Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
115
 

Algı yönetimi

Algı yönetimi
 

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi teknoloji ilerledikçe hayatımız başkaları tarafından daha da kolay yönetilir oldu. Hiç bir şeyimiz gizli değil, hiç bir özelimiz kalmadı. Davranışlarımız bile kontol edilir oldu. Neye nasıl tepki vermemiz gerektiği bile öğretiliyor. Kendimize has , özel ne tepkimiz ne de düşüncelerimiz var. Hepsi bize farkında olmadan öğretiliyor. Televizyon, internet, sosyal ağlar, filmler ve kitaplar. 

Hepsini anladıkta kitaplar da ne demek oluyor diyebilirsiniz. Ben de bunu yakın bir zamanda farkettim. O nedenle bu algı yöneten araçlardan öncelikle kitaplara değinmek istiyorum kitap kurdu biri olarak.

Bir çok best seller ( bak yine yönetilen algımla yazdım :)) çok satan kişisel gelişim kitapları okudum. O mu hayatımı değiştirir, bu mu beni kurtarır, yok kesin benim sorunumu bu kitap çözer, hah aradığım cevap bu kitapta, ilişkimi bununla kesin düzeltirim diye okudum da okudum.  Tabi ki içinden bir kaç cümlede olsa faydam olmadı değill ama o cümlelerde aslında çok önceden zaten birileri tarafından yazılmış. Süslenip değiştirilip tekrar bizlere sunulmuş. Kimler olduğunu yazının sonunda göreceksiniz.  

Tabi ki bu kitapların yazarlarının çoğu ne tesadüftür ki Amerikalıdır.  Ben tüm talimatlara uymaya çalıştım. Sahip olmadığım şeylere sahipmişim gibi yaptım, söyle düşün dediler düşündüm, elini kaldır, bacağını aç, gözünü şaşı yap, onu yap bunu yap  herşeyi harfiyen yaptım. 

Bir süre sonra baktım ki kitaplar birbirinin aynı farklı kelimeler ile aynı şeyler anlatılıyor.  Hatta bir tanesi çok eskiden yayınlanmış bir kitabı birebir kopya etmiş bir de çok satan olmuş. 

Tüm bu kitapların ortak bir amacı vardı Amerikan kültürü olan insanları bencilleştirip, bireyselciliğe dönüştürmek.  Onları yalnızlaştırıp birlikten, beraberlikten, sevgi toplumundan uzaklaştırıp, koparmak. 

Bu kitaplara ilk başlamam inanılmaz mutsuz olduğum bir dönemde  ve içimdeki boşluğu doldurabilmek amaçlıydı. Ama baktım ki boşluk kapanmıyor hatta daha da büyüyor. 

Sonunda ise gördüm ki Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yokmuş.  Boşluğu dolduracak aradığım şey burnumun ucunda, hatta kanımda dolaşıyor ruhumu besliyormuş. Evet içimdeki Tanrı'yı keşfettim. Bunun için de taaaa Amerika'ya kadar gitmeye gerek yokmuş :) Bizim buralarda , toprağımızda bu mümkünmüş,

Elbette ki baş rehberim Kur'an ama bu noktaya gelmek için Mevlana, Halil Cibran, İbni Arabi, Ömer Hayyam ve adını burada sayamayacağım nice tasavvuf ve ilim insanının kitapları rehber oldu bana. 

Uzun bir yol katettim ama deydi, gelmem gereken nokta da ve doğru yoldayım şimdi :)

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

içimdeki ben e iltifat eden tek şey:) bağımlılık böyle başlıyor sen onu keşfedince bitiyor..kullandığımız yerlerde mutlaka olmuştr bu kadar iltifatı onlarda hakediyor haklarını yememek lazım..ama insanları pohpohlaya pohpohlaya bencilleştirdkleri bi gerçek..dinle dengelenebilir ..tek taraflı olan herşey böyle ..

savas barka 
 31.01.2016 17:09
Cevap :
Cok tesekkurler yorumunuz için. Size aynen katılıyorum bağımlılık haline getirmeden okuyarak içinden bize lazım olanı almak gerekir.   31.01.2016 22:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 232
Kayıt tarihi
: 22.03.15
 
 

LİSANS MEZUNUYUM FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇALIŞIYORUM İLGİ ALANLARIM; Kitap okumak, insan davranışlarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster