Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '12

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
3436
 

Aldatma evliliğin yapısından kaynaklanıyor; kişilerin suçu yok

Aldatma evliliğin yapısından kaynaklanıyor; kişilerin suçu yok
 

Tarih boyunca aldatma teorileri okuduk. Çoğuna da inandık. Ne romanlar yazıldı ama bu konuda. Oysa aslında aldatma diye bir davranış biçimi yok. Aldatma dediğimiz ve bize böyle yansıyan, başka kadına/başka erkeğe yönelme, tamamen normal, evliliğin mantıksız yapısından kaynaklanan bir durum. Ama elbette aşk filmlerine heyecan gerekiyordu. Kıskançlık ve gizli ilişkilerin kalbimizi yerinden oynatıp ruhumuzu allak bullak etmesi olmasaydı kim okurdu aşk romanlarını.

Birisi çıkıp “Ne aldatması, karımdan/kocamdan bıktım ama yüzüne söyleyemiyorum, bırakıp gidemiyorum…” diyemiyor.

Her olayda kişilerin suçlanması ülkemizde yapılan önemli yanlışlardan biri maalesef. Kişileri suçlamak kolay. Dini, töreyi, düzeni suçlayamıyorsun. Bunlar yüzünden oluyor diyemiyorsun. Yüksek kaldırımda eli şeyinde yakaladığın garip kul Cemşit’i dövmek daha kolay. Din, töre sabahtan akşama kadar ahlaktan bahsederken aldatma zinasına nasıl sebep olabilirmiş!

60–70 yıl biriyle evli kalan kimse mutlak surette eşinden bıkar. Eğer arada tatsızlıklar da varsa hatta eşinden nefret eder. Bıkmak sevmemektir; bıktığınız yemeği yer misiniz; hem de ömür boyu. Kadın erkek beraberliğini sadece yatakla algılayan etçilerin “Dibini bulan var mı…” gibi iğrenç söylemleri insanlarımızın beyinlerinin/yüreklerinin din/töre/düzen üçlü esaret kıskacında olduğunu gösterir.

60 yıl aynı erkekle/kadınla yatağa girmenin akılla izahı yoktur. Kaldı ki sadece bu olsaydı yine de katlanılırdı. Bazı tutucu evliliklerde özellikle kadın 60 yıl sadece bir iki akrabası ve kocasıyla konuşabiliyor. Bunlardan 50 yaşında birisi bana bu yaşa kadar sadece hepsi akrabası olan 6 kişiyle konuştuğunu söyledi. 7 milyar insanın yaşadığı dünyada 50 yıllık hayatınızda bir iki akrabanız ve kocanızdan oluşan, o da zorunluluktan 6 kişiyle konuşuyorsunuz. Paşakapı ceza evindeki müebbet inanın daha fazlasıyla konuşuyordur.

Adamı/kadını hapsetmişsiniz; o da eğer fırsat bulursa kaçıyor… Ve sizler de alıyorsunuz elinize sopalarınızı peşine düşüyorsunuz. Hapiste ne yapılır? Suç varsa yatılır, değilse kaçılır. Bu nedenle aldatma dediğimiz (bu kelime yanlış) normal bir olaydır. Asıl sorun evliliğin yeniden düzenlenmesidir. 70 yıl evlilik olmaz; kişiler birbirleriyle istedikleri kadar birlikte olmalılar.

Karısını/kocasını aldatan kimselere boşuna kızıyoruz. Peki, aldatmayanlar noluyor dersiniz? Bunlar zaten gerek yetişme tarzları/kişilikleri gerekse yaşadıkları ortam nedeniyle hem aldatma fikrine karşılar hem de isteseler de bunu yapamazlar. Denebilir ki kocasını/karısını aldatmayanlar da varmış demek ki… Bunlar yapabildiklerine göre…

Eşini aldatmayanların ve böylece rahmetli Barış Manço’nun deyimiyle “Bir yastıkta tam kırk yıl” yatanların psikolojik durumları incelenmiyor. Bunlar zaten bu kültürle yetişmişler. Üstelik ortamları da evliliği sorgulamaya müsait değil. Yani ömür boyu evliliğe mecburlar. İşte bu durumda hepimizi şaşırtan bir tablo çıkıyor ortaya. Yıllar içinde kadın ve erkek birbirlerine alışıyorlar. Bu aşk sanılıyor. Yıllar boyu çeke çeke işte fedakârlık, hoşgörü, merhamet, birlik duygusu, çocuklar, yuva fikri filam tavan yapıyor. Yani 60–70 yıl evli kalan ve bir yastıkta kocayıp beraber ölen bu zavallı insanlar çektikleri acılar ve gösterdikleri mücadelerle “Kiev’deki Adam” misali peygambere dönüşüyorlar. Artık bunlar için aşk, seks hiç önemli değil. Bunları aşmış oluyorlar. Tabi ki bu tabloyu tamamlayan çocuklar, çocukları okutup evlendirme adam etme, sonra tatlı torunlar derken aşka sevgiye gerek bile kalmıyor. İşte evliliğin aldatıcı saadeti. Peki, bunlar kötü mü? Elbette değil. Ama arzulu bir aşk ve cinsellik beraberinde olmalı. Bu kişiler vefat ettiklerinde bir bakın lütfen. Gözlerinde gülüşleri donmuş, yaşanmamış yılların özlemiyle ağızları hafifçe aralanmıştır.

Bence aldatanlarda değil aldatmayanlarda sorun var. Çünkü aldatanlar yaşamak istiyorlar. Duvarları yıkmak istiyorlar. Çoğu bunu bilinçli yapmıyor olabilir ama bence daha akıllılar. İnsanlara istedikleri gibi yaşama şansı verilmelidir. Ha bunu onlar kendileri tercih ederler, etmezler ya da yapamazlar kendi bilecekleri iş. Aldatmayanlarda sorun var çünkü istedikleri değil kabul ettikleri ya da onlara dayatılan hayatı yaşıyorlar. Ben Allah’ın 70 yıl aynı kadınla/erkekle birlikte yaşamayı mantıklı bulan bir akıl yarattığına inanmıyorum. Bu 70 yıl anlayışı aynı zamanda (Özellikle kadınlara) diğer tüm erkekleri, insanları, caddeyi, sokağı, hayatı da yasaklıyor. Eğer din nedeniyle kadınlar dünya ile bağlantılarını kesecekse Tanrı onları niye içimize yarattı ki? Bir kere burada çok ciddi bir yanlış var. Kadına göz vereceksin ve diyeceksin ki bakma. Hadi ya!

Sevgililer birbirlerini aldatmıyorlar. Eğer aldatıyorlarsa onlar zaten gerçek sevgili değiller. Aşkın ömrü bir bahardır. Gözünüz kör mü çiçekler bile her bahar açıp soluyor. Sizin çiçekleriniz nasıl bir çiçekmiş ki 60–70 yıl solmadan duruyor.

Benim yazılarım kavga yazısıdır. Ben barış güvercini uçuramam. Korkut’u böyle kabul edecek ya da hiç etmeyeceksiniz. Bu yazıda söylediklerim sizler tarafından kabul edilemez şeyler ya da kafayı sıyırmış bir yazar bozuntusunun fantezileri olarak görülebilir. Bütün yanlışlarınızı yıkacak doğru bildiğim anıtları yüreğinize dikeceğim! İnsanlığı çırçıplak soyacak, mezarlarınızın içine gireceğim! Tanrınızla birebir konuşup hepinizi şikâyet edeceğim! Korkut’un düzeninde yanlışa izin yok!

Abdi TURKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eşler birbirlerini aldatmasınlar, birbirlerine sadık kalsınlar, eğer aldatıyorlar ise ayrılsınlar. Kimse kimsenin onuruyla oynamasın. En doğru olanı bu bence..

Selda Çakmak 
 19.12.2015 16:43
Cevap :
Aldatmaya karşısın doğal olarak...  20.12.2015 14:01
 

doğru söze ne denir..bunu inkar edip savaşmak suya taş atmak gibi..özellikle kadınlar tarafından acı ama gerçek ve tüm çıplaklığıyla eninde sonunda kabullenilen bir gerçek..zaten ancak bu kabulleniş kadını kendi doğasından uzaklaştırıp aynı gerçeği icra etmeye sevkedebilir..

melek melekk 
 27.05.2012 1:14
Cevap :
Gerçekleri açıklama konusunda hiçbirimiz gereken cesareti gösteremiyoruz. Çünkü karşımızdakiler milyonlarca.İşte sizin gibi özgür yüreklerin desteği bizleri yüreklendiriyor.Hak ve hakikatin egemen olması için bir bedel ödenmesi gerekiyorsa bizler bu bedeli öderiz.Yazılarımız sadece yazı değil,haksızlığa karşı sıkılmış kurşundur.  27.05.2012 17:27
 

selam, yazdığınıza birebir katılıyorum, çok haklısın, söylenemiyenleri söylemişsiniz, ama çözüm? Aldatmak da hiçbir şartta çözüm değil. Çözümü bana sorarsanız ben de bilmiyorum maalesef...

Tatiliyet 
 26.05.2012 20:17
Cevap :
Evet haklısınız,aldatmak da çözüm değil.Yine de ben bir sistem yazdım(Bkz.SSES EVLİLİK MODELİ adlı yazım)  26.05.2012 21:26
 

Paralel düşünmüyoruz çünkü evliliği aldatma noktası olarak görmüyorum. Bıkmak, hergün aynı yemeği yemekte aldatmak için geçerli sebep değil en azından kadınlar açısından yada benim bildiğim kadınlar.İsterik olanları demiyorum.Bana göre erkekler için aldatma her zaman mübağ gibi.İzlenimlerinden edindiklerime göre değişiklik,öç alma, bastırılmış duygular, elde etme,anlık heyecan ben hiç bir erkeğin karınız yada sevgiliniz sizi aynı şekilde aldatsa dendiğinde o da yapsın diyeceğini sanmıyorum.Diyeni de zaten erkek sınıfına almıyorum.O zaman yapılmasını istemediğini sende yapmayacaksın.Sevgi saygı bitti ise ilişkilerde konuşup anlaşıp ayrılmaksa doğrusu ayrılmalı kişiler.Aynı tabaktan 40 kişinin yemesi de hoş değil aynı tabak olmakta.

Tülay EKER 
 26.05.2012 18:03
Cevap :
Her konuda paralel düşündüğümüzü söylemedim zaten.Elbette farklı düşüneceğiz; çünkü iki ayrı insanız.Sizin bu konudaki görüşünüz böyle,saygı duyuyorum.Ancak sanki ben insanlar birbirini aldatsın demişim gibi algılamışsınız sanırım.Yürekten bağlı olduğunuz kişiyi aldatmak kabul edilemez.Aranızda sevgi olmadığını gösterir.Sevgi yoksa ayrılın.Ben sadece durum tespiti yaptım.  26.05.2012 21:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5105
Toplam yorum
: 13380
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster