Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3216
 

Aldattım evet ama sor bakalım neden?

Aldattım evet ama sor bakalım neden?
 

Konu başlığına bakarak olayın benimle ilgisinin bulunduğunu düşünmeyin lütfen.

Bu şu anda sağnak halinde yağan bir BURSA yağmuru ile birlikte döküldü şu an kalemimden.


EVET ALDATTIM AMA SOR BAKALIM NEDEN?

Kadın, sabah beş sıralarında, Ankara'ya ortaklar toplantısına giden eşini terastan uğurladıktan sonra tekrar derin bir uykuya daldı.
Dokuz sıralarında konsolun üzerine açık bıraktığı telefonu uzun uzun çaldığında uyanarak telefonuna uzandı, telefondaki kişi eşinin ortağının eşiydi.

-Nazan'cığım, seni uyandırmak istemezdim ama bu gün Çırağan'da pizza partimiz var unutma, LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR adına düzenlediğimiz bu organizasyonun başkanları olarak en erken bizim orada bulunmamız gerekiyor, dörtte başlayacağız unutma.

-Tamam! Diyerek telefonu kapattıktan sonra yatak odasının balkonundan aşağı baktığında, kendisine seslenen evin emektarı Fatma hanım kendisine hazırladığı, son derece şık görünümlü kahvaltı masasına çağırıyordu.

Giyinerek çayını içti ve bahçedeki yüzme havuzunda yarım saat yüzerek rutin sporunu yapmış olduğu zindelikle şezlonga uzandı.Ellili yaşlarda olmasına rağmen çokı bakımlıydı.

Salondaki kolonlardan bahçeye İspanyol şarkıcı Iglasıas'dan slow bir melodi yankılanıyordu.

Bilgisayarını açtı, geçen haftadan beri sağa sola koşuşturmaktan açamadığı e-postalarını okudu, banka havalelerini, ödemeleri bir çırpıda hallederek, yukarı kata çıktı.
Kuaförünü çağırdığında saat on bire geliyordu.
Saç bakımı yapılırken cep telefonundaki adresleri tek tek arayarak toplantıyı hatırlatacak kısa konuşmalar yaptı.

Bu gün, çok etkileyici olmalıyım diye düşündü.Sade ama çarpıcı olmalıyım, benim karekterim ön planda olmalı bu nedenle gece mavisi keten takımlarının içine bej gömleğini giyerek üzerine çok sade ama şık bir gerdanlık taktı.

Gerdanlığın boynunda duruşunda eşi geldi aklına, bunu geçen yıl evlilik yıldönümlerinde almıştı, canım sevgilim benim diyerek eşini anımsadı.

Elindeki siyah kadife kutuya sevgiyle dokunmuştu gülümseyerek.

Keşke bir çocuğumuz olsaydı ama olmadı
diye düşündü Nazan.İçi sızlamıştı o an. BİR HAYLİ DE EGOİST DAVRANDIĞININ BİLİNCİNDEYDİ.
Eşinin tüm ısrarlarına rağmen çocuk yurdundan kendisinin olmayan bir bebeği alıp büyütmeye de yanaşmamaıştı.
Sadece böyle hayır kurumlarına adamıştı kendisini.
Eşi de susarak sineye çekmişti evdeki bu sükuneti ve sessizliği.

Garajdaki aracını çıkararak, KÜKÜRTLÜ'den Çekirge caddesine dönen kavşağa geldiğinde bir gün önce ısmarladığı pastaların saat üç gibi gönderilmesini söyledi.

Çırağan'a geldiğinde merdivenler, sağlı sollu çiçek saksıları ile güllerle donatılmış, ortaya mis gibi bir koku yayılmıştı.

Masalarda pembe organze örtüler ve bordo peçetelerle uyum sağlayan kırmızı gül demetleri çok etkili bir görüntü
sergilemişti. Bahçe dizaynını çok sevdiği yeğeni dekoratör Burçin yapmıştı gönüllü oloarak.
Halacığım çorbada benim de tuzum olsun diyerek.


Kendisini kapıda karşılayan şef garson, eşine olan hürmetlerini ifade eden bir kaç cümle sarfettikten sonra, yaptıkları çalışmalar konusunda ayrıntılı bilgiler verdi.

Nazan, kendisini telefonla arayan arkadaşının aracının korna sesini tanıyarak merdivenlerden aşağı indi ve onun elindeki paketlerin bir kısmını aldı.

Davetliler birer ikişer gelmeye başlamıştı.
Herkes masalarında kendilerine ayrılan protokollerinde yerleştiğinde, açılış konuşmasını yapan genel başkan, mikrafonu kendisine uzatmış, Nazan'da 2007 bikançosu ve 2008 hedefleri doğrultusunda finansman ve bağışlar konusunda zun uzun bir açıklama yaptı.

Resmi konuşma ve selamlaşmalar bittiğinde tüm konuklar masalarına gelen pizzaların lezzetinden bahsetmeye başlamışlardı.

Bir ara, sessizliği bozan şen bir kahkaha patlamıştı karşı masadan.

Nazan hiç tanımadığı yirmili yaşlarda olan bu sarışın, narin yüz hatları taşıyan güzeller güzeli genç kadına hayranlıkla baktı.

AMAN TANRIM BU NE KUSURSUZ BİR GÜZELLİKTİ.

Üzerinde iyi bir mağazanın çizgilerini taşıyan kar beyazı döpyesleri ile bir kelebeği andırıyordu.

-Benim de bir kızım olsaydı bu yaşlarda olurdu mutlaka diyerek hüzünle iç geçirdi.

Hayranlıkla süzdüğü bu genç kadın kendisine yöneltilen:
-Eeee nikah ne zaman Funda,
çok uzatmadınız mı? Sorusunu, yine aynı şen ses tonu ile yanıtlamaya çalıştı.

-İyi de nasıl evleneceğiz ki?
Karısı boşanmıyor ki?
Ne zaman evlilik lafı etsem Harun şiddetle reddediyor, karım boşanmıyor ben ne yapayım diyor.

Olsun ben zaten o kadının hayatının en ortasındayım. Çünkü iki aylık hamileyim.

Şimdi beni evimizde bekliyor.
Eşi onu ANKARA'da zannederken biz onunla muhteşem bir aşkın zirvesindeyiz.

Harun ismi Nazan'ın beyninde bir volkan gibi infilak etmiş ve gözlerini açtığında bir hastane odasının gri duvarları arasında bulmuştu kendisini.

Toparlandığında eşi ile hesaplaşmalar, geçen otuz yılın bilançosu, kavgasız ama kırgın bir hesap soruşun ardında inceden gücenme ve kahroluş...
BÜTÜN BUNLARI ÜST ÜSTE yıldız akışı bir çırpıda kısa bir süre içöinde yaşayan Nazan,
avukatına vekalet vererek boşanma davası açtı.

Sadece, neden diye sordu.

NEDEN?

Aldığı yanıt ne kadar da basit ve açıklayıcıydı:
-Evet seni aldattım
ama sor bakalım neden?

Ben kendi canımdan kanımdan bir çocuk istemiştim.

Hepsi bu.
Biliyorsun seninle çok mücadele verdik.Avrupa'ya bile gittik.Ayrıca bir bebek de alabilirdik.Sen onu da reddettin.Kendini dışarıya attın.

Ya ben?
Beni hiç düşündün mü ha düşündün mü?

Bu adam evinde yuvasında bir çocuk gülüşü ister mi istemez mi?

Nazan usulca üzerine gelen bu sis tabakasından kaçıp kurtulmak için tek celsede boşandı.
Hak vermişti, eşini çok ama çok ihmal etmişti çünkü.


NİLGÜN'CE BİR BOŞANMA DERLEMESİYDİ.


KİM HAKLI , KİM HAKSIZ/ BENDEN YANA YORUM YOK...

Size bırakıyorum!

Yüreğinize gam keder dokunmasın dilerim.


Not; Konusu ve ismleri dolayısı ile tamamı ile hayal ürünüdür.

Nilgün Çakıcı/Bursa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ÇOKGÜZEL OLMUŞ ELİNİZE VE DE TAHAYYÜLÜNÜZE SAĞLIK.DEVAM EDİNİZ

Ertuğrul KABAŞLAR 
 09.06.2007 17:27
Cevap :
Teşekkürler sn Kabaşlar.  10.06.2007 1:20
 

Olayda aslında iki taraf da kendine göre haklı ama kesinlikle suçlu değil. Asıl suçlu bizim toplum kültürümüz. Kadına doğurmayı emreden, erkeğe soyunu sürdürme görevini veren zihniyet. Tabi burada aldatan erkek olduğu için, onun soyunu sürdürmek adına yaptığı bu masum davranışı hoş gören toplumumuz, eğer kadından benzer bir hareket görseydi, çoktaaan yerden irili ufaklı taşları toplamaya başlardı bile... "vurun kahpeyeee" diyerekten. Ellerine sağlık hoş bir hikaye olmuş.. Sevgiler...

LeylaK. 
 08.06.2007 10:19
Cevap :
Sevgili Leyla, eğer madalyonun tersini çevirerek, neslini devam ettireceğim diye bir hatun kişi yapsaydı bu eylemi, yazarı hakkında da şaibeli düşünceler hükmedecektir.((. Ben bunun hikayesini bile kaleme alacak kudreti kendimde göremiyorum. Bir kadın var; eşi kısır ve bir erkek ile ciddi bir ilişki kuruyor, sebep=? ANA OLMAK İSTİYORDUM, AMA SEN KISIRSIN KOCACIĞIM , BU NEDENLE TEK SEÇENEĞİM BUYDU! Sonuca bakın bir, site alt üst olurdu inanın olurdu.Ben cüret edemem bile bunu kaleme almaya! SEVGİLER. Nilgün Ç.  08.06.2007 17:47
 

Yanlış anlamışsın. :) 9 yıl sonra anne oldum ben. 2003 yılının temmuz ayında. Tam umudumu kesmişken hem de. Sen de anne olduğun için bilirsin ya tanımsız bir duygu bu ancak yaşanır. Şimdi oğlum dört yaşında, dilerim anne olmayı arzu eden herkes bu duyguyu yaşasın. Sevgiyle kal

Özlem Akaydın 
 07.06.2007 16:46
Cevap :
Tamam canım, ALLAH bağışlasın evladın ve ailenle huzur diliyorum. Eğer benim anne olmak imkanım olmasaydı mutlaka kimsesiz bir bebeği evlat edinirdim. sevgiler canım.  08.06.2007 7:56
 

Valla Nilgün'cüğüm bilemedim kim haklı? Benim de 9 yıl olmadı çocuğum ama hiç anne olamasaydım eşimle ilgili de böyle bir şey yaşamazdım sanırım. Çok eminim ki eşim, başka arayışlara girmezdi. Farklı bir konu bu. Adamın da çocuğu olmayabilirdi, aynı nedenden kadın da mı adamı aldatsaydı acaba? Bizim toplumumuzda tersi durum olunca sonu cinayet oluyor, kısa ve net çözüm:) Erkek olunca işler değişiyor. :) ama yazın çok güzeldi:) Sevgiyle kal Özlem

Özlem Akaydın 
 07.06.2007 10:55
Cevap :
Özlem'ciğim, sizi yanıtlamadan önce sayfanızı açarak size bir yorum yazdım az önce. EVET, haklısın, erkek kısır olduğunda kadın analık özlemini sonsuza kadar saklar yüreğinde. NE TERKETMEYİ DÜŞLER NE DE BAŞKA BİR BEDENDE DENEMEYİ... Bunu da yazmak gerekecek galiba değil mi? Dilerim en kısa zamanda teyze oluruz! ANALIK her kadının tatması gereken çok kudsiyeti olan bir kavram. Dilerim sen de tadarsın güzelim. sevgiler.  07.06.2007 11:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 238
Toplam yorum
: 966
Toplam mesaj
: 227
Ort. okunma sayısı
: 1444
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Bursa'dan bir milliyet okuru olarak, burada sizlerle olmak çok güzel. Bir ev hanımıyım, iki çocuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster