Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '14

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
411
 

Alerjik reaksiyon

Alerjik reaksiyon
 

Yaz başından beri esrarengiz tanıtımları büyük beklentilere neden olan  “Reaksiyon” dizisi nihayet Pazartesi akşamı seyirciyle buluştu. Esrarengiz tanıtım dememin nedeni, tam da dizilerin bittiği ve yazın başladığı dönemde resimde görülen “Hangi Devlet?” sorusunun ekranda sorulmaya başlamasındandır. Hatırladığım kadarıyla Emperyalizm, Siyonizm, Pan Helenizm ve Şia Doktrini gibi çeşitli küresel vizyonlara atıfta bulunularak, ya Türkiye diye soruluyor ve Eylül’ü beklememiz isteniyordu.

İşte tam burada ben kendi adıma - istem dışı - dizinin komedi bölümünü oluşturdum ve bu tanıtımın Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk ayağı olarak algıladım. Evdekiler her ne kadar bana hayretle bakakalsalar da, dizi sezonunun bittiğini ve ekranda yer alan söylemlerin başdanışman Yiğit Bulut’unkilerle bire bir uyuştuğunu söyleyince, herkes ikna oldu. Bu durumda bizlere Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın Eylül itibarıyla küresel güçlere karşı vizyon savaşı açacağı mesajı veriliyordu. Başka ne olabilirdi ki? Zira dizi tanıtımları yaz sonunda başlıyordu.

Ancak sonradan öğrendiğimize göre, çok ayrıcalıklı bir yere konumlandırılan Reaksiyon dizisinin tanıtımlarına gerçekten de o tarihlerde başlanmıştı. Dizinin iktidara yakın bir kanalda yer alıyor olması da, içeriği hakkında ipucu veriyor gibiydi. Bu yüzden de benim dizi tanıtım fragmanlarını Cumhurbaşkanlığı seçim fragmanlarıyla karıştırmış olmam o kadar da şaşırılacak bir durum değildi.

Gerçekten de dizide Hakan Fidan rolündeki “ak” istihbarat başkanı Gürkan’ı ifadeye vermeye çağıran, “kara” (paralel) savcı oluyor. Tam da bu sırada bir müsteşar yüzde yüz Amerikanvari bir suikast girişimine uğrayıp kurtulurken, bana göre İlker Başbuğ’a çok benzeyen bir bakan da ameliyat masasında kalıyor. Çünkü doktorlardan “kimsesiz” olanı ayarlayan derin devlet, yani “Dayı” Erdal Beşikçioğlu ve adamları, ameliyat sırasında çaktırmadan ne idüğü belirsiz bir maddenin şırıngalanmasını ve böylece bakanın kalbinin durmasını sağlıyor. Böylece Gürkan’la birlikte NATO konseptini terk etmeye karar veren sacayağından bir tanesi “ex” oluyor.

Müsteşarın suikasta uğraması, bakanın ameliyat masasında kalması ve kendisinin de ifade vermeye çağırılmasıyla beraber düğmeye basıldığını anlayan Gürkan, NATO konseptinin dışına çıkmak için ikisi de birer mert erkek abidesi olan Yüzbaşı Oğuz ve Komiser Tekin’le beraber çalışmaya karar veriyor. Suikastta müsteşarın hayatını çapraz vuruşlarla kurtarmış olan Tekin’le, IŞİD’in elindeki rehineleri kurtarmak yerine Güney Kıbrıs’ta intikam peşinde koşan Oğuz’un anlaşması tabii ki kolay olmuyor. Tam birbirlerinin boğazlarına sarılmışken, beklenen askeri uçağın iniş sırasında havaya uçurulması ve yanan parçalarının iki kahramanımızı da teğet geçmesiyle dizinin ilk bölümü son buluyor.

Nedense bu sahne bana “Cehennem Silahı”nda Mel Gibson ile Danny Glover’ın birbiriyle dalaşmalarını anımsattı. Fragmanlarda Oğuz’a elektrik şokuyla işkence edilmesi de benzer bir çağırışıma neden olmuştu. Özetle, Reaksiyon sanki Kurtlar Vadisi’nin daha Amerikanvari ve de iktidarımsı versiyonu gibi. Bu bağlamda da mutlaka ki hitap edeceği bir seyirci kitlesi vardır. Diziyle ilgili olumlu ve olumsuz yorumlar içersinde ise en çok şu iki twitter yorumu hoşuma gitti:

“Hitap ettiği kitleye göre fazla elit, hedeflediği kitleye göre fazla sığ bir dizi olmuş amirim.”

“Amirim Reaksiyon ilk bölümde biraz olmamış gibi geldi... Senaryo yukarıdan onaylı galiba... Biz Behzat Ç. tadında bir şey olsun isterdik...”

Evet, özellikle şu “yukarıdan onaylı” kısmı kuşkusuz ki iktidarı destekleyen kitlelerin hoşuna gidebilir. Ancak takip etmesi oldukça yoğun bir konsantrasyon gerektiren temposu ve içeriğiyle, yine aynı kitlede seyir sorunu yaratabilir. Bu tip dizilere alışkın eğitim düzeyi daha yüksek izleyicilere ise fazlasıyla Amerikanvari ve de iktidar yanlısı klişe içeriği yüzünden fazla cazip gelmez diye düşünüyorum.

Ancak tüm bunları sorun olarak görmüyorum. Bu tip diziler ve filmler dünyanın her yerinde çekiliyor ve seyrediliyor. Sorun, bizzat bu ülkeyi yönetenlerin bu klişelere fazla inanmış olup, iç ve de dış siyaseti buna göre şekillendirmeye çalışmalarındadır. Hem Batı Emperyalizm’ine karşısınız, hem de emperyal güç olma sevdasındasınız. Bir taraftan küresel güçleri eleştiriyorsunuz, diğer taraftan aynen onların davranış şablonlarını kopyalıyorsunuz.

Örneğin Vahdettin Köşkü’nün ve korusunun restorasyon kılıfı altında dümdüz edilip, aslıyla alakasız bir şekilde betonlaştırılıp çirkin istinat duvarlarıyla çevrilmesinin nedeninin altında, İstinye’deki Amerikan konsolosluğuna benzeme isteği olabilir diye düşünüyorum (bkz. “Vahdettin Köşkü’nün katli”).  Yine Ankara’daki Başbakanlık Hizmet Binası’nda da, Selçuklu mimarisinin kötü kopyasıyla örtülmeye çalışılan, bu Amerikanvari büyüklük ve güç özentisinin izleri olduğunu düşünüyorum (bkz. “Star Wars’un Neo-Osmanlı versiyonu”).

Bu yüzden de Reaksiyon ve benzeri dizilerdeki “koçum” erkeklerin özentili büyüklük ve güç gösterileri bende artık alerjik reaksiyona neden oluyor.  Testosteron yüklü bıçkın konuşmalar ve sert bakışlar eşliğinde Amerikan kopyası şablonları Neo-Osmanlı emperyal vizyonlar olarak sunmak belki iktidarın tabanına propagandası olabilir, ama dünyada karşılığı yoktur.

NATO konseptinin dışına çıkmayı diziye konu etmek ve gerçekleşmesini iki aslan parçasının omzuna yüklemek, zaten olayı ne kadar hafife aldığınızı gösterir. Bunu yaparken bir de tümüyle Batı temelli şablonlara dayanmak ise hafife alınmanıza neden olur. Devlet kurumlarıyla oynamak ise başlı başına hafifliktir.

Dünya gerçekleri ise oldukça ağırdır. Güçlü devlet olmanın tek göstergesi vardır, o da demokratik sosyal hukuk devleti olmaktır. Bunun yolu da az konuşup, çok çalışmaktan geçer. Dürüst, şeffaf, tarafsız ve rekabetçi bir yapıyı gerektirir. Aksi durumda ise 49 konsolos görevlisinin rehin alınmasını engelleyememiş bir devlet olarak emperyal dizi kahramanlarıyla avunup durursunuz.

Alerjik reaksiyonla yetinirsiniz.

Zuhal Nakay

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 559
Kayıt tarihi
: 24.08.13
 
 

Mimar / Blog Yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster