata Köprüsüne doğru yönelip, Yüksek Kaldırımdan İstiklal caddesine çıkıp Taksime doğru gidecektik. Köprüden geçtik, Yüksek kaldırımdan İstiklal Caddesine çıktık. Hani müzik aletleri satan mağazaların olduğu yerdeyiz ve ayağımızı İstiklal caddesine atar atmaz karşımızda sol eline ceketini almış, sağ elinde çantası, o her zamanki mütevazi tavrı ile Erdal İnönü beş metre kadar önümüzde yürüyor. Biz hemen arkasından yürüyoruz. Erdal İnönü son derece mütevazi tavırlarla, çevresine gülücükler dağıtıyor, vitrinlerin camlarına bakıyor, gelene geçene selam veriyor. Son derece şık bir görüntü. Hani siyasetin en üst noktasında gelebileceğiniz her yere gelmişsiniz. Ve bu yükselme sırasında kimbilir, kimleri incitmek gerekiyor o yerlere gelip tutunabilmek için. Ama Erdal İnönü kendinden o kadar emin ki, yaşamında hiç kimseye yanlış bir şey yapmamış olmanın verdiği güvenle, kaygısız bir şekilde insanların içerisinde dolaşabiliyor. İşte en önemli şeylerden birisidir bu. Ve Erdal İnönü Taksime geldi, The Marmara otelinin önünde bir taksi çevirdi ve taksiye binip uzaklaştı. Ve Erdal İnönü'nün bu mütevazi tavrı ve ince, zarif ve naif kişiliği bize müthiş bir ders vermişti.

Yine 1991 genel seçimlerinden önce, siyasi liderler televizyonda tartışma programına çıkmışlardı. Programı Uğur Dündar yönetiyordu. DYP adına Süleyman Demirel, RP adına Nejmettin Erbakan, İP adına Doğu Perinçek, SHP adına Erdal İnönü, ANAP adına Mesut Yılmaz programa katılan siyasi parti liderleri idi.
Tartışmanın bir yerinde AB (Avrupa Birliği) ile ilgili konuşuluyor ve söz hakkı Erdal İnönü'de.
Erdal İnönü
- "Şayet gerekli demokratik açılımları yaparsak, AB bizi kendi aralarına almaya layık görecek." diye bir ifade kullandı.
Bunun üzerine, hemen yanında oturan Nejmettin Erbakan
-"Hey hat" diyerek söze girdi ve devam etti,
-"Sayın İnönü bey kardeşimi çok severim amma, biraz önce etmiş olduğu laf, ecdadımızın kemiklerini sızlatmıştır. Onlar kim oluyor da bizi layık görüyorlar. Biz onları layık görür veyahut görmeyiz." diyerek, siyasetin ne denli fırsatçılıklar zemininde yürüdüğüne dair işaret vermişti.
Ve Erdal İnönü, Erbakan'ın bu yaklaşımı karşısında, sadece tebessümle gülmüştü.

Sonuçta toplumumuzun tüm kesimleri, Erdal İnönü'nün, Türkiye'de siyaset ve parti liderliği yapamayacağı yönünde fikir birliğine varmıştı. Oysa toplum bu konudaki tespitlerinde, ne kadarda ciddi bir yanılgı içerisinde idi.
Onca siyaset canbazı ve çakalının içerisinde mücadele edeceksin, ve en küçük bir yanlış yapmaksızın, siyasetin en tepesinde bulunup, onca siyasal çeşitliliğin olduğu, onca etnik ve dinsel kökenden olan insanların yaşadığı ülkemizde, toplumun her kesimine kendini sevdirmeyi başaracaksın.
Bence Erdal İnönü hem iyi bir siyasetçi, hem iyi bir lider ve hemde çok iyi bir bilim adamıydı.
Yaşamdan daha ne istenebilirki.
Mekanının cennet olacağından şüphem yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir tanidigim hoca anlatmisti, Inonuyle lokantada yedikleri yemegi. Ucuz bir sarap (?) ismarladiginda Inonu'ye cok sasirdigini soylemisti. "Oysa ayni Inonu ogrencilerimizi bursla disari gondermemiz gerektiginde cebinden cok onemli paralar harcamis, o zaman paranin miktari bile soz konusu olmamisti" demisti. Sanirim bu yuzden Inonu'yu takdir ediyordu. Gecen aylarda Milliyet'te E. Inonu'nun Amerika'dan babasina yazdigi mektuplar yayimlanmisti, gozunuzden kactiysa tavsiye ederim. Sevgilerimle.

Benchwarmer 
 12.11.2007 8:13
Cevap :
Maalesef Erdal İnönü tahminimizinde ötesinde mütevazi bir insan. Tavsiyenizden dolayı çok memnun oldum. O mektupları mutlaka okuyacağım.  12.11.2007 11:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster