Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
559
 

Alçaklığın ayak sesleri!.. rant..rant..rant..

Alçaklığın ayak sesleri!.. rant..rant..rant..
 


Bu coğrafyada yalnız ormanlar, tarihi anıtlar, kültür merkezleri, hatta hastanelerin yoğun bakım üniteleri değil; aydınlar,

yazar çizerler, şairler, düşünürler de KENDİ KENDİLERİNE yanarlar!

On yıllardır sen yanarsın, ben yanarım, biz yanarız… ama bu coğrafya bir türlü aydınlığa çıkmaz Nazım usta! Aydınlığa

çıkmadığı gibi, biz yandıkça daha bir yoğunlaşır karanlıklar! Buna ne diyorsun usta?

Haydarpaşa garı yıkılıp da yerine Asya’dan Avrupa’ya doğru, KANUNÎ Süleyman’ın Süleymaniyesi'ne nisbet olsun diye

bir başka “referandum KANUNcusu sultan”ın diktirdiği SEKİZ minareli bir cami KENDİ KENDİNE inşa edilirse, hiç

şaşmam! Hele de o caminin altına içinde sıra sıra tesettür giyimlerinin, cübbelerin, takkelerin, tesbihlerin satıldığı

mağazalarla; sultan ve dalkavukları seçim propagandalarının yorgunluğunu atsınlar diye göbek taşlı, havuzlu bir de

hamam yapılırsa, hiiiiçççç şaşmam!

Okan Bayülgen, “Çok kızgınım” diye başlıyor açık mektubunu okumaya… Aman Okan, dikkat! Çok kızgın biri, her an

KENDİ KENDİNE tutuşabilir, o yangın, medya itfaiyesi tarafından “kontrol altına” alınabilir. Ama bu kez, tepeden inme

soğutmayla…

Unutmadan…

Haydarpaşa Garı yerine öyle bir SEKİZ minareli cami inşa edilir ki KENDİ KENDİNE!… Mimar Sinan’a inat, hangi yönden

bakarsak bakalım, SEKİZ minareden hiçbirinin ŞEREF’esini göremeyiz!

Zelin Artuğ, Aralık 2010, Yeryüzü



*http://www.youtube.com/watch?v=Yrcw8gHwJp8

http://www.kucukisler.com/2010/12/01/alcakligin-ayak-sesleri-rant-rant-rant/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emekçiler gerekirse küfür eder!.. etmeli de!.. küfürü hak eden alçak pisliklere küfür etmek meşrudur!.. alçak pislik ne demek? dersen şayet bilimsel bir tanımlama yapmış gri sakallı!.. "emek sömürücü, özel miükiyetçiler" hepsi küfürü hem de okkalı !.. hak eder..

yucel evren 
 02.12.2010 21:37
Cevap :
Sevgideğer Yucel... Hak etmediklerini söylemedim zaten :)) Ama onlara küfretmek, biz emekçileri HAKLIyken haksız; onları da HAKSIZken, "haklı" yapar. O nedenle, sırf onlara küfür edeceğiz diye HAKLILIĞIMIZI riske atamayız! Çünkü onlar, sistemin bütün silahlarını kendilerinin lehine; emekçinin aleyhine kullanacak kadar ADALETSİZdirler! Üstelik kendi küfürlerini lafta bırakmayıp emekçiler üzerinden hayata geçirmişlerdir. Örneğin emekçinin sırtına biner, onu EŞEK'ten... oy avcılığı yapar KOYUN'dan sayarlar. Örneğin, İstanbul'da 500 çocuk fahişe olmasının nedeni de onlardır. Ama kendi "aile namusları" kutsaldır! O nedenle onlara küfretmek, onların suçlarını bağışlamak olur! Sokak çocuklarından, çocuk hırsızlardan, çocuk fahişelerden başlayıp, zehir soluyup kanser olan emekçiye kadar, emek sömürücülerinin bütün suçlarının hesabı meşru yollardan sorulmalıdır! Emekçiler bu meşru koşulları yaratmalıdır. Sevgi ve selamlarımla.  03.12.2010 13:37
 

Şaşırıp şaşırmamak...Siz bunun beklenmeyen bir gelişme olduğunu mu düşündünüz. Sanmıyorum. Ya da kızgınlığımın derecesini, şaşırmadığım için asgari boyutta mı düşündünüz?Şaşırmamak sığır gibi sınıflandırılmak ya da tepkisiz kalmak anlamına gelmiyor,siz de biliyorsunuz. Söylemek istediğim şimdi oy verip de şaşıranların, ilerde bu gelişmelerden hoşnut kalmayacağı. Bu cevabınızı, uyanık olmayanlara yazdığınızı düşünüyorum.Kendimi onların arasında görmüyorum. Zelin Hanım, öfkeyle kalkan zararla oturur. Bu ülke yıllardır öfkeli. Sanırım artık daha sakin düşünme zamanı. İnsanlara sadece anlatarak doğru yolu gösterebiliriz.Onları azarlayıp, ya da hadi kalkın diyerek değil.Kalkıp burda hepsine küfür mü edeyim?Biz hesap soruyoruz ama iş bizle bitmiyor. İş, aynı düşüncedeki zihniyete doğruyu göstermek.Bir kişi kazanmak.Ben kendi adıma yapabileceğimin bu olduğunu düşünüyorum.Öğrencilerimi kazanabiliyorsam,hesap soruyorumdur zaten.Sevgi ve saygılarımla.

SINIR 
 02.12.2010 16:55
Cevap :
Şaşmak eyleminde soru işareti, şaşmamak eyleminde ise nokta koymak vardır.(Şaşırmak, daha çok yanılmak anlamında kullanılıyor,[örn:yolunu şaşırmak] o nedenle şaşmak, dedim.) Neyse..Ben sık sık şaşarım, yani soru sorarım. "Şaşıranlar"ın kafasını taşlara vurması yalnızca üzer beni, yazık değil mi onlara! Asıl, şaşırtanın kafasını vurmalı taşlara! Ben kimseye anlatarak doğru yolu gösteremem. Çünkü "doğru yol" görecelidir. Tepkimi koyar, düşünenlere yeni bir düşünme yolu açarım ancak! Elbette küfür etmeyeceksin kimseye, Zelin'in hiç kimseye önermeyeceği bir şeydir bu! Küfür; hem çözüm değil, hem de belagatsiz kişilere özgüdür. Bir zamanlar epeyce belagatsiz kişi küfrü almıştı Zelin, hatırlarsın.. Küfretmeden sordu hesabını! Ha bir de neye şaşıyorum, biliyor musun?Sen neden Zelin'in senin sözlerini çarpıttığını düşünüyorsun! Ya da seni yeterince anla-y-a-madığını! O, takım tutmaz!Yeryüzü'nde yaşar.Seni sever!"Kaybolma bir daha" derken samimiydi. Kaybol şimdi:)) git yeni yazı yaz! Sevgiyle.  02.12.2010 18:12
 

I.Büyük Savaş öncesi,artık Almanların hükmettiği Dersaadet'in Asya yakasındaki askeri karargahı olarak düzenlenmiş, Asya'yı ele geçirme planlarına ilk çıkış kapısı da olan,mazideki yarayı, gene Alman gazlı bezleriyle sardıktan sonra daha çok sevdiğimiz yer... sonra bizim olmuş;aşklara, şiirlere ve filmlere konu olmuş!..Almanların sanki bu ülkenin başına sardıkları o büyük belanın da simgesi, şu görkemli İstanbul Haydarpaşa Garı'nda, Mustafa Kemal'in Mareşal Falkenhayn ve General Von Papen ile birlikte. (15 Ağustos 1918) dipnotlu fotografını görünce, aklıma benim de sizin gibi Nazım geldi: Kuvva-i Milliye Destanı'ndan da, ''Biz ki İstanbul şehriyiz, / Seferberliği görmüşüz : / Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin, / vagon ticareti, tifüs ve İspanyol nezlesi / bir de İttihatçılar, / bir de uzun konçlu Alman çizmesi / 914'ten 18'e kadar / yedi bitirdi bizi.'' dizeleri!...Dostça selamlarımla

zeki etferat 
 01.12.2010 23:51
Cevap :
Sevgideğer Erferat, O yıllarda İstanbul Şehri'yle birlikte, bütün dünya görmüştü seferberliği. Dünyayı Sarsan On Gün'ün John Reed'i de Tifüs'ü görmüş, daha yolun yarısına bile gelmeden 33 yaşında göçmüştü dünyadan! Uzun konçlu Alaman çizmesiyle tanışırken İstanbul Şehri;çok uzaklarda Pancho Villa, Zapata ile birlikte Huerta'nın çizmesine baş kaldırıyor,İspanyol gribinden milyonlarca insan ölüyordu dünyanın dört bir yanında. Demem o ki dünya çıldırmaya başlamış, ikinci savaşta ise hepten tırlatmıştı! Herkes, herkesin başına büyük belalar sarmakla meşguldü. Ama bize asıl belayı saran, beceriksiz Osmanlı'ydı!Haydarpaşa Garı tarihi bir eserdir! Dünyanın hiçbir coğrafyasında tarihi eserler,"beceriksiz" rantçılara peşkeş çekilemez!Benim gözümde o, SANATÇI USTA ELLER'in simgesidir!Evrensel bir değerdir! Her taşında emekçi teri, usta yeteneği ve sabrı vardır!Duvarlarında, ekmeğinin peşinde göç edenlerin gurbet acılarına dert ortaklığı vardır! O;sevinçtir,hüzündür,yaşlı bir çınardır. Dost slm  02.12.2010 16:09
 

"İstanbul’u Manhattan yapacak!" denilen Haydarpaşa projesi için geri sayım bir süredir başlamıştı. Marmaray’ın devreye girmesiyle atıl hale gelecek tarihi Haydarpaşa Garı’nın da bulunduğu 1 milyon 300 bin metrekarelik alanı dönüştürecek 5 milyar dolarlık proje için 2010 yılında ihaleye çıkılacağı duyurulmuştu. Ne ilginç bir tesadüftür ki projenin gündeme gelmesinin yaklaştığı günlerde Haydarpaşa'da yangın çıkıyor. İtfaiye, uzun süre müdahale edemiyor. Dünyanın en güzel tren garlarından biri büyük zarar görüyor. Doğal olarak akıllar da bir ölçüde karışıyor. Bu ayak seslerini gören, sergileyen yüreğine sağlık! İçten ve dostça selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 01.12.2010 15:59
Cevap :
"Haydarpaşa Garı'nda/1941 baharında/saat 15/Merdivenlerin üstünde güneş/Yorgunluk ve telaş/Bir adam/Merdivenlerde duruyor/Bir şeyler düşünerek" diyen Nazım'ı... Sonra, "ay düşünce denize / seni hatırlarım / ince ince yağan yağmur, / iskeleye yanaşan vapur / Haydarpaşa garı / seni hatırlarım" diyen bir başka şairi, Sivas'ta gözü dönmüş saldırganların yaktığı Behçet Aysan'ı yaktılar yeniden, Gar'la birlikte... Daha nicelerini... Açıklamaların...duygusallığımın ağır bastığı yazıma, dikkat çekici, duyarlı bir belgesel dipnot olmuş; sağol. Dilerim, duyarlı insanlar seslerini yükseltip tepkilerini çoğaltır da bu tür kirli oyunlar son bulur! Sevgi, selam ve dostlukla, sevgideğer..  01.12.2010 17:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1022
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster