Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
296
 

Algı yönetimi, anlamak, algılamak ve yaşam

Algı yönetimi, anlamak, algılamak ve yaşam
 

İnt alınmıştır


Yaşamak; nefes almaktır, hissetmektir, düşünmektir, akışına uyum sağlayabilmektir.

Yaşamın akışına uyum sağlayabilmek; durumu ortamı anlamak algılamak, pozitif iletişim ve davranışı becerebilmektir.

Bireyin sosyal zekasının en belirgin yansımasının; muhatabı, ortamı ve durumu anlayarak algılayarak davranabilmesi olduğunu gözlerken, bununda genel laboraturanın günün akışında bireyin muhatap olduğu kişileri ve ortamları olduğu gibi algılayarak davranması ve süreci sorunsuz sürdürmesidir.

Kimi muhatabını anlar ve ona uygun tavır belirler, kimi insan muhatabını anlamayarak ona ters tavır koyar ve kavga türer.

Kimi insan süreci algılayarak sormadan çözer, kimi insan algılamaz sora sora çözer ve işini zorlaştırır.

Birey girdiği ortama ben geldim, beni kabul edin diyebilir veya girdiği ortamı anlar uygun tavır ve pozisyon belirleyerek hareket eder. BU durum da bireyin, girdiği ortama kendini kabul ettirmesi mi doğru yoksa ortama göre tavır ve pozisyon alması mı doğrudur?

Ortama ben geldim gerçekçilik, ortama uyum sağlamak rol yapmaktır ama ne yazık ki günlük yaşam gerçekçiliği taşımıyor ve ortamın gerektirdiği rolü becermekte prim yapıyor.

Bir nevi yaşamın gerektirdiği rolü becermek gerçekçiliğe dönüşüyor.

ANCAK bütün bunları gözlememe rağmen ben rol kapmıyorum, realist olmaktan, objektif düşünceyi sorgulamaktan vazgeçemiyorum.

Rol kapmak mı? objektif olmak mı? hangisi doğru olduğu sanırım bireyin temel duygularına dayanmaktadır.

AYRICA; birilerinin başkalarının algısını istediği şekile sokmak için oluşturdukları atmosfere (eskiden empoze, prppaganda denirken şimdi) ALGI YÖNETİMİ denmektedir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dik duruş sergilemek yıpratıcı olsa da kişiye huzur verir inancındayım...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 10.10.2014 14:07
Cevap :
Zor ve doğru:) selamlar  11.10.2014 10:36
 

İnsan bu konuda yarım sahtekar olmalı. Yani biraz dik biraz eğik duracaksın.

Kerim Korkut 
 09.10.2014 20:54
Cevap :
Enteresan:))  10.10.2014 12:25
 

Merhaba Kadri Bey...Herkes bu konuda biraz düşünmelidir...Ortama uyum sağlamak, rol kapmak gibi şeyler bana biraz ters geliyor ve doğru da bulmuyorum. İnsan, dik durmalı ve kendini topluma kabul ettirmelidir. Bunda ne kadar başarılı olunur; bunu da zaman ve zemin koşulları belirler...Bakın, M. Kemal Atatürk, devrimler öncesinde, "Elime büyük bir yetki ve kudret geçerse, ben sosyal hayatımızda arzu edilen inkılabı bir anda 'coup'(darbe) ile uygulayacağım" der ve "var olan eski(cd) müesseseleri zorla değiştirmek düşüncesinde olduğunu belirtir.(Afet İnan,M.K. Atatürk'ün Viyana Karlsbat Hatıraları,1970,s.32)...Burada bile bunun örneklerini görüyoruz. Bir gruba yönelirseniz, selam-sabah yaparsanız, "tık bankanızdaki" tık mevduatı tavan yapar...Bence, dik durmalı ve ortama uymak yerine ortama kendimizi kabul ettirmeliyiz. Bence "ortama uymak" bizi kişiliğimizden ödün vermeye yöneltebilir. Biraz sert oldu ama, benim düşüncem bu...Selamlar ve iyi bayramlar.

cdenizkent 
 07.10.2014 13:52
Cevap :
CDENİZKENT bey, Büyük gazetenin eski genel yayın yönetmeniyle yapılan röportajda "ben prensipsizim" ifadesini kullandığını okumuştum ve düşünmüştüm. Önce varoluş mantığını netleştirmek gerek sonra genel tavrı ancak ben şimdiye kadar dik durmanın yükünü hep taşıdım hatta ortama uyum esnekliğinde olanlara afedersiniz imrendim ama yine de beceremedim dokuz köyü aşmak üzereyim. Selamlar.   07.10.2014 21:10
 
 
Toplam blog
: 604
Toplam yorum
: 2048
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1148
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster