Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
705
 

Aldatmak... Aldanmak...

Aldatmak... Aldanmak...
 

Günümüz insanının beynini en çok kurcalayan konulardan biridir bu iki kardeş. Her ne kadar kızsak da, sevsek de, kabul etsek de etmesek de yaşamımızın bir realitesidir aldatmak. Tabii karşılığı olan durum ise aldanmak. 

“En çok kızdığım durum aldatmak” deriz ama söylediğimiz bu cümle bile çoğunlukla bir aldatmacadan öteye gitmemektedir. Buraya kadar okuyanlardan birçoğu, “aaa ben aldatmam” diye düşünebilirler. Bu düşünce toplumda genel olarak “aldatma” sözcüğünün “eşi aldatma” anlamında kullanıldığındandır. Değilse başka alanlarda aldatma çabaları hayatımızın büyük bir bölümünü işgal eder. 

İletişimin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde egemenler aldatmak yerine baskı rejimini uygularlardı. İnsanlar giderek kendi haklarından haberdar olmaya başladı. Hemcinslerinin aynı konuda çok başka davranışlar sergilediklerini öğrendikçe de baskı rejimleri eskisi gibi kolay uygulanamaz oldu. Baskı ile elde edilemeyen birçok şey aldatma ile elde edilmeye başlandı. 

Kişilerin birbirlerini aldatmaları, toplumsal aldatmaların çekirdeğini teşkil eder. Bu gün bu toplumsal aldatmalara değinelim istedim. Sizler de bu konuda yanlış düşündüğümü düşünürseniz lütfen yorumlayın. Zira bu konu gerçekten çok önemli. 

Toplumumuzdaki aldatmalardan biri, resmi – sivil aldatmacasıdır. 

Bir ülkede beraber yaşayan, o ülkedeki oluşan şartlardan az veya çok beraber etkilenen herkes o ülkenin sorumluluğunu taşımalıdır. Aksi oluyorsa birileri diğerlerini aldatıyor demektir. Sözlük, devlete ait kurumlarda çalışanlara resmi, gelirini devletten değil de yaptığı işlerden dolayı halktan sağlayanlara sivil diyor. Bu tarife göre belediyede çalışan memurdan tutun da askere kadar düşünebildiğiniz herkes resmidir. Hatta resmi bir kuruluştan emekli olmuş ve maaşını o kurumun emeklilik kolundan almakta olanlarda bu statüdedir. Bu resmi olan insanların aileleri ve yakın çevrelerini hesap ederseniz ülke nüfusunun yarısını geçeceklerdir. 

Şimdi sıkı durun. Ülkeyi yönetenler sivil olacaktır. Yani ülkenin yarısından fazlasının ülke yönetiminde söz sahibi olması düşünülemez. Bu bir kandırmaca değil de nedir? Mesela bir savunma bakanı asker olsa yanlış mı olur. Yıllarını ülke savunmasına vermiş, taa çocukluğundan beri bu işi okumuş öğrenmiş bir kişi bu işte hiçbir bilgisi olmayan bir sivilden daha mı kötüdür? 

Gerek yazılı gerek sözlü medyada sıkça görülen bir anlatım var. “Vesayet rejimi” Bu iddiaları aldatmanın en aşağılık kesiminden bir durum diye düşünüyorum. Düne kadar devletin herhangi bir noktasında çalışan, ekmeğini oradan kazanan biri istifa edip parlamentoya seçilecek, ülke yönetecek, bu yönetime örneğin kanarya sevenler derneği, eleştiride bulunsa saygı ile dinlenecek, odalar, borsalar, kale alınacak, sözleri dinlenecek, asker veya yargıdan bir ses çıkarsa feryat basılacak. Yani sivil vesayet varsa mesele yok, resmi vesayet tüü kaka. 

Saygı duyduğum bir yazar, “CHP iktidara gelirse derin devletin vesayeti artar mı acaba” diye şüphe ediyor. Bu tür serzenişleri sıkça duyuyoruz. Tebrik etmek lazım ki, toplumu aldatmak için çalışanlar bayağı başarılı oluyorlar. 

İnsan biraz insaf, biraz bağımsız akıl sahibi ise “dur bakalım” der. CHP 60 yıldır iktidar değil. Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığındaki bütün dünyanın parmak ısırdığı güzel dönemi çıkarırsak CHP, 1938 – 1950 arası iktidar olmuştur. Daha sonra ABD güdümlü sağ iktidarlar devreye girmiş ve halen devam etmektedir. Bütün yaşadığımız olumsuzlukların nedeni o içinde ikinci dünya savaşının olumsuzlukları da olan 12 yıl mı dır. “Evet” diyebilmek için ya çok akılsız, ya çok vicdansız, ya da çok kötü niyetli olmak gerekir. 

Yazının başında değindiğimiz gibi iletişimdeki gelişmeler baskı rejimlerinden kandırma rejimlerine geçişi zorunlu kılıyor. Toplum mühendisleri bıkmadan utanmadan kimi gizli kimi açıktan sürekli yalan söyleyerek halkın beynini yıkamaya, onu aldatmaya uğraşıyor. Siyasiler de maalesef bu yalan söylemlere ortak oluyor. Türkiye’nin bu günkü durumu hiç de iç açıcı değildir. 1923 den beri savaşmayan ülkemizin durumunu, arada yıkıcı savaş görmüş kimi ülkelerle kıyaslarsak ne demek istediğim ortaya çıkar. Yani bu gün hangi olumsuzlukları yaşıyorsak hepsi 60 yıldır arka arkaya gelen sağ zihniyetteki teslimiyetçi iktidarların suçudur. 

Yinede dünyanın her yerinde sürekli görev yapan aldatma ordusunun Türkiye kolu işini çok iyi yapmaktadır ki, hala bu başarısız ekipler halkın oyunu büyük oranda alabilmektedir. 

Halkın itibar ettiği, güvendiği, sözünü ciddiye alıp dinleyeceği kesimler bu durumu anlatmaya kalktığında Silivri yerleşkesine kapatılıyorlar, aşağılanıyorlar, itibarsızlaştırılıyorlar. İşte tiyatronun oyun şekli bu. 

“Aklını kullanmayanın başına gökten pislik yağar” 

Aldatılmaya teşne olanlara iyi aldanmalar… 

İzmir, 2011-01-21 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıdaki resmi adlandırması sivil karşıtı yapılarak ve de devletle ilişkili herkesi resmi statüsüne koyarak biraz zorlama mantıkla akıl yürütülmüş. Ayrıca halkın doğrucu siyaseti destekleyip seçmesi korkutularak, (Silivri'ye kapatılma korkusu) önlenmektedir demekle hüküm kararı da verilmiş gibi. Biz ölmüşüz de cenazemiz açıkta kalmış... bu millet adam olmaz. Bak görürsünüz bu seçimde de korkudan mı yoksa cahillikten mi yoksa fırsatçılıktan mı desem bilemiyorum; benden akıllı olacak değiller ya gidip gene aynı partiye oy verirlerse hiç şaşmam. Gene de her demokrat gibi halktan gelen başım üstünde diyeceğim demesine de ortadaki benim demokrasim olsa gam yemem. sevgiler saygılar

Muharrem Soyek 
 21.01.2011 21:05
Cevap :
Merhaba, Demokrasi, maalesef kötü insanların elinde güçlünün güçsüzü en iyi aldatma aracına dönüşmüştür. Özellikle ülkemizde uygulanan demokraside halk asla yoktur. Aldatanlar, aldananlar ve bizler gibi donkişotlar. İşin ilginç yanı halk kendini irade sanmaktadır. Saygı ve selamlar...  24.01.2011 16:56
 

Bu konu, üç dört yazılık bir konu aslında... Hele hele resmi-sivil aldatma/aldanması... Düşünsene milletvekili olmak için resmi görevlerinden istif edip aday olan kişi seçilince artık sivil mi oluyor? Başbakan sivil mi? SSK emeklisi değil mi? Devletten şimdiki görevi için maaş almıyor mu? Bir de milletveki emeklisi olmadı mı? (İki yıl milletvekilliği yapan emekli olur ya) Seçilenler sivil olur, atananlar resmi diyen Çiller' di... En büyük aldatanların başında gelir... Bir de "sivil bir anayasa" aldatması var. Oysa hiçbir zaman sivil anayasa yapılamaz... Anayasayı yapanlar, ya bürokratlar ya da devletten maaş alan milletvekilleridir... Devletten maaş alan milletvekili nasıl sivil olur... ? Arınç ne diyor : "Asker bizim emrimizde bir memurdur. Otur yerine dedik mi oturur?" Peki Arınç maaşını nereden alıyor, MÜSİAD'dan mı? DEVLETTEN.. nasıl sivil oluyor Arınç...? Bu aldatma/aldanma daha çok sürer... Saygılar sevgiler dost.

UFUK KESİCİ 
 21.01.2011 20:27
Cevap :
Merhaba, Dost, ben sadece bir başlangıç yaptım. Değerli arkadaşlar açacaklardır. Özellikle senden bu konuda katkı bekliyorum. Saygı ve selamlar...  24.01.2011 16:51
 

Keşke yazını "ALDATMA-ALDANNA I-II-III" falan diye ayırsaydın... Örneğin : "SİVİL-RESMİ" aldatma / aldanma.. Birden fazla yazının bile konusu olabilir... Hele hele

UFUK KESİCİ 
 21.01.2011 20:16
Cevap :
Merhaba, Dost, önerini dikkate alacağım. sağolasın. Saygı ve selamlar..  22.01.2011 14:32
 

Gözleri dört mü açmalı? Ki; sizin de belirttiğiniz gibi bireysel olarak gözü değil beyni de açsan, hiç bir anlamı yok. Küresel bir aldatmacanın içindeyiz. Cehalet ve körlük aldı başını gidiyor. Bakalım neler göreceğiz? Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 21.01.2011 17:56
Cevap :
Merhaba, Dananın kuyruğu seçimlerden sonra kopacak gibi geliyor. Bakalım, hayırlısı olsun. Saygı ve selamlar...  22.01.2011 14:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster