Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1737
 

Aleviler kime oy versin?

Aleviler kime oy versin?
 

Bugün seçim olsa Alevilerin kime oy verecek? Bu soru yalnızca Aleviler için değil, toplumun tüm demokrat, özgürlükçü ve solcu bireyleri için geçerli.

Bugün CHP’ye oy atmamaya karar vermek, birçok kişi için oldukça kolay. Ama esas sorun, sandık başına gidip, onun alternatifini aradığımızda karşımıza çıkıyor. Ve CHP, bu çıkmazın içinde kendisine bir yol, bir taban bulmakta zorlanmıyor. Bugün CHP’yi var eden, onun tercih edilmesine neden olan özellikleri değil, tam tersine çaresizlik ve seçeneksizlik.

Seçeneksizlik diyorum, çünkü bahsettiğim toplumsal kesim için, bugün CHP dışındaki seçenekler, AKP ve MHP olarak gözüküyor. Bu iki parti de, geçmişten bu yana sol bir kültür ve bilince sahip insanların yönelebileceği siyasi oluşumlar değil. Özellikle Alevileri düşündüğümüzde Maraş ve Çorum katliamından sorumlu gördükleri ülkücü zihniyetin temsilcisi ile, Sivas katliamından sorumlu gördükleri siyasal islamın temsilcisi durumundaki siyasi partileri bir alternatif olarak görmeleri mümkün değil.

Bugün AKP, bu ezberleri bozmak için oldukça uğraşıyor ve bir değişim yaşadığını ispatlamaya çalışıyor. Ancak bu konuda ne kadar ikna etmeye çalışsa ve atmaya çalıştığı bazı adımlarla demokrasiye sadık bir siyasi özne olduğunu ispatlamak istese dahi, bunlar AKP’ye oy atmak adına yeterli olmuyor. Çünkü neticede demokrasi dediğimiz şey, fikirlerin tek bir noktada toplandığı bir sistem değil. Bu nedenle AKP’nin modern siyasi yelpazenin demokrat bir üyesi olarak görüp, saygıdeğer bir rakip olarak tanımlamak ayrı bir şey, o siyaseti kendi fikrinin temsilcisi olarak görmek bambaşka bir şey.

Ancak henüz bu seviyeye de gelebilmiş değiliz. Yani toplumun kendisini sol olarak tanımlayan kesimi, hala AKP’yi siyaseten bir rakip olarak değil, varlık yokluk mücadelesi yapılan bir düşman olarak algılıyor. Bunda, elbette iddiasını tam olarak ispatlayamayan AKP’nin katkısı olduğu kadar, daha çok önyargılarından ve 30 yıl öncesinin düşünce kalıplarından sıyrılamayan insanların da etkisi olduğunu düşünüyorum. Maalesef CHP’de gücünü tam olarak bu boşluktan alıyor.

Tabi bir de siyaset dışı alanlardan. Örneğin, AKP iktidarı süresince Alevi bireylerin devlet içindeki konumlarının iyiye gittiğini iddia etmek oldukça zor. Gerek Ankara bürokrasisinde gerek taşrada, devlete ait mevkii dağılımlarının toplumsal dengeyi gözetip, gözetmemesi Aleviler için son derece önemli. Bu onların siyasi tercihlerini, en az fikri yakınlık kadar belirliyor. Devletten dışlandığını hisseden Alevi kesim için, AKP’nin makro politikalarının doğruluğu ikinci planda kalıyor.

Bu elbette sadece Aleviler için geçerli bir kural değil. Toplumun tüm kesimleri benzer kaygıları taşırlar. Ancak Alevilerin bu noktadaki kaygılarının daha geçerli olduğunu kabul etmek gerekir. Merkezi güçlerle her zaman problemli olmuş bir toplum kesiminin, bir kez daha o merkez tarafından dışlandığını hissetmesi, önemsenmesi gereken bir kaygıdır. Çünkü Aleviler bu ülkede pozitif ayrımcılığı hak eden mağduriyetler yaşamışlardır.

CHP ile Alevilerin ilişkisi 1950’den sonra gerçekleşti. Örneğin CHP iktidarının yıkıldığı 1950 seçimlerinde, Alevilerin de önemli bir kısmı DP’ye yönelmişlerdi. Sonraki yıllarda CHP’nin kalesi olarak kabul edilecek Tunceli’de bile, DP, CHP’nin 9.200 oyuna karşılık 12.000 oy almıştı. Ama DP iktidarının başlamasından sonra, Alevilerin varlıklarına dair güvence saydıkları Cumhuriyet’in tehdit altında olduğu kaygısına düşmeleri, onları ehven-i şer bir tercihe zorladı.

1960’dan bu yana, CHP ile Aleviler arasında kurulan ilişki iki temel üzerine kuruldu. İlki, CHP Aleviler için merkezden gelecek tehdide karşı bir tampondu. İkincisi ise, CHP Aleviler için merkezi devlet otoritesi ile uzlaşmanın aracıydı. Çünkü ülkede şehirleşme oranı arttıkça, kırdan kente gelen Aleviler de orta sınıfın içinde yer almaya başladılar ve devletten hak ettikleri payı almaya çalıştılar. Bunun aracı da doğal olarak Sünni kökenli siyaset yapan partiler değil, laik kimliğini öne çıkaran CHP olacaktı.

Aleviler, özellikle 1960’dan sonra, komünizm tehdidi konsepti ile sağ iktidarlarla uzlaşma içine giren merkezi devletten korunmayı amaçladılar. Sünni sağ zihniyetle, farklıya tahammülü olmayan otoriter devletinin ortaklığa girişmesi, Aleviler için büyük bir tehditti. CHP bu noktada, Aleviler için hem devlete karşı tampon işlevi görüyordu, hem de hala devletle kurduğu perde arkası ilişkileri nedeni ile Alevilerin merkezi devletle uzlaşmasına aracılık ediyordu. Aleviler bu kaygılarında hiç de haksız olmadıkları, 1970’lerde yaşanan üst üste katliamlarla ispatlandı. “Milliyetçi Cephe” ismiyle ortaya çıkan siyaset yapılanmasının, aslen derin devletle kurduğu koalisyon ülkeyi Aleviler için yaşanılmaz bir noktaya sürükledi.

CHP bu noktada, 1970’li yıllarda tüm dünyada yükselen sol siyasetin etkisine girmiş ve tercihini az da olsa, devletten değil, halktan yana koyan bir siyasi rotaya kaydırabilmişti. Alevilerle CHP’nin ilişkisi bu noktada perçinlendi. Yine 1980 darbesinde en çok hasar alan toplum kesim yine aleviler oldu. Darbeden sonra da Aleviler, bir kez daha, bu kez Türk-İslam sentezi fikri altında devletle iç içe geçen sağ siyasete karşı CHP’nin yanında yer almaya devam ettiler. Çünkü, Alevi köylerine zorla camii yapılması, imam tayin edilmesi uygulamaları özellikle askerlerin yönetimde etkin olduğu dönemlerde yaşandı. Merkezi iktidar, hala Alevileri terbiye edilmesi gereken bir kesim olarak görüyordu.

Çünkü unutmamak gerekir ki, 1960’dan 1990’a kadar Alevilerin tek siyaset yapma aracı CHP değildi. Aleviler tüm bu süreçte aslen devrimci, sosyalist yapılanmaların, örgütlerin içinde aktif olarak, etkin yönetici düzeyinde yer aldılar. CHP genellikle, bu faaliyetlerin yasal zeminde ilerlemesi ve kadro devşirilmesi için uygun bir araç olarak görüldü.

1990 sonrasına ve başlıkta yer alan sorunun cevabını aramaya bir başka yazı ile devam etmeyi düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli arkadaşım, hemen her yazınızda yakın tarihimize ilişkin son derece önemli ve doğru tesbitler yapıyorsunuz. Türkiye gibi bir ülkede sol partilerin oy alamaması başlı başına bir garabettir. Ben naçizane, solun halka hitap etmesini bir türlü becerememesinden tutun da, sol partiler, hatta sol örgütler içerisinde ''ergenekon''tipi yapıların varlığına kadar çok çeşitli nedenler olduğunu düşünüyorum. Sayın B.Uzer'in tesbitleri de doğrudur. Kısacası sol halka inen bir politik çizgiyi asla tutturamadı. Ve ne yazık ki meydan bütün yolsuzluklarıyla, bütün dalavereleriyle maruf sağ partiler kaldı. Alevilerin oy vermediği bir CHP barajı aşar mı bilmiyorum ama, şu Ergenekon soruşturması ve Dersim itirafından sonra hala CHP'ye oy verenler olursa sol için ''el fatiha'' diyeceğiz gibime geliyor. Çok aydınlatıcı bir yazıydı. Emeğinize sağlık. Saygılar, selamlar.

hazandagüzeldir 
 26.11.2009 17:55
Cevap :
Solun içinde ergenekon tipi yapılar oldu mu? Bunu bilmek zor elbette. Ama belki şunu söyleyebiliriz; Türkiye'de sol zihniyet ilk yeşerdiği andan itibaren, ergenekon tipi yapılar tarafından dışarıdan yönlendirilme ya da istenilen rotaya sokulma riskleri hep vardı. Bu kanallar açıktı, çünkü o dönemden bu yana gelen sol zihniyet, devletin içindeki "iyi adamlar"la, halkla bütünleşme zahmetine girmeden devrim yapma olasılığına hep sıcak baktı. Sivil topluma yüzünü dönen ve devlet içindeki çatışmanın bir parçası olmaya çalışan sol zihniyetler için bugün gelinen nokta hiç de garip değil. CHP zaten devlet içindeki çekişmenin ana ögelerinden birisi oldu hep. Muhalefette iken bile iktidar olmanın avantajlarına sahipti. Bu ülkenin artık toplumla içiçe geçen, onun sorunları üzerinden politika yapan ve toplumsal değerleri devletin değerleri kadar önemseyen bir sol zihniyete ihtiyacımız var. Yoksa dediğiniz gibi sağ partiler bu ülkeyi iki ileri bir geri temposunda idare etmeye devam edecekler, slm  11.12.2009 0:12
 

Alevi olmamama karşılık oy verecek parti bulamayanlardan biri de benim. Şu anda söylemlere, icraatlara bakıyorum en solcu parti AKP. Hele Arınç'ın sözlerini toplayıp üstüste koyun, en sıkı solcusu edemez o sözleri. Bu durumda ben solcu parti bulamazsam AKP'ye oyumu veririm. Milliyetçilere karşı yapabileceğim tek şey bu. Dindar da değilim ama ben böyle düşünüyorum. Aleviler de din ekseninde düşünmeyi bırakıp öyle oy kullanmalılar. CHP'nin laiklik anlayışı onları tatmin ediyor olamaz. Selamlar, sevgilerle...

moonlight1 
 26.11.2009 14:54
Cevap :
Merhaba, en son 2007 genel seçimlerinde, fikirlerini paylaştığım arkadaşlardan AKP'ye oy verenler olmuştu ve onları tebrik etmiştim. Ama ben tercihimi AKP'den yana kullanmamıştım. Hiçbir iddiası olmayan ÖDP'ye oy atarak meseleyi geçiştirmiştim. Aktardıklarınız üzerinden AKP'ye oy atmayı çok garipsemem ama ben gene de tercihlerimi yaratmayı isterim. AKP neticede benim fikirlerimle oldukça mesafeli bir parti. Yaptıklarının bir kısmı benimle uyuşuyor. En başta bu ülkedeki kanı durdurma isteği ve barışı tesis etme çabaları takdire değer. Ama aynı parti bir zamanlar zinayı ceza hukukunda ceza olarak işlemeyi düşündü. Hala din dersleri zorunlu ve kaldırmak gibi bir niyetleri yok. vs vs. Ama sizinde bahsettiğiniz gibi karşısında yer alan partilerde CHP ve MHP. Bu koşullarda AKP elbette tercih edilebilir. Ama bu tercih diğer yandan ileriye yönelik yeni seçeneklerin oluşmasının da önünü tıkar. Yüzde 10 civarında bile olsa yeni bir oluşumu ve zihniyeti meclise sokmak daha doğru olurdu:-)  26.11.2009 19:56
 

Sosyalistlerin, burjuvaların, proleteryanın veya Komünistlerin vs. tekelinde değil! Değişime önderlik eden, barışa omuz veren solcu olabiliyor. Ben "Bugün sola en yakın parti AKP'dir" diyorsam, bunun için diyorum zaten. "Özal mı devrimciydi yoksa Che mi?" diye soruyorsam, bu yüzdendir. Alevilere gelince..."Alt kimlik" bu kadar bloklaşma yapacaksa, bundan pek bir hayır gelmez zaten. Oy güçleri olsaydı, CHP çok değişik bir parti olurdu bugün. Bi,raz da suçu kendilerinde arasınlar. SElamlar.

Ümit Culduz  
 26.11.2009 2:53
Cevap :
Sana kesinlikle katılıyorum. Bugün bir köylüden de, işçiden de, iş adamından da solcu olabilir. Çünkü sol Marksizimin iddia ettiği gibi sadece bir sınıf meselesi değildir. Daha çok bir bilinç meselesidir. Şuna da katılırım. Bugün Mecliste olan ya da meclise girmeye yakın partileri siyasi yelpaze üzerine yerleştirelim. İçlerinde sola en yakın parti AKP çıkar. Ama bu "AKP soldur" demek değildir. Sadece diğerlerinin tamamı AKP'den daha sağdadır demektir. Özal meselesine gelirsek, onun solla uzaktan yakından alakası yoktu iddiamı devam ettiririm. ABD'nin Irak'a girişine yeşil ışık yakıp tercihini savaştan yana kullanan, ülkede yaşanan değişimde eşitlik kaygısı taşımayan ve cunta yasalarına yaslanıp fikir, ifade, örgütlenme özgürlüklerinin önüne açmayan, ardından siyasi yasakları bile savunan bir isim solcu olamazdı. AKP bile bu konuda daha tutarlıdır. Hiç değilse 1 mart tezkeresi meclisten geçmedi ve tercihlerini savaştan yana kullanmadılar. İyi bayramlar:-)  26.11.2009 19:47
 

Aleviler var olanlara değilde, var olanların birleşerek ortaya çıkaracağı bir oluşumun itici gücü olma çabasına girmeliler. Sürekli saha dışında kalıp, düzenden kendi adlarına taviz alma çabasına girerek, hayal kırıklığı yaşamaktansa, inisiyatifi ele alarak bir nebzede olsa yönetme iddiasında olmaları gerekiyor. Bir ara "Barış Partisi" deneyimleri oldu ama uzun sürmedi. O dönemlerde CHP bu denli Alevilerin gözünde teşhir olmamıştı. Öyle sanıyorumki bundan sonra Aleviler, kolay kolay CHP'de saf tutmayacaktır. Birde Tahtacı Aleviler varki çok fazla CHP'ye itibar etmiyorlar. Daha çok DYP ve MHP'de oylarını topladı Tahtacılar. Şu anda sanıyorum 10 Aralıkçılar, Ufuk Uras, Fikri Sağlar ve SHP eksenli bir sol parti oluşumu var. Şayet dirayetli ve heyecanlı olurlarsa ciddi bir çıkış yapabilir ve Alevileride arkalarına alarak sahaya inebilirler. Selamlarımla

Yıldız Nihat 
 25.11.2009 22:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1737
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster