Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
369
 

Algı Yönetimi, Siyaset, Evlilik ve Aşk Üzerine

Algı Yönetimi, Siyaset, Evlilik ve Aşk Üzerine
 

      Bugün Cuma namazı sırasında hutbede ailelerin parçalandığını ve bunun acısını da en derinden çekenlerin çocuklar olduğuna dair herhalde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir mesajı hutbe konusuydu. Milletin ayarlarının iyice bozulduğu bir gerçek. Aileler her gün daha çok parçalanır oldu. Hâlbuki sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerden, sağlıklı bireyler de sağlıklı, hoşgörülü ailelerden olur. Aileyi korumak lazım da nasıl olacak bu iş?

        Aileler uzunca bir zamandır bombardıman altında. Televizyonlar, reklamlar, diziler, hatta gazeteler. Tamamı toplumu derin bir bombardımana tutmuş dururken sıradan insanların tek başlarına bu sorunun üstesinden gelmeleri mümkün değil tabi ki.

                Mesajları gönderenler; öncelikle insanın neye ne tepki verdiğini biliyorlar. Ona göre seçtikleri mesajlarda sürekli işledikleri konulara ilave olarak başka kaynakları dahi kullanmayı ihmal etmiyorlar. Öyle ki, Orta Doğuda, Kuzey Afrika’da bir kıvılcımla insan yiyen makinelere kömürü attılar. Orta Doğu’yu bir anda kana boyadılar. Hâlbuki isyana kalkışması en az olduğu sanılan, çöllerde sıcak iklimden ötürü iyice mayışmış insanların ayaklanıp, “Muammer Kaddafi’nin” cesedini tekmeleyeceklerini bundan on yıl önce kime söylerseniz söyleyin inanmazdı. Ama oldu ve bir anda toz dumana karıştı ve mayışmış Arap toplumları, bir anda yollara düştüler. Meydanları doldurdular ve olanlar bir anda oluverdi de bunu sağlayan güçler asla sorgulanmadı.

                Siyasi partiler milyonlarca dolar harcayarak seçim kazanıyorlar. Hazırlanan seçim mesajlarından tutun da seçilen kıyafetlere göre her şey ziyaret edilen mekânlar, giyilen elbise renkleri, kullanılan her türlü flama, bayrak, afiş, her şey inceden inceye bir teknolojinin ürünü. Bu konuda yazılmış yüzlerce kitap, yapılan binlerce araştırma mevcut. Tabi ki her kelime her manayı anlatamaz. Mana kelimeden önde gider. Filozoflar tariflendirir, tanımlanabilecek hale getirir. Sır olan her araştırma sırrın önemi ortadan kalkınca kamunun kullanımına, hizmetine sunulur. Avunsun yavrucaklar misali. Algı yönetimi konusunda meraklılarına birçok kitap bulunabilir. (1)

                Türkiye’de algı yönetimi konusunda da bariz olarak yıllardır çalışan, halkı uyutan, uyutmakla kalmayıp aklını karıştıran ilk önce acaba dedirten sonra da normal olarak alıştıran mekanizmalar var.  Bir misal vermek gerekirse sürekli A gazetesini alıp okuyan bir grup insan olsun, bu insanlar 3. Sayfa veya 5. Sayfa fark etmez, o sayfadaki haberleri sürekli okurlarsa ilkinde çok şaşırsalar da artık öyle haberlere alışırlar ki, o haberlerin normal olduğunu düşünmeye başlarlar. Hâlbuki o haber namına yazılanların gerçekle hiçbir ilgisi de olmayabilir. Ancak çok önemsiz görünen bu durum kanıksanmış olma durumudur. İnsanlar olumsuz haberlerle karşılaştıklarında içlerine şöyle bir olgu yerleşir;“evet bu haberler kötü ama benim kötü olabilmem için daha bir sürü aşama var. Ben şunu yapıyorum ama en azından şunları yapmıyorum” gibi savunmalar yapar. Daha sonra mesajların sürekliliğinden ötürü dikkat tek noktaya yöneltilir ve dikkat bir noktada toplanır. Bunu son derece kolay bir şekilde yapan terör örgütleri var, cemaat grupları var, sözde sosyal kulüpler var, hepsinin özel amacı mesaj kaynağını tek bir noktaya yöneltmek. Bu ilk başlarda garip karşılanırken sonraki aşamalarda hiçbir şey için çok fazla bir şey yapmaya gerek yoktur.

                Resmi istatistikler Türk aile yapısının çökmeye doğru gittiğini söylüyormuş. Geçen 2015 yılında beş yüz binden fazla evlilik olmuş yaklaşık çeyreği kadar da boşanma olmuş. (2) Dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda boşanma oranları artıyor. Ama bizim dünyadan neyimiz eksik. Bu bizde daha da hızlı artıyor. Sistem yöneticilerinin bu işten ne çıkarı olabilir diye akıl, fikir yürütmek istesek neler karşımıza çıkar?  Kimsesiz insan, kolayca her yola getirilebilir mi? Evet, kısaca tüm cevap aslında bu. Her yola getirmek istedikleri insanları yalnızlaştırıp, her yola getirmek ve birliklerini yok etmek.  Bunda da gayet başarılılar haklarını teslim etmek lazım.

                Türk aile yapısının kusursuzluğunu iddia etmek mümkün değil, buna derhal itiraz edecekler olabilir ancak insanların tüm çevrede yaşanları dikkate alarak hayatları incelendiğinde vahim sonuçlar ortaya çıkar. Öncelikle evliliklerde inanılmaz baskılar vardır, zengin fakir, ağa, maraba, çoban doktor, miras bölünmesin, gibi birçok kıstaslar yüzünden evlenemeyen binler, on binler vardır. Dünyadaki engelli doğumlarında, tüp bebek sorunlarında da dünya sıralamasına girmişiz. Türkiye Avrupa’nın en çok engelli doğumunun olduğu ülkelerin de başında geliyor. Hâlbuki doğal ortamlarda yetişen insan harici canlılarda bazıları yarım düzineden fazlasının bir defa da doğurmasına rağmen, engelli oranı neredeyse yok gibidir. Normal şartlarda insanlar da en sağlıklı olarak eşini seçme kabiliyetine sahiptir ancak alıcıları bozulan insanların doğru kişiyi bulmaları ise her geçen gün daha da fazla bozuluyor. Çünkü günümüz, medya ve internet araçları zaten kişilere rol modelleri öneriyorlar ve bu modelleri herkese öneriyorlar. Yaşları belli bir yaşta olan kadınlar; Cüneyt Arkın, Kadir İnanır erkekler Hülya Avşar veya Ahu Tuğba derdi herhalde. Ancak genetik olarak Allah doğada her bedeni kendisiyle en doğru eş seçecek şekilde yaratmış. “Bir deneye göre bir ortama on kadın ve on erkek alınmış birbirlerini gördükten sonra odadan alınan kadınlara beğendikleri erkekleri kokularından tanıyıp tanımadıklarını anlamak üzere erkeklerin tişörtlerini koklayarak yüzde yüz doğrulukla tüm kadınlar seçtikleri erkeklerin tişörtlerinin kokusundan bulmuşlar. Dünyada inanılanın aksine doğa eş seçimini doğrudan dişilere vermiş. Dişiler kokularıyla doğru eşleri pekâlâ tanıyorlarmış. Eşini aslında inanılanın aksine dişi seçermiş. Algısı bozulmamış bir erkek normal şartlarda eş seçerken fiziksel özelliklerine bakarak eş seçerken, algısı bozulmamış bir kadın kesinlikle en sağlıklı, en güçlü, en dayanıklı, en zeki yavrular meydana getirebileceği eşi seçiyormuş. Eğer yapılan onca araştırma, kitapların yazdıklarının yarısı dahi doğruysa vay halimize(3) Aşkı anlamak isteyenlerin “koku” ve “kimyayı” doğru anlamasında fayda var!

 

(1)  http://www.idefix.com/Kitap/Algi-Yonetimi/Umit-Ozdag/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Turkiye-Politika-/urunno=0000000609992?gclid=CMnEnuXB9NECFVNuGwodbSQIuA

(2)  http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1060

(3)  http://www.idefix.com/Kitap/Koku/Patrick-Suskind/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000064051

(4)  http://www.idefix.com/Kitap/Uzak-Koku/Murat-Guzel/Edebiyat/Siir/Turk-Siiri/urunno=0000000278032

(5)  http://www.idefix.com/Kitap/O-Koku/Sunullah-Ibrahim/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000568396

(6)  http://www.idefix.com/Kitap/Kuskun-Koku/Ertugrul-Tiryaki/Edebiyat/Siir/Turk-Siiri/urunno=0000000683450

(7)  http://www.idefix.com/Kitap/Kokular/Philippe-Claudel/Edebiyat/Deneme-Yazin/urunno=0000000700943

(8)  http://www.idefix.com/Kitap/Kokular-Kitabi-2-Parfumler/Vedat-Ozan/Hobi/Genel-Ilgi/urunno=0000000669458

(9)  http://www.idefix.com/Kitap/Kokular-Kitabi/Vedat-Ozan/Hobi/Genel-Ilgi/urunno=0000000628633

(10)  http://www.idefix.com/Kitap/Siyah-Koku/Gulayse-Kocak/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0000000389864

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu sayede bilmediğim bir şeyi daha öğrendim, Orhangazi Ortaokulu binasını, Orhangazi Ortaokulu ile Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu ortak kullanıyormuş, Fatih Anadolu Lisesi taşınınca Orhangazi Ortaokulu da bu ikili durumuna son vermiş, artık ayrı binalarda sürdürecekler varlıklarını. Din eğitimine karşı değilim, tam tersine tarih öğretmeni kimliğim dinsiz bir toplumun yaşayamayacağını söyler. Ama 28 Şubat’tan bugünlere geldik, bilmem ki bugünler nereye götürecek bizi? Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 03.02.2017 23:42
Cevap :
Din hassas bir konu; din dünyayı güzelleştirip, insanları doğaya, birbirine, birlikte yaşama karşılıklı anlayışa sevk etmesini umuyorum. Diğerleri için ise( cinayetler, ölümler, savaşlar, din savaşları, din ticareti) bence dine gerek bile olmayabilir.   10.02.2017 0:59
 

Parçalanma salt ailede değil, bütün toplumsal kurumlarda; siyasette, eğitimde, ekonomide, dinde… Kim, neyi seçerse seçsin, karşılıklı ahitlerini yerine getirmiyorlarsa, tam tersine yeni ahitleşmelerle yol alınmaya çalışılıyorsa, ne toplumu ne de genel anlamda insanlığı yaşatmak mümkün değildir. Bugün Cuma sonrası garip bir durumun tanığı oldum. Evime yakın Fatih Anadolu Lisesi vardı, Cumadan gelirken girişine gözüm takıldı, Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu yazıyordu. Merak bu ya, gittim bu ne zaman gerçekleşti diye. Bu sömestri tatilinde olmuş, Fatih Anadolu Lisesi taşınmış, yerine de Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu gelmiş. Geldiği yer de, Orhangazi Ortaokulu.

Rıza Üsküdar 
 03.02.2017 23:41
Cevap :
Kim neden geçiniyorsa ondan ekmeğini kazanıyorsa ya profesyoneldir, ya da gönül adamı. Gönül adamının zenginliği beynindedir. "Her insanın tutsaklığı da özgürlüğü de beynindedir"  10.02.2017 1:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1849
Toplam yorum
: 296
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster