Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
911
 

Aldatma çözümlemesi

Aldatma çözümlemesi
 

Düşünmeden aldatanlar aldatınca düşünecekler mi? Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: “Aldatmak kendimize duyduğumuz saygıdan tamamen vazgeçmektir.”

Aldatma aslında karşımızdakinden "sıkılma" durumu. "Seven aldatmaz" derler ya ben katılmam bu söze aldatanların çoğu aslında aldattığı eşini (sevgili veya eş burada hep eş diyeceğim) seviyordur ama sıkılmıştır. Merak vardır; başkalarıyla çıkma, başkasının elini tutma, başkasının tenine dokunma merakı... Çıkar, elini tutar, tenine dokunur ve bir süre sonra aldattığı kişiyi seviyorsa hatasını anlar... Gerçekten seviyorsa yaptığı hiçbir şeyden eşinin verdiği mutluluğu almaz; karşısındakinin yüzüne bakarken eşinin yüzünü arar, elini tutarken el ya büyük gelir ya küçük o eşinin eline alışmıştır çünkü. Bazıları aldattıkça uslanır evine bağlı olur, zamanla eşinin değerini anlar ve bir süre sonra gerçekten sadık olur, edebi bir sadıklıktır bu. Bazıları da hiç aldatmaz daha ilk baştan her şeyin farkındadır.

Aldatma deyince görücü usulü evliliğe değinmeden edemeyeceğim. Bana hep saçma gelmiştir başkaların bizim adımıza beğendiği biriyle evlenmek… Ama şöyle olabilir bir yakınınız görür sonra tanışırsınız uzun süre birbirinizi tanır çıkarsınız, sonra evlilik… Ama yakınlarımızın bizim yerimize beğenip birkaç görüşme ile evliliğe giden mantık dışı ilişkilere karşıyım. Ömür boyu beraber olacağımız eş böyle seçilmez. Bazen biz görücü usulü evlendik çok mutluyuz dense de benim mantığıma uymuyor. Konumuza dönersek genelde bu tür bir evliliği seçen bireyler çevresiyle fazla etkileşim içinde olmayan kendi halinde çevresi tarafından erkekse “efendi” bayansa “hanımefendi” diye tanımlanan kişilerdir. Bunların eş adaylarına aile büyükleri bakar kendilerince uygun birini seçerler. Daha sonra birbirine uygun görülen adaylar birkaç görüşmeden sonra evlenirler. Evlenen bireyler zamanla açılır bekarken fark etmediği farklı güzelliklerinde olduğunu anlar ve kaçınılmaz son aldatır. Hep böyle olmaz tabi ki ama böyle olmama şansı azdır. Burada şu denilebilir “Bizde böyle bir şey yok biz mutluyuz” bende şunu derim “Kendinden eminsin ya eşinden” Tekrar başa dönerim sonra iki seçenek vardır: ya evdekinin değerini bu aldatmadan sonra anlar bir daha yapmaz yada bu hayatı severek değişik kişilerle olmaya devam eder. Birazda aldattıktan sonraya değinelim iki seçenek vardır ya ayrılık yada hiç birşey yaşanmamış gibi devam etmek.. Ayrılıktan sonra dul kalan bireylere özellikle kadınlara pekte iyi gözle bakılmaz toplumumuzda. O kişi artık ağzıyla kuş tutsa zordur işi. Bireyler dul durumuna düşmemek için sürdürür evliliğini aldatmaya devam ettiğini bilse de sürdürmek zorundadır. Mutsuzdur, toplum baskısının ağırlığı altında ezilmiştir. Aslında Türk kadının en büyük sorunu bu değil midir? “Dul” kelimesini kadına yakıştırmayan toplumumuz kadını ne olursa olsun ister dayak ister aldatma eve bağımlı kılmamakta mıdır? Ne yazık ki toplumumuz özellikle kadını evliliğinde ne olursa olsun evli kalmaya mecbur bırakıyor..

Son olarak tavsiyem; ne kadar zor olursa olsun; erkek olsun kadın olsun mutlu olacağı yolu seçmelidir, zorla sürdürülen evlilikler ne kadına ne erkeğe mutluluk verir…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1135
Kayıt tarihi
: 11.02.08
 
 

Sınıf öğretmeni. 39 yaşında. İstanbul'da görev yapıyor içinden geldiği gibi yaşıyor ve yazıyor.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster