Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
198618
 

Alevi ile Sünni arasındaki fark

Alevi ile Sünni arasındaki fark
 

Alevi deyince: Atatürk, Hacı Bektaş-ı Veli ve Hz. Ali


Bugünlerde “Alevi Açılımı” üzerine tartışmalar hararetle devam ederken, daha Aleviliğin bazı kişilerin kafasında oturmamış olduğunu gördüm hayretle.

Aleviliğin Müslümanlığın bir mezhebi mi yoksa ayrı bir din mi olduğuna dair soru vardı insanların kafasında hala.

Aynı ülkede yıllardır beraber yaşıyorsunuz ve Aleviliğin daha nereye ait olduğunu ve ne olduğunu bilmiyorsunuz. Bunu çok garipsedim.

Bu soruyu soranlar arasında entelektüel, topluma fikirleriyle önderlik eden kişilerin de olması olayı daha da şaşırtıcı kılmaktadır.

Belki hata biraz da Alevilerde idi. Kendilerini anlatmadılar, sadece anlaşılmak istediler. Ben de bir Alevi aileye mensup biri olarak anlatma gereksinimi duymadım hiç çünkü “herkesin inancı kendine” düşüncesi ile önemsemedim.

Ancak kafadaki sorular hayret verici derecede temel konular üzerinde olunca anlatmak gerekirmiş diye geçirdim içimden.

Çünkü Alevilik hakkında “temel ve çok genel bilgi” sahibi olmayanlar dahi varmış ülkemde.

Şaştım kaldım doğrusu TV ve gazetelerdeki tartışmaları takip ederken.

Bunun üzerine herkese çok genel de olsa bir bilgi sunmak istedim Alevilik hakkında. Ve bunun üzerine kalemime sarıldım (tabii lafın gelişi, bilgisayar tuşlarına sarıldım aslında.)

Tartışmalarda dikkatimi çeken sorular üzerinden giderek Alevilik’in ne olduğunu temel ve basit olarak açıklayacağım izninizle:

1.Alevilik Müslümanlığa dahil bir mezhep midir yoksa ayrı bir din midir?

Cevap çok basit.

Alevilerin Hz.Muhammed’den başka bir peygambere inandığını gören oldu mu? Hayır.

Alevilerin inanışlarının simgesi olan söz nedir: Allah, ya Muhammet, ya Ali.

Kimmiş Alevilerin peygamberi: Hz.Muhammet.

Peki Hz. Muhammet hangi dinin peygamberidir?

Müslümanlık.

Nokta.

Ha, diyeceksiniz ki, peki Ali ne oluyor o zaman?

Hz. Ali Müslümanlığa bağlı bir mezhep olan Aleviliğin piridir.

Nokta.

Hz. Ali bir peygamber değil, bir halifedir.

Bu arada, size “Alevi”nin anlamını da söyleyim: “Ali’i sevenler” demektir.

Gelelim diğer bir soruya.

2. Aleviler neden camiye gitmez? Madem Müslümanlığın ibadet yeri cami ise, nereden çıktı bu cem evi?..

Cevap basit.

Çok genel bir kültür bilgisidir bu aslında.

Hz.Ali, düşmanlık ve husumet ve iktidar kavgası nedeniyle, bir camide öldürüldü mü öldürülmedi mi?

Öldürüldü.

Hem de kafası kesilerek.

Ve rivayet der ki, Ali’nin kafası ile top gibi oynanmış!

Aleviler böyle bilir. Bu yüzden Alevilerde Salı günleri çamaşır yıkanmaz ve tırnak kesilmez. Çünkü Ali’nin öldürüldüğü gün Salıdır, inanışa göre. O gün bir nevi yas günüdür Alevi için.

Üstelik düşmanları Muaviya ve Yezit, her kim ise, bununla da yetinmemişler, camilerin eşiğine Hz. Ali’nin adını yazmışlar, gelen geçen üstünden çiğneyerek geçsin diye!

İşte, bu olaylar bir kırılma noktası yaratmış Alevilerde ve bu olaylar yüzünden o gündür bugündür camiye gitmeyi bırakmışlar. “Ali’yi sevenler” Ali’ye sahip çıkmak için protesto etmişler camileri.

Siz olsanız ne yapardınız? Çok doğal ve insancıl bir protesto, değil mi?...

Peki, aradan yıllar geçti neden barışmadılar ve camiye dönmediler, diye sorar gibisiniz.

Hemen cevap vereyim.

Geçmiş olsun!

Camiyi terk edince, ibadet edecek bir mekan, bir yer aramış ve bulmuşlar: cem evi.

Ve bu bir gelenek halini alarak bugüne kadar gelmiş.

Geleneği bir süre sonra değiştirmek zordur takdir edersiniz ki.

3. Aleviler neden Atatürkçü, ilerici ve cumhuriyetçidir?

Hacı Bektaş-ı Veli’nin felsefesine ve Pir Sultan’ın isyankar şiirlerine bakın derim bunun cevabını bulmak için.

Aslında, Mevlana’nın düşünceleri de Alevi düşüncesine yakındır.

Aleviler, her şeyden önce “humanist”tirler. Sevgidir inanç felsefelerinin baş tacı.

Ve isyan gören, hakarete, iftiraya uğrayan herkes gibi onlar da devlete küsmüştür, kırılmıştır.

Ne zaman ki, din baskısına izin vermeyeceği bir yeni düzen kuran Atatürk doğmuştur, tüm Aleviler onu kucaklamış ve bağrına basmıştır.

Bağnazlık, din istismarı Alevilere göre bir şey değildir. Felsefeleri “laik ve demokratik yönetime” uyumludur.

Aleviler bir dinin “ibadet” boyutundan ziyade “inanç ve ahlak” boyutuna önem vermişler, bu da tasavvuf denilen dinin felsefesine kulak vermeye sevk etmiş onları, o yüzden, bu konuya ve hayata “değerler” üzerinden bakarlar. Bu da onlara olur olmaz “beyin yıkamalara” kanmayan bilinçli bir dünya görüşü kazandırmıştır.

4. Alevileri Sünnilerden ayıran bir başka temel özellik nedir?

Tabii burada kendini bağnaz ve çarpıtılmış dini inanışlara kaptırmayan gerçek dindar, ileri görüşlü Sünnileri ayırmak isterim. Bu bakımdan Alevilerle ilerici, gerçek dindar Sünniler arasında bir fark yoktur zaten.

Sorumuza gelirsek;

Nedir Alevi’yi aşırı dinci bir Sünni’den ayıran bu önemli özellik: Allah’a inanma şekli!

Aleviler “Allah sevgisi” ile büyür, aşırı dinci Sünniler “Allah korkusu” ile.

Ve bu bakımdan bence Alevilerin Allah sevgisi daha doğru ve sağlıklı ve hatta daha gerçektir.

Çünkü insan tabiatı gereği korktuğu bir şeye bir süre sonra ihanet edebilir. Korku insan tabiatına aykırı, onu hasta eden, tutsak eden bir şeydir ve gün gelir patlar.

Halbuki sevgi temelli bir inanışta, ihanete yer yoktur. İnsan sevdiği bir şeye ihanet etmeye, ona karşı suç veya günah işlemeye çekinir, değil mi?

İşte, Alevilerdeki Allah sevgisi onları suç işlemekten veya günah işlemekten alıkoyan en önemli fazilettir.

İnsan “sevdiği Allah’a” karşı dürüst olur.

Düzeltme: Yukarıda verdiğim bir yanlış bilgiden dolayı özür dilerim. Hemen düzeltme yapayım.

Kafası koparılarak öldürülen Hz. Ali değil, Kerbela'da Muaviye'nin oğlu Yezit'in askerleri tarafından, kafası koparılarak öldürülen Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'dir.

Hz. Ali'nin ölümü ise şöyle gerçekleşmiş: Ali mescide namaz kılmaya gelince, pusu kurulmuş ve boynundan kılıç darbesi almış, yaralanmıştır. Bundan 3 gün sonra bu darbenin etkisiyle ölmüştür.

Bu arada, Alevilerin camiyi terk etmelerinin sebeplerinden birini daha hatırlatmak isterim: Hz. Ali öldükten sonra, Muaviye'nin emriyle camilerde Hz. Ali'ye sövgüler, hakaretler yapılmıştır uzun zaman. Bu küfür ve sövgüler resmi ellerin emriyle adete bir polikita haline getirilmiştir!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 6213
Kayıt tarihi
: 18.10.08
 
 

İngilizce Öğretmeniyim. Ek olarak makale, kitap çevirisi yapıyorum. Antalyanın bir yerel gazetesinde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster