Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
2267
 

Algı gecikmesi ve şimdiki zaman yanılsaması

Algı gecikmesi ve şimdiki zaman yanılsaması
 

zaman


“Bilmek cahilliktir,
bilmediğini bilmek bilgeliktir!”
SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ
 

Öncelikle, şimdiki zaman derken neyi kastediyoruz? Bunu anlayabilmek için gelin bunun üzerine biraz düşünelim.
Bir saniye öncesi geçmiş zamandır. Bir saniye sonrası da gelecek zaman. Bu konuda sanırım hepimiz hemfikiriz. Öyleyse ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Çünkü saniyenin diyelim ki on milyarda biri kadar zaman öncesi geçmiş ve saniyenin yine on milyarda biri kadar sonrası gelecek demektir bu. Bu süreyi küçülterek devam edelim, saniyenin on trilyonda biri kadar kısa bir zaman öncesi geçmiş ve on trilyonda biri sonrası gelecek. Eğer bu süreyi sonsuza kadar küçülterek sürdürecek olursak ne olur? Şimdiki zaman matematiksel olarak sıfıra denk gelir (bir bölü sonsuzun limiti sıfırdır). Oysa sıfır yokluğu temsil eder. Yani matematiksel olarak şimdiki zaman “yokluk” mudur? Burada herhangi bir kelime oyunu, ya da bir hile yok. Gördüğünüz gibi şimdiki zamanı konumlandırmada bir problemle karşı karşıyayız. 


Gelin bir de şimdiki zamanı, yaşam dediğimiz olguda araştıralım. Karşınızdakine, “Ben şu an sana bakıyorum” dediğinizi varsayalım. Peki bu ne kadar anlamlıdır? Bizim karşımızdakine bunu söyleyebilmemiz için, onu “şu anda” görüyor olmamız gerekir. Ama bu mümkün olabilir mi? Görebilmek için bir süreç gerekli. Karşımızdakinden gelen ışığın gözümüze ulaşana kadar çok kısa da olsa bir yol kat etmesi gerekir. Gözümüze ulaşan ışığın da daha sonra, sinir hücrelerimiz aracılığıyla oldukça karmaşık işlemlerden geçip tekrar görüntüye dönüşmesi için ek bir süre gerekir. Bu demektir ki biz karşımızdakini gecikmeli olarak görüyoruz. Bu diğer bütün algılarımız için de geçerli bir durum aslında. 


Şimdi bunu daha basit olarak anlayabilmek için şimşeği ve gök gürültüsünü düşünün. Işık sesten çok daha hızlı hareket ettiği için, biz önce ışığı sonra sesi duyarız. Oysa hepimizin bildiği gibi bu olayda ses ve ışık aynı anda oluşmaktadır.
Eğer gece yıldızlara bakarsanız bunu çok daha rahat görebilirsiniz. Bizim şu anda gördüğümüz gökyüzündeki yıldızlar, akıl almaz derecede uzak bir geçmişe aittir. Çünkü bize en yakın yıldızın ışığının dünyaya ulaşma süresi dört yüz yıl kadardır. Yani gökyüzündeki yıldızlar yüzyıllarca öncesine ait yıldızların görüntüsüdür. Biz geceleri şu anda, milyonlarca, milyarlarca yıl öncesine bakıyoruz, geçmişi görüyoruz. 


Algılamadaki bu gecikme süresinden dolayı biz şu anda karşımızdakinin de geçmişini görüyoruz ve asla onun şu andaki gerçek görüntüsünü yakalayamıyoruz. Nasıl bir şimdiki zaman peki bu? Biz şimdiki zamanı, gerçek dediğimiz fiziksel alemde de yakalayamıyorsak, sözünü ettiğimiz “şimdiki zaman” tamamıyla bir yanılsamadır! 

BU NE ANLAMA GELİYOR?  

Bütün bunlar bizim uzay ve zaman anlayışımızda bir terslik olduğunu gösterir.
Ben yıllarca, doğu felsefesi olarak bilinen ve temelde tasavvuf olarak özetleyebileceğimiz bir anlayışı araştırdıktan sonra, pozitif bilimlerin varoluş konusundaki yaklaşımlarını daha iyi kavrayabilmek için, otuz sekiz yaşımda, yıllarca önce yarım bıraktığım mühendislik eğitimime geri döndüm ve tamamladım. Dolayısıyla bu konuları size, bir NLP uzmanı olarak değil, bir mühendis olarak yazıyorum. 

Günümüzde bilim dünyası (fizik) ikiye bölünmüş durumda. Makro uzaydaki yasalar, yani gezegenlerin hareketlerini belirleyen fizik yasaları, mikro uzayda (atom altı) geçerli değil! Bu nedenle de Avrupa’daki o ünlü atomdan küçük uzayla ilgili büyük deneyi saçmalık olarak gören hatırı sayılır sayıda bilim adamları var (bunlar arasında çoğunuzun muhtemelen adını duyduğu ünlü Stephen Hawking de dahil). Sonuç olarak bilim içinde de, politikadaki sağcılar solcular gibi bir ayrım oluşmuş durumda varoluşumuz konusunda ve bütün evren için geçerli bir fizik bilimi, yakın gelecekte pek mümkün görünmüyor. 

Bilimsel ve dinsel yobazlıktan söz ederken, ben, ne bilime, ne de dine düşman değilim. Tam tersi ikisini de ağzım açık hayranlıkla takip ediyorum! Sadece neyi ne kadar bildiğimizi gösterip, biliyorum diye kas kas kasılanların cahilliklerinden söz ediyorum. Son olarak Albert Einstein’ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum bu yazıyı: ““Bilgi ve gerçek dünyasında kendisini yargıç olarak görenler, tanrının gülüşüyle cezalandırılırlar!”. Zihninizin sakin olduğu bir gün olsun dileyen herkese! 

izzetbalci@ziprotek.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1118
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster