Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
382
 

Ali'nin günlüğü - 3

Ali Dedeşin ve arkadaşları Nazilli İlköğretmen Okulunun birinci sınıfında okurlarken, okulun kapanmasına çok kısa bir süre kalldığı günlerde 27 Mayıs 1960 günü Ordu yönetime el koymuş, Radyodan ardı ardına Milli Birlik Komitesi bildirileri yayınlanıyor. Bu radyo yayınları, okul Müdürü Sadi bey, Tarım Öğretmeni İbrahim KAYA bey ve Türkçe öğretmeni Beytullah ÇAVDAR bey tarafından, yemekhanede; çocukların gözü önünde konuşulup, değerlendiriliyordu.

Ali Dedeşin'de bu değerlendirmeyi aynen Günlüğüne geçiriyordu. Ali'nin Günlüğünden okumaya devam edelim:

Okul Müdürü Sadi Bey;İktidarın son zamanlarda, çok agresifleştiğini, kendi yandaşların dışında kimseye bir hak tanımadığını, iktidar yandaşlarının en ufak bir ihbarında, Jandarma ve Polisin halkı sorgusuz sualsiz götürüp, içeri attığını, özellikle muhalefete mensup(oy veren) vatandaşların bundan çok muzdarip olduğunu, demokrasinin kendi yandaşlarına işletildiğini, diğer yurddaşlara işletilmediğini, 1924 Anayasasından kaynaklanan boşluğu, değerlendirip, kendi yandaşlarının dışında kimseye hak tanımadıklarını, 1924 Anayasasının Çoğunlukçu Demokrasi anlayışı getirdiğini ve bu çoğunlukçu anlayışın, iktidar yandaşlarının işine yaradığını, iktidarında; çoğunluk benim, ben ülkeyi istediğim gibi yönedirim anlayışı ile hareket ettiğini, ayrıca ülkeyi küçük Amerika yapacağım diye, borç batağına sürüklediğini, Türkiye Cumhuriyetinin 1940 lı yıllara kadar, Osmanlı İmparatorluğunun borçlarını ödediğini, her mahallede bir milyoner yaratacağız diye, kendi yandaşlarına para dağıttıklarını, köylerdeki imece usulü ile yapılan işlerin bile, bir partiliye para ödeme sebebi sayıldığını, Demokrat Partili olmayanların, tapusu olmayan arazilerinin ellerinden alınıp, Demokrat Partili olanlara verildiğini, bununda adalet ilkesi ile bağdaşmadığını, Cumhuriyet yönetiminin özüne ters olduğunu söylüyordu.

Türkçe Öğretmeni Beytullah ÇAVDAR bey; Sadi bey düşüncelerinize aynen katılıyorum. Milli Birlik Komitesinin yayınladığı bildirilere bakılırsa, bu adaletsizlikler ortadan kalkacak. Milli Birlik Komitesi tarafından atanan ve yeni kurulan hükümetin, toplumun her kesimine eşit uzaklıkta olacağını, herkese eşit muamele yapcağını, parti ayrımı yapmadığı için de halk tarafından büyük bir destek göreceğini, bu destek ile çok kısa sürede Kurucu Meclis tarafından yeni bir Anayasa hazırlayacağını, Milli Birlik Komitesinin açıkladığı takvimde; Kurucu Meclisin en kısa zamanda kurulacağını ve toplanıp, ülke yararına olan kanunları kısa sürede çıkartacağını, en kısa sürede Anayasayı da hazırlayıp, halkın onayına(Referandum) sunacağını, tutuklanarak, Yassı adaya sürülen, Hükümet üyeleri ve iktidar milletvekillerinin en kısa sürede kurulacak özel bir mahkeme tarafından yargılanacağını söylüyordu.

Bu ihtilalin en koyu savunucularından olan, Tarım Öğretmeni İbrahim KAYA bey; Sadi Bey ve Beytullah Bey ne kadar güzel anlattınız. Ben yaz tatili sonrası çocuklara, kurulacak Kurucu Meclis'in hazırlayacağı Anayasayı ve getirdiği yenilikleri anlatacağım. Şimdi aynen sizlerin yorumuna ve değerlendirmesine katılıyorum. Sadi Bey sizin de Kurucu Meclis üyesi olmanız için öneride bulunacağım, sanıyorum kabul ettiririm. Eğer Kurucu Meclis Üyesi olursanız, yukarıda anlattıklarınızı aynen uygulayın. Yeni hazırlayacağınız Anayasaya da aynen yazın. Bunu sizlerden bekliyoruz. Yüzümüzü kara çıkartmayacağınızı biliyoruz! dedi.

İbrahim Bey ve Sadi bey Köy Enstitüsünden sınıf arkadaşları idiler. Bu nedenle çok samimiydiler. Birbirlerine saygıları ve sevgileri sonsuzdu. Bu arkadaşlıkları, o zamandan bu zamana kadar devam etmişti. Ve halen devam ediyordu. Sadi Bey okul Müdürü olarak atandığında, buna en çok İbrahim KAYA sevinmişti. Sadi Bey; İbrahim KAYA'ya Müdür Yardımcılığını teklif etmişti! ama, İbrahim KAYA kabul etmemişti. Halinden memmun olduğunu söylemişti.

Okullar Haziran'ın ilk hafta sonu tatile girdi. Ali Dedeşin ve üç arkadaşı köyün yolunu tuttular. Hepsi de sınıflarını geçmişti. Köylerine büyük bir özlemle döndüler. Dört aylık yaz tatili çok kısa sürdü. Eylül ayında yine okulun yolunu tuttular. Ali köyde yaşadıklarını da Günlüğüne yazmaya devam ediyordu.

Okulun açılması ile hemen dersler başladı. Yaz tatili boyunca, Milli Birlik Komitesi epey yol almıştı. Kurulan Kurucu Meclis'e Okul Müdürü Sadi Beyde çağrılmıştı. Okul Müdürünün yerine de İbrahim KAYA Müdür olarak atanmıştı. İbrahim KAYA yine Tarım derslerine giriyordu.

Kurucu Meclis'in hazırladığı Anayasa yavaş yavaş netleşiyor ve halk arasında tartışılıyordu. İbrahim KAYA da bu durumu, Tarım derslerinde öğrencilerine anlatıyordu.

Şimdi Okul Müdürü İbrahim KAYA'nın anlattıklarını, Ali DEDEŞİN'in günlüğünden okuyoruz:

Yavrularım, Kurucu Meclisin hazırladığı Anayasanın özellikleri şunlardır;

-Çoğunlukçu Demokrasi anlayışından, çoğulcu Demokrasi anlayışına geçilecek. Anayasa'nın üstünlüğü tartışılmayacak. Böylece; Türkiye Büyük Millet Meclisi; egemenliği tek yetkili olarak kullanamıyacak. Yetkiler Anayasanın koyduğu diğer devlet organları ile ortak kullanılacak. Bu organlar, Yasama, Yürütme ve Yargı olarak kuvvetler ayrımı ilkesine dayanacak. Yasama'yı Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yürütmeyi Başbakan ve Bakanlar Kurulu yapacak, Yargı organları da bağımsız olarak görevlerini yapacaktır. Ayrıca Yasama tarafından çıkartılacak kanunları denetlemek üzere Anayasa Mahkemesinin kurulduğunu ve bu mahkemenin çıkartılacak kanunların Anayasaya uygunluğunu denetleyeceğini;

-Çoğulcu toplum yapısının geliştirilmesini, çoğulcu yapının, toplumda yer alan fakat devletin idari yapısının içinde yer almayan bazı grup ve toplulukların siyasi baskı grubu olarak ortaya çıkacağını, bu baskı gruplarının devleti yönetenleri, yönlendireceğini, bu amaçla, Dernek, Sendika, Siyasi Parti kurumunun serbest olduğunu, özerk statülü üniversitelerin kurulacağını;

-Temek Hakalırn Genişletilmesi ve Güçlendirilmesi: Hürriyetler çok daha ayrıntılı biçimde düzenlenecek, insan haklarına dayanan devlet yönetimi esas alınacak, Temel Hak ve Hürriyetler, Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınarlandırılabilecek, Kanun, kamu yararı, genel ahlak, kamu düzeni, sosyal adalet ve Milli Güvenlik gibi sebepler ile de olsa; bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamıyacağını;

-Anayasa Mahkemesince; kanunların, Anayasaya uygunluğunun denetlenmesi de kişi hak ve hürriyetlerinin daha güvenceli duruma gelmesini sağlayacaktır. Diyordu...

İşte böylece; gündemi dolu, yoğun bir öğretim yılı başlamış oldu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 3017
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster