Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '16

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
332
 

Algı yönetimi

Algı yönetimi
 

Görsel netten alıntıdır.


Bundan yıllar önceydi, bir seminere katılmıştım, ilgili bakanlığım personeliyle birlikte ve o bakanlığın yaşam koçlarının verdiği.

"Kırmızı bir etek-ceket giyip, saçlarımı sarıya boyatıp, biraz da makyaj yapıp gelseydim, yıllar sonra benim sadece dış görünümümü hatırlayacaktınız. Ama ben bugün sizlerin algısına seslenmek, ve orada iz bırakmak istiyorum" demişti semineri veren uzmanımız. Gerçekten de bugün o hanımın ne dış görünüşünü ne de adını hatırlıyorum. Ama o seminer ve içinin doluluğu gün gibi aklımda.

Seminerin başlıca konusu, empati ve hoşgörüydü. Konuları öyle güzel birbirine bağladı, konu aralarında öyle tatlı geçişler yaptı, beden dilini o kadar güzel kullandı ki uzmanımız, iki günlük seminer iki saat gibi geçmişti benim için.

Masasında hiç oturmadan, mümkün olduğu kadar yan yana veya yakın mesafelerle, yukarıdan bakarak değil, mümkün olduğunca göz temasını aynı seviyeden yaparak konuştu bizlerle. Seminer sadece bilgi verip gitme değil de bir alış-verişti benim için. O verdi ben aldım, ben sordum o yakaladı derken geçti iki gün.

"İlişkilerde mesafeler vardır, herkes her mesafeye sığmaz. Bazıları sadece odana sığar, bazılarının yeri masanın önünde oturacak kadardır, bazıları kol boyu mesafendedir, bazıları ise kalbine kadar girer. Herkesin  yeri ve değeri ayrıdır, kişileri değerlendirken ve sıralamaya koyarken bunu unutmamak gerekir.

Anlaşılmanın en kolay ve en güzel yolu anlamaya çalışmaktır. Herhangi bir sorunda ya da olayda o bana ne yaptı, neden yaptı, nasıl yaptı... Gibi sorular sormak yerine, bu durumu meydana getirecek -ben ne yaptım-; demek sorunu en baştan çözmeye bir adım atmaktır. Aynaya baktığımızda kendimizi görürüz, bir başkasını değil. Kişinin aynası kendisini gösterir, kendisini yansıtır. Önce aynada kendi görüntümüzü eleştirmeyi bilelim" demişti.

Algı yönetimi bir beceridir.

Kişinin ruh hali, genel yapısı, sosyolojik durumu, yaşam felsefesi  baz alınarak çıkılan yol ve çeşitli aşamalar algı yönetiminin basamaklarıdır. Algıyı doğru yönetebilmek için, hedef alınan kişi veya kişilerin gözlenmesi, olaya motivasyonunun sağlanması ve o kişi ve kişilerle doğru iletişimin kurulması gerekir. Algı yönetiminin hedef ve amaç edinildiği durumlarda empati ve hoşgörü bana göre olmazsa olmazdır. . Diğer bir deyişle, algı yönetiminin ilk basamağı empatidir.Bazen geri adım atmak, bazen bir sözü geri çekmek, bazen özür dilemek kısa mesafede kişiye kayıp gibi görünse de bana göre uzun vadede her zaman kazançtır.

Değilse; sanal ya da gerçek yaşamda bin bir çeşit insanla yüz yüzeyiz. Kimi yalancı, kimi dedikoducu, kimi iftiracı, kimi saldırgan... Simalar nasıl farklıysa, kişilikler de farklı. Ön yüzü gibi arka yüzü de değişik kişilerin. Bana göre sen belki işe yaramazın tekisin, belki yalancı, belki düzenbaz. Ya ben de sana göre öyleysem!

Dik eleştirmeden olduğu gibi kabul ederek, ama yakınlık göz önüne alınarak yumuşak uyarılar benim olmazsa olmazım. Kırmadan gücendirmeden...Dedim ya, ya ben de işe yaramazın tekiysem!

Bugün eskileri karıştırma günü ilan ettim kendime. Çayımı demledim, radyomu açtım oturdum. Çekmecelerde eskilerden kalan notları bir bir çıkardım,  yazıları okudum.  Bazılarını atmaktı niyetim. Ama böylesi güzel bir seminer notunu atmaya kıyamadım. Okudum ve tekrar yerine koydum.

Günün mana ve önemine binaen de birkaç satır yazmak istedim.

Sevgi ve muhabbetle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir yazıydı Nuray'cım, ellerine sağlık. Ayrıca Refik Bey de yorumlarında çok önemli bir hususa değinmiş, ki aynen katılıyorum. Nitekim, ya yaşıyor ya da tanık oluyoruz işte bu tür insanlara bire bir, hem de heryerde ve sürekli. Onun için, demişsin ya hani "ya ben de sana göre öyleysem" diye. Önemli olan burada "ona göre",şuna göre buna göre, yani birilerine göre değil, "gerçekten de" öyle olup olmadığımızdır. Zira "ona göre" öyleysek bu zaten onunla ilgili bir durumdur, genellikle bizimle ilgili değildir. Çünkü insanlar, kendi derununda ne varsa ve ne kadar varsa karşısındaki insanı da ancak "o sınırlar dahilinde" değerlendirebilir, daha fazlasına kapasitesi yetmez. Kendi anlayış, izan ve bilinç potansiyeli, karşısındakini "olduğu gibi, doğru ve tam" bir şekilde değerlendirebilmeye - anlayabilmeye yeterli olmaz, onun için zaten ona da "öyle gibi" gelir. Bunda da maalesef bizim yapabileceğimiz pek de bir şey yoktur ya da çok kısıtlıdır ne çare ki. Öpüyorum canım, sevgilerimle..

Filiz Alev 
 24.02.2016 15:41
Cevap :
Hani bir söz var ya, "ne anlatırsam anlatayım, anlayabildiğindir anlattıklarım." İşte aynen böyle yorumundaki gibi. Keşke önce ve de illa anlamaya çalışsak.Sevgiler arkadaşım.  03.03.2016 0:00
 

Yorum 2: Toplumumuzda giderek yaşanan düşüşe baktığınızda, bizi ayakta tutan, birlik ve berberlik ruhunu oluşturan, "Atatürk İlkeleri"nin artık unutturulmaya çalışıldığını, daha iyi yaşamak için, emek vermediği ve hak etmediklerini elde etmeye çabalayan bir zihniyetin, peşinde koşulduğunu, vicdanı, hukuku bir kenara bırakarak, aldatmanın, istismar etmenin, çalma/dolandırma ve terörün, öte yandan, güçlülerin kural ve kanun tanımasızlığın artık kanıksanan ve yadırganmayan, yürek yakıcı gelişmeler olduğunu görürsünüz. Birinin evini kiralayan bir kiracı, kirasını ödememekte, verdiği çek ve senedin bir yaptırımının olmadığı idrakinde, mal sahibini gülerek tahrik edebiliyorsa, yargı kararlarına rağmen, doğayı katledenler, o yörenin insanlarının feryadına kulaklarını tıkayarak, ısrarla yollarına devam ediyorlarsa, halkın tükettiği gıda maddelerinin DNA'sını değiştirenler, korkusuzca volta atabiliyorlarsa, kimlerle nasıl anlaşacak ve iletişim kurabileceksiniz? Selam, saygı ve sevgilerle.REFİK

Refik Başdere 
 14.02.2016 14:46
Cevap :
Sevgili Refik Bey; benim yazımdan çok daha güzel yorumunuz. Bölüp parçalasak bir çok blog yazısı olabilecek konulara değinmişsiniz. Pek çoğumuzun ortak düşünceleri bunlar. Ama yine pek çoğumuz da elimiz kolumuz bağlı, duruyoruz öylece. Allah'tan sosyal medya diye birşey çıktı da, klavyeye kuvvet durmadan yazıp çiziyoruz. :) Ne ifade ediyor onu da pek bilmiyorum ama. Dedim ya üzerine çok konuşulacak bir yorum yazmışsınız. Teşekkür ediyorum ilginize. Sevgi ve muhabbetle...  24.02.2016 3:15
 

Değerli yazarım, Sevgili Lilacan hanımefendi, çok önemli bir konuyu mükemmel bir üslupla gündeme taşımanızdan ötürü sizi içtenlikle kutluyorum. Türk toplumunda yaşanan üzücü düşüş, sevgisizliğin, hoşgörüsüzlüğün ve iletişim eksikliğinin işaretidir. Birbirimizle olan dialog kopukluğu yanı sıra, toplumdaki algılamanın farklı görüş ve değerler içerisinde mütalaa edilmesi, gerçekten bu çöküşe neden olan etkenlerdendir. Ancak, insanları, bilimsel gerçeklerle, erdem nitelikleriyle, hak/hukuk kurallarına saygınlık ilkeleri ile oluşturmaya yönelik programlar bir kenara itilmiş, toplumun akıl ve ruhu başka değerlerle ilgilenmeye yönlendirilmişse, algı yönetimini nasıl uygulayabilirsiniz. Onları öncelikle bu ulvi değerlerin anlamına inandırmak gerekir ki, diyalog kurabilesiniz. Sizin işaret edeceğiniz güzellik ve hoşluklardan haz almaya, bir insanı yönlendirebilmek için, önce o insanda, bu değerlere bir nebze ilgi ve inanç olmalıdır. İşte ülkemizde yaşanan gelişmeler: devamı 2'de

Refik Başdere 
 14.02.2016 14:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1548
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster