Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '14

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
420
 

Ali Kaya'nın Mustafa Kemal'e şikayet kitabı: Hal Böyleyken Sarı Saçlım

Ali Kaya'nın Mustafa Kemal'e şikayet kitabı: Hal Böyleyken Sarı Saçlım
 

Sarı saçlım, mavi gözlüm… Bu adı duyunca, Aşık Mahzuni Şerif’in dizeleri ve ezgisiyle ölümsüzleştirdiği, Mustafa Kemal özlemini, içtenliğini, sevgisini, saygısını çağrıştıran dizeleri, ezgisi gelir aklıma. 

Özge insan Mustafa Kemal bir özlemin adı olur, bir baş vurunun ilk adresi… Başı sıkıştıkça aklı başındaki aydın insanın sıkıntısını, kaygısını dile getirmek için kapısını çaldığı kişidir aynı zamanda sarı saçlı, mavi gözlü adam…

Ali Kaya da “Hâl Böyleyken Sarı Saçlım” kitabına bu adı seçerken, aynı özlemi, sevgiyi, içtenliği, arayışı duyumsamış olmalı. Dileğinin, düşüncesinin Mustafa Kemal’e bir dilekçe, bir mektubu gibi olduğunun da ayrımına vardım yazılarını okurken.

 Ali Kaya 1944 Isparta Aksu doğumlu. 30 yıla yakın değişik kentlerde Edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yapmış bir eğitimci.  Otuz yıldır da çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanıyor.  “Başında sabahladığım yazılarımın gazete sayfalarında kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadı nedense…Binlerce yazının içinden seçerek bir güldeste yaptım.”

Gazete ve dergilerde yazmak düzeyli, saygın bir uğraş. Hele yazdıklarını bir kitapta toplamak, derli toplu biçimde okur katında sonsuz kılmak, paylaşmak daha güzel eylem.

Gazeteler eskiyor, bir kenara atılıyor, yazılar unutuluyor. Ancak bu yazılara imza atan, emek veren kişi saklar  onları, biriktirir. Ne  var ki bir gün çok yer kaplayan bu gazeteler ya uçar, ya kullanılır bir yerlerde, yitip gider. Saklamak her zaman kolay olmaz.

Zaman geçtikçe o yazıların gazete ve dergi sayfalarında kalmasını, yitmesini, atılmasını, unutulmasını içine sindiremez yazan insan. Ali Kaya da aynı düşünceler içinde olmalı ki, yazdıklarından bir seçki yapmış, adını da Hâl Böyleyken Sarı Saçlım (*) koyup okurla buluşturmuş. İyi de etmiş.

Ben de yazıyla iç içe olan yazarın, şairin inandığı, sevdiği, okurla yeniden buluşmasını istediği yazılarını bir kitapta toplamasından yanayım. Dili, anlatımı, seçtiği konuları, güvendiği, güncelliğini ve sıcaklığını yitirmeyen yazılarını kitap oylumunda yayımlamak güzel bir gelenek olsun isterim.

Yıllardır yaşamını İzmir’in şirin ilçesi Dikili’de sürdüren Ali Kaya, hemen tüm yazılarını bu kentte yazmış, yerel gazetelerde, dergilerde yayımlamış. Yerel konulara da el atan yazar, Dikili’nin örnek Belediye Başkanı Osman Özgüven’i de sevgi ve saygı duygularıyla anmış, anlatmış. ”Düşünelim ki hiçbir şey yapmadı sayın Özgüven…Anadolu’nun Ege kıyısındaki batıya açılan aydınlık bir penceresi Dikili’mizde, yoz yobaz şeriat yanlıları istedikleri gibi at oynatamadılar bugüne değin. Yetmez mi bu… Uygar ve aydın insanların gelip Dikili’ye yerleşmesi, özlemini duyduğu hasletlerin başında geliyor olması övünülecek bir durum değil midir sizce de?”

Ali Kaya çağdaş olmanın, ilericiliğin, erdemli, uygar ve demokrat duruşun,  geleceğe sevgi ve umutla yürümenin, sorumluluk bilinciyle davranmanın gereğine inanarak yazmış yazılarını.

Güncel olan bir çok konuya dikkat çekiyor Ali Kaya yazılarında. Lozan antlaşmasının önemini, günümüze değin süren anlamını anımsatıyor yeniden.  31 mart gerici ayaklanmasının günümüze yansımasını değerlendiriyor. 68’ler hareketinin  devrimci, bağımsızlıkçı, özgürlükçü ruhunu günümüzde de sürdüğünü vurguluyor: “68, bir yürek yangınıdır. Bağımsızlık ve özgürlük sevdasıdır. Tıpkı Mustafa Kemal gibi, Köy enstitüleri, Halkevleri, Halkodaları gibi, 40 kuşağı, 27 Mayıs gibi, Cumhuriyet’in ve bağımsızlığın simgesidir bu 68 hareketi…” (s.42)  Köy Enstitüleri, gençlik, dil,tiyatro, eğitimde yaşanan karmaşa ve sıkıntılar… Bu ve benzeri bir çok konuyu yazılarına taşımış. Bu arada Nazım Hikmet’i, Necati Cumalı’yı, Sabahattin Ali’yi, Rıfat Ilgaz’ı,  İlhan Selçuk’u, Demirtaş Ceyhun’u, Uğur Mumcu’yu, Âşık Mahzûni Şerif’i de anmadan geçmemiş Ali Kaya. Ülkemizin bu aydınlık insanlarını günümüz koşullarının, yaşananların duyarlılığı, duygudaşlığı ile anıyor.

Hâl Böyleyken Sarı Saçlım… (s.98) yazısı başta da belirttiğim gibi bir özleyişin, şikâyetin, danışmanın, başvurunun sesi, iletisi:”Senin yokluğunu fırsat bilenler, yaptıklarını birer birer yıkıyorlar  Mustafa Kemal’im. Halkına düşman, ordusuna düşman, yargısına düşman, üniversitesine düşman, bilime, aydınlığa, aydınlanmaya düşman öyle bir nesil türedi ki… Köylüsünü, çiftçisini, esnafını, memurunu, ve emeklisini sefalete terk edenler, herkese yalan söyleyip esarete terk etmenin hesabı içindedirler bilesin…”

Öyle olaylar yaşanıyor ki ülkemizde, gündem öyle sık değişiyor ya da değiştiriliyor ki, şaşmamak, üzüntü ve sıkıntı duymamak olanaksız. Kimisi için dün vardı, geçmişte yaşandı, artık bugün bunlar yaşanmamalı diyeceğimiz nice düşünce, eylem,  davranış bugün de katlanarak sürüyorsa, yaşanmamalı, değişmeli derken, hâlâ  gerici, çağdışı, gerilimi artırıcı, yaşamı olumsuz kılıcı olayların yaşanması insanın yüreğini burkmuyor mu dostlar? “50 yıldır benim bu garip ülkemde -geri düşmenin dışında- değişen pek bir şey olmadı hiç.Bu gidişle değişeceğe de benzemiyor zaten.” Ali Kaya da bu gidişten  endişeli, kaygılı, kederli…

Hâl böyleyken, gerilimli zamanlar çoğalırken, acılar, kederler artarken, tamamen umutsuzluğa düşmek de umar değil, çözüm değil elbet.  Ali Kaya da duygularını, düşüncelerini, derdini, kederini gene Mustafa Kemal’e duyurmak, duygusal, düşünsel iletişim kurmak, özlemini gidermek için onunla söyleşmiş.

Bu kitabı okurken aklıma şair Halim Yağcıoğlu’nun yıllar önce yazdığı “Mustafa Kemal’den Son  Mektup” şiirini anımsadım. Benim de 1960’lı yıllarda Ankara’da tanıdığım, dost olduğum o saygın insanının şiiri şöyle başlar:

Siz beni hâlâ anlayamadınız,

Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Şiir uzun. Şair şiiri yazdığı zamanlarda da değişen bir şey yok. O da gelecek adına kaygılı, endişeli, üzgün. O yüzden diyor ya; “Siz bana neler yaptınız ondan haber verin, / Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,”  Yokluğun, yoksulluğun, yoksunluğun üstesinden gelebildik mi? Yönetenlere bakılırsa güllük gülistanlık ortalık. Sevgili Halim Yağcıoğlu da o gün durumun iç açıcı olmadığının ayırdına varmış olmalı ki bu dizeleri yazma gereği duymuş.   

 Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter,

Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Ali Kaya“Hâl Böyleyken Sarı Saçlım” ı da oluştururken, biliyorum aynı duygudaşlık, düşündeşlik içinde. Kitabındaki her yazı da bunu duyumsatıyor.

 

(*) Hâl Böyleyken Sarı Saçlım, Ali Kaya’nın Yazıları, Etki Yayınları,  İzmir 2013

 

 

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1432
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster